Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamber Efendimizin Bir Günü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kayýp_gül" data-source="post: 32991" data-attributes="member: 3579"><p><a href="http://www.umutfm.com/umutforum/index.php?PHPSESSID=107d3de1dfb6ba2e746af576c7005d4e&topic=24957.msg113700#msg113700" target="_blank"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">PEYGAMBER EFENDİMİZİN BİR GÜNÜ </span></span></span></a></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Prof. Dr. Abdulhakim Yüce </span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: teal"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Normal bir ömür yaşamış her hangi bir insanın hayatından yirmi dört saatlik kısa bir dilimi, yani 'bir gün'ü anlatmak, o kişiyi tanıtma adına ciddi yetersizlikler taşır. Zira yaşanan günlerin hemen hiç biri diğeriyle aynı değildir. Hele o kişi Efendimiz (sav) gibi, müstesna bir zat ise iş daha da zorlaşacaktır. Bu zorluğa rağmen günü belli dilimlere ayırarak, aynı günde olmazsa bile, o zaman diliminde genellikle işlenen fiilleri, sahih kaynaklar ışığında ele almaya gayret ettik. </strong></span></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: teal">Asr-ı Saadet ve sonraki dönemlerde günler daha çok cami etrafında ve namaz merkezli geçtiğinden, günü namaz vakitlerinin sayısınca beşe böldük. Efendimiz (sav) ve o çizgide gidenlerin hayatında gecenin ayrı bir önemi olduğundan onu da ayrı bir dilim olarak ekledik. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: teal"><span style="color: red">Sabah</span></span></span></span></strong><span style="color: teal"></span></p><p> <span style="color: teal"></span></p><p><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Yeryüzünde günlük hayat sabah gün doğmadan başlar. Şebnemlerin oluşmasından, tomurcukların açılmasına; kuşların ötüşünden, nesimin esmesine varıncaya kadar hemen bütün varlık kendilerine mahsus dilleriyle gün doğmadan toplu bir zikir halkasına otururlar. İnsan da bu zikir halkasına, şuurlu bir şekilde iştirak eder ve başta namaz olmak üzere değişik zikir ve aktivitelerle güne başlar. </span></span></strong></span></p><p> <span style="color: teal"></span></p><p><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: green">Efendimiz (sav) de güne sabah namazı ile başlardı. Âmâ bir sahabi olan Abdullah b. Ümmi Mektum'un okuduğu ezandan sonra Hz. Peygamber (sav) odasında sünneti kılar ve farzı kıldırmak üzere mescide çıkardı. Mescide gelemeyecek kadar ciddi mazeretleri olanlar dışında, Medine'de bulunan bütün Müslümanlar her farz namazı Efendimizin arkasında kılmaya gayret ederlerdi. </span></span></span></strong></span></p><p> <span style="color: teal"></span></p><p><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Namazdan sonra her gün, güneş belli bir yüksekliğe çıkıncaya kadar önce tesbihatını ve o vakte ait mutad evradını yapar, sonra yüzünü ashabına dönerek bağdaş kurar ve ashabıyla sohbet ederdi. Bu sohbetler sırasında gündelik konulardan, tarihi hatıralara, rüya tabirlerinden, imana hizmet konularına, sorulara cevap vermekten, sıkıntısı olanların sıkıntısını gidermeye varıncaya kadar beşeriyetin gereği olan birçok mesele konuşuluyordu. Yani ibadet halkasından hemen sonra tam bir ilim ve irfan halkası kuruluyordu. <span style="color: blue">Yıllarca, her günün en verimli vaktinde ve en az bir saat süren 'Peygamber Sohbeti' kişiye neler kazandırır, her halde onu ancak yaşayanlar bilir. Sahabenin üstünlüğü de burada aranmalıdır. </span></span></span></strong></span></p><p> <span style="color: teal"></span></p><p><span style="color: teal"></span></p><p><strong><span style="color: teal"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff1300">Kuşluk </span>namazı kılındıktan sonra oradan bir yere gidilmeyecekse Efendimiz (sav) eve döner ve evde yiyecek bir şey olup olmadığını sorardı. <span style="color: #7f00ff">Şayet yiyecek bir şey varsa kahvaltı yapar yoksa "öyle ise oruçluyum" der o günü oruçlu geçirirdi. "Bir şey var" denildiği zamanlarda var olan şey genelde süt, hurma, bir kaç dilim kuru arpa ekmeği vb. şeylerdi. Yani evlerinde ne bulurlarsa onu yerler, yemekler arasında ayırım yapmazlardı. </span></span></span></span></strong><span style="color: teal"></span></p><p> <span style="color: teal"></span></p><p><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #f500ff">Efendimizin hayatında yemek işi, günümüzde olduğu gibi hayatın merkezinde yer almıyor, gündelik hayat yemek öğünlerine göre şekillenmiyor, yemek için fazla zaman harcanmıyor, yemek olmadığı zaman problem yapılmıyor, mükellef sofralar kurulmuyor, sohbetlerde sürekli yemek çeşitlerinden söz edilmiyor, daha güzel bir yemek için kilometrelerce yol kat edilmiyor, yıllık yiyecek hesabı yapılıp depolanmıyor, yemek masası kurulmuyor </span>vs. Durum böyle olunca da, günümüzün tam aksine, diğer önemli şeylere daha çok vakit ve para ayrılıyordu. </span></span></strong></span></p><p> <span style="color: teal"></span></p><p><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hz. Peygamber (sav) öğleden önce bir süre dinlenirdi. Gece ibadet ve benzeri faaliyetlerle uğraşıldığı için yeterince dinlenememek, iş yoğunluğu ve stresten ötürü dikkatin dağılması, bedenin yorulması ve sıcak iklim şartlarından ötürü, gecenin yanı sıra bir de gündüz uyuyup dinlenme söz konusudur. <span style="color: #ff5800">İslâmî, literatürde buna kaylûle denilmektedir. Türkçemizde buna öğle uykusu veya öğle öncesi uyku demek mümkündür. </span></span></span></strong></span></p><p><strong><span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff0000">Öğle</span></span></span></span></strong><span style="color: teal"></span></span></strong></p><p> <strong><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #1300ff">Öğle</span>, gündüzün kemale erip zevale meylettiği, günlük işlerin belli bir seviyeye getirildiği, iş yoğunluğundan uzaklaşarak kısa bir dinlenmeğe ihtiyaç duyulduğu, fânî dünyanın geçici ve ağır işlerinin verdiği gaflet ve yorgunluktan ruhun teneffüse ihtiyaç hissettiği bir zamandır. <span style="color: #ff13ff">İnsan ruhu, bu sıkıcı atmosferden kurtulmak, Yüce Rabbinin huzuruna çıkıp el bağlayarak nimetlerine şükür ve hamd edip yardım dilemek, celal ve azametine karşı rükû ve secde ile aczini ortaya koymak üzere öğle namazını kılmaya büyük bir heves ve ihtiyaç duyar.</span> Hele bu namaz Efendimiz (sav)'in arkasında kılınacaksa... </span></span></strong></span></span></strong></p><p> <strong><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff5800">Evet, Hz. Peygamber (sav), büyük bir iştiyakla camiye koşan ashabına gün ortasında öğle namazını kıldırırdı. Eğer o gün haftanın Cuma günü ise bambaşka bir coşku ile yani bayram havasında namaza hazırlanılırdı. Tırnaklar kesilir, banyo yapılır, yeni elbiseler giyilir, kokular sürülür, her günden daha erken camiye gidilir, Efendimizin hutbesine kulak verilir ve ardından da namaz kılınırdı.</span><span style="color: #ff7500"> Özellikle bu namaza çocuk ve kadınlar diğer vakitlere nazaran daha çok iştirak ederlerdi. </span></span></span></strong></span></span></strong></p><p> <strong><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Kaynaklarımızda düzenli bir şekilde yenilen öğle yemeğinden söz edilmemektedir. Fıtır sadakası veya bazı keffaretlerin miktarı belirlenirken günde iki öğün üzerinden hesaplanması gösteriyor ki, sabah ve akşam yemeklerine ek olarak üçüncü bir öğün bulunmamaktadır. Böylece, sabah kahvaltısını sahurda yiyen kişinin günlerini ne kadar kolay bir şekilde oruçlu geçirebileceği de daha iyi anlaşılmaktadır. <span style="color: #7500ff">Aslında günümüzde de iki öğünle yetinmek hem zaman kazanma, hem bütçe dengeleri, hem de sağlık açısından tavsiyeye şayan olmanın ötesinde uyulması gereken bir sünnettir.</span> Elbette şeker hastalığı vb. durumlar istisnadır. </span></span></strong></span></span></strong></p><p> <strong><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><u>Hz. Peygamber (sav) zaman zaman ashabına ziyaretlerde bulunur, gündelik meşgalelerini deruhte eder, devlet başkanı olarak kamuyu ilgilendiren işlere bakar, nazil olan âyetleri vahiy kâtiplerine yazdırır, hemen yerine getirilmesi gereken emirler varsa bunları bir münadi vasıtasıyla halka duyurur ve gelen misafirlerle ilgilenirdi.</u> Mesela hicretin sekizinci yılından itibaren yoğun bir elçiler ziyareti yaşanmıştır. Günün bir bölümü bu elçileri karşılama, ağırlama, soru ve isteklerine cevap verme ve uğurlama ile geçmekteydi. </span></span></strong></span></span></strong><span style="color: #ff5800"></span></p><p><span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong><span style="color: #ff1300">İkindi</span></strong></span></span></span></strong></span></p><p> <span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"></span></strong></span></p><p><span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #9c00ff">İkindi</span> günlük işlerin sona ermeye başladığı, gün içinde mazhar olduğumuz sağlık, selamet ve hayırlı hizmet gibi ilahî nimetlerin meyvesinin alındığı zamandır. </span></span></strong></span></strong></span></p><p> <span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"></span></strong></span></p><p><span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Efendimiz (sav) de bu namaza, Kur'ân'ın işareti ile âdeta ayrı bir değer verir ve Hz. Bilal'in yanık sesiyle ashabını camiye davet ederdi. İkindi vaktı mümini koruma-kollama ile görevli gece ve gündüz meleklerinin nöbet devir anlarından biri olduğu bilindiği için de, namaz sonrası tesbihat daha uzun tutulurdu. Nitekim bir hadis-i şerifte konu şu şekilde anlatılmaktadır:</span></span></strong></span></strong></span></p><p> <span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"></span></strong></span></p><p><span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff31ff">"Gece bir grup, gündüz de bir grup melek yanınızda olurlar. Bunlar sabah ve ikindi namazları vaktinde bir araya gelir ve nöbet değişimi yaparlar. Rableri namaz kılmış kullarının hallerini en iyi bildiği halde, yine o meleklere: ‘Kullarımı ne halde bıraktınız?' diye sorar. Onlar da: 'Biz onları namaz kılar halde bıraktık ve yanlarına da namaz kılarken varmıştık', derler."</span></span></span></strong></span></strong></span></p><p> <span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"></span></strong></span></p><p><span style="color: #ff5800"><strong><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Efendimiz'in pek terk etmediği bir âdeti vardı: <u>Her ikindi namazından sonra hanımlarını dolaşır, onların hal ve hatırlarını sorar, ihtiyaçlarını tesbit ederdi. Bu mutad ziyaretlerinde Evzac-ı Tahiratın her biri yanlarında bulunanlardan Efendimiz'e ikram ederlerdi</u> </span></span></strong></span></strong><span style="color: teal"></span></span></p><p> <span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #ff1300">Akşam</span></span></span></strong></span></span></p><p> <span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Akşam vakti, güz mevsiminin sonunda pek çok canlının ölmesine benzer şekilde, hem insanın bir gün vefat edeceğini, hem de kıyametin başlangıcında dünyanın harap olacağını ihtar eder. <span style="color: #ff09ff">Böyle bir anda insan ruhu, şu önemli işleri yapan Zat'ın dergahına durmayı, "ALLAH-u Ekber" diyerek fânî olan her şeyden el çekip O'na hamd etmeyi, O'nu tesbih etmeyi, büyüklüğünü bir daha haykırmayı şiddetle arzu eder. Hz. Peygamber de bu arzu ile çoğu zaman güneşin batmasından önce akşam namazını beklemeye başlar, ezan okunur okunmaz hemen Yüce Divan'a dururdu. </span><span style="color: #ff0000">Farz namazdan sonra Evvabin adıyla bilinen 2-6 rekat namaz kılar ve bunu tavsiye ederdi.</span> </span></span></strong></span></span></p><p> <span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Efendimiz (sav) akşam namazından sonra o gün hangi hanımının yanında kalacaksa diğer ev halkı oraya toplanır ve aile sohbeti başlardı. Hz. Peygamber'in aile yuvası, hem sağlığında hem de ahirete intikal ettikten sonra ilmî faaliyetlerin hiç duraksamadan devam ettiği bir ortam olmuştur. Zira Efendimiz'in vefatından sonra hanımları bu ilim faaliyetini daha geniş bir halkaya açarak devam ettirmişledir. İslam dininin genel olarak pek çok hükmünün yanında, özellikle kadınlarla ilgili bazı özel hükümlerin öğrenilip aktarılmasında ve öğretilmesinde Efendimiz'in aile hayatının büyük fonksiyonu olmuştur. Özellikle bu 'akşam sohbetleri'nin rolü küçümsenemez. Âdeta bir mektep gibi işleyen akşam sohbetleri, Hz. Âişe validemiz başta olmak üzere, birçok eşsiz alimin yetişmesine beşiklik etmiştir. </span></span></strong></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Tabi sadece ilmî bahisler konuşulmuyordu; farklı çevre, kültür ve karaktere sahip ev halkı arasında ciddi bir muhabbet oluşuyor, birbirlerini daha iyi tanıyor, risalet görevinin tatlı ağırlığını Efendimiz'le beraber azaltmaya gayret ediyor, zaman zaman şakalaşıyor... kısacası mutlu bir ailede olması gereken ortamı sağlıyorlardı. </span></span></strong></span></span></p><p> <span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"></span></span></p><p><span style="color: #ff5800"><span style="color: teal"></span></span></p><p> <span style="color: #ff5800"></span></p><p><span style="color: #ff5800"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kayýp_gül, post: 32991, member: 3579"] [URL="http://www.umutfm.com/umutforum/index.php?PHPSESSID=107d3de1dfb6ba2e746af576c7005d4e&topic=24957.msg113700#msg113700"][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=red]PEYGAMBER EFENDİMİZİN BİR GÜNÜ [/COLOR][/SIZE][/FONT][/URL] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Prof. Dr. Abdulhakim Yüce [/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=teal][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][B]Normal bir ömür yaşamış her hangi bir insanın hayatından yirmi dört saatlik kısa bir dilimi, yani 'bir gün'ü anlatmak, o kişiyi tanıtma adına ciddi yetersizlikler taşır. Zira yaşanan günlerin hemen hiç biri diğeriyle aynı değildir. Hele o kişi Efendimiz (sav) gibi, müstesna bir zat ise iş daha da zorlaşacaktır. Bu zorluğa rağmen günü belli dilimlere ayırarak, aynı günde olmazsa bile, o zaman diliminde genellikle işlenen fiilleri, sahih kaynaklar ışığında ele almaya gayret ettik. [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=teal]Asr-ı Saadet ve sonraki dönemlerde günler daha çok cami etrafında ve namaz merkezli geçtiğinden, günü namaz vakitlerinin sayısınca beşe böldük. Efendimiz (sav) ve o çizgide gidenlerin hayatında gecenin ayrı bir önemi olduğundan onu da ayrı bir dilim olarak ekledik. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=teal][COLOR=red]Sabah[/COLOR][/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][COLOR=teal] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Yeryüzünde günlük hayat sabah gün doğmadan başlar. Şebnemlerin oluşmasından, tomurcukların açılmasına; kuşların ötüşünden, nesimin esmesine varıncaya kadar hemen bütün varlık kendilerine mahsus dilleriyle gün doğmadan toplu bir zikir halkasına otururlar. İnsan da bu zikir halkasına, şuurlu bir şekilde iştirak eder ve başta namaz olmak üzere değişik zikir ve aktivitelerle güne başlar. [/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=green]Efendimiz (sav) de güne sabah namazı ile başlardı. Âmâ bir sahabi olan Abdullah b. Ümmi Mektum'un okuduğu ezandan sonra Hz. Peygamber (sav) odasında sünneti kılar ve farzı kıldırmak üzere mescide çıkardı. Mescide gelemeyecek kadar ciddi mazeretleri olanlar dışında, Medine'de bulunan bütün Müslümanlar her farz namazı Efendimizin arkasında kılmaya gayret ederlerdi. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Namazdan sonra her gün, güneş belli bir yüksekliğe çıkıncaya kadar önce tesbihatını ve o vakte ait mutad evradını yapar, sonra yüzünü ashabına dönerek bağdaş kurar ve ashabıyla sohbet ederdi. Bu sohbetler sırasında gündelik konulardan, tarihi hatıralara, rüya tabirlerinden, imana hizmet konularına, sorulara cevap vermekten, sıkıntısı olanların sıkıntısını gidermeye varıncaya kadar beşeriyetin gereği olan birçok mesele konuşuluyordu. Yani ibadet halkasından hemen sonra tam bir ilim ve irfan halkası kuruluyordu. [COLOR=blue]Yıllarca, her günün en verimli vaktinde ve en az bir saat süren 'Peygamber Sohbeti' kişiye neler kazandırır, her halde onu ancak yaşayanlar bilir. Sahabenin üstünlüğü de burada aranmalıdır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [/COLOR] [B][COLOR=teal][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff1300]Kuşluk [/COLOR]namazı kılındıktan sonra oradan bir yere gidilmeyecekse Efendimiz (sav) eve döner ve evde yiyecek bir şey olup olmadığını sorardı. [COLOR=#7f00ff]Şayet yiyecek bir şey varsa kahvaltı yapar yoksa "öyle ise oruçluyum" der o günü oruçlu geçirirdi. "Bir şey var" denildiği zamanlarda var olan şey genelde süt, hurma, bir kaç dilim kuru arpa ekmeği vb. şeylerdi. Yani evlerinde ne bulurlarsa onu yerler, yemekler arasında ayırım yapmazlardı. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/COLOR][/B][COLOR=teal] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#f500ff]Efendimizin hayatında yemek işi, günümüzde olduğu gibi hayatın merkezinde yer almıyor, gündelik hayat yemek öğünlerine göre şekillenmiyor, yemek için fazla zaman harcanmıyor, yemek olmadığı zaman problem yapılmıyor, mükellef sofralar kurulmuyor, sohbetlerde sürekli yemek çeşitlerinden söz edilmiyor, daha güzel bir yemek için kilometrelerce yol kat edilmiyor, yıllık yiyecek hesabı yapılıp depolanmıyor, yemek masası kurulmuyor [/COLOR]vs. Durum böyle olunca da, günümüzün tam aksine, diğer önemli şeylere daha çok vakit ve para ayrılıyordu. [/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Hz. Peygamber (sav) öğleden önce bir süre dinlenirdi. Gece ibadet ve benzeri faaliyetlerle uğraşıldığı için yeterince dinlenememek, iş yoğunluğu ve stresten ötürü dikkatin dağılması, bedenin yorulması ve sıcak iklim şartlarından ötürü, gecenin yanı sıra bir de gündüz uyuyup dinlenme söz konusudur. [COLOR=#ff5800]İslâmî, literatürde buna kaylûle denilmektedir. Türkçemizde buna öğle uykusu veya öğle öncesi uyku demek mümkündür. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/COLOR] [B][COLOR=#ff5800][B][COLOR=teal][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff0000]Öğle[/COLOR][/FONT][/SIZE][/COLOR][/B][COLOR=teal] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#1300ff]Öğle[/COLOR], gündüzün kemale erip zevale meylettiği, günlük işlerin belli bir seviyeye getirildiği, iş yoğunluğundan uzaklaşarak kısa bir dinlenmeğe ihtiyaç duyulduğu, fânî dünyanın geçici ve ağır işlerinin verdiği gaflet ve yorgunluktan ruhun teneffüse ihtiyaç hissettiği bir zamandır. [COLOR=#ff13ff]İnsan ruhu, bu sıkıcı atmosferden kurtulmak, Yüce Rabbinin huzuruna çıkıp el bağlayarak nimetlerine şükür ve hamd edip yardım dilemek, celal ve azametine karşı rükû ve secde ile aczini ortaya koymak üzere öğle namazını kılmaya büyük bir heves ve ihtiyaç duyar.[/COLOR] Hele bu namaz Efendimiz (sav)'in arkasında kılınacaksa... [/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff5800]Evet, Hz. Peygamber (sav), büyük bir iştiyakla camiye koşan ashabına gün ortasında öğle namazını kıldırırdı. Eğer o gün haftanın Cuma günü ise bambaşka bir coşku ile yani bayram havasında namaza hazırlanılırdı. Tırnaklar kesilir, banyo yapılır, yeni elbiseler giyilir, kokular sürülür, her günden daha erken camiye gidilir, Efendimizin hutbesine kulak verilir ve ardından da namaz kılınırdı.[/COLOR][COLOR=#ff7500] Özellikle bu namaza çocuk ve kadınlar diğer vakitlere nazaran daha çok iştirak ederlerdi. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Kaynaklarımızda düzenli bir şekilde yenilen öğle yemeğinden söz edilmemektedir. Fıtır sadakası veya bazı keffaretlerin miktarı belirlenirken günde iki öğün üzerinden hesaplanması gösteriyor ki, sabah ve akşam yemeklerine ek olarak üçüncü bir öğün bulunmamaktadır. Böylece, sabah kahvaltısını sahurda yiyen kişinin günlerini ne kadar kolay bir şekilde oruçlu geçirebileceği de daha iyi anlaşılmaktadır. [COLOR=#7500ff]Aslında günümüzde de iki öğünle yetinmek hem zaman kazanma, hem bütçe dengeleri, hem de sağlık açısından tavsiyeye şayan olmanın ötesinde uyulması gereken bir sünnettir.[/COLOR] Elbette şeker hastalığı vb. durumlar istisnadır. [/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][U]Hz. Peygamber (sav) zaman zaman ashabına ziyaretlerde bulunur, gündelik meşgalelerini deruhte eder, devlet başkanı olarak kamuyu ilgilendiren işlere bakar, nazil olan âyetleri vahiy kâtiplerine yazdırır, hemen yerine getirilmesi gereken emirler varsa bunları bir münadi vasıtasıyla halka duyurur ve gelen misafirlerle ilgilenirdi.[/U] Mesela hicretin sekizinci yılından itibaren yoğun bir elçiler ziyareti yaşanmıştır. Günün bir bölümü bu elçileri karşılama, ağırlama, soru ve isteklerine cevap verme ve uğurlama ile geçmekteydi. [/FONT][/SIZE][/B][/COLOR][/COLOR][/B][COLOR=#ff5800] [B][COLOR=teal][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][B][COLOR=#ff1300]İkindi[/COLOR][/B][/FONT][/SIZE] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#9c00ff]İkindi[/COLOR] günlük işlerin sona ermeye başladığı, gün içinde mazhar olduğumuz sağlık, selamet ve hayırlı hizmet gibi ilahî nimetlerin meyvesinin alındığı zamandır. [/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Efendimiz (sav) de bu namaza, Kur'ân'ın işareti ile âdeta ayrı bir değer verir ve Hz. Bilal'in yanık sesiyle ashabını camiye davet ederdi. İkindi vaktı mümini koruma-kollama ile görevli gece ve gündüz meleklerinin nöbet devir anlarından biri olduğu bilindiği için de, namaz sonrası tesbihat daha uzun tutulurdu. Nitekim bir hadis-i şerifte konu şu şekilde anlatılmaktadır:[/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff31ff]"Gece bir grup, gündüz de bir grup melek yanınızda olurlar. Bunlar sabah ve ikindi namazları vaktinde bir araya gelir ve nöbet değişimi yaparlar. Rableri namaz kılmış kullarının hallerini en iyi bildiği halde, yine o meleklere: ‘Kullarımı ne halde bıraktınız?' diye sorar. Onlar da: 'Biz onları namaz kılar halde bıraktık ve yanlarına da namaz kılarken varmıştık', derler."[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Efendimiz'in pek terk etmediği bir âdeti vardı: [U]Her ikindi namazından sonra hanımlarını dolaşır, onların hal ve hatırlarını sorar, ihtiyaçlarını tesbit ederdi. Bu mutad ziyaretlerinde Evzac-ı Tahiratın her biri yanlarında bulunanlardan Efendimiz'e ikram ederlerdi[/U] [/FONT][/SIZE][/B][/COLOR][/B][COLOR=teal] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff1300]Akşam[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Akşam vakti, güz mevsiminin sonunda pek çok canlının ölmesine benzer şekilde, hem insanın bir gün vefat edeceğini, hem de kıyametin başlangıcında dünyanın harap olacağını ihtar eder. [COLOR=#ff09ff]Böyle bir anda insan ruhu, şu önemli işleri yapan Zat'ın dergahına durmayı, "ALLAH-u Ekber" diyerek fânî olan her şeyden el çekip O'na hamd etmeyi, O'nu tesbih etmeyi, büyüklüğünü bir daha haykırmayı şiddetle arzu eder. Hz. Peygamber de bu arzu ile çoğu zaman güneşin batmasından önce akşam namazını beklemeye başlar, ezan okunur okunmaz hemen Yüce Divan'a dururdu. [/COLOR][COLOR=#ff0000]Farz namazdan sonra Evvabin adıyla bilinen 2-6 rekat namaz kılar ve bunu tavsiye ederdi.[/COLOR] [/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Efendimiz (sav) akşam namazından sonra o gün hangi hanımının yanında kalacaksa diğer ev halkı oraya toplanır ve aile sohbeti başlardı. Hz. Peygamber'in aile yuvası, hem sağlığında hem de ahirete intikal ettikten sonra ilmî faaliyetlerin hiç duraksamadan devam ettiği bir ortam olmuştur. Zira Efendimiz'in vefatından sonra hanımları bu ilim faaliyetini daha geniş bir halkaya açarak devam ettirmişledir. İslam dininin genel olarak pek çok hükmünün yanında, özellikle kadınlarla ilgili bazı özel hükümlerin öğrenilip aktarılmasında ve öğretilmesinde Efendimiz'in aile hayatının büyük fonksiyonu olmuştur. Özellikle bu 'akşam sohbetleri'nin rolü küçümsenemez. Âdeta bir mektep gibi işleyen akşam sohbetleri, Hz. Âişe validemiz başta olmak üzere, birçok eşsiz alimin yetişmesine beşiklik etmiştir. [/FONT][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Tabi sadece ilmî bahisler konuşulmuyordu; farklı çevre, kültür ve karaktere sahip ev halkı arasında ciddi bir muhabbet oluşuyor, birbirlerini daha iyi tanıyor, risalet görevinin tatlı ağırlığını Efendimiz'le beraber azaltmaya gayret ediyor, zaman zaman şakalaşıyor... kısacası mutlu bir ailede olması gereken ortamı sağlıyorlardı. [/FONT][/SIZE][/B] [/COLOR] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamber Efendimizin Bir Günü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst