Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
Peygamberimiz (a.s.m.) Nasıl Kur'an Okurdu ?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 179887" data-attributes="member: 5987"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">KUR’ÂN-I AZİMÜŞŞÂNI güzel ve en hazin bir şekilde Peygamber Efendimiz (a.s.m.) okurdu. Çünkü ilk olarak Kur’ân’la o muhatap olduğu gibi, ilk defa da o okumuştu. Ama asıl olarak Peygamberimize (a.s.m.) Kur’ân’ı nasıl okumasını öğreten Yüce Rabbidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimizi (a.s.m.) “Kur’ân’ı açık açık, tane tane oku” şeklinde yol göstererek eğiten Yüce Allah, asıl itibariyle Kur’ân-ı Kerîmi okurken ilk başta nelere dikkat etmesi gerektiğini de bildiriyordu. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamber Sallallâhü Aleyhi Vesellem, vahyin ilk günlerinde, Kur’ân’ın yeni yeni nâzil olduğu o günlerde birden lâhûtî bir âleme girer ve tatlı bir heyecana kapılır, haşyet içinde kendisi de Cebrail Aleyhisselâmla birlikte inen âyet ve sûreleri okumaya başlardı. Ama sürekli Rabbinin kontrolünde bulunan Sevgili Peygamberimize (a.s.m.) Kur’ân şu dersi veriyordu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Ey Habibim! Cebrail sana Kur’ân’ı okurken, acele edip de dilini kıpırdatma. Onu biraya toplayıp okutmak Bize aittir. Cebrail’e okuttuğumuzda, sen onun okuyuşunu takip et.” </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">* * *</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Efendimizin (a.s.m.) en büyük vazifesi, en önemli görevi ve hayatı boyu yapacağı, bir an için olsun vazgeçe-meyeceği, ayrı kalamayacağı işi Kur’ân okumaktı.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Zaten Peygamberimiz (a.s.m.), bu özelliğini şu şekilde ifade ediyordu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Ben Kur’ân’ı okumakla emrolundum.” </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Kur’ân’ı okumaya başlarken ilk evvela ne yapması gerektiği, ne ile başlaması gerektiği hususunu da Peygamberimize (a.s.m.) yine Rabbimiz öğretiyor:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Kur’ân’ı okuyacağın zaman kovulmuş şeytanın vesvesesinden Allah’a sığın.” </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Yani Eûzü çekerek Kur’ân’ı okumasını bildiriyordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimiz (a.s.m.) Kur’ân’ı sadece okumakla emrolunmamış, okutmak ve insanlara öğretmekle de görevliydi. Bu görevini Rabbimiz şu şekilde bildiriyordu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Kur’ân’ı Biz sûre sûre, âyet âyet ayırdık ki, insanlara peyderpey okuyasın ve anlayıp öğrenmeleri kolaylaşsın.”</span> </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">* * *</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Rabbinden aldığı bu talimatlar üzerine Peygamberimiz (a.s.m.) Kur’ân’ı okuyor, Sahabiler de büyük bir haz alarak dinliyorlardı. Bu manzara çok ulvi, çok müstesna ve çok muhteşemdi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Bu nimeti yaşayan bahtiyar Sahabiler, bizleri de o güzellikten mahrum bırakmamak düşüncesiyle Efendimizin (a.s.m.) Kur’ân okuyuşunu bizlere aktarıyor ve ulaştırıyorlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimizin (a.s.m.) amcası oğlu ve aynı zamanda özel bir talebesi olan Abdullah bin Abbas bu Cennet anını şöyle anlatıyor:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Bir gece teyzem Meymûne’nin evinde kaldım. Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem hanımı ile bir süre sohbet etti, sonra istirahata çekildi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Gecenin son üçte biri olunca uyandı, oturdu, gökyüzüne baktı (şu âyetten başlayarak) <span style="color: Black">‘Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında ve gece ile gündüzün değişmesinde akıl sahipleri için Allah’ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden pek çok delil vardır’</span> Âl-i İmrân Sûresinin sonuna kadar okudu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Sonra kalktı, abdest aldı, misvak kullandı ve on bir rekât namaz kıldı. Sonra Bilal ezan okudu, akabinde Resulullah (a.s.m.) evden çıktı ve sabah namazını kıldı.” </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Efendimizin (a.s.m.) hanımı Meymûne annemiz, Hz. Abdullah’ın teyzesiydi. Bunun için bazı geceler Hz. Abdullah teyzesinin evinde kalıyordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">* * *</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimiz (a.s.m.) her haliyle bir insandı şüphe-siz. Çocuk oldu, genç oldu, ileri yaşlara ulaştı ve nihâyet yaşlandı. Ama onu yaşlandıran unsurlar başkaydı. Onun üzerinde yaşlılık izlerinin sebebi ayrıydı. Hayat yükü, dünya meşgalesi, iş güç ve aile derdi değildi. O Kur’ân’ın gerçek muhatabıydı. Kur’ân onun ruhuna ve kalbine öyle tesirler vücuda getiriyor, onu öyle bir hale sevk ediyordu ki, vücut çizgilerini değiştiriyordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Bir seferinde Hz. Ebû Bekir (r.a.), Resulullah Sallallâhü Aleyhi Veselleme sordu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Yâ Resul, yaşlandınız.”</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem şöyle buyurdular: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Hûd Sûresi, el-Vâkıâ, ve’l-Murselâtü, Amme yetesâelûne ve İze’ş-şemsu kuvvirat Sûreleri beni yaşlandırdı.” </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Bu sûreler kıyametin dehşetini, azametini ve kâinatın alacağı o korkunç şekli anlatıyordu. Kur’ân’ın ifadesiyle “Çocukları ihtiyarlatan o gün” kıyamet günüydü.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Öyle ki, kıyamet gününün azametini anlamak için sa-dece Tekvîr Sûresinin şu âyetlerini okumak yeterlidir:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Güneş dürülüp toplandığında,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Yıldızlar döküldüğünde,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Dağlar yürütüldüğünde,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Gebe develer başıboş kaldığında,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Denizler tutuştuğunda,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Ruhlar bedenleriyle birleştiğinde,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Diri diri gömülen kız çocuğuna, hangi suçu yüzünden öldürüldüğü sorulduğunda,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Amel defterleri açıldığında,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Gök yerinden kaldırıldığında,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Cehennem kızıştırıldığında,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Cennet yakınlaştırıldığında,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Herkes o gün için ne hazırladığını bilmiş olacaktır.</span>” (1-14. âyetler)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">* * *</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimiz (a.s.m.) Kur’ân’ı o kadar tatlı, o kadar içten, o kadar güzel ve mükemmel okurdu ki, Sahabiler kendilerinden geçercesine dinlerler, içleri, dışları, bütün âlemleri ap aydınlık olur, nurlarla dolardı. Bu duygularını anlatırlarken de aldıkları zevki ifade etmeden geçemiyorlardı.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Cübeyr bin Mut’im anlatıyor:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Bir akşam namazında Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellemin Tûr Sûresini okuduğunu işittim. Okurken şu, <span style="color: Black">“Yoksa onlar bir yaratıcı olmaksınız mı yaratıldılar? Veya kendi kendilerini mi yarattılar? Yoksa gökleri ve yeri on-lar mı yarattı? Doğrusu onların düşünüp iman etmeye niyetleri yoktur. Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Veya kâinatın tedbir ve idaresini onlar mı ele geçirdi?</span>” (35, 36 ve 37. âyetler) meâlindeki âyetler gelince (İbni Mut’im der ki: hayranlığımdan) kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.” </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimiz (a.s.m.) hiç ara vermeden, belli bir dü-zen içinde, belli bir miktarda her gün Kur’ân okurdu. Hangi halde olursa olsun, hangi şartlarda bulunursa bulunsun, Kur’ân okumak onun hiçbir zaman ihmal etmediği bir âdetiydi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Hadiste geçtiği şekliyle bu bir “hizb”di. Bu hizb, bizim bildiğimiz şekliyle beş sayfa mıydı, yoksa daha mı faz-laydı, onu bilemiyoruz.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Efendimizin (a.s.m.) bu sünnetini de Evs bin Huzeyfe es-Sekafî anlatıyor:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Resulullah (a.s.m.) her gece yatsı namazından sonra gelir, bizimle sohbet ederdi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Bir akşam geç kaldı ve her zamanki vakitte gelemedi. Daha sonra teşrif etti.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Yâ Resul, bugün geç kaldınız” dedim.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Bugün Kur’ân-ı Kerîmden her zaman okumakta ol-duğum hizbimi okumamıştım. Hatırıma geldi, okumadan çıkmak istemedim.”</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Sabah olunca Resulullah (a.s.m.) Sahabilere;</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Siz Kur’ân’ı kaç hizbe ayırıyorsunuz?” diye bir soru tevcih etti:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Üç, beş, yedi, dokuz, on, on bir, on üç ve kısa sûrelerin hizbi” dediler. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimizin (a.s.m.) her gün Kur’ân’dan sayfa-larca okuduğu olurdu. Yatsı ve sabah namazları gibi na-mazların her rekâtında uzun sûrelerden birisini okurdu. Sahabiler de en küçük bir bıkkınlık göstermeden takip ederdi. Ama bazen öyle anlar olurdu ki, bir âyetten fazla okuyamazdı.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Hazret-i Ebû Zer anlatıyor:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Resulullah (a.s.m.) bir gece sabaha kadar namazda bir âyeti tekrarladı. Âyet şuydu:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"><span style="color: Black">“Eğer Sen onları azaba çarptırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen Aziz ve Hakimsin.” </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Efendimizin (a.s.m.) bu âyeti tekrar etmesi havfullahta, Allah korkusundan ne kadar yüksek bir derecede olduğunu gösterdiği gibi, aynı zamanda biz günahkâr ümmeti için de fiili bir şefaat talebiydi. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">* * *</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimiz (a.s.m.) Kurân âyetlerinin mânâlarına göre hareket ederdi. Kur’ân onun için aynı zamanda bir dua ve niyaz kitabıdır, bir münacat ve iltica kitabıdır. Bundan dolayıdır ki Efendimiz (a.s.m.), Kur’ân’ı Rabbiyle konuşur gibi okurdu. Yerine göre Allah’ın rahmetini diler, duruma göre Allah’a sığınır, âyetlerin gelişine göre Rabbine olan tesbihini arttırırdı.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimizin (a.s.m.) bu halini Hazret-i Huzeyfe şöyle anlatıyor: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem gece namazını kıldı. Namazdaki okuyuşunda bir rahmet âyeti geçtiği zaman Allah’tan rahmet dilerdi, bir azap âyeti geçtiği za-man da Allah’a sığınırdı, Allah’ın noksanlıklardan uzak ve temiz olduğunu bahseden bir âyet geçtiği zaman da Allah’ı tesbih ederdi.” </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Ebû Leylâ Hazretleri de bu esnada Peygamberimizin (a.s.m.) hangi duayı okuduğunu şöyle haber veriyor:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem geceleyin nafi-le namaz kılarken ben de onun yanında namaz kıldım. O kıraatinde bir azap âyeti okudu. Âyetin bitiminde ‘Eûzü billâhi mine’n-nâri ve veylün li-ehli’n-nâr (Cehennem ateşin-den Allah’a sığınırım, Cehennemliklerin vay haline!)’ buyurdu.” </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">* * *</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Peygamberimizin (a.s.m.) ders halkasından hiç ayrılmayanlardan birisi de Hz. Enes’tir. Aynı zamanda Peygamberimizi (a.s.m.) Kur’ân okurken en çok dinleyenlerden birisidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Hz. Katade, Enes bin Malik’ten Peygamber Efendimizin (a.s.m.) Kur’ân okuyuşunu merak eder. Der ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Ben Enes bin Malik’e Resulullahın (a.s.m.) Kur’ân okuyuşunu sordum. Şöyle cevapladı:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Resulullah (a.s.m.) uzatmaya elverişli olan harfleri okurken sesini uzatırdı.” </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">* * *</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Kur’ân’da bazı özel ve özellikli âyetler vardır. O âyetler okunduğu zaman peşinden dua anlamında bazı şeyler söylemek gerekir. Bu âyetlerin hangileri olduğu ve okununca nelerin söyleneceğini de Peygamberimizden (a.s.m.) öğreniyoruz. Bu âyetlerin içinde çoğumuzun bildiği Tîn Sûresinin son âyeti vardır.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">Ebû Hüreyre anlatıyor. Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem buyurdular ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Sizden kim Vettîni ve’z-zeytûni sûresini okuyup son âyeti olan ‘Eleysallâhü bi-ahkemi’l-hâkimîn (Allah, hâkimlerin hâkimi değil mi?)’ (8. âyet) âyetine gelince, ‘Belâ ve ene mine’ş-şâhidîn (Evet, ben buna şahitlik edenlerde-nim)’ desin.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Kim de ‘Lâ uksimu bi-yevmi’l-kıyâme’yi okuyup son âyeti olan ‘Bütün bunları yapan Allah ölüleri tekrar di-riltmeye kâdir değil midir?’ âyetini de okuyunca, ‘Belâ ve izzeti Rabbinâ (Rabbimin izzetine and olsun, evet, ka-dirdir, gücü yeter)’ desin.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">“Kim de Mürselât Sûresini okuyup da en sonundaki ‘Artık bundan sonra onlar hangi söze inanacak?’ (50. âyet) âyetini de tamamlayınca, ‘Âmennâ billâhi Teâlâ (Allahu Teâlâya inandık)’ desin.” </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">127-Müzzemmil Sûresi, 4</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">128-Kıyamet Sûresi, 16-18</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">129-Neml Sûresi, 92 </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">130-Nahl Sûresi, 98</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">131-İsrâ Sûresi, 106</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">132-Buharî, Ezân:57</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">133-Tirmizî, et-Tâc, 4:251; Kenzü’l-Ummâl. 1:573 </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">134-Müzzemmil Sûresi, 17</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">135-Tecrid-i Sarih Tercemesi, 11:189</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">136-İbni Mâce, İkametü’s-Salât:178</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">137-Mâide Sûresi, 118; İbni Mâce, İkametü’s-Salât:179</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">138-İbni Mâce, İkametü’s-Salât:179</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">139-İbni Mâce, İkametü’s-Salât:179</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">140-İbni Mâce, İkametü’s-Salât:179</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">141-Kıyame Sûresi, 40</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: DarkSlateBlue">142-Ebû Dâvud, Salât:154</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 179887, member: 5987"] [SIZE=4][COLOR=DarkSlateBlue] KUR’ÂN-I AZİMÜŞŞÂNI güzel ve en hazin bir şekilde Peygamber Efendimiz (a.s.m.) okurdu. Çünkü ilk olarak Kur’ân’la o muhatap olduğu gibi, ilk defa da o okumuştu. Ama asıl olarak Peygamberimize (a.s.m.) Kur’ân’ı nasıl okumasını öğreten Yüce Rabbidir. Peygamberimizi (a.s.m.) “Kur’ân’ı açık açık, tane tane oku” şeklinde yol göstererek eğiten Yüce Allah, asıl itibariyle Kur’ân-ı Kerîmi okurken ilk başta nelere dikkat etmesi gerektiğini de bildiriyordu. Peygamber Sallallâhü Aleyhi Vesellem, vahyin ilk günlerinde, Kur’ân’ın yeni yeni nâzil olduğu o günlerde birden lâhûtî bir âleme girer ve tatlı bir heyecana kapılır, haşyet içinde kendisi de Cebrail Aleyhisselâmla birlikte inen âyet ve sûreleri okumaya başlardı. Ama sürekli Rabbinin kontrolünde bulunan Sevgili Peygamberimize (a.s.m.) Kur’ân şu dersi veriyordu: [COLOR=Black]“Ey Habibim! Cebrail sana Kur’ân’ı okurken, acele edip de dilini kıpırdatma. Onu biraya toplayıp okutmak Bize aittir. Cebrail’e okuttuğumuzda, sen onun okuyuşunu takip et.” [/COLOR] * * * Efendimizin (a.s.m.) en büyük vazifesi, en önemli görevi ve hayatı boyu yapacağı, bir an için olsun vazgeçe-meyeceği, ayrı kalamayacağı işi Kur’ân okumaktı. Zaten Peygamberimiz (a.s.m.), bu özelliğini şu şekilde ifade ediyordu: “Ben Kur’ân’ı okumakla emrolundum.” Kur’ân’ı okumaya başlarken ilk evvela ne yapması gerektiği, ne ile başlaması gerektiği hususunu da Peygamberimize (a.s.m.) yine Rabbimiz öğretiyor: [COLOR=Black]“Kur’ân’ı okuyacağın zaman kovulmuş şeytanın vesvesesinden Allah’a sığın.” [/COLOR] Yani Eûzü çekerek Kur’ân’ı okumasını bildiriyordu. Peygamberimiz (a.s.m.) Kur’ân’ı sadece okumakla emrolunmamış, okutmak ve insanlara öğretmekle de görevliydi. Bu görevini Rabbimiz şu şekilde bildiriyordu: [COLOR=Black]“Kur’ân’ı Biz sûre sûre, âyet âyet ayırdık ki, insanlara peyderpey okuyasın ve anlayıp öğrenmeleri kolaylaşsın.”[/COLOR] * * * Rabbinden aldığı bu talimatlar üzerine Peygamberimiz (a.s.m.) Kur’ân’ı okuyor, Sahabiler de büyük bir haz alarak dinliyorlardı. Bu manzara çok ulvi, çok müstesna ve çok muhteşemdi. Bu nimeti yaşayan bahtiyar Sahabiler, bizleri de o güzellikten mahrum bırakmamak düşüncesiyle Efendimizin (a.s.m.) Kur’ân okuyuşunu bizlere aktarıyor ve ulaştırıyorlar. Peygamberimizin (a.s.m.) amcası oğlu ve aynı zamanda özel bir talebesi olan Abdullah bin Abbas bu Cennet anını şöyle anlatıyor: “Bir gece teyzem Meymûne’nin evinde kaldım. Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem hanımı ile bir süre sohbet etti, sonra istirahata çekildi. “Gecenin son üçte biri olunca uyandı, oturdu, gökyüzüne baktı (şu âyetten başlayarak) [COLOR=Black]‘Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında ve gece ile gündüzün değişmesinde akıl sahipleri için Allah’ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden pek çok delil vardır’[/COLOR] Âl-i İmrân Sûresinin sonuna kadar okudu. “Sonra kalktı, abdest aldı, misvak kullandı ve on bir rekât namaz kıldı. Sonra Bilal ezan okudu, akabinde Resulullah (a.s.m.) evden çıktı ve sabah namazını kıldı.” Efendimizin (a.s.m.) hanımı Meymûne annemiz, Hz. Abdullah’ın teyzesiydi. Bunun için bazı geceler Hz. Abdullah teyzesinin evinde kalıyordu. * * * Peygamberimiz (a.s.m.) her haliyle bir insandı şüphe-siz. Çocuk oldu, genç oldu, ileri yaşlara ulaştı ve nihâyet yaşlandı. Ama onu yaşlandıran unsurlar başkaydı. Onun üzerinde yaşlılık izlerinin sebebi ayrıydı. Hayat yükü, dünya meşgalesi, iş güç ve aile derdi değildi. O Kur’ân’ın gerçek muhatabıydı. Kur’ân onun ruhuna ve kalbine öyle tesirler vücuda getiriyor, onu öyle bir hale sevk ediyordu ki, vücut çizgilerini değiştiriyordu. Bir seferinde Hz. Ebû Bekir (r.a.), Resulullah Sallallâhü Aleyhi Veselleme sordu: “Yâ Resul, yaşlandınız.” Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem şöyle buyurdular: “Hûd Sûresi, el-Vâkıâ, ve’l-Murselâtü, Amme yetesâelûne ve İze’ş-şemsu kuvvirat Sûreleri beni yaşlandırdı.” Bu sûreler kıyametin dehşetini, azametini ve kâinatın alacağı o korkunç şekli anlatıyordu. Kur’ân’ın ifadesiyle “Çocukları ihtiyarlatan o gün” kıyamet günüydü. Öyle ki, kıyamet gününün azametini anlamak için sa-dece Tekvîr Sûresinin şu âyetlerini okumak yeterlidir: [COLOR=Black]“Güneş dürülüp toplandığında, “Yıldızlar döküldüğünde, “Dağlar yürütüldüğünde, “Gebe develer başıboş kaldığında, “Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında, “Denizler tutuştuğunda, “Ruhlar bedenleriyle birleştiğinde, “Diri diri gömülen kız çocuğuna, hangi suçu yüzünden öldürüldüğü sorulduğunda, “Amel defterleri açıldığında, “Gök yerinden kaldırıldığında, “Cehennem kızıştırıldığında, “Cennet yakınlaştırıldığında, “Herkes o gün için ne hazırladığını bilmiş olacaktır.[/COLOR]” (1-14. âyetler) * * * Peygamberimiz (a.s.m.) Kur’ân’ı o kadar tatlı, o kadar içten, o kadar güzel ve mükemmel okurdu ki, Sahabiler kendilerinden geçercesine dinlerler, içleri, dışları, bütün âlemleri ap aydınlık olur, nurlarla dolardı. Bu duygularını anlatırlarken de aldıkları zevki ifade etmeden geçemiyorlardı. Cübeyr bin Mut’im anlatıyor: Bir akşam namazında Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellemin Tûr Sûresini okuduğunu işittim. Okurken şu, [COLOR=Black]“Yoksa onlar bir yaratıcı olmaksınız mı yaratıldılar? Veya kendi kendilerini mi yarattılar? Yoksa gökleri ve yeri on-lar mı yarattı? Doğrusu onların düşünüp iman etmeye niyetleri yoktur. Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Veya kâinatın tedbir ve idaresini onlar mı ele geçirdi?[/COLOR]” (35, 36 ve 37. âyetler) meâlindeki âyetler gelince (İbni Mut’im der ki: hayranlığımdan) kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.” Peygamberimiz (a.s.m.) hiç ara vermeden, belli bir dü-zen içinde, belli bir miktarda her gün Kur’ân okurdu. Hangi halde olursa olsun, hangi şartlarda bulunursa bulunsun, Kur’ân okumak onun hiçbir zaman ihmal etmediği bir âdetiydi. Hadiste geçtiği şekliyle bu bir “hizb”di. Bu hizb, bizim bildiğimiz şekliyle beş sayfa mıydı, yoksa daha mı faz-laydı, onu bilemiyoruz. Efendimizin (a.s.m.) bu sünnetini de Evs bin Huzeyfe es-Sekafî anlatıyor: Resulullah (a.s.m.) her gece yatsı namazından sonra gelir, bizimle sohbet ederdi. Bir akşam geç kaldı ve her zamanki vakitte gelemedi. Daha sonra teşrif etti. “Yâ Resul, bugün geç kaldınız” dedim. Buyurdular ki: “Bugün Kur’ân-ı Kerîmden her zaman okumakta ol-duğum hizbimi okumamıştım. Hatırıma geldi, okumadan çıkmak istemedim.” Sabah olunca Resulullah (a.s.m.) Sahabilere; “Siz Kur’ân’ı kaç hizbe ayırıyorsunuz?” diye bir soru tevcih etti: “Üç, beş, yedi, dokuz, on, on bir, on üç ve kısa sûrelerin hizbi” dediler. Peygamberimizin (a.s.m.) her gün Kur’ân’dan sayfa-larca okuduğu olurdu. Yatsı ve sabah namazları gibi na-mazların her rekâtında uzun sûrelerden birisini okurdu. Sahabiler de en küçük bir bıkkınlık göstermeden takip ederdi. Ama bazen öyle anlar olurdu ki, bir âyetten fazla okuyamazdı. Hazret-i Ebû Zer anlatıyor: Resulullah (a.s.m.) bir gece sabaha kadar namazda bir âyeti tekrarladı. Âyet şuydu: [COLOR=Black]“Eğer Sen onları azaba çarptırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen Aziz ve Hakimsin.” [/COLOR] Efendimizin (a.s.m.) bu âyeti tekrar etmesi havfullahta, Allah korkusundan ne kadar yüksek bir derecede olduğunu gösterdiği gibi, aynı zamanda biz günahkâr ümmeti için de fiili bir şefaat talebiydi. * * * Peygamberimiz (a.s.m.) Kurân âyetlerinin mânâlarına göre hareket ederdi. Kur’ân onun için aynı zamanda bir dua ve niyaz kitabıdır, bir münacat ve iltica kitabıdır. Bundan dolayıdır ki Efendimiz (a.s.m.), Kur’ân’ı Rabbiyle konuşur gibi okurdu. Yerine göre Allah’ın rahmetini diler, duruma göre Allah’a sığınır, âyetlerin gelişine göre Rabbine olan tesbihini arttırırdı. Peygamberimizin (a.s.m.) bu halini Hazret-i Huzeyfe şöyle anlatıyor: “Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem gece namazını kıldı. Namazdaki okuyuşunda bir rahmet âyeti geçtiği zaman Allah’tan rahmet dilerdi, bir azap âyeti geçtiği za-man da Allah’a sığınırdı, Allah’ın noksanlıklardan uzak ve temiz olduğunu bahseden bir âyet geçtiği zaman da Allah’ı tesbih ederdi.” Ebû Leylâ Hazretleri de bu esnada Peygamberimizin (a.s.m.) hangi duayı okuduğunu şöyle haber veriyor: “Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem geceleyin nafi-le namaz kılarken ben de onun yanında namaz kıldım. O kıraatinde bir azap âyeti okudu. Âyetin bitiminde ‘Eûzü billâhi mine’n-nâri ve veylün li-ehli’n-nâr (Cehennem ateşin-den Allah’a sığınırım, Cehennemliklerin vay haline!)’ buyurdu.” * * * Peygamberimizin (a.s.m.) ders halkasından hiç ayrılmayanlardan birisi de Hz. Enes’tir. Aynı zamanda Peygamberimizi (a.s.m.) Kur’ân okurken en çok dinleyenlerden birisidir. Hz. Katade, Enes bin Malik’ten Peygamber Efendimizin (a.s.m.) Kur’ân okuyuşunu merak eder. Der ki: “Ben Enes bin Malik’e Resulullahın (a.s.m.) Kur’ân okuyuşunu sordum. Şöyle cevapladı: “Resulullah (a.s.m.) uzatmaya elverişli olan harfleri okurken sesini uzatırdı.” * * * Kur’ân’da bazı özel ve özellikli âyetler vardır. O âyetler okunduğu zaman peşinden dua anlamında bazı şeyler söylemek gerekir. Bu âyetlerin hangileri olduğu ve okununca nelerin söyleneceğini de Peygamberimizden (a.s.m.) öğreniyoruz. Bu âyetlerin içinde çoğumuzun bildiği Tîn Sûresinin son âyeti vardır. Ebû Hüreyre anlatıyor. Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem buyurdular ki: “Sizden kim Vettîni ve’z-zeytûni sûresini okuyup son âyeti olan ‘Eleysallâhü bi-ahkemi’l-hâkimîn (Allah, hâkimlerin hâkimi değil mi?)’ (8. âyet) âyetine gelince, ‘Belâ ve ene mine’ş-şâhidîn (Evet, ben buna şahitlik edenlerde-nim)’ desin. “Kim de ‘Lâ uksimu bi-yevmi’l-kıyâme’yi okuyup son âyeti olan ‘Bütün bunları yapan Allah ölüleri tekrar di-riltmeye kâdir değil midir?’ âyetini de okuyunca, ‘Belâ ve izzeti Rabbinâ (Rabbimin izzetine and olsun, evet, ka-dirdir, gücü yeter)’ desin. “Kim de Mürselât Sûresini okuyup da en sonundaki ‘Artık bundan sonra onlar hangi söze inanacak?’ (50. âyet) âyetini de tamamlayınca, ‘Âmennâ billâhi Teâlâ (Allahu Teâlâya inandık)’ desin.” 127-Müzzemmil Sûresi, 4 128-Kıyamet Sûresi, 16-18 129-Neml Sûresi, 92 130-Nahl Sûresi, 98 131-İsrâ Sûresi, 106 132-Buharî, Ezân:57 133-Tirmizî, et-Tâc, 4:251; Kenzü’l-Ummâl. 1:573 134-Müzzemmil Sûresi, 17 135-Tecrid-i Sarih Tercemesi, 11:189 136-İbni Mâce, İkametü’s-Salât:178 137-Mâide Sûresi, 118; İbni Mâce, İkametü’s-Salât:179 138-İbni Mâce, İkametü’s-Salât:179 139-İbni Mâce, İkametü’s-Salât:179 140-İbni Mâce, İkametü’s-Salât:179 141-Kıyame Sûresi, 40 142-Ebû Dâvud, Salât:154[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
Peygamberimiz (a.s.m.) Nasıl Kur'an Okurdu ?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst