Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamber'in Gençleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="molla_zehra" data-source="post: 13088" data-attributes="member: 30"><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) davetine sırt çevirmekle kalmayıp, İslâm’a ve Müslümanlara karşı düşmanlık etmekte birbirleriyle yarışan Ebu Leheb, Velid b. Mugire, Ukbe b. Ebî Muayt, Ümeyye b. Halef gibi adamların hepsi de gençlik yıllarını çoktan geride bırakmış böyle ihtiyar kimselerdi. Mesela, Allah Resulü’nün, “Her ümmetin bir firavunu vardır, benim ümmetimin firavunu da budur” dediği Ebu Cehil, Bedir Harbi’nde yetmiş yaşındaydı. </span></span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">İhtiyarlar cephesinde durum, genel manzara itibariyle böyleyken; onların oğulları, yeğenleri ve genç kızları, Mekke semalarında tulû eden İslamiyet güneşine sinelerini alabildiğine açtılar. Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran Allah, yüzünü cehenneme dönmüş kimselerin gövdelerinden cennet çiçekleri açtırıyordu. Gençler, Allah Resulü’nün etrafında, ışığa koşan pervaneler gibi toplanıyor ve cahiliyenin henüz üzerlerine sinmemiş kokusundan ve tortusundan bütün bütün arınıyorlardı. </span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">Her yeni gelen âyeti, arşa doğru yükselen Melek Cebrailin ihtişamlı kanatlarının sesleri henüz semada yankılanıyor iken koşup Nebî’nin mübarek sesinden dinliyor, ezberliyor ve kalplerinin en tenha köşelerine kadar sindiriyorlardı. Her yeni âyet, onlar için derhal uygulanması icap eden hükümler anlamına geliyordu. Teori ve pratik bir arada, neredeyse aynı anda vücut buluyor ve sağlam bir imanı hiç arası açılmadan salih bir amel takip ediyordu. Öyle ki, o imanı artık oradan çıkarmak, şeytanın bile harcı değildi. Nerede kalmıştı ki, Velid b. Mugire gelsin de, işkenceleriyle o nuru onlardan ayırabilsindi. Bu tür herzeler, o gençlerin yalnızca imanını artırmaktan başka bir işe yaramıyordu. </span></span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">Genç, yaşlı, kadın, erkek herkesin davet edildiği İslâm’a gençlerin böylesine çarçabuk ve sağlam bir şekilde intibak etmesi, selim fıtratlarını henüz cahiliye yaşantısının kara örtüsünün bürümemiş olmasından ileri geliyordu. Mekke’nin imansız ihtiyarlarının onların önüne koyduğu istikbal, hakikat ve adalet arayışı içinde olan o selim fıtratlara hiç de cazip görünmüyordu. Geçmişin tortusunun körü körüne devam ettirilmesindense, geleceğe yeni ve temiz bir sayfa açmak, Hakk’a boyun eğmek, hakikat temelinde adaleti tesis etmek ve gerektiğinde bu uğurda can vermek, genç ruhlara çok daha doğru geliyordu. Bu şartlar altında Allah ve Resulüne “Lebbeyk!” diyerek itaat etmek, o selim fıtrata sahip gençler için ulvî bir zevkti. Soluk hayatlarına âdeta bir ruh üflenmesiydi. </span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">Ne garip ve aciptir ki, bugün İslâmiyet semasını yıldız yıldız süsleyen o gençlerin isimlerini andığımızda, pek çoğumuzun hayalinde kırlaşmış gür sakallarıyla asalarına dayanmış yaşlı insanlar beliriyor. Sanki İslâm yaşlılara gelmiş ve ancak yaşlıların destek verdiği bir dinmiş gibi zannediliyor. Bugün kaç kişi, Talha b. Ubeydullah ismini duyduğunda yahut Sa’d b. Ebi Vakkas adı kulağına çalındığında, onyedi yaşında, ter ü taze, fidan gibi bir genci hayaline getiriyor? Hayalimizde hep yaşlı ve mütevekkil bir kimse olarak canlanan Hazreti Ebu Bekir bile, İslâm nuruyla nurlandığında sadece otuzsekiz yaşındaydı. </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="molla_zehra, post: 13088, member: 30"] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen]Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) davetine sırt çevirmekle kalmayıp, İslâm’a ve Müslümanlara karşı düşmanlık etmekte birbirleriyle yarışan Ebu Leheb, Velid b. Mugire, Ukbe b. Ebî Muayt, Ümeyye b. Halef gibi adamların hepsi de gençlik yıllarını çoktan geride bırakmış böyle ihtiyar kimselerdi. Mesela, Allah Resulü’nün, “Her ümmetin bir firavunu vardır, benim ümmetimin firavunu da budur” dediği Ebu Cehil, Bedir Harbi’nde yetmiş yaşındaydı. [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen]İhtiyarlar cephesinde durum, genel manzara itibariyle böyleyken; onların oğulları, yeğenleri ve genç kızları, Mekke semalarında tulû eden İslamiyet güneşine sinelerini alabildiğine açtılar. Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran Allah, yüzünü cehenneme dönmüş kimselerin gövdelerinden cennet çiçekleri açtırıyordu. Gençler, Allah Resulü’nün etrafında, ışığa koşan pervaneler gibi toplanıyor ve cahiliyenin henüz üzerlerine sinmemiş kokusundan ve tortusundan bütün bütün arınıyorlardı. [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen]Her yeni gelen âyeti, arşa doğru yükselen Melek Cebrailin ihtişamlı kanatlarının sesleri henüz semada yankılanıyor iken koşup Nebî’nin mübarek sesinden dinliyor, ezberliyor ve kalplerinin en tenha köşelerine kadar sindiriyorlardı. Her yeni âyet, onlar için derhal uygulanması icap eden hükümler anlamına geliyordu. Teori ve pratik bir arada, neredeyse aynı anda vücut buluyor ve sağlam bir imanı hiç arası açılmadan salih bir amel takip ediyordu. Öyle ki, o imanı artık oradan çıkarmak, şeytanın bile harcı değildi. Nerede kalmıştı ki, Velid b. Mugire gelsin de, işkenceleriyle o nuru onlardan ayırabilsindi. Bu tür herzeler, o gençlerin yalnızca imanını artırmaktan başka bir işe yaramıyordu. [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen]Genç, yaşlı, kadın, erkek herkesin davet edildiği İslâm’a gençlerin böylesine çarçabuk ve sağlam bir şekilde intibak etmesi, selim fıtratlarını henüz cahiliye yaşantısının kara örtüsünün bürümemiş olmasından ileri geliyordu. Mekke’nin imansız ihtiyarlarının onların önüne koyduğu istikbal, hakikat ve adalet arayışı içinde olan o selim fıtratlara hiç de cazip görünmüyordu. Geçmişin tortusunun körü körüne devam ettirilmesindense, geleceğe yeni ve temiz bir sayfa açmak, Hakk’a boyun eğmek, hakikat temelinde adaleti tesis etmek ve gerektiğinde bu uğurda can vermek, genç ruhlara çok daha doğru geliyordu. Bu şartlar altında Allah ve Resulüne “Lebbeyk!” diyerek itaat etmek, o selim fıtrata sahip gençler için ulvî bir zevkti. Soluk hayatlarına âdeta bir ruh üflenmesiydi. [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen]Ne garip ve aciptir ki, bugün İslâmiyet semasını yıldız yıldız süsleyen o gençlerin isimlerini andığımızda, pek çoğumuzun hayalinde kırlaşmış gür sakallarıyla asalarına dayanmış yaşlı insanlar beliriyor. Sanki İslâm yaşlılara gelmiş ve ancak yaşlıların destek verdiği bir dinmiş gibi zannediliyor. Bugün kaç kişi, Talha b. Ubeydullah ismini duyduğunda yahut Sa’d b. Ebi Vakkas adı kulağına çalındığında, onyedi yaşında, ter ü taze, fidan gibi bir genci hayaline getiriyor? Hayalimizde hep yaşlı ve mütevekkil bir kimse olarak canlanan Hazreti Ebu Bekir bile, İslâm nuruyla nurlandığında sadece otuzsekiz yaşındaydı. [/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamber'in Gençleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst