Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamber'in Gençleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="molla_zehra" data-source="post: 13090" data-attributes="member: 30"><p><span style="color: #006400">İlginçtir Medine’ye yapılan Hicret sırasında, Ubeyde b. Haris gibi çok yaşlı bir iki bahtiyar ihtiyarın dışında kalan mü’minlerin tamamı da, neredeyse otuz yaşın altında idiler. Evlerini, ailelerini, ana babalarını, tüm geçmişlerini geride bırakıp ‘belirsiz’ bir istikbale doğru adım atabilen mesut bir genç topluluktu onlar. Güçlü imanları ve peygambere olan bağlılıkları dışında, elle tutulur hiçbir şeyleri yoktu. Hiçbirinin aklından, “Daha biz genciz. Böylesine büyük bir inkılaba omuz vermek bize değil büyüklerimize düşer” düşüncesi geçmemişti.</span></p><p><span style="color: #006400"></span></p><p><span style="color: #006400"><span style="font-family: 'Verdana'">Öte yandan, Resul-i Ekrem, onlara bilhassa ana babalarından uzak durmaları ya da muhalefet etmeleri gibi özel bir telkinde de bulunmuş değildi. İlâhî davet, herkese yapılmıştı. Ama bu davete genellikle gençler mukabelede bulunmuş; yaşlılar ise çoğunlukla geri durmuştu. Bu dinin gençlere öğüdü, ana babalarından uzak durmaları veya bir “karşı devrim” değil, onların taptığı taş ve putları terketmeleriydi. Din onlardan “karşı” olmalarını değil, “taraf” olmalarını talep ediyordu. Onlar da bu talebe olumlu cevap verdiler. Ama ana babaları, ne yazık ki taptıkları putları, hakikate ve—sırf hakikate taraf oldukları için—kendi oğullarına ve kızlarına tercih ettiler. </span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">Hem de öyle bir tercih ediş ki! Mekke’nin soylu ve varlıklı ailelerinden birine mensup olan Zübeyr b. Avvam, İslâm ile şereflendiğinde müşrik amcası tarafından hasırlara sarılıp ateşe verildi. “Muhammedin dininden dön, seni bırakayım!” diyen amcasına, “Yanıp kül olacağımı bilsem de dönmeyeceğim!” diye cevap veren Zübeyr, bu olay sırasında sadece on iki yaşındaydı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">Bir de, Mekke’de genç kızlar tarafından geçeceği yolları gözlenen yakışıklı bir genç vardı, Mu’sab b. Umeyr. Zengin bir kadının oğlu olan Mu’sab, omuzlarına kadar dökülen saçları, Hind’den ve başka yerlerden gelme en alâ kumaşlardan elbiseleri, Hadramut işi terlikleri ve süründüğü pahalı kokularıyla, Mekke gençleri arasında ayrıcalıklı bir yere sahipti. Bu yakışıklı delikanlı, gençliğinin ve yakışıklığının zirvesindeyken, Allah Resulü’nün huzurunda diz çöktü. Birinci akabe biatından sonra Medine’ye “öğretmen” olarak gönderildi. Bedir Harbi’nde, İslâm’ın sancaktarlığı vazifesi ona verildi. Uhud’da da yine o sancaktardı. Şehit edildiğinde, kendisine kefen olacak bir örtü bile bulamadılar. Üzerinde eski bir hırka vardı. Bedeni kılıç ve mızrak darbeleriyle parçalanmıştı. O hırka ile başını örtseler ayakları dışarıda kalıyordu; ayaklarını örttüklerinde ise hırka başını örtmeye yetmiyordu. Mus’ab, Allah ve Resulü’ne iman ettiğinde onsekiz yaşındaydı. İşte o Mus’ab, imanını ikrar ettiğinde, annesi onu zindanlara kilitledi. Dininden dönmesi için ne tehditler savurdu. Ama hiçbirisi, genç Mus’ab’a tesir etmedi.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="molla_zehra, post: 13090, member: 30"] [COLOR=#006400]İlginçtir Medine’ye yapılan Hicret sırasında, Ubeyde b. Haris gibi çok yaşlı bir iki bahtiyar ihtiyarın dışında kalan mü’minlerin tamamı da, neredeyse otuz yaşın altında idiler. Evlerini, ailelerini, ana babalarını, tüm geçmişlerini geride bırakıp ‘belirsiz’ bir istikbale doğru adım atabilen mesut bir genç topluluktu onlar. Güçlü imanları ve peygambere olan bağlılıkları dışında, elle tutulur hiçbir şeyleri yoktu. Hiçbirinin aklından, “Daha biz genciz. Böylesine büyük bir inkılaba omuz vermek bize değil büyüklerimize düşer” düşüncesi geçmemişti. [FONT=Verdana]Öte yandan, Resul-i Ekrem, onlara bilhassa ana babalarından uzak durmaları ya da muhalefet etmeleri gibi özel bir telkinde de bulunmuş değildi. İlâhî davet, herkese yapılmıştı. Ama bu davete genellikle gençler mukabelede bulunmuş; yaşlılar ise çoğunlukla geri durmuştu. Bu dinin gençlere öğüdü, ana babalarından uzak durmaları veya bir “karşı devrim” değil, onların taptığı taş ve putları terketmeleriydi. Din onlardan “karşı” olmalarını değil, “taraf” olmalarını talep ediyordu. Onlar da bu talebe olumlu cevap verdiler. Ama ana babaları, ne yazık ki taptıkları putları, hakikate ve—sırf hakikate taraf oldukları için—kendi oğullarına ve kızlarına tercih ettiler. [/FONT][/COLOR] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen]Hem de öyle bir tercih ediş ki! Mekke’nin soylu ve varlıklı ailelerinden birine mensup olan Zübeyr b. Avvam, İslâm ile şereflendiğinde müşrik amcası tarafından hasırlara sarılıp ateşe verildi. “Muhammedin dininden dön, seni bırakayım!” diyen amcasına, “Yanıp kül olacağımı bilsem de dönmeyeceğim!” diye cevap veren Zübeyr, bu olay sırasında sadece on iki yaşındaydı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen]Bir de, Mekke’de genç kızlar tarafından geçeceği yolları gözlenen yakışıklı bir genç vardı, Mu’sab b. Umeyr. Zengin bir kadının oğlu olan Mu’sab, omuzlarına kadar dökülen saçları, Hind’den ve başka yerlerden gelme en alâ kumaşlardan elbiseleri, Hadramut işi terlikleri ve süründüğü pahalı kokularıyla, Mekke gençleri arasında ayrıcalıklı bir yere sahipti. Bu yakışıklı delikanlı, gençliğinin ve yakışıklığının zirvesindeyken, Allah Resulü’nün huzurunda diz çöktü. Birinci akabe biatından sonra Medine’ye “öğretmen” olarak gönderildi. Bedir Harbi’nde, İslâm’ın sancaktarlığı vazifesi ona verildi. Uhud’da da yine o sancaktardı. Şehit edildiğinde, kendisine kefen olacak bir örtü bile bulamadılar. Üzerinde eski bir hırka vardı. Bedeni kılıç ve mızrak darbeleriyle parçalanmıştı. O hırka ile başını örtseler ayakları dışarıda kalıyordu; ayaklarını örttüklerinde ise hırka başını örtmeye yetmiyordu. Mus’ab, Allah ve Resulü’ne iman ettiğinde onsekiz yaşındaydı. İşte o Mus’ab, imanını ikrar ettiğinde, annesi onu zindanlara kilitledi. Dininden dönmesi için ne tehditler savurdu. Ama hiçbirisi, genç Mus’ab’a tesir etmedi.[/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamber'in Gençleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst