Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Peygamberler ve Peygamberlerin Hayatı
Peygamberlere Yapılan Iğrenç Tuzak Ve Iftiralar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ashabaselam" data-source="post: 111679" data-attributes="member: 11018"><p><strong><span style="color: darkred">Tutuklamak ve hapse atmak istemeleri</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Resulleri Allah'ın yolundan alıkoymak, onları yıldırmak ve etkisiz hale getirebilmek için inkarcıların önde gelenleri tarafından uygulanan sindirme metodlarından biri de onları tutuklamak ve hapsetmektir. Gerçekte, inkar edenlerin ileri gelenleri, Resulleri ve diğer iman edenleri tamamen ortadan kaldırmak, yok etmek isterler. Çünkü varlığından en çok rahatsızlık ve tedirginlik duydukları kimseler onlardır. Bu nedenle her ne pahasına olursa olsun gayrı meşru çıkar ve düzenlerini korumak ve devam ettirebilmek için Resulleri etkisiz hale getirmeye çalışırlar.</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Örneğin Firavun kendisinden çekindiği Hz. Musa'yı, kendisine tabi olmadığı takdirde hapse atmakla tehdit etmiştir. Çünkü onu kontrol altında tutmanın en iyi yolunun hapsetmek olduğunu düşünmüştür. Firavun'un bu tehdidi ayette şöyle haber verilmektedir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım." (Şuara Suresi, 29)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">İslam tarihi incelendiğinde, Allah yolunda mücadele eden insanların sürekli olarak inkar edenlerin baskısına, zulmüne ve engellemelerine maruz kaldıkları görülür. Peygamberlerin izinden giden samimi müminler de onların başına gelen zorluk ve sıkıntıların benzerleriyle denenmişlerdir. Hayatlarını Allah'ın rızasını aramaya adamış müminleri, inkar edenler sürekli olarak kendi çarpık yaşam biçimleri için tehdit olarak görmüşlerdir. İnkarcıların önde gelenlerinin sürekli gözetim ve takibi altında olmak, onlar tarafından hapsedilmek tarih boyunca Allah yolunda mücadele eden insanların karşılaştıkları olaylardır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Ancak unutulmamalıdır ki, dışarıdan bakıldığında son derece sıkıntılı ve eziyetli görünen bu tür durumlar, Allah'a tam bir teslimiyetle teslim olmuş, yalnızca O'na dayanıp güvenen müminler için manevi bir eğitim ortamıdır. Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini uman müminler için bu tür zorluklar gerçekte bir sevinç ve ferahlık kaynağı, bir arınma vesilesidir. Allah'a daha fazla yakınlaşma ve O'nun ayetlerine şahit olma ve müminler üzerindeki yakın takibini izleme fırsatıdır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Nitekim iman edenlerin cesareti ayetlerde şu şekilde belirtilmiştir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">"… De ki: "Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bir düzen (tuzak) kurun da bana göz bile açtırmayın. Hiç şüphesiz, benim velim Kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor." (Araf Suresi, 195-196)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Baskı uygulamaları, sindirme ve korkutma çabaları</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Allah müminlerin sabır, tevekkül, bağlılık ve kararlılıklarını denemek, onların manevi makam ve ecirlerini artırmak için belli zamanlarda onları çeşitli şekillerde imtihan edebilir. Bunun örneklerinden biri ayette şöyle haber verilmektedir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Hatırlayın; hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmıştınız, insanların sizi kapıp-yakalamasından korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızıklar verdi. Ki şükredesiniz. (Enfal Suresi, 26)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Ne kadar zayıf bırakılmış görünseler de Allah'ın rahmeti ve yardımı her zaman müminlerle birliktedir. Başka ayetlerde de Allah'ın müminleri desteklemek için gönderdiği ordulardan şöyle bahsedilir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir. Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada, iman edenler sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı. (Ahzab Suresi, 9-11)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Tarihin her döneminde inkar edenler çeşitli düzenlerle iman edenler üzerine korku salmaya, onları yıldırmaya çalışmışlardır. En yoğun olarak da saldırılarını Resullere yöneltmişlerdir. Fakat müminler bütün gücün Allah'a ait olduğunu bildiklerinden, inkar edenlerin bu saldırılarından dolayı bir yılgınlığa ya da ümitsizliğe düşmemişlerdir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Müminler bu tür zorluk anlarıyla karşılaştıklarında, bunların Allah ve Resulünün önceden haber verdiği olaylar olduğunu bildiklerinden vakar ve tevekküllerinden bir şey kaybetmemişler, aksine imanları artmıştır. Müminlerin bu kararlı tavırları bir ayette şöyle tarif edilir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Müminler (düşman) birliklerini gördükleri zaman ise (korkuya kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resûlü'nün bize vadettiği şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir." Ve (bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı. (Ahzab Suresi, 22)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Öldürmeye kalkışmaları</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">İnkar edenlerin Resullere yönelttiği en zalimce baskı yöntemlerinden biri de dünyanın en üstün ve en güzel ahlaklı insanlarını öldürmeye çalışmaktır. İnkar edenlerin önde gelenleri hemen her devirde bu yola başvurmuşlardır. Resulü ve onunla birlikte Allah'a iman etmiş kimseleri yollarından döndürmek için içlerinden bir kısmını öldürmüş ya da öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Özellikle Resulleri öldürerek, Allah’ın dinini yok edebileceklerini, diğer iman edenleri de bu şekilde dinlerinden döndürebileceklerini sanmışlardır. Kavminin Hz. Şuayb’ı taşa tutup öldürme arzusu, inkar edenlerin Allah yolunda olan kimselere karşı beslediği büyük kin ve düşmanlığın çarpıcı bir örneğidir. Ayette şöyle buyrulmaktadır:</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">"Ey Şuayb" dediler. "Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz'. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin." (Hud Suresi, 91)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Firavun ve yakın çevresi de Hz. Musa'yı öldürmek için planlar kurmaktayken Hz. Musa Allah'ın yardımıyla onların bu tuzaklarından haberdar olmuş ve kurtulmuştur:</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim." (Kasas Suresi, 20)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">İnkarcıların Resulleri etkisiz hale getirebilmek için başvurdukları kaçırma ve bir yerde yalnız hapsetme ile öldürme gibi yöntemleri de vardır. Örneğin daha önce de bahsettiğimiz gibi Hz. Yusuf, kardeşleri tarafından kuyuya bırakılarak çevre şartları, açlık veya susuzluktan ölmeye terk edilmiştir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Hz. İbrahim'in kavmi ise, onların putlarını kıran ve aşağılayan bu kutlu peygamberi ateşe atacak kadar azgınlık göstermişlerdir. Ancak Allah elçisini bu ümitsiz gibi görünen durumdan mucizevi bir biçimde kurtarmıştır. Ayette Hz. İbrahim'le ilgili olarak şöyle haber verilmektedir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün ya da yakın" demek oldu. Böylece Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır. (Ankebut Suresi, 24)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Yukarıdaki ayette de bildirildiği gibi, inkarcıların Hz. İbrahim'i "yakma" çabaları boşa çıkmış ve Allah onu kurtarmıştır. Çünkü Resuller, "...Allah seni insanlardan koruyacaktır..." (Maide Suresi, 67) hükmüyle Allah'ın koruması altındadırlar.</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">İnkar edenler, Allah'ın dilemesi dışında, ne müminlere ne de Resule hiçbir zarar veremezler.</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">İnkarcıların Resullere Kurduğu Tuzaklar Baştan Bozulmuş Olarak Kurulur</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">İnkar edenler birtakım fiziksel tedbirler alarak, kendilerince Resullerin tebliğini durdurabileceklerini sanmışlardır. Çünkü Allah'ın herşeyi kaderde tespit etmiş olduğunu, her zaman müminlerin yardımcısı olduğunu akledememişlerdir. Resullerin mücadelesini engellemek amacıyla çeşitli yollara başvurmuşlardır, ne var ki bu tuzakları kurarken daha en başından bozulacak ve kendi aleyhlerine dönecek bir biçimde kurmuşlardır. Ne kadar kapsamlı ve zekice tasarlanmış olursa olsun inkarcıların tuzakları kesinlikle bozulmaya mahkumdur. Çünkü bu, Allah'ın Kuran'da haber verdiği bir vaaddir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">İnkar edenlerin kurduğu tuzakların ve hileli düzenlerin boşa çıkacağı ve kendi aleyhlerine döneceğinin haber verildiği Kuran ayetlerinden bazıları şunlardır:</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">...Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır. (Enfal Suresi, 18)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">... Ancak kafirlerin hileli-düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir. (Mümin Suresi, 25)</span></strong></p><p><strong><span style="color: darkred"></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ashabaselam, post: 111679, member: 11018"] [B][COLOR=darkred]Tutuklamak ve hapse atmak istemeleri Resulleri Allah'ın yolundan alıkoymak, onları yıldırmak ve etkisiz hale getirebilmek için inkarcıların önde gelenleri tarafından uygulanan sindirme metodlarından biri de onları tutuklamak ve hapsetmektir. Gerçekte, inkar edenlerin ileri gelenleri, Resulleri ve diğer iman edenleri tamamen ortadan kaldırmak, yok etmek isterler. Çünkü varlığından en çok rahatsızlık ve tedirginlik duydukları kimseler onlardır. Bu nedenle her ne pahasına olursa olsun gayrı meşru çıkar ve düzenlerini korumak ve devam ettirebilmek için Resulleri etkisiz hale getirmeye çalışırlar. Örneğin Firavun kendisinden çekindiği Hz. Musa'yı, kendisine tabi olmadığı takdirde hapse atmakla tehdit etmiştir. Çünkü onu kontrol altında tutmanın en iyi yolunun hapsetmek olduğunu düşünmüştür. Firavun'un bu tehdidi ayette şöyle haber verilmektedir: (Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım." (Şuara Suresi, 29) İslam tarihi incelendiğinde, Allah yolunda mücadele eden insanların sürekli olarak inkar edenlerin baskısına, zulmüne ve engellemelerine maruz kaldıkları görülür. Peygamberlerin izinden giden samimi müminler de onların başına gelen zorluk ve sıkıntıların benzerleriyle denenmişlerdir. Hayatlarını Allah'ın rızasını aramaya adamış müminleri, inkar edenler sürekli olarak kendi çarpık yaşam biçimleri için tehdit olarak görmüşlerdir. İnkarcıların önde gelenlerinin sürekli gözetim ve takibi altında olmak, onlar tarafından hapsedilmek tarih boyunca Allah yolunda mücadele eden insanların karşılaştıkları olaylardır. Ancak unutulmamalıdır ki, dışarıdan bakıldığında son derece sıkıntılı ve eziyetli görünen bu tür durumlar, Allah'a tam bir teslimiyetle teslim olmuş, yalnızca O'na dayanıp güvenen müminler için manevi bir eğitim ortamıdır. Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini uman müminler için bu tür zorluklar gerçekte bir sevinç ve ferahlık kaynağı, bir arınma vesilesidir. Allah'a daha fazla yakınlaşma ve O'nun ayetlerine şahit olma ve müminler üzerindeki yakın takibini izleme fırsatıdır. Nitekim iman edenlerin cesareti ayetlerde şu şekilde belirtilmiştir: "… De ki: "Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bir düzen (tuzak) kurun da bana göz bile açtırmayın. Hiç şüphesiz, benim velim Kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor." (Araf Suresi, 195-196) Baskı uygulamaları, sindirme ve korkutma çabaları Allah müminlerin sabır, tevekkül, bağlılık ve kararlılıklarını denemek, onların manevi makam ve ecirlerini artırmak için belli zamanlarda onları çeşitli şekillerde imtihan edebilir. Bunun örneklerinden biri ayette şöyle haber verilmektedir: Hatırlayın; hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmıştınız, insanların sizi kapıp-yakalamasından korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızıklar verdi. Ki şükredesiniz. (Enfal Suresi, 26) Ne kadar zayıf bırakılmış görünseler de Allah'ın rahmeti ve yardımı her zaman müminlerle birliktedir. Başka ayetlerde de Allah'ın müminleri desteklemek için gönderdiği ordulardan şöyle bahsedilir: Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir. Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada, iman edenler sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı. (Ahzab Suresi, 9-11) Tarihin her döneminde inkar edenler çeşitli düzenlerle iman edenler üzerine korku salmaya, onları yıldırmaya çalışmışlardır. En yoğun olarak da saldırılarını Resullere yöneltmişlerdir. Fakat müminler bütün gücün Allah'a ait olduğunu bildiklerinden, inkar edenlerin bu saldırılarından dolayı bir yılgınlığa ya da ümitsizliğe düşmemişlerdir. Müminler bu tür zorluk anlarıyla karşılaştıklarında, bunların Allah ve Resulünün önceden haber verdiği olaylar olduğunu bildiklerinden vakar ve tevekküllerinden bir şey kaybetmemişler, aksine imanları artmıştır. Müminlerin bu kararlı tavırları bir ayette şöyle tarif edilir: Müminler (düşman) birliklerini gördükleri zaman ise (korkuya kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resûlü'nün bize vadettiği şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir." Ve (bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı. (Ahzab Suresi, 22) Öldürmeye kalkışmaları İnkar edenlerin Resullere yönelttiği en zalimce baskı yöntemlerinden biri de dünyanın en üstün ve en güzel ahlaklı insanlarını öldürmeye çalışmaktır. İnkar edenlerin önde gelenleri hemen her devirde bu yola başvurmuşlardır. Resulü ve onunla birlikte Allah'a iman etmiş kimseleri yollarından döndürmek için içlerinden bir kısmını öldürmüş ya da öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Özellikle Resulleri öldürerek, Allah’ın dinini yok edebileceklerini, diğer iman edenleri de bu şekilde dinlerinden döndürebileceklerini sanmışlardır. Kavminin Hz. Şuayb’ı taşa tutup öldürme arzusu, inkar edenlerin Allah yolunda olan kimselere karşı beslediği büyük kin ve düşmanlığın çarpıcı bir örneğidir. Ayette şöyle buyrulmaktadır: "Ey Şuayb" dediler. "Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz'. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin." (Hud Suresi, 91) Firavun ve yakın çevresi de Hz. Musa'yı öldürmek için planlar kurmaktayken Hz. Musa Allah'ın yardımıyla onların bu tuzaklarından haberdar olmuş ve kurtulmuştur: Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim." (Kasas Suresi, 20) İnkarcıların Resulleri etkisiz hale getirebilmek için başvurdukları kaçırma ve bir yerde yalnız hapsetme ile öldürme gibi yöntemleri de vardır. Örneğin daha önce de bahsettiğimiz gibi Hz. Yusuf, kardeşleri tarafından kuyuya bırakılarak çevre şartları, açlık veya susuzluktan ölmeye terk edilmiştir. Hz. İbrahim'in kavmi ise, onların putlarını kıran ve aşağılayan bu kutlu peygamberi ateşe atacak kadar azgınlık göstermişlerdir. Ancak Allah elçisini bu ümitsiz gibi görünen durumdan mucizevi bir biçimde kurtarmıştır. Ayette Hz. İbrahim'le ilgili olarak şöyle haber verilmektedir: Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün ya da yakın" demek oldu. Böylece Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır. (Ankebut Suresi, 24) Yukarıdaki ayette de bildirildiği gibi, inkarcıların Hz. İbrahim'i "yakma" çabaları boşa çıkmış ve Allah onu kurtarmıştır. Çünkü Resuller, "...Allah seni insanlardan koruyacaktır..." (Maide Suresi, 67) hükmüyle Allah'ın koruması altındadırlar. İnkar edenler, Allah'ın dilemesi dışında, ne müminlere ne de Resule hiçbir zarar veremezler. İnkarcıların Resullere Kurduğu Tuzaklar Baştan Bozulmuş Olarak Kurulur İnkar edenler birtakım fiziksel tedbirler alarak, kendilerince Resullerin tebliğini durdurabileceklerini sanmışlardır. Çünkü Allah'ın herşeyi kaderde tespit etmiş olduğunu, her zaman müminlerin yardımcısı olduğunu akledememişlerdir. Resullerin mücadelesini engellemek amacıyla çeşitli yollara başvurmuşlardır, ne var ki bu tuzakları kurarken daha en başından bozulacak ve kendi aleyhlerine dönecek bir biçimde kurmuşlardır. Ne kadar kapsamlı ve zekice tasarlanmış olursa olsun inkarcıların tuzakları kesinlikle bozulmaya mahkumdur. Çünkü bu, Allah'ın Kuran'da haber verdiği bir vaaddir. İnkar edenlerin kurduğu tuzakların ve hileli düzenlerin boşa çıkacağı ve kendi aleyhlerine döneceğinin haber verildiği Kuran ayetlerinden bazıları şunlardır: ...Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır. (Enfal Suresi, 18) ... Ancak kafirlerin hileli-düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir. (Mümin Suresi, 25) [/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Peygamberler ve Peygamberlerin Hayatı
Peygamberlere Yapılan Iğrenç Tuzak Ve Iftiralar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst