Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Peygamberler ve Peygamberlerin Hayatı
Peygamberlere Yapılan Iğrenç Tuzak Ve Iftiralar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ashabaselam" data-source="post: 111684" data-attributes="member: 11018"><p><strong><span style="color: seagreen">"İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır." (Bakara Suresi, 8-10)</span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen">Münafıkların inanmadıkları halde inanmış gibi gözükmelerinin nedeni, kendilerini müminmiş gibi göstererek müminlerden birtakım çıkarlar elde edeceklerini ummalarıdır. Müminlerin maddi imkanları, güç ve ihtişamları bu kişileri etkiler ve bunlardan yararlanabilmek için kendilerini mümin gibi göstermeye karar verirler.</span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen">Oysa ayette de bildirildiği gibi, münafıklar yalnızca kendilerini aldatırlar, çünkü "mümin taklidi yapmak" aslında mümkün değildir. Yapabildikleri dinin yalnızca bazı şekli özelliklerini taklit etmekten başka bir şey değildir. Oysa müminlerin "taklit edilemez" özellikleri vardır. Bundan haberdar olan müminler ve özellikle de Resul münafıkların iki yüzlülüğünü hemen fark ederler. Allah, Resule münafıkları tanımak için özel bir anlayış verdiğini ayetlerinde şöyle haber vermiştir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen">"Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar? Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir" (Muhammed Suresi, 29-30)</span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen">Resuller münafıkların durumunu hemen açıklamayabilirler. Ne var ki bu kişilerin iki yüzlülüğü kısa süre içinde örneğin din için fedakarlık yapmaları gerektiği zaman ortaya çıkacaktır. Çünkü münafıklar şahsi menfaatlerini tatmin etmek umuduyla müminlere ve dine yaklaşmışlardır. Ancak herhangi bir menfaatlerinin olamayacağını, hatta tam tersine Allah yolunda fedakarlıkta bulunmaları gerektiğini anladıklarında birden gerçek yüzlerini ortaya koyarlar.</span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen">İşte münafığın en önemli özelliği bu noktada ortaya çıkar: Münafık "mümin taklidi" yapmaktan vazgeçtiği bu anda, tek başına müminlerden ayrılıp köşesine çekilmez. Tam aksine müminleri aynı kendisi gibi Allah yolundan döndürmeye çalışır. Onların şevklerini kıracak, onları şüpheye ve umutsuzluğa düşürecek, Resule olan sadakatlerini zayıflatacak telkinlerle ortaya çıkar. Çünkü, müminlerden ayrılırken, "onlar doğru yoldaydı, ben ise iki yüzlü bir sahtekardım; çıkarlarım zedelenince ayrılıp-gittim" demeyi kendine yediremez.</span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen">Kuran'da haber verilen münafıkların, "...Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmemiş..." (Azhab Suresi, 12), ya da "...bunları (Müslümanları) dinleri aldattı..." (Enfal Suresi, 49) gibi ifadeleri, söz konusu tavırlarını tarif etmektedir. Müminlerin fark etmediği gerçekleri kendilerinin fark ettiği yanılgısı ise, Hz. Musa'nın kavmini saptırıp buzağıya taptıran Samiri'nin söylediği, "...Ben onların görmediklerini gördüm..." (Taha Suresi, 96) sözünde en açık biçimde gözükmektedir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen">Münafığın yaptığı bu bozgunculuk hareketinin adı, Kuran'da "fitne" olarak tanımlanmaktadır. Ve fitne Kuran'daki, "...Fitne, katilden beterdir..." (Bakara Suresi, 217) hükmüne göre, en büyük suçtur. Resul elbette fitneye karşı gereken önlemleri alır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen">Az önce sözünü ettiğimiz Samiri, münafık karakterinin çok belirgin bir örneğidir. Hz. Musa'nın ona karşı tavrı da Resullerin kararlılığını gösterir. Kuran'da, Samiri'nin fitnesi ve Hz. Musa'nın tavrı ayrıntılı olarak anlatılır. Buna göre, Hz. Musa'nın Allah'tan vahiy almak için tek başına Tur Dağı'na çıktığı bir sırada Samiri kavmi içinde fitne çıkarmıştır. Bu olay ayetlerde şöyle haber verilmiştir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p><p><strong><span style="color: seagreen"></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ashabaselam, post: 111684, member: 11018"] [B][COLOR=seagreen]"İnsanlardan öyleleri vardır ki: 'Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır." (Bakara Suresi, 8-10) Münafıkların inanmadıkları halde inanmış gibi gözükmelerinin nedeni, kendilerini müminmiş gibi göstererek müminlerden birtakım çıkarlar elde edeceklerini ummalarıdır. Müminlerin maddi imkanları, güç ve ihtişamları bu kişileri etkiler ve bunlardan yararlanabilmek için kendilerini mümin gibi göstermeye karar verirler. Oysa ayette de bildirildiği gibi, münafıklar yalnızca kendilerini aldatırlar, çünkü "mümin taklidi yapmak" aslında mümkün değildir. Yapabildikleri dinin yalnızca bazı şekli özelliklerini taklit etmekten başka bir şey değildir. Oysa müminlerin "taklit edilemez" özellikleri vardır. Bundan haberdar olan müminler ve özellikle de Resul münafıkların iki yüzlülüğünü hemen fark ederler. Allah, Resule münafıkları tanımak için özel bir anlayış verdiğini ayetlerinde şöyle haber vermiştir: "Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar? Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir" (Muhammed Suresi, 29-30) Resuller münafıkların durumunu hemen açıklamayabilirler. Ne var ki bu kişilerin iki yüzlülüğü kısa süre içinde örneğin din için fedakarlık yapmaları gerektiği zaman ortaya çıkacaktır. Çünkü münafıklar şahsi menfaatlerini tatmin etmek umuduyla müminlere ve dine yaklaşmışlardır. Ancak herhangi bir menfaatlerinin olamayacağını, hatta tam tersine Allah yolunda fedakarlıkta bulunmaları gerektiğini anladıklarında birden gerçek yüzlerini ortaya koyarlar. İşte münafığın en önemli özelliği bu noktada ortaya çıkar: Münafık "mümin taklidi" yapmaktan vazgeçtiği bu anda, tek başına müminlerden ayrılıp köşesine çekilmez. Tam aksine müminleri aynı kendisi gibi Allah yolundan döndürmeye çalışır. Onların şevklerini kıracak, onları şüpheye ve umutsuzluğa düşürecek, Resule olan sadakatlerini zayıflatacak telkinlerle ortaya çıkar. Çünkü, müminlerden ayrılırken, "onlar doğru yoldaydı, ben ise iki yüzlü bir sahtekardım; çıkarlarım zedelenince ayrılıp-gittim" demeyi kendine yediremez. Kuran'da haber verilen münafıkların, "...Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmemiş..." (Azhab Suresi, 12), ya da "...bunları (Müslümanları) dinleri aldattı..." (Enfal Suresi, 49) gibi ifadeleri, söz konusu tavırlarını tarif etmektedir. Müminlerin fark etmediği gerçekleri kendilerinin fark ettiği yanılgısı ise, Hz. Musa'nın kavmini saptırıp buzağıya taptıran Samiri'nin söylediği, "...Ben onların görmediklerini gördüm..." (Taha Suresi, 96) sözünde en açık biçimde gözükmektedir. Münafığın yaptığı bu bozgunculuk hareketinin adı, Kuran'da "fitne" olarak tanımlanmaktadır. Ve fitne Kuran'daki, "...Fitne, katilden beterdir..." (Bakara Suresi, 217) hükmüne göre, en büyük suçtur. Resul elbette fitneye karşı gereken önlemleri alır. Az önce sözünü ettiğimiz Samiri, münafık karakterinin çok belirgin bir örneğidir. Hz. Musa'nın ona karşı tavrı da Resullerin kararlılığını gösterir. Kuran'da, Samiri'nin fitnesi ve Hz. Musa'nın tavrı ayrıntılı olarak anlatılır. Buna göre, Hz. Musa'nın Allah'tan vahiy almak için tek başına Tur Dağı'na çıktığı bir sırada Samiri kavmi içinde fitne çıkarmıştır. Bu olay ayetlerde şöyle haber verilmiştir: [/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Peygamberler ve Peygamberlerin Hayatı
Peygamberlere Yapılan Iğrenç Tuzak Ve Iftiralar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst