Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Plastik Ayakkabı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="LEVLAK" data-source="post: 246717" data-attributes="member: 1009300"><p><span style="color: red">Plastik Ayakkabı</span></p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://img812.imageshack.us/img812/1705/plastikayakkab300x194.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p>Elektrik dersi gördüğüm yıllarda, öğretmen dedi ki: "Elektrik işiyle uğraşırken ayağınıza plastik ayakkabı giyin, elinize plastik eldiven takın. Bu iki husus çok önemlidir. Ayağınızda iletken bir ayakkabı olursa ölürsünüz."</p><p></p><p>Elektrik dersinde terk edilmeyecek noktalardı bunlar. </p><p></p><p>Risale-i Nur‘daki mektuplara da “plastik eldiven ve ayakkabı” gözüyle bakmak lazım. Bu metotlar, imanî hizmetlerin plastik ayakkabısı, plastik eldivenidir. Yani mektuplardaki düsturlara dikkat etmek lazım…</p><p></p><p><strong>O mektuplardan anladığımız şudur:</strong></p><p></p><p>İman hizmeti, kâinat çapında bir davadır. Çünkü Allah’a inanmayan satanistler şeytana inandı. Allah’a inanmayan Hintliler Buda’ya inandı. Allah’a inanmayan filozoflar materyalizme, natürizme inandı. Böylece İslamiyet’ten uzaklaştılar, dünya ve ahiretleri cehennem oldu. Bu sebepten Bediüzzaman Said Nursi‘ye göre en büyük hastalık iman zayıflığıydı.</p><p></p><p>İslamiyet gibi çok kıymetli bir dinin elbette çok büyük düşmanları olacaktır. İslamiyet’i yaşarken başımıza büyük hadiseler gelebilir. Bu gibi durumlarda mü’min, yol mühendisi gibi hareket etmelidir. Saadet-i ebediye’ye giden yolun mühendisi… Önümüze bataklık çıkarsa, bataklığı dolaşıp yolumuza devam edeceğiz. Nehir çıkarsa, köprü yapacağız. Dağ çıkarsa, tünel açıp yine yolumuza devam edeceğiz. İşte sebat budur…</p><p></p><p>İslamiyet ferdin kendisinde yaşanır. Bu da haramları terk edip helallere tabi olmaktır. Bir şahıs, haramları terk etmeye başladı mı hidayete ermiştir.</p><p></p><p>İslâmiyet hikmetler deryasıdır. Yani Kur’an’ın hangi hükmünü alsanız, o her zaman ve her mekânda kurtarıcıdır, hatta din ve mezhep farkı gözetmeksizin!..</p><p></p><p>Mesela “Kutlu Doğum” diyorlar. Kutlamak yerine uygulamak gerekir. Sahabeden bazıları Peygamberimiz’in hayatına uymayı o kadar ileri götürmüşler ki, bir yere giderken Peygamberimiz nerede oturmuşsa orada oturuyorlar, nerede yürümüşse orada yürüyorlar, nerede dinlenmişse orada dinleniyorlar. O derece O’na tabi oluyorlar. Fakat sahabelerin hayatında benim en çok dikkatimi çeken şudur: Savaşa gitmek istiyorlar, şehit olmak istiyorlar. Şöyle bir manzara ortaya çıkıyor. Sahabe şehit olmak için savaşıyor. Düşman ölmemek için kaçıyor. Böylece üç yüz tane sahabe bin kişilik müşrik ordusunu mağlup ediyor.</p><p></p><p><strong>Şimdi de durum aynıdır. Bir Müslüman bin tane haramla mücadele ediyor…</strong></p><p></p><p>Müslüman, manileri aşacak, Allah rızası için çalışmalarına devam edecektir. Bunu en iyi anlatan, Allah dostlarının hayatıdır. Onlar için imkânsızlık diye bir şey yoktu. İman hizmetine her durumda ve her yerde devam etmişlerdir. Çevrelerindeki insanlara <span style="color: red">“bunlar iman hakikatlerine ne kadar hizmet ediyor”</span> diye bakarlardı. Hizmet edene hemen yaklaşırlardı.</p><p></p><p>İsimsiz pek çok kahraman bu dava için gayret göstermeseydi bu netice alınamazdı ve ümitlerimiz yavaş yavaş erirdi. Onlar Allah’ın rızasına çalıştılar, inşallah ona da kavuşmuşlardır.</p><p></p><p>Bu dünya hayatında ruhun ulvilikleri ile bedenin süflilikleri boğuşurken, <span style="color: red">Müslümanlar için kurtarıcı Kur’ân’dır.</span></p><p></p><p><span style="color: red">Hekimoğlu İsmail / Zaman Gazetesi</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="LEVLAK, post: 246717, member: 1009300"] [COLOR="red"]Plastik Ayakkabı[/COLOR] [CENTER][IMG]http://img812.imageshack.us/img812/1705/plastikayakkab300x194.jpg[/IMG][/CENTER] Elektrik dersi gördüğüm yıllarda, öğretmen dedi ki: "Elektrik işiyle uğraşırken ayağınıza plastik ayakkabı giyin, elinize plastik eldiven takın. Bu iki husus çok önemlidir. Ayağınızda iletken bir ayakkabı olursa ölürsünüz." Elektrik dersinde terk edilmeyecek noktalardı bunlar. Risale-i Nur‘daki mektuplara da “plastik eldiven ve ayakkabı” gözüyle bakmak lazım. Bu metotlar, imanî hizmetlerin plastik ayakkabısı, plastik eldivenidir. Yani mektuplardaki düsturlara dikkat etmek lazım… [B]O mektuplardan anladığımız şudur:[/B] İman hizmeti, kâinat çapında bir davadır. Çünkü Allah’a inanmayan satanistler şeytana inandı. Allah’a inanmayan Hintliler Buda’ya inandı. Allah’a inanmayan filozoflar materyalizme, natürizme inandı. Böylece İslamiyet’ten uzaklaştılar, dünya ve ahiretleri cehennem oldu. Bu sebepten Bediüzzaman Said Nursi‘ye göre en büyük hastalık iman zayıflığıydı. İslamiyet gibi çok kıymetli bir dinin elbette çok büyük düşmanları olacaktır. İslamiyet’i yaşarken başımıza büyük hadiseler gelebilir. Bu gibi durumlarda mü’min, yol mühendisi gibi hareket etmelidir. Saadet-i ebediye’ye giden yolun mühendisi… Önümüze bataklık çıkarsa, bataklığı dolaşıp yolumuza devam edeceğiz. Nehir çıkarsa, köprü yapacağız. Dağ çıkarsa, tünel açıp yine yolumuza devam edeceğiz. İşte sebat budur… İslamiyet ferdin kendisinde yaşanır. Bu da haramları terk edip helallere tabi olmaktır. Bir şahıs, haramları terk etmeye başladı mı hidayete ermiştir. İslâmiyet hikmetler deryasıdır. Yani Kur’an’ın hangi hükmünü alsanız, o her zaman ve her mekânda kurtarıcıdır, hatta din ve mezhep farkı gözetmeksizin!.. Mesela “Kutlu Doğum” diyorlar. Kutlamak yerine uygulamak gerekir. Sahabeden bazıları Peygamberimiz’in hayatına uymayı o kadar ileri götürmüşler ki, bir yere giderken Peygamberimiz nerede oturmuşsa orada oturuyorlar, nerede yürümüşse orada yürüyorlar, nerede dinlenmişse orada dinleniyorlar. O derece O’na tabi oluyorlar. Fakat sahabelerin hayatında benim en çok dikkatimi çeken şudur: Savaşa gitmek istiyorlar, şehit olmak istiyorlar. Şöyle bir manzara ortaya çıkıyor. Sahabe şehit olmak için savaşıyor. Düşman ölmemek için kaçıyor. Böylece üç yüz tane sahabe bin kişilik müşrik ordusunu mağlup ediyor. [B]Şimdi de durum aynıdır. Bir Müslüman bin tane haramla mücadele ediyor…[/B] Müslüman, manileri aşacak, Allah rızası için çalışmalarına devam edecektir. Bunu en iyi anlatan, Allah dostlarının hayatıdır. Onlar için imkânsızlık diye bir şey yoktu. İman hizmetine her durumda ve her yerde devam etmişlerdir. Çevrelerindeki insanlara [COLOR="red"]“bunlar iman hakikatlerine ne kadar hizmet ediyor”[/COLOR] diye bakarlardı. Hizmet edene hemen yaklaşırlardı. İsimsiz pek çok kahraman bu dava için gayret göstermeseydi bu netice alınamazdı ve ümitlerimiz yavaş yavaş erirdi. Onlar Allah’ın rızasına çalıştılar, inşallah ona da kavuşmuşlardır. Bu dünya hayatında ruhun ulvilikleri ile bedenin süflilikleri boğuşurken, [COLOR="red"]Müslümanlar için kurtarıcı Kur’ân’dır.[/COLOR] [COLOR="red"]Hekimoğlu İsmail / Zaman Gazetesi[/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Plastik Ayakkabı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst