Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Ramazan Risalesi'ni Okuyoruz....
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eddaî2" data-source="post: 207373" data-attributes="member: 1006563"><p>Sorumuza cevap vermeden önce Rububiyetin manasına kısaca bir bakalım. </p><p></p><p><strong>RUBÛBİYET</strong> : Cenâb-ı Hakkın her zaman, her yerde ve her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onu terbiye etmesi ve idâresi altında bulundurması vasfı.</p><p></p><p>Cenab-ı Hak şu gördüğümüz yeryüzünü öyle bir tarzda yaratmıştır ki; bir cihetle tüm varlıkların istifade edebileceği geniş ve büyük bir sofra hükmüne getirmiş. Öyle bir sofra ki; bütün canlı türleri o azim sofradan istifade ediyor ve her nevin, her tür canlının o sofradan kendine uygun rızıkları bulabiliyor. Mesela Allah bir kuşu yaratırken onun terbiyesi, idaresi için gereken en uygun rızkı da yaratmayı ihmal etmemiş. Arıyı yaratmış, çiçeği de yaratmış. İneği yaratmış, otsuz bırakmamış. Her canlının ne ihtiyacı varsa, onu yaratırken onun ihtiyacı olan şeyleride beraberinde halketmiş. Hepimizin havaya ihtiyacı var ve yaşadığımız dünyada da hava var. Suya ihtiyacımız var, dünyada su da var. Yani şu koca yeryüzü hepimizin idaresi ve terbiyesine gereken rızıklarla dolup taşıyor. Cenab-ı Mevlam bu rızıkları tam ihtiyacımıza uygun şekilde ve zaman da yaratıyor. Karpuza en çok ihtiyaç hissettiğimiz mevsim yaz ve onu yaz mevsiminde yaratıyor. Kışın ortasında yaratmıyor. Bu suretle bizlere Rububiyetindeki mükemmelliği, Rahmaniyetini, Rahimiyetini, merhametini, şefkatini, rızıklandırıcılığını bizlere bu şekilde gösteriyor, ifade buyuruyor. </p><p></p><p>Evet Allahın nimetleri hep gözümüzün önünde, sebeplere taksim edilmeyecek kadar da aşikar aslında. Çünkü ihtiyaçla, ihtiyaç sahibi arasında bir uygunluk var. ihtiyaç sahibini bilen aynı zamanda ihtiyacının ne olduğunu da biliyor, görüyor. Bunu müşahede edebiliyoruz. Yukarıdaki örnekler sadece bir kaçı. Peki bu yeryüzü sofrasının en müşerref misafirleri olan insanlar bu nimetlerin ne kadar farkındayız. Bütün mahlukat kendine uygun hamd-ü senasını Rabbine dile getirirken insanların bundan çoğunlukla uzak kaldıklarını görüyoruz. Hatta bu sofranın daha da kıymetli misafirleri olan Müslümanların dahi bu nimetlerden gaflet içinde olduğunu görüyoruz. </p><p></p><p>Mesela inek süt veriyor, sütü ineğin iyi beslenmesinden biliyoruz. Arı bal yapıyor, bu sene çiçek çoktu diyoruz. Birisi bize sevdiğimiz bir yiyecek verse ona minnet ediyoruz, onu tek sebep olarak görüyoruz o nimetin bize ulaşmasında. Halbuki o sebepler ancak aracı olabilirler. O sebeplerin arkasında işleyen bir el vardır. Sebepleri tanzim eden Biri vardır. Bir Müsebbib vardır. Bizler zahire göre hükmettiğimizdendir ki; bize en son hangi elle gelmişse bir nimet, nimeti ondan biliyoruz, gaflete düşüyoruz. Birinci Sözde de geçtiği gibi; <span style="color: blue">"Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belahet ise; öyle de, zahiri mün'imleri medih ve muhabbet edip,Mün'im-i Hakiki'yi unutmak, ondan bin derece daha belahattir"</span></p><p></p><p>Evet bizler bu veciz ifade de olduğu gibikıymettar hediye kimden gelmişse tabiri caizse onun ayağını öpüyoruz. Asıl hediyeyi göndereni aklımıza bile getirmiyoruz.</p><p></p><p>İşte Ramazan-ı Şerifteki Oruç bizleri bu gafletten uyandırıyor. İftar vaktinde tüm Müslümanlar bir ses bekliyor, bir işaret bekliyor aynı orduya has bir nizam içinde. Tüm ordu külli itaatini sunuyor Padişahına, umumi ve azim bir ubudiyet içerisine giriyoruz. Tüm İslam alemi bir sofra etrafında toplanmış bekliyor hissini yaşatıyor insana. İftara yakın o dakikalarda sofranın başında beklemek Sünnettir. Biz o sünneti yaşarken aynı zamanda o nimetlerin nereden geldiğini anlama fırsatını bulmuş oluyoruz. Nimetlerin gerçek anlamda farkına varma fırsatı buluyoruz. </p><p></p><p>Düşünelim; 12 ayda bir Ramazan ayı olmasa, ne zaman oturup o nimetleri bize vereni düşünüp hamdini yaparız ? Ne kadar tefekkür ederiz o nimetleri vereni ?<span style="color: blue"> "</span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: blue">Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar, insan ismine lâyık mıdırlar?</span></span></span><span style="color: blue">"</span> İyi ki varsın Ramazan...</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eddaî2, post: 207373, member: 1006563"] Sorumuza cevap vermeden önce Rububiyetin manasına kısaca bir bakalım. [B]RUBÛBİYET[/B] : Cenâb-ı Hakkın her zaman, her yerde ve her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onu terbiye etmesi ve idâresi altında bulundurması vasfı. Cenab-ı Hak şu gördüğümüz yeryüzünü öyle bir tarzda yaratmıştır ki; bir cihetle tüm varlıkların istifade edebileceği geniş ve büyük bir sofra hükmüne getirmiş. Öyle bir sofra ki; bütün canlı türleri o azim sofradan istifade ediyor ve her nevin, her tür canlının o sofradan kendine uygun rızıkları bulabiliyor. Mesela Allah bir kuşu yaratırken onun terbiyesi, idaresi için gereken en uygun rızkı da yaratmayı ihmal etmemiş. Arıyı yaratmış, çiçeği de yaratmış. İneği yaratmış, otsuz bırakmamış. Her canlının ne ihtiyacı varsa, onu yaratırken onun ihtiyacı olan şeyleride beraberinde halketmiş. Hepimizin havaya ihtiyacı var ve yaşadığımız dünyada da hava var. Suya ihtiyacımız var, dünyada su da var. Yani şu koca yeryüzü hepimizin idaresi ve terbiyesine gereken rızıklarla dolup taşıyor. Cenab-ı Mevlam bu rızıkları tam ihtiyacımıza uygun şekilde ve zaman da yaratıyor. Karpuza en çok ihtiyaç hissettiğimiz mevsim yaz ve onu yaz mevsiminde yaratıyor. Kışın ortasında yaratmıyor. Bu suretle bizlere Rububiyetindeki mükemmelliği, Rahmaniyetini, Rahimiyetini, merhametini, şefkatini, rızıklandırıcılığını bizlere bu şekilde gösteriyor, ifade buyuruyor. Evet Allahın nimetleri hep gözümüzün önünde, sebeplere taksim edilmeyecek kadar da aşikar aslında. Çünkü ihtiyaçla, ihtiyaç sahibi arasında bir uygunluk var. ihtiyaç sahibini bilen aynı zamanda ihtiyacının ne olduğunu da biliyor, görüyor. Bunu müşahede edebiliyoruz. Yukarıdaki örnekler sadece bir kaçı. Peki bu yeryüzü sofrasının en müşerref misafirleri olan insanlar bu nimetlerin ne kadar farkındayız. Bütün mahlukat kendine uygun hamd-ü senasını Rabbine dile getirirken insanların bundan çoğunlukla uzak kaldıklarını görüyoruz. Hatta bu sofranın daha da kıymetli misafirleri olan Müslümanların dahi bu nimetlerden gaflet içinde olduğunu görüyoruz. Mesela inek süt veriyor, sütü ineğin iyi beslenmesinden biliyoruz. Arı bal yapıyor, bu sene çiçek çoktu diyoruz. Birisi bize sevdiğimiz bir yiyecek verse ona minnet ediyoruz, onu tek sebep olarak görüyoruz o nimetin bize ulaşmasında. Halbuki o sebepler ancak aracı olabilirler. O sebeplerin arkasında işleyen bir el vardır. Sebepleri tanzim eden Biri vardır. Bir Müsebbib vardır. Bizler zahire göre hükmettiğimizdendir ki; bize en son hangi elle gelmişse bir nimet, nimeti ondan biliyoruz, gaflete düşüyoruz. Birinci Sözde de geçtiği gibi; [COLOR=blue]"Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belahet ise; öyle de, zahiri mün'imleri medih ve muhabbet edip,Mün'im-i Hakiki'yi unutmak, ondan bin derece daha belahattir"[/COLOR] Evet bizler bu veciz ifade de olduğu gibikıymettar hediye kimden gelmişse tabiri caizse onun ayağını öpüyoruz. Asıl hediyeyi göndereni aklımıza bile getirmiyoruz. İşte Ramazan-ı Şerifteki Oruç bizleri bu gafletten uyandırıyor. İftar vaktinde tüm Müslümanlar bir ses bekliyor, bir işaret bekliyor aynı orduya has bir nizam içinde. Tüm ordu külli itaatini sunuyor Padişahına, umumi ve azim bir ubudiyet içerisine giriyoruz. Tüm İslam alemi bir sofra etrafında toplanmış bekliyor hissini yaşatıyor insana. İftara yakın o dakikalarda sofranın başında beklemek Sünnettir. Biz o sünneti yaşarken aynı zamanda o nimetlerin nereden geldiğini anlama fırsatını bulmuş oluyoruz. Nimetlerin gerçek anlamda farkına varma fırsatı buluyoruz. Düşünelim; 12 ayda bir Ramazan ayı olmasa, ne zaman oturup o nimetleri bize vereni düşünüp hamdini yaparız ? Ne kadar tefekkür ederiz o nimetleri vereni ?[COLOR=blue] "[/COLOR][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=blue]Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar, insan ismine lâyık mıdırlar?[/COLOR][/SIZE][/FONT][COLOR=blue]"[/COLOR] İyi ki varsın Ramazan... [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Ramazan Risalesi'ni Okuyoruz....
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst