Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Ramazan Risalesi'ni Okuyoruz....
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eddaî2" data-source="post: 208005" data-attributes="member: 1006563"><p>Amin, ecmain kardeşim. Katılımlarınızı bekleriz inşaallah.</p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">"İKİNCİ NÜKTE</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Ramazan-ı Mübareğin savmı, Cenâb-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:</span></span><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Birinci Sözde denildiği gibi, bir padişahın mutfağından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiyat ister.</span></span><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Tablacıya bahşiş verildiği hâlde, çok kıymettar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu in'âm edeni tanımamak nihayet derecede bir belâhet olduğu gibi; Cenâb-ı Hak, hadsiz envâ-ı nimetini nev-i beşere zemin yüzünde neşretmiş, ona mukabil, o nimetlerin fiyatı olarak şükür istiyor. O nimetlerin zâhirî esbabı ve ashabı, tablacı hükmündedirler.</span></span><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">O tablacılara bir fiyat veriyoruz, onlara minnettar oluyoruz.</span></span><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Hattâ, müstehak olmadıkları pek çok fazla hürmet ve teşekkürü ediyoruz.</span></span><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Halbuki, Mün'im-i Hakikî, o esbabdan hadsiz derecede, o nimet vasıtasıyla şükre lâyıktır.</span></span><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">İşte Ona teşekkür etmek, o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur. "</span></span> </p><p></p><p></p><p>Cenab-ı Hak yeryüzünü türlü türlü nimetleriyle insanın istifadesine sunmuş, donatmış. O nimetleri bize getiren sebepler tablacı hükmündedirler. Mesela pazara gittiğimizde, elma, portakal, karpuz, kavun vs. alıyoruz ve bunların karşılığında o pazarcıya bir ücret veriyoruz. Halbuki o pazarcı tablacı hükmündedir, o meyvelerin ve sebzelerin gerçek sahibi değildir. Yani biz ona o ücreti vermekle o nimetlerin gerçek sahibi olmuyoruz, pazarcı sadece bir sebep, tablacı. Mün'im i Hakiki (Gerçek nîmet verici olan Allah.) ise o nimeti bize o pazarcının aracılığıyla ulaştıran Müsebbibü'l Esbab (Bütün sebeplere sâhib olan, onları meydana getiren Allah.) olan Allahtır. Haliyle pazar sahibi aracı olması hasebiyle bir ücret istediği gibi, asıl mal sahibi ondan bin derece daha ücrete layıktır. Aracıya ücret verip, asıl mal sahibini hatıra getirmemek; Birinci Söz'de ifade edildiği şekliyle; Padişahın bize gönderdiği hizmetçisine kıymet verip, takdir edip, hürmet gösterip, padişaha minnet etmemek, hatırını saymamak, hürmet göstermemek, akla getirmemek çok büyük bir edepsizlik olduğu gibi Padişahın gazabına da vesiledir. </p><p></p><p>Tablacı hükmünde olan o sebepler bile bir fiyat, ücret beklerken, acaba asıl mal sahibinin istediği ücret nedir ? Ne yaparsak o nimetlerin fiyatını ödemiş oluruz. Evet nimetlerin bedeli üç şey: Biri zikir, biri fikir, biri de şükürdür. Zikir Allahın adıyla alıp, Allahın adıyla vermek. Fikir, nimetlerin üzerinde nimetlendiriciyi görmek, O'nu tefekkür etmek. Şükür ise nimetlerin hakkını vermek, onları gönderene Hamd etmek, Gönderene minnet etmek, hürmet göstermektir.</p><p></p><p>Nimetleri gönderene teşekkür etmek, O'na hamd-ü sena etmek, nimetleri direkt olarak O'ndan bilmek; elbette o nimetlere şiddetli ihtiyaç hissetmekle olur. Bu hissi en bariz şekilde ortaya çıkaran ise şüphesiz ki Ramazan orucudur.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eddaî2, post: 208005, member: 1006563"] Amin, ecmain kardeşim. Katılımlarınızı bekleriz inşaallah. [SIZE=3][COLOR=purple]"İKİNCİ NÜKTE Ramazan-ı Mübareğin savmı, Cenâb-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:[/COLOR][/SIZE][SIZE=3][COLOR=purple] Birinci Sözde denildiği gibi, bir padişahın mutfağından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiyat ister.[/COLOR][/SIZE][SIZE=3][COLOR=purple] Tablacıya bahşiş verildiği hâlde, çok kıymettar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu in'âm edeni tanımamak nihayet derecede bir belâhet olduğu gibi; Cenâb-ı Hak, hadsiz envâ-ı nimetini nev-i beşere zemin yüzünde neşretmiş, ona mukabil, o nimetlerin fiyatı olarak şükür istiyor. O nimetlerin zâhirî esbabı ve ashabı, tablacı hükmündedirler.[/COLOR][/SIZE][SIZE=3][COLOR=purple] O tablacılara bir fiyat veriyoruz, onlara minnettar oluyoruz.[/COLOR][/SIZE][SIZE=3][COLOR=purple] Hattâ, müstehak olmadıkları pek çok fazla hürmet ve teşekkürü ediyoruz.[/COLOR][/SIZE][SIZE=3][COLOR=purple] Halbuki, Mün'im-i Hakikî, o esbabdan hadsiz derecede, o nimet vasıtasıyla şükre lâyıktır.[/COLOR][/SIZE][SIZE=3][COLOR=purple] İşte Ona teşekkür etmek, o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur. "[/COLOR][/SIZE] Cenab-ı Hak yeryüzünü türlü türlü nimetleriyle insanın istifadesine sunmuş, donatmış. O nimetleri bize getiren sebepler tablacı hükmündedirler. Mesela pazara gittiğimizde, elma, portakal, karpuz, kavun vs. alıyoruz ve bunların karşılığında o pazarcıya bir ücret veriyoruz. Halbuki o pazarcı tablacı hükmündedir, o meyvelerin ve sebzelerin gerçek sahibi değildir. Yani biz ona o ücreti vermekle o nimetlerin gerçek sahibi olmuyoruz, pazarcı sadece bir sebep, tablacı. Mün'im i Hakiki (Gerçek nîmet verici olan Allah.) ise o nimeti bize o pazarcının aracılığıyla ulaştıran Müsebbibü'l Esbab (Bütün sebeplere sâhib olan, onları meydana getiren Allah.) olan Allahtır. Haliyle pazar sahibi aracı olması hasebiyle bir ücret istediği gibi, asıl mal sahibi ondan bin derece daha ücrete layıktır. Aracıya ücret verip, asıl mal sahibini hatıra getirmemek; Birinci Söz'de ifade edildiği şekliyle; Padişahın bize gönderdiği hizmetçisine kıymet verip, takdir edip, hürmet gösterip, padişaha minnet etmemek, hatırını saymamak, hürmet göstermemek, akla getirmemek çok büyük bir edepsizlik olduğu gibi Padişahın gazabına da vesiledir. Tablacı hükmünde olan o sebepler bile bir fiyat, ücret beklerken, acaba asıl mal sahibinin istediği ücret nedir ? Ne yaparsak o nimetlerin fiyatını ödemiş oluruz. Evet nimetlerin bedeli üç şey: Biri zikir, biri fikir, biri de şükürdür. Zikir Allahın adıyla alıp, Allahın adıyla vermek. Fikir, nimetlerin üzerinde nimetlendiriciyi görmek, O'nu tefekkür etmek. Şükür ise nimetlerin hakkını vermek, onları gönderene Hamd etmek, Gönderene minnet etmek, hürmet göstermektir. Nimetleri gönderene teşekkür etmek, O'na hamd-ü sena etmek, nimetleri direkt olarak O'ndan bilmek; elbette o nimetlere şiddetli ihtiyaç hissetmekle olur. Bu hissi en bariz şekilde ortaya çıkaran ise şüphesiz ki Ramazan orucudur. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Ramazan Risalesi'ni Okuyoruz....
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst