Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Ramazan Risalesi'ni Okuyoruz....
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eddaî2" data-source="post: 208229" data-attributes="member: 1006563"><p><span style="color: purple">"İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır."</span></p><p><span style="color: purple"></span></p><p>Cenab-ı Hak kainatı halketmiş ve hayatı kainat dairesinin merkezine koymuştur. Adeta kainattaki herşey hayata hizmet eder, hayat için vardır. Ve hayat dairesi içinde de, diğer canlılardan daha ekmel olan insanı merkeze koymuş. Ve insanı hadsiz rızıkların çeşitlerine muhtaç bir surette halketmiştir. İnsanların ve diğer canlıların rızka bu kadar ihtiyaç içinde yaratılmasındaki en bariz sebep ise şükürdür. Yani <strong>Allah rızıktaki lezzeti insanları şükre teşvik etmek için vermiştir </strong>diyebiliriz. Bu açıdan bakıcak olursak; Şükür Risalesinde de denildiği gibi kainatın yaratılışındaki asıl gaye şükürdür. </p><p></p><p><span style="color: purple">"Evet, Kur’ân-ı Hakîm, nasıl ki şükrü netice-i hilkat gösteriyor. Öyle de, Kur’ân-ı kebîr olan şu kâinat dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-i âlemin en mühimi şükürdür. Çünkü, kâinata dikkat edilse görünüyor ki, kâinatın teşkilâtı şükrü intac edecek bir surette, herbir şey bir derece şükre bakıyor ve ona müteveccih oluyor. Güya şu şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür. Ve şu kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsı şükürdür."</span></p><p></p><p><strong>Şükür mevcudata mana-i harfi ile bakmaktır.</strong> Şükrün tersi ise o nimetlere mana-i harfi yerine mana-i ismi ile bakmaktır. Yani Allah'ın gönderdiği bir nimet olarak değil de, sebeplerin ortaya çıkarmış olduğu bir şey olarak görmektir. O nimetin oluşumunu sebeplere taksim etmektir. Bu da Üstad Hazretlerine göre tevhid anlayışından uzaklaşıp şirke düşmektir. Şükür Risalesi'nde <span style="color: blue">“Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?” Rahmân Sûresi, 55:13 vd." </span>ayetlerinin; bu nimetlere şükürle mukabele etmeme halinde, nimetlerin asıl sahibini yalanlamak ve inkar etmek anlamına geldiği vurgulanıyor. Zira tevhid anlayışı her eserin üzerinde Müessiri görmekle olur. Eseri Müessirden bilmekle, eserin üzerinde Müessirin isimlerini, san'atın üzerinde Sanatkarı okumak ve görmekle olur. </p><p></p><p>Mesela bir elmayı elimize aldığımızda, elma kendine bir şekilde delilse, kendini yaratana birçok cihetle delildir. Misal olarak elmanın gözümüze hoş görünmesi Allah'ın Latif ismine delildir. Güzel görünmesi Cemil ismine; en mükemmel şekilde tasarlanmış olması Musavvir ismine; bir rızık oluşu Rahman, Rahim ve Rezzak ismine, o elmanın bizim ihtiyacımız olduğunun biliniyor olması Alim ismine delildir. Her eserin, her nimetin üzerinde Allah'ın isimleri bu şekilde okunduğunda, bu aynı zamanda nimetin şükrü anlamını da taşır. Ve o isimler baki olduğundan, o nimetlerin zevalinde elem yoktur. İsimler baki ise nimetlerde daimidir.<span style="color: blue"> "Her şey helak olup gidicidir. O'na bakan yüzü müstesna."</span> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: blue">Kasas Süresi 28.88…" </span></span></span>ayeti bu meseleye çok yerinde bir işarettir. Bu yüzdendir ki iman eden kişiler rızık endişesi çekmez. Onların sadece numune olduğunu, asıllarına da mazhar olacağını düşünür ve yokluğundan elem duymaz. </p><p></p><p>Aynı elmaya, maddesinden başka, bir anlam yüklemeden yiyen insan için ise; o elmanın bitişi, lezzetin de bitişine sebeptir. Ve sonucu ise bir çöpten ibarettir. Maddesinden başka kıymeti yoktur. Bitişi elemdir. Nimetlendirenin Baki isimlerini o nimetin üzerinde görmediğinden, nimetin devamsızlığı endişesi hasıl olmaktadır. </p><p></p><p>Diğer zamanlardaki yaşantımıza baktığımızda, gerek nimetlerin farkına varma bakımından, gerekse ibadetlerimiz açısından bir eksikliğin hepimiz farkındayızdır. Bunun en belirgin sebeblerinden biri, nimetlere olan ihtiyacımızı hissettiren açlığı tam anlamıyla yaşamıyor olmamızdır. Nimetlerin farkındalığını sağlayan, üzerimizdeki gafleti izale eden, o nimetlerin gerçek kıymetini tadir etmemize vesile olan; Üstad Hazretlerinin de buyurduğu gibi Ramazan Orucudur. <span style="color: purple">"Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır."</span> <strong>Cümledeki "hakiki ve halis, azametli ve umumi" ifadeleri;</strong> açlığın verdiği ihtiyaç halinin halis ve riyasız olduğuna vurgu yapmakla birlikte insanın o anki durumunda yapmacıklık olmadığını, dolayısıyla da ihlaslı bir şükre vesile olduğunu; Ramazan Ayı olması hasebiyle de bu şükrün umumiyet ve azamiyet kesbettiğini ifade eder. </p><p></p><p><strong>Şükür aynı zamanda ibadettir. </strong>Nimetleri verenin, bizim için bizden istediği ibadetleri yerine getirmektir. </p><p></p><p>Aklın şükrü; ilim ile iştigal etmek, </p><p>kalbin şükrü; Allah cc ve Rasulünün s.a.v. sevgisini orda yerleştirmek ve zikirle meşgul olmak, </p><p>elin şükrü; Allah namına almak ve Allah namına vermek,</p><p>dilin şükrü; helal yoldan yemek içmektir. </p><p></p><p>Ve bunların yanında külli şükür özelliği taşıyan bir ibadet daha vardır ki o da namazdır. Maddi manevi tüm azalarımızın ve nimetlerin şükürlerini içeren ibadetlerin başında namaz gelir. Ramazan Orucu ise bize bu ibadetlere muvaffak olmada en belirgin vesile olduğundan; şükür anlamını taşıyan, ibadet kapısını açan bir anahtar hükmüne geçiyor.</p><p></p><p>Ramazan olmayan aylarda yaptıklarımızı, Ramazan Ayındaki halimizle bir kıyasa vurursak gerçekten bu ayın nasıl şükre vesile olduğunu farketmememiz mümkün değil. </p><p></p><p>Mesela diğer aylarda 1 cüz okumaya muvaffak olabilirken, Ramazan Ayında bir hatmi tamamlıyoruz. Diğer aylara göre daha çok Cevşen okuyoruz, teheccüdlere kalkıyoruz, Salavat-ı Şerife çekiyoruz, nafile ibadetler, hatta diğer aylarda gevşek davrandığımız farz ibadetlerimize bu ayda daha dikkat veriyoruz.Ve birde Teravih namazını bunlara ilave edersek ortaya çıkan manzaranın gerçekten külli, azametli ve umumi bir şükür niteliğinde olduğunu görürüz. </p><p></p><p>Bunun yanında orucun günahlara direnme ve onlardan kaçmakta bize neler kazandırdığını da unutmamak lazım. Orucumuza halel gelir düşüncesiyle o kadar çok frenliyoruz ki kendimizi; diğer aylarda bu kadar hassas olamayabiliyoruz. Gıybet edenleri gördüğümüzde kaçıyoruz, harama bakmıyoruz, tv lerdeki safsatalarla vakit geçirmiyoruz. Gördüklerimiz, konuştuklarımız ve işittiklerimiz genel anlamda Hakkın bizden istediği gibi oluyor. Mübarek bir yaşantı tarzı takınıyoruz.</p><p></p><p>İşte Ramazan Orucu tevhide isal eden şükrün anahtarı olduğu gibi; Aynı zamanda bir nevi, şirk olan şükürsüzlük kapısını kapayan diğer bir anahtar olma özelliğini de taşıyor. </p><p></p><p>Allah cümlemizi böylesi vahim olan hal ve hareketlerden, şükürsüzlükten muhafaza eylesin. Bizleri lezzeti şükür için isteyen kullarının arasına ilhak eylesin. Amin.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eddaî2, post: 208229, member: 1006563"] [COLOR=purple]"İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır." [/COLOR] Cenab-ı Hak kainatı halketmiş ve hayatı kainat dairesinin merkezine koymuştur. Adeta kainattaki herşey hayata hizmet eder, hayat için vardır. Ve hayat dairesi içinde de, diğer canlılardan daha ekmel olan insanı merkeze koymuş. Ve insanı hadsiz rızıkların çeşitlerine muhtaç bir surette halketmiştir. İnsanların ve diğer canlıların rızka bu kadar ihtiyaç içinde yaratılmasındaki en bariz sebep ise şükürdür. Yani [B]Allah rızıktaki lezzeti insanları şükre teşvik etmek için vermiştir [/B]diyebiliriz. Bu açıdan bakıcak olursak; Şükür Risalesinde de denildiği gibi kainatın yaratılışındaki asıl gaye şükürdür. [COLOR=purple]"Evet, Kur’ân-ı Hakîm, nasıl ki şükrü netice-i hilkat gösteriyor. Öyle de, Kur’ân-ı kebîr olan şu kâinat dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-i âlemin en mühimi şükürdür. Çünkü, kâinata dikkat edilse görünüyor ki, kâinatın teşkilâtı şükrü intac edecek bir surette, herbir şey bir derece şükre bakıyor ve ona müteveccih oluyor. Güya şu şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür. Ve şu kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsı şükürdür."[/COLOR] [B]Şükür mevcudata mana-i harfi ile bakmaktır.[/B] Şükrün tersi ise o nimetlere mana-i harfi yerine mana-i ismi ile bakmaktır. Yani Allah'ın gönderdiği bir nimet olarak değil de, sebeplerin ortaya çıkarmış olduğu bir şey olarak görmektir. O nimetin oluşumunu sebeplere taksim etmektir. Bu da Üstad Hazretlerine göre tevhid anlayışından uzaklaşıp şirke düşmektir. Şükür Risalesi'nde [COLOR=blue]“Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?” Rahmân Sûresi, 55:13 vd." [/COLOR]ayetlerinin; bu nimetlere şükürle mukabele etmeme halinde, nimetlerin asıl sahibini yalanlamak ve inkar etmek anlamına geldiği vurgulanıyor. Zira tevhid anlayışı her eserin üzerinde Müessiri görmekle olur. Eseri Müessirden bilmekle, eserin üzerinde Müessirin isimlerini, san'atın üzerinde Sanatkarı okumak ve görmekle olur. Mesela bir elmayı elimize aldığımızda, elma kendine bir şekilde delilse, kendini yaratana birçok cihetle delildir. Misal olarak elmanın gözümüze hoş görünmesi Allah'ın Latif ismine delildir. Güzel görünmesi Cemil ismine; en mükemmel şekilde tasarlanmış olması Musavvir ismine; bir rızık oluşu Rahman, Rahim ve Rezzak ismine, o elmanın bizim ihtiyacımız olduğunun biliniyor olması Alim ismine delildir. Her eserin, her nimetin üzerinde Allah'ın isimleri bu şekilde okunduğunda, bu aynı zamanda nimetin şükrü anlamını da taşır. Ve o isimler baki olduğundan, o nimetlerin zevalinde elem yoktur. İsimler baki ise nimetlerde daimidir.[COLOR=blue] "Her şey helak olup gidicidir. O'na bakan yüzü müstesna."[/COLOR] [FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=blue]Kasas Süresi 28.88…" [/COLOR][/SIZE][/FONT]ayeti bu meseleye çok yerinde bir işarettir. Bu yüzdendir ki iman eden kişiler rızık endişesi çekmez. Onların sadece numune olduğunu, asıllarına da mazhar olacağını düşünür ve yokluğundan elem duymaz. Aynı elmaya, maddesinden başka, bir anlam yüklemeden yiyen insan için ise; o elmanın bitişi, lezzetin de bitişine sebeptir. Ve sonucu ise bir çöpten ibarettir. Maddesinden başka kıymeti yoktur. Bitişi elemdir. Nimetlendirenin Baki isimlerini o nimetin üzerinde görmediğinden, nimetin devamsızlığı endişesi hasıl olmaktadır. Diğer zamanlardaki yaşantımıza baktığımızda, gerek nimetlerin farkına varma bakımından, gerekse ibadetlerimiz açısından bir eksikliğin hepimiz farkındayızdır. Bunun en belirgin sebeblerinden biri, nimetlere olan ihtiyacımızı hissettiren açlığı tam anlamıyla yaşamıyor olmamızdır. Nimetlerin farkındalığını sağlayan, üzerimizdeki gafleti izale eden, o nimetlerin gerçek kıymetini tadir etmemize vesile olan; Üstad Hazretlerinin de buyurduğu gibi Ramazan Orucudur. [COLOR=purple]"Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır."[/COLOR] [B]Cümledeki "hakiki ve halis, azametli ve umumi" ifadeleri;[/B] açlığın verdiği ihtiyaç halinin halis ve riyasız olduğuna vurgu yapmakla birlikte insanın o anki durumunda yapmacıklık olmadığını, dolayısıyla da ihlaslı bir şükre vesile olduğunu; Ramazan Ayı olması hasebiyle de bu şükrün umumiyet ve azamiyet kesbettiğini ifade eder. [B]Şükür aynı zamanda ibadettir. [/B]Nimetleri verenin, bizim için bizden istediği ibadetleri yerine getirmektir. Aklın şükrü; ilim ile iştigal etmek, kalbin şükrü; Allah cc ve Rasulünün s.a.v. sevgisini orda yerleştirmek ve zikirle meşgul olmak, elin şükrü; Allah namına almak ve Allah namına vermek, dilin şükrü; helal yoldan yemek içmektir. Ve bunların yanında külli şükür özelliği taşıyan bir ibadet daha vardır ki o da namazdır. Maddi manevi tüm azalarımızın ve nimetlerin şükürlerini içeren ibadetlerin başında namaz gelir. Ramazan Orucu ise bize bu ibadetlere muvaffak olmada en belirgin vesile olduğundan; şükür anlamını taşıyan, ibadet kapısını açan bir anahtar hükmüne geçiyor. Ramazan olmayan aylarda yaptıklarımızı, Ramazan Ayındaki halimizle bir kıyasa vurursak gerçekten bu ayın nasıl şükre vesile olduğunu farketmememiz mümkün değil. Mesela diğer aylarda 1 cüz okumaya muvaffak olabilirken, Ramazan Ayında bir hatmi tamamlıyoruz. Diğer aylara göre daha çok Cevşen okuyoruz, teheccüdlere kalkıyoruz, Salavat-ı Şerife çekiyoruz, nafile ibadetler, hatta diğer aylarda gevşek davrandığımız farz ibadetlerimize bu ayda daha dikkat veriyoruz.Ve birde Teravih namazını bunlara ilave edersek ortaya çıkan manzaranın gerçekten külli, azametli ve umumi bir şükür niteliğinde olduğunu görürüz. Bunun yanında orucun günahlara direnme ve onlardan kaçmakta bize neler kazandırdığını da unutmamak lazım. Orucumuza halel gelir düşüncesiyle o kadar çok frenliyoruz ki kendimizi; diğer aylarda bu kadar hassas olamayabiliyoruz. Gıybet edenleri gördüğümüzde kaçıyoruz, harama bakmıyoruz, tv lerdeki safsatalarla vakit geçirmiyoruz. Gördüklerimiz, konuştuklarımız ve işittiklerimiz genel anlamda Hakkın bizden istediği gibi oluyor. Mübarek bir yaşantı tarzı takınıyoruz. İşte Ramazan Orucu tevhide isal eden şükrün anahtarı olduğu gibi; Aynı zamanda bir nevi, şirk olan şükürsüzlük kapısını kapayan diğer bir anahtar olma özelliğini de taşıyor. Allah cümlemizi böylesi vahim olan hal ve hareketlerden, şükürsüzlükten muhafaza eylesin. Bizleri lezzeti şükür için isteyen kullarının arasına ilhak eylesin. Amin. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Ramazan Risalesi'ni Okuyoruz....
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst