Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Ramazan ve dua
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 475089" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080">Ramazan ve dua </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080">Bir senelik ömrün bir zekatı olan ramazan hiç şüphesiz ki bir rahmeti ilahi tecellisi olarak gönderilmiştir. Âlemlerin yaratılış sebebi Peygamber (asm)’ın tarif ettiği ve Kur’ân-ı Kerimde de açıkça müjdelenmiş bin aydan daha kıymetli bir gecenin olduğu bir aydır. Böyle bir ayda elbetteki edilen duaların makbuliyeti samimiyete bağlı olacaktır. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080"></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080">Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Kastamonu lahikasında ki “Bu mübarek Ramazan-ı Şerifteki dualar, ihlâsı bulmak şartıyla, inşaAllah makbuldür. Fakat maatteessüf, ekseriyetçe Risale-i Nur şakirtlerinin nazarlarını dünyaya çevirmek ve huzur-u kalbi bozmak için, bazı taarruzlar yüzünden o ihlâs, o huzur-u tam bir derece zedelenir. Merak etmeyiniz, her şeyi Cenab-ı Hakka havale edip öyle taarruzlara ehemmiyet vermeyin.” İfadesini okuduğumda ve Asrımızda alem-i islamın içine düştüğü ümitsizlik ve çaresizlik, bunca ramazan boşuna mı geçti dedirtti? Bizler sosyal hayatın içine düştüğümüz şu keşmekeş içinde Said Nursi’nin düştüğü şerhi dikkate almadık mı? Yahut, ‘nazarlarımızı iki âlemin ihtiyaçlarından dünyaya daha fazla ehemmiyet verip ahirete bakan nazarları aç mı bıraktık?’ diye düşünmeden geçemiyorum. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080"></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080">Samimiyet veya ihlâs sadece ibadette değil hayatın her safhasında önemli olan bir nüans noktası olarak karşımızdadır. Nereye gidersek gidelim ne ile meşgul olursak olalım daima karşımızda olacaktır. Sanırım, samimi bir kulun yaptığı şer dahi olsa sarf ettiği çaba ve emek dolayısıyla geri çevrilmeyecek kadar makbuliyet arz etmekte ve nazar-ı ilahide takdire şayan sayılmaktadır desek teşbihte hata etmemiş oluruz. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080"></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080">Böyle büyük bir sırrı ihlası ramazanda yakalamak sanırım müminler için daha kolay olmalıdır. Farkında olmadan yapacağımız en ufak bir iyilik ya da basit diye aldırmayacağımız bir dua bu ayın hürmetine ne derece önemli olabileceğinin idrakinde olmalıyız. Ramazan ki, Kur’an ayıdır, rahmet ayıdır. İşte, Bediüzzaman’ ın dediği ihlâsı yakalamak şartı ile ramazanda yapılacak dualar bu sebeple önemlidir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080"></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080">Bu noktaları akıllarda uyandırdıktan sonra işin farklı bir boyutuna bakmalıyız düşüncesindeyim. Âlem-i İslam bugün düştüğü ümitsizlik ve çaresizlik halet-i ruhiyesinden sanırım yavaş yavaş kurtulmaya başlıyor. Zira, dünyanın her yerinde İslamiyet güneşi ile ısınanların sayısı artıyor ve gün be gün bu haberleri duymak bizlere de hiç şüphesiz ümit kaynağı oluyor. Bu mübarek ayda ve fırsatını da yakalamışken daha samimi ve itminan-ı kalbi yakalamalıyız. Çaresizliğimizi ve fakirliğimizi bir Gani-i Mutlaka ve Rahmet-i Rahman’a sunmalıyız. Dünya meşgalelerine kapıldığımız bir senelik bir ömrün hiç olmasa sadakasını yahut zekâtını bu ayda vermeli, samimiyete dayalı dualarımızı semada birleştirmeliyiz. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080"></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080">Evet, huzur-u kalbi bozmak için müminlere gelen her yönde taarruzlar var. Bunların bertarafı bazen zor ve müşkül olabiliyor. Fakat cennetin ucuz olmadığı da bir gerçek. İçtimai hayatın sıkıntılarına kapılan Müslümanlar bu sıkıntılı süreçlerde kendi iç dünyalarını unutmamalılar. Belki de bu zamana kadar insanlığın düştüğü buhranlar ve sıkıntıların kaynağı dünyanın, müminler üzerlerine saldığı sıkıntılar, musibetler ve taarruzlar karşısında Rabbimize ilticayı unutup ‘başka bir dost başka bir yar aramak’ niyetiyle onun gösterdiği ve kur’an ve peygamberle bin dörtyüz yıl önce müjdelediği sırat-ı müstakimden farkında olmadan sapmış olmamızdır. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080">İnsanlığın kurtuluşu diyorum. Çünkü mümin bir insan eğer hakkıyla kendi ibadetini kulluğunu yerine getirirse dünyayı örnek olacaktır. Bunun sebebi hadiseler karşısında dik duruş göstermesi ve korkacak ve çekinecek bir şey varsa, onunda Allah (c.c) başka hiçbir şeyin olmadığı bilinci ve şuuru ile haksızlık karşısındaki metin duruşu ve olaylara karşı tatminkâr beyanları ile meselenin özüne inerek insanlığın buhranlarına çare olabilmesi olacaktır. Böyle bir insan etrafındaki topluluklara örnek olacaktır. Bizler zamanında bırakın birey olarak örnek olmayı toplumlar olarak örnek olmuşuz insanoğluna. İşte, Asr-ı Saadet, Osmanlı, Endülüs ve daha niceleri... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080"></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="color: #000080">Dua edelim, tam bir kulluk ve samimi bir kalb ile... Bencil olmayalım dualarımızda, İnsanlığın saadetini ve müminlerin bu sıkıntılarının geçmesi için tam bir huşu ve kulluk bilinciyle yapalım. Hayat elbette devam ediyor ve elbette dünya sıkıntıları hep etrafımızı sarıyor. Unutmayalım ki bizi hayata gönderen ve hal içinde kendisini unutmamızı isteyen bir kudret ve rahmet sahibi var. Bilmiyoruz ki belki de son ramazanımız. Samimiyet ve kulluk bilincimizin farkındayken, hayat sıkıntıları içinde ve dünya taarruzları karşısında yorulmadan ve mağlup olmadan gelin semaya açtığımız ellerimizi birleştirip dua edelim. </span></span></p><p></p><p> Abdülkadir ARPAGUŞ</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 475089, member: 1004566"] [SIZE=3][COLOR="#000080"]Ramazan ve dua Bir senelik ömrün bir zekatı olan ramazan hiç şüphesiz ki bir rahmeti ilahi tecellisi olarak gönderilmiştir. Âlemlerin yaratılış sebebi Peygamber (asm)’ın tarif ettiği ve Kur’ân-ı Kerimde de açıkça müjdelenmiş bin aydan daha kıymetli bir gecenin olduğu bir aydır. Böyle bir ayda elbetteki edilen duaların makbuliyeti samimiyete bağlı olacaktır. Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Kastamonu lahikasında ki “Bu mübarek Ramazan-ı Şerifteki dualar, ihlâsı bulmak şartıyla, inşaAllah makbuldür. Fakat maatteessüf, ekseriyetçe Risale-i Nur şakirtlerinin nazarlarını dünyaya çevirmek ve huzur-u kalbi bozmak için, bazı taarruzlar yüzünden o ihlâs, o huzur-u tam bir derece zedelenir. Merak etmeyiniz, her şeyi Cenab-ı Hakka havale edip öyle taarruzlara ehemmiyet vermeyin.” İfadesini okuduğumda ve Asrımızda alem-i islamın içine düştüğü ümitsizlik ve çaresizlik, bunca ramazan boşuna mı geçti dedirtti? Bizler sosyal hayatın içine düştüğümüz şu keşmekeş içinde Said Nursi’nin düştüğü şerhi dikkate almadık mı? Yahut, ‘nazarlarımızı iki âlemin ihtiyaçlarından dünyaya daha fazla ehemmiyet verip ahirete bakan nazarları aç mı bıraktık?’ diye düşünmeden geçemiyorum. Samimiyet veya ihlâs sadece ibadette değil hayatın her safhasında önemli olan bir nüans noktası olarak karşımızdadır. Nereye gidersek gidelim ne ile meşgul olursak olalım daima karşımızda olacaktır. Sanırım, samimi bir kulun yaptığı şer dahi olsa sarf ettiği çaba ve emek dolayısıyla geri çevrilmeyecek kadar makbuliyet arz etmekte ve nazar-ı ilahide takdire şayan sayılmaktadır desek teşbihte hata etmemiş oluruz. Böyle büyük bir sırrı ihlası ramazanda yakalamak sanırım müminler için daha kolay olmalıdır. Farkında olmadan yapacağımız en ufak bir iyilik ya da basit diye aldırmayacağımız bir dua bu ayın hürmetine ne derece önemli olabileceğinin idrakinde olmalıyız. Ramazan ki, Kur’an ayıdır, rahmet ayıdır. İşte, Bediüzzaman’ ın dediği ihlâsı yakalamak şartı ile ramazanda yapılacak dualar bu sebeple önemlidir. Bu noktaları akıllarda uyandırdıktan sonra işin farklı bir boyutuna bakmalıyız düşüncesindeyim. Âlem-i İslam bugün düştüğü ümitsizlik ve çaresizlik halet-i ruhiyesinden sanırım yavaş yavaş kurtulmaya başlıyor. Zira, dünyanın her yerinde İslamiyet güneşi ile ısınanların sayısı artıyor ve gün be gün bu haberleri duymak bizlere de hiç şüphesiz ümit kaynağı oluyor. Bu mübarek ayda ve fırsatını da yakalamışken daha samimi ve itminan-ı kalbi yakalamalıyız. Çaresizliğimizi ve fakirliğimizi bir Gani-i Mutlaka ve Rahmet-i Rahman’a sunmalıyız. Dünya meşgalelerine kapıldığımız bir senelik bir ömrün hiç olmasa sadakasını yahut zekâtını bu ayda vermeli, samimiyete dayalı dualarımızı semada birleştirmeliyiz. Evet, huzur-u kalbi bozmak için müminlere gelen her yönde taarruzlar var. Bunların bertarafı bazen zor ve müşkül olabiliyor. Fakat cennetin ucuz olmadığı da bir gerçek. İçtimai hayatın sıkıntılarına kapılan Müslümanlar bu sıkıntılı süreçlerde kendi iç dünyalarını unutmamalılar. Belki de bu zamana kadar insanlığın düştüğü buhranlar ve sıkıntıların kaynağı dünyanın, müminler üzerlerine saldığı sıkıntılar, musibetler ve taarruzlar karşısında Rabbimize ilticayı unutup ‘başka bir dost başka bir yar aramak’ niyetiyle onun gösterdiği ve kur’an ve peygamberle bin dörtyüz yıl önce müjdelediği sırat-ı müstakimden farkında olmadan sapmış olmamızdır. İnsanlığın kurtuluşu diyorum. Çünkü mümin bir insan eğer hakkıyla kendi ibadetini kulluğunu yerine getirirse dünyayı örnek olacaktır. Bunun sebebi hadiseler karşısında dik duruş göstermesi ve korkacak ve çekinecek bir şey varsa, onunda Allah (c.c) başka hiçbir şeyin olmadığı bilinci ve şuuru ile haksızlık karşısındaki metin duruşu ve olaylara karşı tatminkâr beyanları ile meselenin özüne inerek insanlığın buhranlarına çare olabilmesi olacaktır. Böyle bir insan etrafındaki topluluklara örnek olacaktır. Bizler zamanında bırakın birey olarak örnek olmayı toplumlar olarak örnek olmuşuz insanoğluna. İşte, Asr-ı Saadet, Osmanlı, Endülüs ve daha niceleri... Dua edelim, tam bir kulluk ve samimi bir kalb ile... Bencil olmayalım dualarımızda, İnsanlığın saadetini ve müminlerin bu sıkıntılarının geçmesi için tam bir huşu ve kulluk bilinciyle yapalım. Hayat elbette devam ediyor ve elbette dünya sıkıntıları hep etrafımızı sarıyor. Unutmayalım ki bizi hayata gönderen ve hal içinde kendisini unutmamızı isteyen bir kudret ve rahmet sahibi var. Bilmiyoruz ki belki de son ramazanımız. Samimiyet ve kulluk bilincimizin farkındayken, hayat sıkıntıları içinde ve dünya taarruzları karşısında yorulmadan ve mağlup olmadan gelin semaya açtığımız ellerimizi birleştirip dua edelim. [/COLOR][/SIZE] Abdülkadir ARPAGUŞ [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Ramazan ve dua
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst