Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Resulullah (asm) herkesten cesurdu
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 172532" data-attributes="member: 11795"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong> </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Başta İmam-ı Buharî, eimme-i hadis haber veriyorlar ki: Bir defa, gecede, Medine-i Münevverenin haricinde, düşman hücum ediyor gibi mühim bir hadise işâa edildi. Sonra cesur atlılar çıktılar, gittiler. Yolda yürüyorlar; bir zat geliyor. Baktılar, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Ferman etmiş: "Birşey yoktur." Meşhur Ebu Talha'nın atına binip, şecaat-i kudsiyesi muktezasınca herkesten evvel gitmiş, tahkik etmiş ve dönmüştü. (Mektubat sh. 154) </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">… </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Vakıât-ı katiyedendir ki, mağaradan çıkıp Medine tarafına gittikleri vakit, Kureyş rüesası, mühim bir mal mukabilinde, Sürâka isminde gayet cesur bir adamı gönderdiler; tâ takip edip onları öldürmeye çalışsın. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Ebu Bekr-i Sıddık ile beraber gardan çıkıp giderken gördüler ki, Sürâka geliyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Ebu Bekr-i Sıddık telâş etti. <strong>Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm mağarada dediği gibi, Üzülme Allah bizimle beraberdir. (Tevbe Suresi. 40) dedi. Sürâka'ya bir baktı; Sürâka'nın atının ayakları yere saplandı, kaldı. Tekrar kurtuldu, yine takip etti. Tekrar atının ayaklarının saplandığı yerden duman gibi birşey çıkıyordu. O vakit <u>anladı ki, ne onun elinden ve ne de kimsenin elinden gelmez ki ona ilişsin. "El-aman" dedi. </u>Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm aman verdi. Fakat dedi: "Git, öyle yap ki başkası gelmesin."</strong> (Mektubat sh. 159) </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">… </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Gazve-i Gatfan ve Enmar'da, müteaddit tariklerle eimme-i hadis haber veriyorlar ki: Gavres isminde cesur bir kabile reisi, kimse görmeden, tam Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın başı üzerine gelerek, yalın kılıç elinde olduğu halde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma dedi: "Kim seni benden kurtaracak?" Demiş: "Allah." Sonra böyle dua etti: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"><strong><u>"Allahım! Dilediğin bir şeyle beni ondan kurtar." </u></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"><strong><u></u></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Birden o Gavres, iki omuzu ortasına gaibden bir darbe yer, o kılıç elinden düşer, yere yuvarlanır. <strong>Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm kılıcı eline alır, "Şimdi seni kim kurtaracak?" der, sonra affeder. O adam gider taifesine. O pek cüretkâr, cesur adama herkes hayrette kalır. "Ne oldu sana? Niçin birşey yapamadın?" dediler. O dedi: "Hadise böyle oldu. <u>Ben şimdi insanların en iyisinin yanından geliyorum." </u></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">Hem şu hadise gibi, gazve-i Bedir'de bir münafık, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı bir gaflet vaktinde, kimse görmeden, tam arkasından kılıç kaldırıp vururken, birden Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bakmış. O titreyip, kılıç elinden yere düşmüş. (Mektubat sh. 160) </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"><strong>Bediüzzaman Said Nursi </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"><strong><u>SÖZLÜK: </u></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">AMAN : (Emân) Emniyet. İmdat. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">CÜRETKÂR : Cesur, girişken. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">EİMME-İ HADÎS : Hadîs imamları. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">FERMÂN : Emir, buyruk, tebliğ. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">GAİB : Görünmeyen, gizli. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">GAR : Mağara. İn. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">GAZVE : Savaş, harb, çarpışma. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">İMAM-I BUHÂRÎ : (H. 194-256) Buharalı. Altıyüz bin hadisten seçilen 7275 hadis ile en sahih ve muteber olan Sahih-i Buharî adlı eserin sahibi. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">İŞÂA : Bir haberi yayma, duyurma. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">KABÎLE : Birlikte yaşayan, konup göçen, bir sülâleden gelen insanlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">MUKTEZÂ : Gereken, lâzım gelen, îcap eden. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">MÜTEADDİD : Pekçok. Türlü türlü, çeşitli. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">RÜESÂ : Reisler, başkanlar </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">ŞECAAT-I KUDSİYE : Kusursuz ve noksansız cesaret, yiğitlik. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">TAHKÎK : Doğru olup olmadığını araştırmak veya doğruluğunu yanlışlığını ortaya çıkarmak. İncelemek, içyüzünü araştırmak. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">TÂİFE : Kavim, kabîle, takım, hususî bir sınıf meydana getiren insanlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">TARÎK : Yol, tarz, usul, vâsıta, meslek. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple">VÂKIÂT-I KATİYE : Vuku bulduğu muhakkak ve kesin olan olaylar. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: purple"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 172532, member: 11795"] [SIZE=4][COLOR=purple][B]Bismillahirrahmanirrahim[/B] Başta İmam-ı Buharî, eimme-i hadis haber veriyorlar ki: Bir defa, gecede, Medine-i Münevverenin haricinde, düşman hücum ediyor gibi mühim bir hadise işâa edildi. Sonra cesur atlılar çıktılar, gittiler. Yolda yürüyorlar; bir zat geliyor. Baktılar, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Ferman etmiş: "Birşey yoktur." Meşhur Ebu Talha'nın atına binip, şecaat-i kudsiyesi muktezasınca herkesten evvel gitmiş, tahkik etmiş ve dönmüştü. (Mektubat sh. 154) … Vakıât-ı katiyedendir ki, mağaradan çıkıp Medine tarafına gittikleri vakit, Kureyş rüesası, mühim bir mal mukabilinde, Sürâka isminde gayet cesur bir adamı gönderdiler; tâ takip edip onları öldürmeye çalışsın. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Ebu Bekr-i Sıddık ile beraber gardan çıkıp giderken gördüler ki, Sürâka geliyor. Ebu Bekr-i Sıddık telâş etti. [B]Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm mağarada dediği gibi, Üzülme Allah bizimle beraberdir. (Tevbe Suresi. 40) dedi. Sürâka'ya bir baktı; Sürâka'nın atının ayakları yere saplandı, kaldı. Tekrar kurtuldu, yine takip etti. Tekrar atının ayaklarının saplandığı yerden duman gibi birşey çıkıyordu. O vakit [U]anladı ki, ne onun elinden ve ne de kimsenin elinden gelmez ki ona ilişsin. "El-aman" dedi. [/U]Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm aman verdi. Fakat dedi: "Git, öyle yap ki başkası gelmesin."[/B] (Mektubat sh. 159) … Gazve-i Gatfan ve Enmar'da, müteaddit tariklerle eimme-i hadis haber veriyorlar ki: Gavres isminde cesur bir kabile reisi, kimse görmeden, tam Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın başı üzerine gelerek, yalın kılıç elinde olduğu halde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma dedi: "Kim seni benden kurtaracak?" Demiş: "Allah." Sonra böyle dua etti: [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=purple][B][U]"Allahım! Dilediğin bir şeyle beni ondan kurtar." [/U][/B] Birden o Gavres, iki omuzu ortasına gaibden bir darbe yer, o kılıç elinden düşer, yere yuvarlanır. [B]Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm kılıcı eline alır, "Şimdi seni kim kurtaracak?" der, sonra affeder. O adam gider taifesine. O pek cüretkâr, cesur adama herkes hayrette kalır. "Ne oldu sana? Niçin birşey yapamadın?" dediler. O dedi: "Hadise böyle oldu. [U]Ben şimdi insanların en iyisinin yanından geliyorum." [/U][/B] Hem şu hadise gibi, gazve-i Bedir'de bir münafık, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı bir gaflet vaktinde, kimse görmeden, tam arkasından kılıç kaldırıp vururken, birden Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bakmış. O titreyip, kılıç elinden yere düşmüş. (Mektubat sh. 160) [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=purple][B]Bediüzzaman Said Nursi [U]SÖZLÜK: [/U] [/B] AMAN : (Emân) Emniyet. İmdat. CÜRETKÂR : Cesur, girişken. EİMME-İ HADÎS : Hadîs imamları. FERMÂN : Emir, buyruk, tebliğ. GAİB : Görünmeyen, gizli. GAR : Mağara. İn. GAZVE : Savaş, harb, çarpışma. İMAM-I BUHÂRÎ : (H. 194-256) Buharalı. Altıyüz bin hadisten seçilen 7275 hadis ile en sahih ve muteber olan Sahih-i Buharî adlı eserin sahibi. İŞÂA : Bir haberi yayma, duyurma. KABÎLE : Birlikte yaşayan, konup göçen, bir sülâleden gelen insanlar. MUKTEZÂ : Gereken, lâzım gelen, îcap eden. MÜTEADDİD : Pekçok. Türlü türlü, çeşitli. RÜESÂ : Reisler, başkanlar ŞECAAT-I KUDSİYE : Kusursuz ve noksansız cesaret, yiğitlik. TAHKÎK : Doğru olup olmadığını araştırmak veya doğruluğunu yanlışlığını ortaya çıkarmak. İncelemek, içyüzünü araştırmak. TÂİFE : Kavim, kabîle, takım, hususî bir sınıf meydana getiren insanlar. TARÎK : Yol, tarz, usul, vâsıta, meslek. VÂKIÂT-I KATİYE : Vuku bulduğu muhakkak ve kesin olan olaylar. [/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Resulullah (asm) herkesten cesurdu
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst