Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risâle-i Nur´da sadık rüya örnekleri ..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="akna" data-source="post: 196182" data-attributes="member: 1004668"><p><strong>OLAYLARIN KÖTÜYE YORUMLANMASI YASAKLANMIŞTIR</strong> </p><p>Sadık bir rüya gören Kâtib Osman Bediüzzaman’dan yorumunu beklemektedir. Bediüzzaman “Aziz, sıddık, mübarek, kahraman kardeşlerim” diye yazdığı bir mektubunda Kâtib Osman’ın, Rüştü’nün rüyalarını birden yorumlar. Rüyaların hakîkate işâret ettiklerini, mübarek olduklarını ve müjde verdiklerini belirtir. Bediüzzaman rüya tabiri yaparken, rüyaları hep hayra yorar, karamsar ve ümitsizliğe sevk edici tabirlerden kaçınır. Böyle yapmak sünnettir. Rüyaların yorumlarıyla da talebelerine aşk, şevk ve ümit aşılar. Risâle-i Nur’un metodlarından birinin “şevk-i mutlak” olduğunu eserlerinde açıkça ifade eder. Risâle-i Nur’un makbul, matlub ve kıymetli oluşunu nazara verir. </p><p>Sikke-i Tasdik-i Gaybî eserinde anlatılan birkaç rüyânın yorumunu Bediüzzaman’dan dinleyelim: </p><p>“Kâtib Osman’ın hakîki rüyâsı elhak büyük bir hakikate işaret veriyor; mübarek ve müjdelidir. Rüşdü’nün rüyâsında, Peygamberimizin (a.s.m.) emriyle Hazret-i sıddık (r.a.) minberde Yirmi Dokuzuncu Sözü hutbesinde göstermesi gibi; o gökten inen hûriye de lâhikayı, hutbe olarak okunası Risâle-i Nûr’un makbuliyetine güzel bir işarettir.” (Nursî, B. Said. Kastamonu Lâhikası, Y.A.N.s. 66. Almanya 1994) </p><p>Zaten İslâmda teşeüm yoktur, aksine tefeül vardır. Yani, olayların rüyaların hayra, güzele ve müjdeye yönelik yorumlanması vardır. Buna “tefeül” denir. Olayların kötüye yorumlanılması ve insanın karamsarlığa sevk edilmesine de “teşeüm” denir. Teşeüm, oldukça zararlıdır ve yasaklanmışıtır. </p><p>Bediüzzaman, talebelerinin görmüş olduğu rüyaların yorumlarının doğruluğunu onaylar ve şöyle der: “Hacı Osman’ın mektubu ve mektuptaki rüyaları mânidar ve ettiği tabir de doğrudur.” (A.g.e. s.71) </p><p> </p><p><strong>“BU BENİM TALEBEMDİR” DEYİP ZEBANİLERDEN KURTARDI</strong> </p><p>“Abdi Kaplan isimli bir nur talebesi arkadaşı Şakir’i rüyasında görür. Şakir’i zebaniler tutmuş cehenneme doğru götürmektedirler. Üstad Bediüzzaman tam bu sırada Şakir’in imdadına Hızır gibi yetişir. ‘Bırakın onu, o benim talebemdir’ der. Zebaniler de bırakırlar.” (Kargılı Fedakâr Nur talebeleri yazı dizisi. Şaban Döğen, 20.06.2001, Yeni Asya) </p><p>Allah’ın izni ile şefaat haktır. Büyük âlimler, Allah yolunda olan talebelerine kıyamet günü yardım edeceklerdir. Yukarıdaki sadık rüya da bunun güzel bir örneğidir. </p><p> </p><p><strong>ANTALYA MÜFTÜSÜ SEMADA SAİD İSMİNİ GÖRDÜ</strong> </p><p>1935’li yıllarda bırakın Kur’ân okumayı, cami odalarında Kur’ân bulundurmak bile yasak. Bediüzzaman’a selâm verenler içeri alınıyor, hapse atılıyor. </p><p>“1935 yılında Antalya Müftüsü Ahmed Hamdi Okur (Çil müftü) sadece Üstada “selâm” gönderdi diye tutuklanır. Müftü efendinin bilekleri o kadar kalındır ki, kelepçeler bileklerini kavramaz. Ellerini çamaşır ipiyle bağlarlar. Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşında üstün hizmetler yapan bu kahraman hocayı Üstadla birlikte Eskişehir hapishanesine atarlar. Müftü efendi bir gece rüyasında gökyüzünde SAİD yazılı olduğunu görür ve hapishanede Bediüzzaman’la bulunmaktan büyük bir şeref duyduğunu ifade eder.” (Son Şahitler, N. Şahiner. s.154.)</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="akna, post: 196182, member: 1004668"] [B]OLAYLARIN KÖTÜYE YORUMLANMASI YASAKLANMIŞTIR[/B] Sadık bir rüya gören Kâtib Osman Bediüzzaman’dan yorumunu beklemektedir. Bediüzzaman “Aziz, sıddık, mübarek, kahraman kardeşlerim” diye yazdığı bir mektubunda Kâtib Osman’ın, Rüştü’nün rüyalarını birden yorumlar. Rüyaların hakîkate işâret ettiklerini, mübarek olduklarını ve müjde verdiklerini belirtir. Bediüzzaman rüya tabiri yaparken, rüyaları hep hayra yorar, karamsar ve ümitsizliğe sevk edici tabirlerden kaçınır. Böyle yapmak sünnettir. Rüyaların yorumlarıyla da talebelerine aşk, şevk ve ümit aşılar. Risâle-i Nur’un metodlarından birinin “şevk-i mutlak” olduğunu eserlerinde açıkça ifade eder. Risâle-i Nur’un makbul, matlub ve kıymetli oluşunu nazara verir. Sikke-i Tasdik-i Gaybî eserinde anlatılan birkaç rüyânın yorumunu Bediüzzaman’dan dinleyelim: “Kâtib Osman’ın hakîki rüyâsı elhak büyük bir hakikate işaret veriyor; mübarek ve müjdelidir. Rüşdü’nün rüyâsında, Peygamberimizin (a.s.m.) emriyle Hazret-i sıddık (r.a.) minberde Yirmi Dokuzuncu Sözü hutbesinde göstermesi gibi; o gökten inen hûriye de lâhikayı, hutbe olarak okunası Risâle-i Nûr’un makbuliyetine güzel bir işarettir.” (Nursî, B. Said. Kastamonu Lâhikası, Y.A.N.s. 66. Almanya 1994) Zaten İslâmda teşeüm yoktur, aksine tefeül vardır. Yani, olayların rüyaların hayra, güzele ve müjdeye yönelik yorumlanması vardır. Buna “tefeül” denir. Olayların kötüye yorumlanılması ve insanın karamsarlığa sevk edilmesine de “teşeüm” denir. Teşeüm, oldukça zararlıdır ve yasaklanmışıtır. Bediüzzaman, talebelerinin görmüş olduğu rüyaların yorumlarının doğruluğunu onaylar ve şöyle der: “Hacı Osman’ın mektubu ve mektuptaki rüyaları mânidar ve ettiği tabir de doğrudur.” (A.g.e. s.71) [B]“BU BENİM TALEBEMDİR” DEYİP ZEBANİLERDEN KURTARDI[/B] “Abdi Kaplan isimli bir nur talebesi arkadaşı Şakir’i rüyasında görür. Şakir’i zebaniler tutmuş cehenneme doğru götürmektedirler. Üstad Bediüzzaman tam bu sırada Şakir’in imdadına Hızır gibi yetişir. ‘Bırakın onu, o benim talebemdir’ der. Zebaniler de bırakırlar.” (Kargılı Fedakâr Nur talebeleri yazı dizisi. Şaban Döğen, 20.06.2001, Yeni Asya) Allah’ın izni ile şefaat haktır. Büyük âlimler, Allah yolunda olan talebelerine kıyamet günü yardım edeceklerdir. Yukarıdaki sadık rüya da bunun güzel bir örneğidir. [B]ANTALYA MÜFTÜSÜ SEMADA SAİD İSMİNİ GÖRDÜ[/B] 1935’li yıllarda bırakın Kur’ân okumayı, cami odalarında Kur’ân bulundurmak bile yasak. Bediüzzaman’a selâm verenler içeri alınıyor, hapse atılıyor. “1935 yılında Antalya Müftüsü Ahmed Hamdi Okur (Çil müftü) sadece Üstada “selâm” gönderdi diye tutuklanır. Müftü efendinin bilekleri o kadar kalındır ki, kelepçeler bileklerini kavramaz. Ellerini çamaşır ipiyle bağlarlar. Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşında üstün hizmetler yapan bu kahraman hocayı Üstadla birlikte Eskişehir hapishanesine atarlar. Müftü efendi bir gece rüyasında gökyüzünde SAİD yazılı olduğunu görür ve hapishanede Bediüzzaman’la bulunmaktan büyük bir şeref duyduğunu ifade eder.” (Son Şahitler, N. Şahiner. s.154.) [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risâle-i Nur´da sadık rüya örnekleri ..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst