Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risâle-i Nur´da sadık rüya örnekleri ..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="akna" data-source="post: 196183" data-attributes="member: 1004668"><p><strong>MEKTUPLA TABİR EDİLEN SADIK BİR RÜYA</strong> </p><p>Risâle-i Nur’da yorumları yapılmış sadık rüyalardan söz edilir. Bu rüyalardan birisi şöyle anlatılır: Bediüzzaman’ın hizmetkârlarından Ali, rüyasında Bediüzzaman ve talebelerinden Hüsrev’i, Peygamberimizin (asm) huzurunda görür. Rüyada Bediüzzaman ve talebesi Hüsrev, Peygamberimizin(asm) mübarek elini öperler. </p><p>Hüsrev Bediüzzaman’ın hem talebesi ve hem de çok güzel yazısı ile Risâle-i Nurları yazan kâtibidir. </p><p>Bediüzzaman bu rüyayı dinleğinde ansızın bir mektup alır. Mektubda rüyanın yorumu vardır. Zira olaylarda tesadüf yoktur. Eşya, hayvanlar, kuşlar hava ve kâinatla alâkası bulunan bir tefsirin tevafuklarla dolu olması oldukça önem arz eder. Böyle kıymetli bir tefsirin rüya-i sadıka ile de ilgisi elbette olacaktır. </p><p>Mektupta rüyanın tabiri anlatılır. Bu sadık rüyada Bediüzzaman’ın: ‘Bu acip asırda, ehl-iman Risâle-i Nûr’a ve ehl-i fen ve mektep muallimleri Asâ-yı Mûsa’ya şiddetle muhtaç oldukları gibi, hâfızlar ve hocalar dahi Zülfikâr’a şiddetle muhtaçtırlar.’ (Nursî, B.Said, Asâ-yı Mûsa, Y.A.N. s.9 İst. 1994) dediği eseri hacılar Peygamberimizin(asm) kabri üzerinde görürler. Bu eser (Asâ-yı Mûsa) Hüsrev’in güzel hattı ile yazılmıştır. Bediüzzaman, bu rüyadan, Peygamberimizin(asm) “kendisinden, Risâle-i Nur hizmetinden ve talebesinden razı olduğu” hükmünü çıkarır. </p><p>Şuâlar isimli eserde Bediüzzaman, “Müjdeli ve tâbiri çıkmış lâtif bir rüyâ” başlığı altında rüya olayını bizzat kendisi şöyle anlatır: “Bana hizmet eden Ali geldi, dedi; “Ben rüyada gördüm ki, sen Hüsrev’le beraber Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın elin öptün.” </p><p>“Birden, bir mektup aldım ki Hüsrev’in hattı ile yazılan Asâ-yı Mûsâ mecmuasını kabr-i Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm üzerinde hacılar görmüşler. Demek benim bedelime, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın mânevî elini, Hüsrev, kaleminin vasıtasıyla öpmüş ve rızâ-i Nebeviyeye mazhar olmuş.” (Nursî, B.Said. Şuâlar Y.A.N. s. 420. Almanya 1994) </p><p> </p><p><strong>TABİRİ YAPILMIŞ BİR RÜYA</strong> </p><p>“Risâle-i Nur Şakirdlerinden olmayan ve bizimle zihnen meşgul olmayan bir rüyada görüyor ki: Isparta’nın altındaki ovada çok ormanlar bulunuyor. Kuvvetli bir sel geliyor, bu ormanın çok ağaçlarını deviriyor. Birden bire bir zelzele-i arz oluyor, Risâle-i Nur nâşiri, elbisesiyle heybetli bir sûrette yer yarılıp çıkıyor. O da korkusundan uyanıyor. </p><p>Bu ibretli rüyanın tabiri hemen aynı sayfanın haşiyesinde ve devamında şöyle tabir ediliyor: </p><p>“Demek bu geçen sene zelzele, yani İzmir zelzelesi, Risâle-i Nur’un dirilmesine ve meydana çıkmasına bir emaredir ve rüyayı tabir ediyor. Evet, o zelzeleden evvel Risâle-i Nur defnolunmuş gibi gâyet gizli perde altında intişar ediyordu. Zelzele başladıktan sonra eski elbise-i fâhiresiyle meydan-ı zuhura çıktı. </p><p>“İki gün sanra Risâle-i Nûr’u tatil ve mânen toprağa defnetmek niyetiyle küre-i arzı titretecek derecede bir hata ile Risâle-i Nûr’un eczâlarını evrâk-ı muzırra nevinden taharrî edip, toplayıp, merkez-i hükûmete, tâ dahiliye vekâletine gönderir. Hiçbir daire kanunca mucib-i muâheze ve mes’uliyet (sorumlu tutma ve cezalandırma gereği-sebebi) birşey Risâle-i Nûr’da bulamadığından, o mânevî zelzele içnde öldürdük, defnettik zannettikleri Risâle-i Nur dirilip, yer yarılıp meydana çıktığı gibi; yine rüyâ işaret ediyor ki, bir zelzele-i azime ve bir sel içinde Risâle-i Nur bu vatan ve millete bir halaskâr (kurtarıcı), bir müncî (Kurtarıcı) sûretinde musibetzedelerin imdadına yetişecek.” (Nursî, Bediüzzaman Said, S.T.Gaybi Y.A.N. s.27 Almanya 1994) </p><p>Maddî deprem musibetine uğrayanları Risâle-i Nur teselli etmiştir. Zayi olan para ve malın sadaka hükmünde olduğunu, ölenlerin şehid hükmünde olduğunu müjdelemiştir. Yine Risâle-i Nur, akıl, kalb, ruh ve vicdanı iman hakikatleriyle doyurmuş ve taklîdî îmanı tahkîkî imana çevirmiştir. Okuyucularını iki dünyada da mutlu ve umutlu etmiştir. Ruhlardaki mânevî huzursuzluk depremini sükunete kavuşturmuştur. Nuh’un gemisi gibi, kendisine sığınanları imansızlık tufanından kurtarmıştır. </p><p> </p><p> </p><p style="text-align: right">SaidNursi.de</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="akna, post: 196183, member: 1004668"] [B]MEKTUPLA TABİR EDİLEN SADIK BİR RÜYA[/B] Risâle-i Nur’da yorumları yapılmış sadık rüyalardan söz edilir. Bu rüyalardan birisi şöyle anlatılır: Bediüzzaman’ın hizmetkârlarından Ali, rüyasında Bediüzzaman ve talebelerinden Hüsrev’i, Peygamberimizin (asm) huzurunda görür. Rüyada Bediüzzaman ve talebesi Hüsrev, Peygamberimizin(asm) mübarek elini öperler. Hüsrev Bediüzzaman’ın hem talebesi ve hem de çok güzel yazısı ile Risâle-i Nurları yazan kâtibidir. Bediüzzaman bu rüyayı dinleğinde ansızın bir mektup alır. Mektubda rüyanın yorumu vardır. Zira olaylarda tesadüf yoktur. Eşya, hayvanlar, kuşlar hava ve kâinatla alâkası bulunan bir tefsirin tevafuklarla dolu olması oldukça önem arz eder. Böyle kıymetli bir tefsirin rüya-i sadıka ile de ilgisi elbette olacaktır. Mektupta rüyanın tabiri anlatılır. Bu sadık rüyada Bediüzzaman’ın: ‘Bu acip asırda, ehl-iman Risâle-i Nûr’a ve ehl-i fen ve mektep muallimleri Asâ-yı Mûsa’ya şiddetle muhtaç oldukları gibi, hâfızlar ve hocalar dahi Zülfikâr’a şiddetle muhtaçtırlar.’ (Nursî, B.Said, Asâ-yı Mûsa, Y.A.N. s.9 İst. 1994) dediği eseri hacılar Peygamberimizin(asm) kabri üzerinde görürler. Bu eser (Asâ-yı Mûsa) Hüsrev’in güzel hattı ile yazılmıştır. Bediüzzaman, bu rüyadan, Peygamberimizin(asm) “kendisinden, Risâle-i Nur hizmetinden ve talebesinden razı olduğu” hükmünü çıkarır. Şuâlar isimli eserde Bediüzzaman, “Müjdeli ve tâbiri çıkmış lâtif bir rüyâ” başlığı altında rüya olayını bizzat kendisi şöyle anlatır: “Bana hizmet eden Ali geldi, dedi; “Ben rüyada gördüm ki, sen Hüsrev’le beraber Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın elin öptün.” “Birden, bir mektup aldım ki Hüsrev’in hattı ile yazılan Asâ-yı Mûsâ mecmuasını kabr-i Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm üzerinde hacılar görmüşler. Demek benim bedelime, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın mânevî elini, Hüsrev, kaleminin vasıtasıyla öpmüş ve rızâ-i Nebeviyeye mazhar olmuş.” (Nursî, B.Said. Şuâlar Y.A.N. s. 420. Almanya 1994) [B]TABİRİ YAPILMIŞ BİR RÜYA[/B] “Risâle-i Nur Şakirdlerinden olmayan ve bizimle zihnen meşgul olmayan bir rüyada görüyor ki: Isparta’nın altındaki ovada çok ormanlar bulunuyor. Kuvvetli bir sel geliyor, bu ormanın çok ağaçlarını deviriyor. Birden bire bir zelzele-i arz oluyor, Risâle-i Nur nâşiri, elbisesiyle heybetli bir sûrette yer yarılıp çıkıyor. O da korkusundan uyanıyor. Bu ibretli rüyanın tabiri hemen aynı sayfanın haşiyesinde ve devamında şöyle tabir ediliyor: “Demek bu geçen sene zelzele, yani İzmir zelzelesi, Risâle-i Nur’un dirilmesine ve meydana çıkmasına bir emaredir ve rüyayı tabir ediyor. Evet, o zelzeleden evvel Risâle-i Nur defnolunmuş gibi gâyet gizli perde altında intişar ediyordu. Zelzele başladıktan sonra eski elbise-i fâhiresiyle meydan-ı zuhura çıktı. “İki gün sanra Risâle-i Nûr’u tatil ve mânen toprağa defnetmek niyetiyle küre-i arzı titretecek derecede bir hata ile Risâle-i Nûr’un eczâlarını evrâk-ı muzırra nevinden taharrî edip, toplayıp, merkez-i hükûmete, tâ dahiliye vekâletine gönderir. Hiçbir daire kanunca mucib-i muâheze ve mes’uliyet (sorumlu tutma ve cezalandırma gereği-sebebi) birşey Risâle-i Nûr’da bulamadığından, o mânevî zelzele içnde öldürdük, defnettik zannettikleri Risâle-i Nur dirilip, yer yarılıp meydana çıktığı gibi; yine rüyâ işaret ediyor ki, bir zelzele-i azime ve bir sel içinde Risâle-i Nur bu vatan ve millete bir halaskâr (kurtarıcı), bir müncî (Kurtarıcı) sûretinde musibetzedelerin imdadına yetişecek.” (Nursî, Bediüzzaman Said, S.T.Gaybi Y.A.N. s.27 Almanya 1994) Maddî deprem musibetine uğrayanları Risâle-i Nur teselli etmiştir. Zayi olan para ve malın sadaka hükmünde olduğunu, ölenlerin şehid hükmünde olduğunu müjdelemiştir. Yine Risâle-i Nur, akıl, kalb, ruh ve vicdanı iman hakikatleriyle doyurmuş ve taklîdî îmanı tahkîkî imana çevirmiştir. Okuyucularını iki dünyada da mutlu ve umutlu etmiştir. Ruhlardaki mânevî huzursuzluk depremini sükunete kavuşturmuştur. Nuh’un gemisi gibi, kendisine sığınanları imansızlık tufanından kurtarmıştır. [RIGHT]SaidNursi.de[/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risâle-i Nur´da sadık rüya örnekleri ..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst