Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur Dersleri - Yirmi Üçüncü Lem'a - Tabiat Risalesi - 1
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 138023" data-attributes="member: 27"><p><strong>İKİNCİ MİSAL:</strong> Gayet vahşî bir adam, muhteşem bir kışla dairesine girer.</p><p></p><p>Gayet muntazam bir ordunun umumî, beraber talimlerini, muntazam hareketlerini </p><p></p><p>görür. Bir neferin hareketiyle bir tabur, bir alay, bir fırka kalkar, oturur,</p><p></p><p>gider, bir ateş emriyle ateş ettiklerini müşahede eder. Onun kaba, vahşî </p><p></p><p>aklı, birkumandanın, devletin nizâmâtıyla ve kanun-u padişahî ile o kumandanın </p><p></p><p>emrini, kumandasını anlamayıp inkâr ettiğinden, o askerlerin iplerle birbiriyle </p><p></p><p>bağlı olduklarını tahayyül eder. O hayalî ip ne kadar harikalı bir ip olduğunu düşünür, hayrette kalır.</p><p></p><p></p><p>Sonra gider, Ayasofya gibi gayet muazzam bir camie, Cuma gününde dahil</p><p></p><p>olur. O cemaat-i Müslimînin, bir adamın sesiyle kalkar, eğilir, secde ederek </p><p></p><p>oturduklarını müşahede eder. Mânevî ve semâvî kanunların mecmuundan </p><p></p><p>ibaret olan şeriatı ve Şeriat Sahibinin emirlerinden gelen mânevî düsturlarını </p><p></p><p>anlamadığından, o cemaatin maddî iplerle bağlandığını ve o acip ipler onları </p><p></p><p>esir edip oynattığını tahayyül ederek, en vahşî, insan suretindeki canavar </p><p></p><p>hayvanları dahi güldürecek derecede maskaralı bir fikirle çıkar, gider.</p><p></p><p></p><p>İşte, aynı bu misal gibi, Sultan-ı Ezel ve Ebedin hadsiz cünudunun muhteşem </p><p></p><p>bir kışlası olan şu âleme ve o Mâbûd-u Ezelînin muntazam bir mescidi olan </p><p></p><p>şu kâinata, mahz-ı vahşet olan inkârlı fikr-i tabiatı taşıyan bir münkir giriyor. </p><p></p><p>O Sultan-ı Ezelînin hikmetinden gelen nizâmât-ı kâinatın mânevî kanunlarını</p><p></p><p>birer maddî madde tasavvur ederek ve saltanat-ı rububiyetin kavânîn-i </p><p></p><p>itibariyesi ve o Mâbûd-u Ezelînin şeriat-ı fıtriye-i kübrâsının, mânevî ve </p><p></p><p>yalnız vücud-u ilmîsi bulunan ahkâmlarını ve düsturlarını, birer mevcud-u </p><p></p><p>haricî ve maddî birer madde tahayyül ederek, kudret-i İlâhiyenin yerine, o</p><p></p><p>ilim ve kelâmdan gelen ve yalnız vücud-u ilmîsi bulunan o kanunları ikame </p><p></p><p>etmek ve ellerine icad vermek, sonra da onlara “tabiat” namını takmak ve </p><p></p><p>yalnız bir cilve-i kudret-i Rabbâniye olan kuvveti, bir zîkudret ve müstakil bir </p><p></p><p>kadîr telâkki etmek, misaldeki vahşîden bin defa aşağı bir vahşettir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 138023, member: 27"] [B]İKİNCİ MİSAL:[/B] Gayet vahşî bir adam, muhteşem bir kışla dairesine girer. Gayet muntazam bir ordunun umumî, beraber talimlerini, muntazam hareketlerini görür. Bir neferin hareketiyle bir tabur, bir alay, bir fırka kalkar, oturur, gider, bir ateş emriyle ateş ettiklerini müşahede eder. Onun kaba, vahşî aklı, birkumandanın, devletin nizâmâtıyla ve kanun-u padişahî ile o kumandanın emrini, kumandasını anlamayıp inkâr ettiğinden, o askerlerin iplerle birbiriyle bağlı olduklarını tahayyül eder. O hayalî ip ne kadar harikalı bir ip olduğunu düşünür, hayrette kalır. Sonra gider, Ayasofya gibi gayet muazzam bir camie, Cuma gününde dahil olur. O cemaat-i Müslimînin, bir adamın sesiyle kalkar, eğilir, secde ederek oturduklarını müşahede eder. Mânevî ve semâvî kanunların mecmuundan ibaret olan şeriatı ve Şeriat Sahibinin emirlerinden gelen mânevî düsturlarını anlamadığından, o cemaatin maddî iplerle bağlandığını ve o acip ipler onları esir edip oynattığını tahayyül ederek, en vahşî, insan suretindeki canavar hayvanları dahi güldürecek derecede maskaralı bir fikirle çıkar, gider. İşte, aynı bu misal gibi, Sultan-ı Ezel ve Ebedin hadsiz cünudunun muhteşem bir kışlası olan şu âleme ve o Mâbûd-u Ezelînin muntazam bir mescidi olan şu kâinata, mahz-ı vahşet olan inkârlı fikr-i tabiatı taşıyan bir münkir giriyor. O Sultan-ı Ezelînin hikmetinden gelen nizâmât-ı kâinatın mânevî kanunlarını birer maddî madde tasavvur ederek ve saltanat-ı rububiyetin kavânîn-i itibariyesi ve o Mâbûd-u Ezelînin şeriat-ı fıtriye-i kübrâsının, mânevî ve yalnız vücud-u ilmîsi bulunan ahkâmlarını ve düsturlarını, birer mevcud-u haricî ve maddî birer madde tahayyül ederek, kudret-i İlâhiyenin yerine, o ilim ve kelâmdan gelen ve yalnız vücud-u ilmîsi bulunan o kanunları ikame etmek ve ellerine icad vermek, sonra da onlara “tabiat” namını takmak ve yalnız bir cilve-i kudret-i Rabbâniye olan kuvveti, bir zîkudret ve müstakil bir kadîr telâkki etmek, misaldeki vahşîden bin defa aşağı bir vahşettir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur Dersleri - Yirmi Üçüncü Lem'a - Tabiat Risalesi - 1
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst