Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Risale-i Nur Dili
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 29714" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>II. Kur'ân'ı Okuyan Risale-i Nur Dili</strong> </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Risale-i Nur'da ilk bakışta göze çarpan dil ağırlığı, Osmanlıca'nın ya da müellifinin yaşadığı dönemin hatırından değil, Kur'ân kelimelerini hatırlama zaruretinden kaynaklanır. Risale-i Nur'un örnek metni olarak Birinci Söz üzerinde şöylesine bir göz gezdirme, "ağır" kelimelerin hemen hepsinin "Kadir-i Rahim", "Hâkim-i Ezelî", "Mâlik-i Ebedî" gibi, esmânın talimi, "acz", "fakr", "vird-i zebân", "mütevazı'", "mağrur", "Asâ-yı Mûsa", "Azâ-yı İbrahim" gibi vahyin talim ettiği temel düşünce kodlarının muhafazası ve zihinde yerleştirilmesine yönelik olarak zikredildiğini gösterecektir. Risale-i Nur'da, bu misyon peyder pey, hissettirilmeden, metnin ikinci ve gizli bir dili olarak gerçekleştirilir. Bu konuda, Altıncı Söz'e serlevha olarak seçilen Tevbe Sûresi 111. ayetinin, hemen altında, "Nefis ve malını Cenab-ı Hakka satmak ve Ona abd olmak ve asker olmak."diye başlayan cümle ile dile aktarılması örnek olarak okunabilir. Birinci Söz'de "Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar 'Bismillah' der." cümlesinde zikredilen hayvanların, Zümer Sûresi 6.ayette "nimetin tecessüm etmiş" nümuneleri anlamında "en'am" olarak "tenzil" edildiği haber verilen sekiz çift ehlî hayvana tekabül etmesi özel eğitimin gereğidir. Yine Birinci Söz'ün özel kurgusuyla, Asâ-yı Musa'nın (as) ve Azâ-yı İbrahim'in (as), taş ve ateş karşısındaki duruşunun, yumuşak kök ve damarların sert taş ve toprak karşısındaki duruşuna, nazenin yaprakların ateş saçan yaz hararetine karşı duruşuna taşınarak, peygamber mucizelerin adiyatı mucizat olarak görme talimine eklemlenmesi de özel bir Kur'ân okuması örneğidir. Yirmidördüncü Söz'ün vahye dayalı ontolojik çalışmasının en kritik yerinde varoluşun en büyük sorunu olan sevmeyi Al-i İmran 31. ayetiyle çözümleyen Said Nursi, ilgili ayeti takdim ederken, aslında ayetin anlam açılımını oluşturan kavramları yine ayetin kelimelerini konuşma diline aktararak özel bir ayet talimi yapar: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">"Öyleyse, o Mahbûb-u Ezelînin kendi habibine söylettirdiği şu ferman-ı ezelîyi dinle, ittibâ et." Şu halde "Asâ-yı Musa", "Azâ yı İbrahim", "Habib", "Mahbub-u Ezelî" gibi tabirlerin ağırlığından ürkenlerin, aslında imanları gereği nüfuz etmeleri gereken Kur'ân kültürünün kendilerine ne kadar hafif ve kısa yoldan sunulduğunu tecrübe edebilirler. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Tam burada Muhakemat'tan bir alıntı yaparak, Risale-i Nur müellifinin ayet kelimeleri ile konuşma konusundaki kasdını ve ustalığını görmek gerek. Said Nursi, Nur Suresi 43. ve Yasin Suresi 16. ayetlerdeki belagati açıklarken, yine ayetlerdeki kelimelerle konuşur, ayetteki ana kavramlar üzerinden okuyucuya yeni düşünce alanları açar. Bu "tercüme" usulü meal kadar aşina edici olduğu kadar, mealin sınırlayıcılık ve kısıtlayıcılık kusurlarından da azadedir. (Meal çalışması yapanlar, ilgili ayetlerin mealleri üzerinde çalışma yaparak, aşağıdaki metnin Kur'ân'dan nasıl ustalıkla iktibas edildiğini görebilir ve özel bir meal formatı için ipuçları çıkarabilirler.) </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">"..birinci ayette [Nur, 43] olan istiare-i bedia o derece hararetlidir ki, buz gibi olan cümudu eritir. Ve bulut gibi zahir perdesini berk gibi yırtar. İkinci ayette [Yasin, 16] belâgat o kadar müstakar ve muhkem ve parlaktır ki, seyri için güneşi durdurur."</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 29714, member: 857"] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred][B]II. Kur'ân'ı Okuyan Risale-i Nur Dili[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Risale-i Nur'da ilk bakışta göze çarpan dil ağırlığı, Osmanlıca'nın ya da müellifinin yaşadığı dönemin hatırından değil, Kur'ân kelimelerini hatırlama zaruretinden kaynaklanır. Risale-i Nur'un örnek metni olarak Birinci Söz üzerinde şöylesine bir göz gezdirme, "ağır" kelimelerin hemen hepsinin "Kadir-i Rahim", "Hâkim-i Ezelî", "Mâlik-i Ebedî" gibi, esmânın talimi, "acz", "fakr", "vird-i zebân", "mütevazı'", "mağrur", "Asâ-yı Mûsa", "Azâ-yı İbrahim" gibi vahyin talim ettiği temel düşünce kodlarının muhafazası ve zihinde yerleştirilmesine yönelik olarak zikredildiğini gösterecektir. Risale-i Nur'da, bu misyon peyder pey, hissettirilmeden, metnin ikinci ve gizli bir dili olarak gerçekleştirilir. Bu konuda, Altıncı Söz'e serlevha olarak seçilen Tevbe Sûresi 111. ayetinin, hemen altında, "Nefis ve malını Cenab-ı Hakka satmak ve Ona abd olmak ve asker olmak."diye başlayan cümle ile dile aktarılması örnek olarak okunabilir. Birinci Söz'de "Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar 'Bismillah' der." cümlesinde zikredilen hayvanların, Zümer Sûresi 6.ayette "nimetin tecessüm etmiş" nümuneleri anlamında "en'am" olarak "tenzil" edildiği haber verilen sekiz çift ehlî hayvana tekabül etmesi özel eğitimin gereğidir. Yine Birinci Söz'ün özel kurgusuyla, Asâ-yı Musa'nın (as) ve Azâ-yı İbrahim'in (as), taş ve ateş karşısındaki duruşunun, yumuşak kök ve damarların sert taş ve toprak karşısındaki duruşuna, nazenin yaprakların ateş saçan yaz hararetine karşı duruşuna taşınarak, peygamber mucizelerin adiyatı mucizat olarak görme talimine eklemlenmesi de özel bir Kur'ân okuması örneğidir. Yirmidördüncü Söz'ün vahye dayalı ontolojik çalışmasının en kritik yerinde varoluşun en büyük sorunu olan sevmeyi Al-i İmran 31. ayetiyle çözümleyen Said Nursi, ilgili ayeti takdim ederken, aslında ayetin anlam açılımını oluşturan kavramları yine ayetin kelimelerini konuşma diline aktararak özel bir ayet talimi yapar: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]"Öyleyse, o Mahbûb-u Ezelînin kendi habibine söylettirdiği şu ferman-ı ezelîyi dinle, ittibâ et." Şu halde "Asâ-yı Musa", "Azâ yı İbrahim", "Habib", "Mahbub-u Ezelî" gibi tabirlerin ağırlığından ürkenlerin, aslında imanları gereği nüfuz etmeleri gereken Kur'ân kültürünün kendilerine ne kadar hafif ve kısa yoldan sunulduğunu tecrübe edebilirler. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Tam burada Muhakemat'tan bir alıntı yaparak, Risale-i Nur müellifinin ayet kelimeleri ile konuşma konusundaki kasdını ve ustalığını görmek gerek. Said Nursi, Nur Suresi 43. ve Yasin Suresi 16. ayetlerdeki belagati açıklarken, yine ayetlerdeki kelimelerle konuşur, ayetteki ana kavramlar üzerinden okuyucuya yeni düşünce alanları açar. Bu "tercüme" usulü meal kadar aşina edici olduğu kadar, mealin sınırlayıcılık ve kısıtlayıcılık kusurlarından da azadedir. (Meal çalışması yapanlar, ilgili ayetlerin mealleri üzerinde çalışma yaparak, aşağıdaki metnin Kur'ân'dan nasıl ustalıkla iktibas edildiğini görebilir ve özel bir meal formatı için ipuçları çıkarabilirler.) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]"..birinci ayette [Nur, 43] olan istiare-i bedia o derece hararetlidir ki, buz gibi olan cümudu eritir. Ve bulut gibi zahir perdesini berk gibi yırtar. İkinci ayette [Yasin, 16] belâgat o kadar müstakar ve muhkem ve parlaktır ki, seyri için güneşi durdurur."[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Risale-i Nur Dili
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst