Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Risale-i Nur Düsturları
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="akna" data-source="post: 197470" data-attributes="member: 1004668"><p style="text-align: center"><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">SADAKAT</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 18px">بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ</span></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">Sadakat hasleti, ehemmiyetine binaen Birinci Düsturumuz olan İhlsa’tan sonra gelir. Üstadımızın “O zat” dediği mühim vazifedarın dayandığı kuvvetli vasıflarında da ihlastan sonra sadakat ve sonra tesanüd sıfatlarını sayarak bunlara tam sahip olanların az ve bir kısım oldukları halde, bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayıldıklarını söylemektedir. </span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">Sadakati tarif ederken şöyle söyleyebiliriz: “Bir ameli, Allah (cc) emrettiği için yapmak İHLAS, emredildiği gibi yapmak ise SADAKAT’tir.” Kişinin bağlandığı şeye ciddi ve kalbi samimiyetle bağlılığı sadakatin manevi cihetidir. Bu bağlılığın fiili tezahürü ise, bağlandığı şeyin icablarını, harfiyen ve tasarruf etmeden ifa etmek ve fiilen de sadakatini ispat etmektir. Birimiz, özrü olmadığı halde yapmıyor veya emredilen şekle, kendi anlayışımızla yeni tarzlar ihdas ederek tasarruf ediyorsak, o zaman sadakati zedelemiş veya terketmiş ve arzumuza uymuş oluruz. Bu zamanda Sahabeler gibi, sadakatimizi fiilen, dünya lezzetlerini de feda ederek mücahedemizle ispat etmek lüzumu vardır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">Bu mukaddemeden sonra Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Risale-i Nur Külliyatındaki SADAKAT ile alakalı parçaları arzediyoruz:</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">RİSALE-İ NUR’UN KAZANDIRDIĞI, İMAN-I TAHKİKİ VE İŞTİRAK-İ AMAL CİHETİNDE KÜLLİ DUAYA DAHİL OLMAKLA EHL-İ NECAT OLMAK GİBİ ÇOK BÜYÜK NETİCELERE KARŞI; SADAKAT, SEBAT VE İHLAS’TA DEVAM ETMEK GEREKTİR …</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">1- “Aziz, sıddık kardeşlerim! Sair yerlere nisbeten en sıkıntılı ve en soğuk olan bu hapsin zahmet ve meşakkatini çeken, elbette bu hapsin sebebinde derecesine göre bir kaçınmak meyli olacak. Fakat onun zahiri sebebi olan Risale-i Nur’un o zahmet çekenlere kazandırdığı iman-ı tahkiki ve iman-ı tahkiki ile hüsn-ü hatime ve şirket-i maneviye ile yüzer adam kadar a’mal-i saliha o acı zahmeti tatlı bir rahmete çevirdiğinden, bu iki neticenin fiyatı, sarsılmaz bir sadakat ve sebatkarlıktır. Onun için pişman olmak ve vaz geçmek, büyük bir hasarattır.” (Ş:316)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">HAZRETİ ÜSTAD’IN DUASINA MAZHAR OLMAK İÇİN </span></span></em></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">İMAN VE SADAKAT ŞARTTIR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">2- “Aziz kardeşlerim! İşte böyle bir zamanda, bu dehşetli hâdisâta karşı, ihlâs kuvvetinden sonra bizim en büyük kuvvetimiz, iştirâk-i a’mâl-i uhrevî düsturuyla birbirimize kalemlerle, herbirinin a’mâl-i saliha defterine hasenat yazdırdıkları gibi; lisanlarıyla, herbirinin takvâ kalesine ve siperine kuvvet ve imdat göndermektir. Ve bilhassa fırtınalı tehacüme hedef olan bu fakir ve âciz kardeşinize, bu mübarek şuhur-u selâsede ve eyyâm-ı meşhurede yardıma koşmak, sizin gibi kahraman ve vefadar ve şefkatkârların şe’nidir. Bütün ruhumla bu imdad-ı manevîyi sizden rica ediyorum. Ve ben dahi, iman ve sadakat şartıyla, Risale-i Nur talebelerini bütün dualarıma ve manevî kazançlarıma, yirmi dört saatte, iştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla, bazan yüz defadan ziyade “Risale-i Nur talebeleri” ünvanıyla hissedar ediyorum.” (K:149)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">HER BİR HAKİKİ, SADIK VE SEBATKAR ŞAKİRD, AMELCE BİNLER ADAM HÜKMÜNE GELİR…</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">3- “Hem, iştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla, herbir şakirdine, herbir günde binler hâlis lisanlarla edilen makbul duaları ve binler ehl-i salâhatin işledikleri a’mâl-i salihanın misil sevaplarını kazandırıp, herbir hakikî sadık ve sebatkâr şakirdini amelce binler adam hükmüne getirdiğini... kerametkârâne ve takdirkârâne İmam-ı Ali Radıyallahü Anhın üç ihbarı ve keramet-i gaybiye-i Gavs ı Âzamdaki (k.s.) tahsinkârâne ve teşvikkârâne beşareti ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın kuvvetli işaretiyle o hâlis şakirtler, ehl-i saadet ve ashab-ı Cennet olacaklarına müjdesi pek kat’î ispat ederler. Elbette böyle bir kazanç, öyle bir fiyat ister.” (K:122)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">SADAKATİ VE İRTİBATI VE HİZMETİ DEĞİŞTİRMEMEK LAZIMDIR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">4- “<span style="color: black">Kardeşlerim! Herhalde bu kadar sıkıntı ve zararı çeken zaîf bir kısım aile sahibleri, bir derece Risâle-i Nur'dan ve bizden çekinmek, belki vazgeçmek için bir mazeret olabilir zannıyla, tahliyeden sonra değişmek ihtimaline binaen derim: Bu derece kıymetdar bir mala bu maddî ve manevî fiat veren ve bu azabı çeken, o maldan vazgeçmek büyük bir hasarettir. Hem her birisi, Risâle-i Nur'un eczalarını ve alâkadarlarını ve bizi muhafaza ve yardım ve hizmeti birden bıraksa; hem ona, hem bizlere lüzumsuz bir zarardır. Onun için; ihtiyatla beraber, sadakatı ve irtibatı ve hizmeti değiştirmemek lâzımdır.</span>” (Ş:342)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">ISPARTA KAHRAMANLARI’NIN GÖSTERDİKLRERİ HİDEMAT-I NURİYENİN ESASI HARİKA SADAKATLARİ VE FEVKALADE METANETLERİDİR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">5- “<strong><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Cesurca, fakat kalemsiz iki adam, Risale-i Nur dairesine biri birisini getirdi. Onlara dedim ki: "Bu dairenin verdiği büyük neticelere mukabil, sarsılmaz bir sadakat ve kırılmaz bir metanet ister. Isparta kahramanlarının gösterdikleri harikalar ve cihan-pesendâne hidemât-ı Nuriyenin esası, harika sadakatleri ve fevkalade metanetleridir. Bu metanetin birinci sebebi, kuvvet-i imaniye ve ihlas hasletidir. İkinci sebebi, cesaret-i fıtriyedir."</strong></span></strong></span><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Onlara dedim: "Sizler cesaretle ve efelikle tanınmışsınız ve dünyaya ait ehemmiyesiz şeyler için fedakarlık gösterirsiniz. Elbette Risale-i Nur'un kudsi hizmetinde ve cihana değer uhrevî neticelerine mukabil,</strong></span></strong><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>merdâne ve</strong></span></strong><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>fedakarâne cesaret ve metanet gösterip sadakatinizi muhafaza edersiniz" dedim. Onlar da tam kabul ettiler.</strong></span></strong>” (K:144)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">HAKİKİ SADIK ŞAKİRD, KIRK BİN LİSAN İLE TESBİH EDEBİLİR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">6- “….Sadakat ve kanaatle Risale-i Nur dairesine giren, imanla kabre gireceğine gayet kuvvetli senetler var.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">…..Risale-i Nur dairesinde, ihtiyarımız olmadan, haberimiz yokken takarrur ve tahakkuk eden şirket-i maneviye-i uhreviye cihetiyle her bir hakiki sadık şakirdi, binler diller ile, kalbler ile dua etmek, istiğfar etmek, ibadet etmek ve bazı melaike gibi <strong><em>kırk bin lisan ile tesbih</em></strong> etmektir.” (K:263)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">KALEMLE NURLARA HİZMET VE SADAKATLE TALEBE OLMANIN İKİ MÜHİM NETİCESİ VARDIR :</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">7- “1: Ayat-ı Kur’aniyenin işaretiyle, imanla kabre girmektir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">2: Bütün şakirdlerin manevi kazançlarına, Nur dairesindeki şirket-i maneviye sırrıyla, umum onların hasenatlarına hissedar olmaktır.” (E-1:191)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">BAZI ENDİŞELER SEBEBİYLE ÇEKİNMEK SADAKATE MUHALİFTİR…</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">8- “</span><span style="color: black"><span style="font-size: 12px">Aziz, Sıddık ve Sadık Kardeşlerim!</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: black">Ben birkaç gündür bir duamı değiştirdim. Şimdiye kadar bazan yüz defa tekrar ile </span></span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px">وَاغْفِرْلَنَا</span></span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"> veya </span></span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px">وَفِّقْ</span></span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"> gibi dualarda </span></span></span><span style="font-size: 18px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Arial'">طَلَبَةَ</span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Arial'">رَسَائِلِ</span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Arial'">النُّورِ</span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Arial'">الصَّادِقِينَ</span></span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"> cümlesinden </span></span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px">الصَّادِقِينَ</span></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"> kelimesini kaldırdım; tâ ki ruhsatla amele kendini mecbur bilen ve sıkıntının verdiği evham ve me'yusiyet </span></span><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">cihetiyle zâhirî inkâr ve çekinmekle azimet ve sadakata muhalif hareket eden kardeşlerimiz o dualardan mahrum kalmasınlar.</span></span><span style="font-family: 'Verdana'">”</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">RİSALE-İ NUR’UN TALİMATI DAİRESİNDE HİZMETE KANAAT EDİLMELİDİR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">9- “Hem <strong>madem bu zamanda, herşeyin fevkinde hizmet-i îmaniye bir kudsî vazifedir; hem kemmiyet, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti azdır; hem muvakkat ve mütehavvil siyaset daireleri ebedî, daimî, sâbit hizmet-i îmaniyeye nisbeten ehemmiyetsizdir, mikyas olamaz. Risale-i Nur'un, talimatı dairesinde bize bahş ettiği feyizli makamlara kanaat etmeliyiz. Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ile müfritâne âlî makamlar vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritâne irtibat ve ihlas lâzımdır; onda terakkì etmeliyiz.</strong>” (K:89)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">SADAKAT KAYBOLMUŞKEN, FEVKALADE SADAKAT VE HAMİYET-İ İSLAMİYE LAZIMDIR…</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">10- “Hem yirmi seneden beri tahribkarane eşedd-i zulüm altında o derece ahlak bozulmuş ve metanet ve sadakat kaybolmuş ki, ondan belki de yirmiden birisine itimad edilmez. Bu acib halata karşı, çok fevkalade sebat ve metanet ve sadakat ve hamiyet-i İslamiye lazımdır, yoksa akim kalır ve zarar verir.” (K:90)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">KENDİNİ KURTARANLAR RİSALE-İ NUR’UN DAİRESİNE SADAKATLA GİRENLERDİR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">11- “Ben tahmin ediyorum ki: Bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında, selamet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran, yalnız hakiki ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. Bunların içinde en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur’un dairesine sadakatle girenlerdir.” (K:123)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">SADAKAT İÇİN; NİYETİM İYİ VE KALBİM TEMİZDİR DEMEK KAFİ DEĞİLDİR, NİYET-İ HALİSE İLE BERABER MESLEK-İ NURİYE’YE FİİLEN TEBAİYYET LAZIMDIR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">12- </span></span><span style="font-family: 'Verdana'">“</span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">O bîçareler, "Kalbimiz Üstad ile beraberdir" fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Hâlbuki ehl-i ilhadın <strong><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>cereyanına kuvvet veren</strong></span></strong> ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın, "Kalbim safidir. Üstadımın mesleğine sadıktır." demesi, bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor; hades vuku buluyor. Ona "Namazın bozuldu" denildiği vakit, o diyor: "Neden namazım bozulsun, kalbim safidir</span></span><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">.”</span></span><span style="font-family: 'Verdana'"> (M:412)</span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">KIYAMETE KADAR DEVAM EDECEK OLAN İMAN HİZMETİNİN İSTİNAD NOKTASI: İHLAS, SADAKAT VE TESANÜD SIFATLARINA TAM SAHİP OLAN AZ BİR KISIM ŞAKİRDLERDİR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">13- “O zat, o taifenin uzun tedkikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da azda olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.” (E-1:266)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">MUVAFFAKİYET VE FÜTUHAT, TAM İHLAS VE HAKİKİ SADAKAT VE SARSILMAZ TESANÜD VESİLESİYLE İHSAN EDİLİR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">14- “Size bütün ruh-u canımızla müjde veriyoruz ki: nurculardaki tam ihlas ve hakiki sadakat ve sarsılmaz tesanüd vesilesiyle başımıza gelen bütün musibetler, hizmet-i imaniyemiz noktasında büyük nimetlere çevrilmiş ve perde altında hatr-u haleye gelmeyen Nurun fütuhatları oluyor.” (Nur alemi:26)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">ŞAHSİ KUSURLARA BAKIP DAVA ARKADAŞINA KARŞI ALAKAYI KESMEK SADAKATE ZITTIR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">15- “</span><span style="font-family: 'Verdana'">Asıl hüner,</span><span style="font-family: 'Verdana'">kardeşini fena gördüğü vakit onu terketmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadakatın şe'nidir.Münafıklar, böyle vaziyetlerde kardeşlerin tesanüdünü ve birbirine karşı hüsn-ü zanlarını bozmak için derler: "İşte o kadar ehemmiyet verdiğin zâtlar; âdi, âciz insanlardır." Her ne ise, musibette gerçi çok zararımız var, fakat umum alem-i İslam’ı alakadar edecek bir keyfiyet, bir vaziyet olmasından pek çok ucuz olarak pek büyük kıymeti var. Buna benzer vukua gelen hadiseler, ya siyaset-i diniye veya başka sebepler ile umum alem-i İslam namına olamadılar</span><span style="font-family: 'Verdana'">” (Ş:319) </span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">RİSALE-İ NUR ŞAKİRDLERİNDE FEVKALADE BİR SADAKAT VE SEBAT VE UHUVVET VE KAHRAMANLIK VAR …</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">16- “<strong>Kardeşlerim, sizde vuku bulan küçücük kusurları çok i’zâm etmeyiniz. Yalnız ben değil, belki zannediyorum ki, hakikate muttali olan herkes tasdik eder ki, Isparta ve havalisindeki Risâle-i Nur şakirtlerinde fevkalâde bir sadakat ve sebat ve uhuvvet ve ihlâs ve kahramanlık var ki, bu acip zamanda binler esbab-ı fesat ve ifsat içinde vahdetlerini ve ittifaklarını ve hizmette ciddiyetlerini muhafaza ediyorlar. Bu kadar fırtınalı hadiseler içinde, Risale-i Nur’u muattal bırakmadınız, söndürmediniz; belki öyle parlattırdınız ki bizide ışıklandırıp gayrete getirdiniz. Ve bilhassa bahar mevsiminde, umumi gaflette ve derd-i maişetin verdiği dehşetli bela içinde böyle kemal-i şevk ve gayretle Risale-i Nur’a çalışmak, hakikaten bir inayet-i İlahiye’dir. Sizleri bütün ruhumuzla tebrik ediyoruz. Ve kalemlerini bizim hesabımıza çalıştırmaya karar veren altı müttehid kahraman, bir ruh altı cesed ve altı yeni Said yerinde ve yirmibir kardeşimi yirmibir Abdurrahman ve Abdülmecid yerinde kabul ediyorum. Cenab-ı Hak o kalemlerin siyah nur olan mürekkeplerini hadis-i sahihin nassıyla, her bir dirhemini yüz dirhem şehit kanı kıymetinde yevm, haşir ve mizanda defter-i hasenatlarına ilave eylesin, amin.</strong>” (K:243)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">ÜSTADIMIZ DİYOR Kİ: RİSALE-İ NURA SADAKAT VE SEBATLA ÇALIŞMALARINI TAVSİYE EDERİM !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">17- “Benimle beraber çok talebelerim de türlü türlü musibetlere, eza ve cefalara maruz kaldılar. Ağır imtihanlar geçirdiler. Benim gibi onlar da bütün haksızlıklara ve haksız hareket edenlere karşı bütün haklarını helal etmelerini isterim. Çünkü onlar, bilmeyerek kader-i ilahinin sırlarına, derin tecellilerine akıl erdiremeyerek bizim davamıza, hakikat-ı imaniyenin inkişafına hizmet ettiler. Bizim vazifemiz onlar için hidayet temennisinden ibarettir. Bize eza ve cefa edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risâle-i Nura sadakat ve sebatla çalışmalarını tavsiye ederim.” (E-2:81)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">HERŞEY RİSALE-İ NUR’UN ALEYHİNE DÖNSE BİZİM SADAKATİMİZİ VE ALAKAMIZI SARSMAYACAK !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">18- “Risale-i Nur’un menbaı, madeni, esası da Kur’andır. Yirmi senedir emsalsiz tedkikat ve takibatla beraber, kıymetini ve galebesini en muannid düşmanına da ispat etmiştir. Onun tercümanı ve bir hizmetkarı olan Said ne halde olursa olsun,hatta Said’de –El’iyazübillah- Risale-i Nur’un aleyhine dönse, bizim sadakatimiz ve alakamızı inşaallah sarsmayacak.” (E-1:125)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">ÜSRADIMIZ BİZDEKİ SADAKATİ GÖRDÜKTEN SONRA DÜNYADAN VEDAYA HAZIRIM DİYOR …</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">19- “Ben, hizmet-i Kur’aniyedeki tam sadakat ve gayret ve sebat ve menfaatinizi gördükten sonra tam bir istirahat-i kalb ile mevti ve eceli kabul eder, “Arkamda siz varsınız, yeter” diyerek dünyadan sürurla vedaya hazırım.” (K:32)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">“Kardeşimiz Hasan Atıf, hakikaten Risale-i Nur’un hizmetine pek çok layık müstaiddir. Müstesna hattıyla beraber ihlası, irtibatı, alakadarlığı, ciddiyeti, sadakati dahi mükemmeldir.” (K:128)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">ŞİRKET-İ MANEVİYE-İ NURİYE’DEN İSTİFADE İÇİN SADAKAT ŞARTİYETİ VARDIR !!!</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">20- “Hayat-ı içtimaiyedeki Risaletü’n-Nur talebelerinin vaziyetlerini tahattur ettim. Risale-i Nur şakirtleri hakkında necatlarına ve ehl-i saadet olduklarına dair kuvvetli işaret-i Kur’âniyeyi ve beşaret-i Aleviye ve Gavsiyeyi düşündüm. Kalben dedim ki: “Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı bir dille nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?” diye mütehayyir kaldım. Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Risaletü’n-Nur’un hakikî ve sadık şakirtlerinin mâbeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i a’mâl-i uhreviye kanunuyla ve samimî ve sâdık tesanüd sırrıyla herbir hâlis, hakikî şakirt, bir dille değil, belki kardeşleri adedince dillerle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara karşı binler dille mukabele eder. Bazı melaikenin kırkbin dil ile zikrettikleri gibi; halis, hakiki, müttaki bir şakird dahi, kırkbin kardeşinin dilleri ile ibadet eder, necata müstehak ve inşaallah ehl-i saadet olur. Risale-i Nur dairesinde sadakat ve hizmet ve takva ve içtinab-ı kebair derecesiyle o ulvi ve külli ubudiyete sahip olur. Elbette bu büyük kazancı kaçırmamak için takvada, ihlasta, sadakatte çalışmak gerektir.” (K:96)</span></span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: navy"><u>BENİMLE GELEN, SADAKİTİNİ BOZMAZ İSE PİŞMAN OLMAZ !!!</u></span></span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">21- “Benimle gelen pişman olmaz! Benimle gelen pişman olursa, ruz-i mahşerde sırtımın yükü olsun. An şart ki, bu davaya karşı, sebat ve sadakatini bozmasın.” Bediüzzaman (Son Şahitlerin Hatıralarından)</span></span></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">EN BÜYÜK KUVVETİMİZ TESANÜD, SEBAT VE SADAKATTİR SADAKAT VE TAM SEBAT ETMEK GEREKTİR</span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">22- “Aziz, sıddık kardeşlerim. Şimdi muhtelif garazkar çok cereyanlar perde altında kendilerine taraftar bulmak ve muarızları çürütmek için, her çeşit desiseleri istimal ettiklerinden, Nur dairesindeki kardeşlerimize bir hakikati beyan etmek lazım geliyor. Ta ki kudsi hizmet-i Nuriye ve imaniyeye zarar gelmesin.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><em><u><span style="font-family: 'Verdana'">Birincisi:</span></u></em></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> Risale-i Nur’a girmenin birinci vazifesi, tam sadakat ve tam sebat etmektir. Yoksa hem kendine zarar, hem binler hakiki mü’minler olan nurculara yardım lazım gelirken, fütur verir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><em><u><span style="font-family: 'Verdana'">İkincisi:</span></u></em></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> Yirbirinci Lem’a-i İhlas’ta ispat ve tafsil edildiği gibi, Nur şakirdleri birbirini tenkid etmemek ve itiraz etmemek, kusuru varsa da lütufkar bir tarzda hatıra getirmek ve mümkün olduğu kadar birbirine tam tesanüd ve ittifak ve kusura bakmamak, değil evhamla, şüphelerle itham etmek, belki gözüylede kabahatini görse ve kendine karşı adavetini bulsa, yine onun aleyhine ifazaya çalışmak gerektir. Yoksa, perde altında fırsat bekleyen münafıklar ve siyasi dinsizler ve bid’akar cereyanlar az bir gevşeklik mabeyninizde bulsa parmaklarını sokabilirler. Sizin tesanüdünüzü kırıp, ehemmiyetli zarar verebilirler. Çünkü, en büyük kuvvetimiz, tesanüd ve sebat ve sadakattir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">Bu ahirde Alevilik ve Vehhabilik cereyanları da birbiriyle çarpıştırılmış.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">Elhasıl: Nurcu bir şakirdin iki vazife-i içtimaisi vardır: </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><em><u><span style="font-family: 'Verdana'">Birincisi:</span></u></em></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> İhlas… Hiçbir dünyevi menfaati, hizmetinde niyet etmemek, istemeden menfaat gelse Allah’a şükretmek… Hem sadakat ve tam sebat etmek gerektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><em><u><span style="font-family: 'Verdana'">İkincisi:</span></u></em></strong><span style="font-family: 'Verdana'"> Tam tesanüd ve kardeşlerini tenkid etmemek, kuvve-i maneviyelerini kırmamak ve hiçbir vecihle rekabet etmemek ve kusuru varsa örtmektir.” Said Nursi (Gayr-ı münteşir bir mektuptan)</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="akna, post: 197470, member: 1004668"] [CENTER][B][FONT=Verdana][SIZE=4][COLOR=red]SADAKAT[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/CENTER] [CENTER][SIZE=5]بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ[/SIZE][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]Sadakat hasleti, ehemmiyetine binaen Birinci Düsturumuz olan İhlsa’tan sonra gelir. Üstadımızın “O zat” dediği mühim vazifedarın dayandığı kuvvetli vasıflarında da ihlastan sonra sadakat ve sonra tesanüd sıfatlarını sayarak bunlara tam sahip olanların az ve bir kısım oldukları halde, bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayıldıklarını söylemektedir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=3]Sadakati tarif ederken şöyle söyleyebiliriz: “Bir ameli, Allah (cc) emrettiği için yapmak İHLAS, emredildiği gibi yapmak ise SADAKAT’tir.” Kişinin bağlandığı şeye ciddi ve kalbi samimiyetle bağlılığı sadakatin manevi cihetidir. Bu bağlılığın fiili tezahürü ise, bağlandığı şeyin icablarını, harfiyen ve tasarruf etmeden ifa etmek ve fiilen de sadakatini ispat etmektir. Birimiz, özrü olmadığı halde yapmıyor veya emredilen şekle, kendi anlayışımızla yeni tarzlar ihdas ederek tasarruf ediyorsak, o zaman sadakati zedelemiş veya terketmiş ve arzumuza uymuş oluruz. Bu zamanda Sahabeler gibi, sadakatimizi fiilen, dünya lezzetlerini de feda ederek mücahedemizle ispat etmek lüzumu vardır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=3]Bu mukaddemeden sonra Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Risale-i Nur Külliyatındaki SADAKAT ile alakalı parçaları arzediyoruz:[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]RİSALE-İ NUR’UN KAZANDIRDIĞI, İMAN-I TAHKİKİ VE İŞTİRAK-İ AMAL CİHETİNDE KÜLLİ DUAYA DAHİL OLMAKLA EHL-İ NECAT OLMAK GİBİ ÇOK BÜYÜK NETİCELERE KARŞI; SADAKAT, SEBAT VE İHLAS’TA DEVAM ETMEK GEREKTİR …[/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]1- “Aziz, sıddık kardeşlerim! Sair yerlere nisbeten en sıkıntılı ve en soğuk olan bu hapsin zahmet ve meşakkatini çeken, elbette bu hapsin sebebinde derecesine göre bir kaçınmak meyli olacak. Fakat onun zahiri sebebi olan Risale-i Nur’un o zahmet çekenlere kazandırdığı iman-ı tahkiki ve iman-ı tahkiki ile hüsn-ü hatime ve şirket-i maneviye ile yüzer adam kadar a’mal-i saliha o acı zahmeti tatlı bir rahmete çevirdiğinden, bu iki neticenin fiyatı, sarsılmaz bir sadakat ve sebatkarlıktır. Onun için pişman olmak ve vaz geçmek, büyük bir hasarattır.” (Ş:316)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]HAZRETİ ÜSTAD’IN DUASINA MAZHAR OLMAK İÇİN [/SIZE][/FONT][/I][/B] [B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]İMAN VE SADAKAT ŞARTTIR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]2- “Aziz kardeşlerim! İşte böyle bir zamanda, bu dehşetli hâdisâta karşı, ihlâs kuvvetinden sonra bizim en büyük kuvvetimiz, iştirâk-i a’mâl-i uhrevî düsturuyla birbirimize kalemlerle, herbirinin a’mâl-i saliha defterine hasenat yazdırdıkları gibi; lisanlarıyla, herbirinin takvâ kalesine ve siperine kuvvet ve imdat göndermektir. Ve bilhassa fırtınalı tehacüme hedef olan bu fakir ve âciz kardeşinize, bu mübarek şuhur-u selâsede ve eyyâm-ı meşhurede yardıma koşmak, sizin gibi kahraman ve vefadar ve şefkatkârların şe’nidir. Bütün ruhumla bu imdad-ı manevîyi sizden rica ediyorum. Ve ben dahi, iman ve sadakat şartıyla, Risale-i Nur talebelerini bütün dualarıma ve manevî kazançlarıma, yirmi dört saatte, iştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla, bazan yüz defadan ziyade “Risale-i Nur talebeleri” ünvanıyla hissedar ediyorum.” (K:149)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]HER BİR HAKİKİ, SADIK VE SEBATKAR ŞAKİRD, AMELCE BİNLER ADAM HÜKMÜNE GELİR…[/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]3- “Hem, iştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla, herbir şakirdine, herbir günde binler hâlis lisanlarla edilen makbul duaları ve binler ehl-i salâhatin işledikleri a’mâl-i salihanın misil sevaplarını kazandırıp, herbir hakikî sadık ve sebatkâr şakirdini amelce binler adam hükmüne getirdiğini... kerametkârâne ve takdirkârâne İmam-ı Ali Radıyallahü Anhın üç ihbarı ve keramet-i gaybiye-i Gavs ı Âzamdaki (k.s.) tahsinkârâne ve teşvikkârâne beşareti ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın kuvvetli işaretiyle o hâlis şakirtler, ehl-i saadet ve ashab-ı Cennet olacaklarına müjdesi pek kat’î ispat ederler. Elbette böyle bir kazanç, öyle bir fiyat ister.” (K:122)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]SADAKATİ VE İRTİBATI VE HİZMETİ DEĞİŞTİRMEMEK LAZIMDIR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]4- “[COLOR=black]Kardeşlerim! Herhalde bu kadar sıkıntı ve zararı çeken zaîf bir kısım aile sahibleri, bir derece Risâle-i Nur'dan ve bizden çekinmek, belki vazgeçmek için bir mazeret olabilir zannıyla, tahliyeden sonra değişmek ihtimaline binaen derim: Bu derece kıymetdar bir mala bu maddî ve manevî fiat veren ve bu azabı çeken, o maldan vazgeçmek büyük bir hasarettir. Hem her birisi, Risâle-i Nur'un eczalarını ve alâkadarlarını ve bizi muhafaza ve yardım ve hizmeti birden bıraksa; hem ona, hem bizlere lüzumsuz bir zarardır. Onun için; ihtiyatla beraber, sadakatı ve irtibatı ve hizmeti değiştirmemek lâzımdır.[/COLOR]” (Ş:342)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]ISPARTA KAHRAMANLARI’NIN GÖSTERDİKLRERİ HİDEMAT-I NURİYENİN ESASI HARİKA SADAKATLARİ VE FEVKALADE METANETLERİDİR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]5- “[B][FONT=Verdana][B]Cesurca, fakat kalemsiz iki adam, Risale-i Nur dairesine biri birisini getirdi. Onlara dedim ki: "Bu dairenin verdiği büyük neticelere mukabil, sarsılmaz bir sadakat ve kırılmaz bir metanet ister. Isparta kahramanlarının gösterdikleri harikalar ve cihan-pesendâne hidemât-ı Nuriyenin esası, harika sadakatleri ve fevkalade metanetleridir. Bu metanetin birinci sebebi, kuvvet-i imaniye ve ihlas hasletidir. İkinci sebebi, cesaret-i fıtriyedir."[/B][/FONT][/B][/SIZE][SIZE=3][B][FONT=Verdana][B]Onlara dedim: "Sizler cesaretle ve efelikle tanınmışsınız ve dünyaya ait ehemmiyesiz şeyler için fedakarlık gösterirsiniz. Elbette Risale-i Nur'un kudsi hizmetinde ve cihana değer uhrevî neticelerine mukabil,[/B][/FONT][/B][B][FONT=Verdana][B]merdâne ve[/B][/FONT][/B][B][FONT=Verdana][B]fedakarâne cesaret ve metanet gösterip sadakatinizi muhafaza edersiniz" dedim. Onlar da tam kabul ettiler.[/B][/FONT][/B]” (K:144)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]HAKİKİ SADIK ŞAKİRD, KIRK BİN LİSAN İLE TESBİH EDEBİLİR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]6- “….Sadakat ve kanaatle Risale-i Nur dairesine giren, imanla kabre gireceğine gayet kuvvetli senetler var.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=3]…..Risale-i Nur dairesinde, ihtiyarımız olmadan, haberimiz yokken takarrur ve tahakkuk eden şirket-i maneviye-i uhreviye cihetiyle her bir hakiki sadık şakirdi, binler diller ile, kalbler ile dua etmek, istiğfar etmek, ibadet etmek ve bazı melaike gibi [B][I]kırk bin lisan ile tesbih[/I][/B] etmektir.” (K:263)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]KALEMLE NURLARA HİZMET VE SADAKATLE TALEBE OLMANIN İKİ MÜHİM NETİCESİ VARDIR :[/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]7- “1: Ayat-ı Kur’aniyenin işaretiyle, imanla kabre girmektir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=3]2: Bütün şakirdlerin manevi kazançlarına, Nur dairesindeki şirket-i maneviye sırrıyla, umum onların hasenatlarına hissedar olmaktır.” (E-1:191)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]BAZI ENDİŞELER SEBEBİYLE ÇEKİNMEK SADAKATE MUHALİFTİR…[/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]8- “[/SIZE][COLOR=black][SIZE=3]Aziz, Sıddık ve Sadık Kardeşlerim![/SIZE][/COLOR][/FONT] [SIZE=3][FONT=Verdana][COLOR=black]Ben birkaç gündür bir duamı değiştirdim. Şimdiye kadar bazan yüz defa tekrar ile [/COLOR][/FONT][/SIZE][COLOR=black][FONT=Arial][SIZE=5]وَاغْفِرْلَنَا[/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=black][FONT=Verdana][SIZE=3] veya [/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=black][FONT=Arial][SIZE=5]وَفِّقْ[/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=black][FONT=Verdana][SIZE=3] gibi dualarda [/SIZE][/FONT][/COLOR][SIZE=5][COLOR=black][FONT=Arial]طَلَبَةَ[/FONT][/COLOR][COLOR=black][FONT=Arial]رَسَائِلِ[/FONT][/COLOR][COLOR=black][FONT=Arial]النُّورِ[/FONT][/COLOR][COLOR=black][FONT=Arial]الصَّادِقِينَ[/FONT][/COLOR][/SIZE][COLOR=black][FONT=Verdana][SIZE=3] cümlesinden [/SIZE][/FONT][/COLOR][COLOR=black][FONT=Arial][SIZE=5]الصَّادِقِينَ[/SIZE][/FONT][/COLOR][SIZE=3][COLOR=black][FONT=Verdana] kelimesini kaldırdım; tâ ki ruhsatla amele kendini mecbur bilen ve sıkıntının verdiği evham ve me'yusiyet [/FONT][/COLOR][COLOR=black][FONT=Verdana]cihetiyle zâhirî inkâr ve çekinmekle azimet ve sadakata muhalif hareket eden kardeşlerimiz o dualardan mahrum kalmasınlar.[/FONT][/COLOR][FONT=Verdana]”[/FONT][/SIZE] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]RİSALE-İ NUR’UN TALİMATI DAİRESİNDE HİZMETE KANAAT EDİLMELİDİR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]9- “Hem [B]madem bu zamanda, herşeyin fevkinde hizmet-i îmaniye bir kudsî vazifedir; hem kemmiyet, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti azdır; hem muvakkat ve mütehavvil siyaset daireleri ebedî, daimî, sâbit hizmet-i îmaniyeye nisbeten ehemmiyetsizdir, mikyas olamaz. Risale-i Nur'un, talimatı dairesinde bize bahş ettiği feyizli makamlara kanaat etmeliyiz. Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ile müfritâne âlî makamlar vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritâne irtibat ve ihlas lâzımdır; onda terakkì etmeliyiz.[/B]” (K:89)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]SADAKAT KAYBOLMUŞKEN, FEVKALADE SADAKAT VE HAMİYET-İ İSLAMİYE LAZIMDIR…[/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]10- “Hem yirmi seneden beri tahribkarane eşedd-i zulüm altında o derece ahlak bozulmuş ve metanet ve sadakat kaybolmuş ki, ondan belki de yirmiden birisine itimad edilmez. Bu acib halata karşı, çok fevkalade sebat ve metanet ve sadakat ve hamiyet-i İslamiye lazımdır, yoksa akim kalır ve zarar verir.” (K:90)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]KENDİNİ KURTARANLAR RİSALE-İ NUR’UN DAİRESİNE SADAKATLA GİRENLERDİR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]11- “Ben tahmin ediyorum ki: Bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında, selamet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran, yalnız hakiki ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. Bunların içinde en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur’un dairesine sadakatle girenlerdir.” (K:123)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]SADAKAT İÇİN; NİYETİM İYİ VE KALBİM TEMİZDİR DEMEK KAFİ DEĞİLDİR, NİYET-İ HALİSE İLE BERABER MESLEK-İ NURİYE’YE FİİLEN TEBAİYYET LAZIMDIR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]12- [/SIZE][/FONT][FONT=Verdana]“[/FONT][FONT=Verdana][SIZE=3]O bîçareler, "Kalbimiz Üstad ile beraberdir" fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Hâlbuki ehl-i ilhadın [B][FONT=Verdana][B]cereyanına kuvvet veren[/B][/FONT][/B] ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın, "Kalbim safidir. Üstadımın mesleğine sadıktır." demesi, bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor; hades vuku buluyor. Ona "Namazın bozuldu" denildiği vakit, o diyor: "Neden namazım bozulsun, kalbim safidir[/SIZE][/FONT][COLOR=#333333][FONT=Verdana].”[/FONT][/COLOR][FONT=Verdana] (M:412)[/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]KIYAMETE KADAR DEVAM EDECEK OLAN İMAN HİZMETİNİN İSTİNAD NOKTASI: İHLAS, SADAKAT VE TESANÜD SIFATLARINA TAM SAHİP OLAN AZ BİR KISIM ŞAKİRDLERDİR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]13- “O zat, o taifenin uzun tedkikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da azda olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.” (E-1:266)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]MUVAFFAKİYET VE FÜTUHAT, TAM İHLAS VE HAKİKİ SADAKAT VE SARSILMAZ TESANÜD VESİLESİYLE İHSAN EDİLİR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]14- “Size bütün ruh-u canımızla müjde veriyoruz ki: nurculardaki tam ihlas ve hakiki sadakat ve sarsılmaz tesanüd vesilesiyle başımıza gelen bütün musibetler, hizmet-i imaniyemiz noktasında büyük nimetlere çevrilmiş ve perde altında hatr-u haleye gelmeyen Nurun fütuhatları oluyor.” (Nur alemi:26)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]ŞAHSİ KUSURLARA BAKIP DAVA ARKADAŞINA KARŞI ALAKAYI KESMEK SADAKATE ZITTIR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [SIZE=3][FONT=Verdana]15- “[/FONT][FONT=Verdana]Asıl hüner,[/FONT][FONT=Verdana]kardeşini fena gördüğü vakit onu terketmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadakatın şe'nidir.Münafıklar, böyle vaziyetlerde kardeşlerin tesanüdünü ve birbirine karşı hüsn-ü zanlarını bozmak için derler: "İşte o kadar ehemmiyet verdiğin zâtlar; âdi, âciz insanlardır." Her ne ise, musibette gerçi çok zararımız var, fakat umum alem-i İslam’ı alakadar edecek bir keyfiyet, bir vaziyet olmasından pek çok ucuz olarak pek büyük kıymeti var. Buna benzer vukua gelen hadiseler, ya siyaset-i diniye veya başka sebepler ile umum alem-i İslam namına olamadılar[/FONT][FONT=Verdana]” (Ş:319) [/FONT][/SIZE] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]RİSALE-İ NUR ŞAKİRDLERİNDE FEVKALADE BİR SADAKAT VE SEBAT VE UHUVVET VE KAHRAMANLIK VAR …[/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]16- “[B]Kardeşlerim, sizde vuku bulan küçücük kusurları çok i’zâm etmeyiniz. Yalnız ben değil, belki zannediyorum ki, hakikate muttali olan herkes tasdik eder ki, Isparta ve havalisindeki Risâle-i Nur şakirtlerinde fevkalâde bir sadakat ve sebat ve uhuvvet ve ihlâs ve kahramanlık var ki, bu acip zamanda binler esbab-ı fesat ve ifsat içinde vahdetlerini ve ittifaklarını ve hizmette ciddiyetlerini muhafaza ediyorlar. Bu kadar fırtınalı hadiseler içinde, Risale-i Nur’u muattal bırakmadınız, söndürmediniz; belki öyle parlattırdınız ki bizide ışıklandırıp gayrete getirdiniz. Ve bilhassa bahar mevsiminde, umumi gaflette ve derd-i maişetin verdiği dehşetli bela içinde böyle kemal-i şevk ve gayretle Risale-i Nur’a çalışmak, hakikaten bir inayet-i İlahiye’dir. Sizleri bütün ruhumuzla tebrik ediyoruz. Ve kalemlerini bizim hesabımıza çalıştırmaya karar veren altı müttehid kahraman, bir ruh altı cesed ve altı yeni Said yerinde ve yirmibir kardeşimi yirmibir Abdurrahman ve Abdülmecid yerinde kabul ediyorum. Cenab-ı Hak o kalemlerin siyah nur olan mürekkeplerini hadis-i sahihin nassıyla, her bir dirhemini yüz dirhem şehit kanı kıymetinde yevm, haşir ve mizanda defter-i hasenatlarına ilave eylesin, amin.[/B]” (K:243)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]ÜSTADIMIZ DİYOR Kİ: RİSALE-İ NURA SADAKAT VE SEBATLA ÇALIŞMALARINI TAVSİYE EDERİM !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]17- “Benimle beraber çok talebelerim de türlü türlü musibetlere, eza ve cefalara maruz kaldılar. Ağır imtihanlar geçirdiler. Benim gibi onlar da bütün haksızlıklara ve haksız hareket edenlere karşı bütün haklarını helal etmelerini isterim. Çünkü onlar, bilmeyerek kader-i ilahinin sırlarına, derin tecellilerine akıl erdiremeyerek bizim davamıza, hakikat-ı imaniyenin inkişafına hizmet ettiler. Bizim vazifemiz onlar için hidayet temennisinden ibarettir. Bize eza ve cefa edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risâle-i Nura sadakat ve sebatla çalışmalarını tavsiye ederim.” (E-2:81)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]HERŞEY RİSALE-İ NUR’UN ALEYHİNE DÖNSE BİZİM SADAKATİMİZİ VE ALAKAMIZI SARSMAYACAK !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]18- “Risale-i Nur’un menbaı, madeni, esası da Kur’andır. Yirmi senedir emsalsiz tedkikat ve takibatla beraber, kıymetini ve galebesini en muannid düşmanına da ispat etmiştir. Onun tercümanı ve bir hizmetkarı olan Said ne halde olursa olsun,hatta Said’de –El’iyazübillah- Risale-i Nur’un aleyhine dönse, bizim sadakatimiz ve alakamızı inşaallah sarsmayacak.” (E-1:125)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]ÜSRADIMIZ BİZDEKİ SADAKATİ GÖRDÜKTEN SONRA DÜNYADAN VEDAYA HAZIRIM DİYOR …[/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]19- “Ben, hizmet-i Kur’aniyedeki tam sadakat ve gayret ve sebat ve menfaatinizi gördükten sonra tam bir istirahat-i kalb ile mevti ve eceli kabul eder, “Arkamda siz varsınız, yeter” diyerek dünyadan sürurla vedaya hazırım.” (K:32)[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=3]“Kardeşimiz Hasan Atıf, hakikaten Risale-i Nur’un hizmetine pek çok layık müstaiddir. Müstesna hattıyla beraber ihlası, irtibatı, alakadarlığı, ciddiyeti, sadakati dahi mükemmeldir.” (K:128)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]ŞİRKET-İ MANEVİYE-İ NURİYE’DEN İSTİFADE İÇİN SADAKAT ŞARTİYETİ VARDIR !!![/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]20- “Hayat-ı içtimaiyedeki Risaletü’n-Nur talebelerinin vaziyetlerini tahattur ettim. Risale-i Nur şakirtleri hakkında necatlarına ve ehl-i saadet olduklarına dair kuvvetli işaret-i Kur’âniyeyi ve beşaret-i Aleviye ve Gavsiyeyi düşündüm. Kalben dedim ki: “Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı bir dille nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?” diye mütehayyir kaldım. Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi ki:[/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Verdana]Risaletü’n-Nur’un hakikî ve sadık şakirtlerinin mâbeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i a’mâl-i uhreviye kanunuyla ve samimî ve sâdık tesanüd sırrıyla herbir hâlis, hakikî şakirt, bir dille değil, belki kardeşleri adedince dillerle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara karşı binler dille mukabele eder. Bazı melaikenin kırkbin dil ile zikrettikleri gibi; halis, hakiki, müttaki bir şakird dahi, kırkbin kardeşinin dilleri ile ibadet eder, necata müstehak ve inşaallah ehl-i saadet olur. Risale-i Nur dairesinde sadakat ve hizmet ve takva ve içtinab-ı kebair derecesiyle o ulvi ve külli ubudiyete sahip olur. Elbette bu büyük kazancı kaçırmamak için takvada, ihlasta, sadakatte çalışmak gerektir.” (K:96)[/FONT][/SIZE] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=navy][U]BENİMLE GELEN, SADAKİTİNİ BOZMAZ İSE PİŞMAN OLMAZ !!![/U][/COLOR][/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]21- “Benimle gelen pişman olmaz! Benimle gelen pişman olursa, ruz-i mahşerde sırtımın yükü olsun. An şart ki, bu davaya karşı, sebat ve sadakatini bozmasın.” Bediüzzaman (Son Şahitlerin Hatıralarından)[/SIZE][/FONT] [CENTER][B][I][FONT=Verdana][SIZE=3]EN BÜYÜK KUVVETİMİZ TESANÜD, SEBAT VE SADAKATTİR SADAKAT VE TAM SEBAT ETMEK GEREKTİR[/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=3]22- “Aziz, sıddık kardeşlerim. Şimdi muhtelif garazkar çok cereyanlar perde altında kendilerine taraftar bulmak ve muarızları çürütmek için, her çeşit desiseleri istimal ettiklerinden, Nur dairesindeki kardeşlerimize bir hakikati beyan etmek lazım geliyor. Ta ki kudsi hizmet-i Nuriye ve imaniyeye zarar gelmesin.[/SIZE][/FONT] [SIZE=3][B][I][U][FONT=Verdana]Birincisi:[/FONT][/U][/I][/B][FONT=Verdana] Risale-i Nur’a girmenin birinci vazifesi, tam sadakat ve tam sebat etmektir. Yoksa hem kendine zarar, hem binler hakiki mü’minler olan nurculara yardım lazım gelirken, fütur verir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][B][I][U][FONT=Verdana]İkincisi:[/FONT][/U][/I][/B][FONT=Verdana] Yirbirinci Lem’a-i İhlas’ta ispat ve tafsil edildiği gibi, Nur şakirdleri birbirini tenkid etmemek ve itiraz etmemek, kusuru varsa da lütufkar bir tarzda hatıra getirmek ve mümkün olduğu kadar birbirine tam tesanüd ve ittifak ve kusura bakmamak, değil evhamla, şüphelerle itham etmek, belki gözüylede kabahatini görse ve kendine karşı adavetini bulsa, yine onun aleyhine ifazaya çalışmak gerektir. Yoksa, perde altında fırsat bekleyen münafıklar ve siyasi dinsizler ve bid’akar cereyanlar az bir gevşeklik mabeyninizde bulsa parmaklarını sokabilirler. Sizin tesanüdünüzü kırıp, ehemmiyetli zarar verebilirler. Çünkü, en büyük kuvvetimiz, tesanüd ve sebat ve sadakattir.[/FONT][/SIZE] [FONT=Verdana][SIZE=3]Bu ahirde Alevilik ve Vehhabilik cereyanları da birbiriyle çarpıştırılmış.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=3]Elhasıl: Nurcu bir şakirdin iki vazife-i içtimaisi vardır: [/SIZE][/FONT] [SIZE=3][B][I][U][FONT=Verdana]Birincisi:[/FONT][/U][/I][/B][FONT=Verdana] İhlas… Hiçbir dünyevi menfaati, hizmetinde niyet etmemek, istemeden menfaat gelse Allah’a şükretmek… Hem sadakat ve tam sebat etmek gerektir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][B][I][U][FONT=Verdana]İkincisi:[/FONT][/U][/I][/B][FONT=Verdana] Tam tesanüd ve kardeşlerini tenkid etmemek, kuvve-i maneviyelerini kırmamak ve hiçbir vecihle rekabet etmemek ve kusuru varsa örtmektir.” Said Nursi (Gayr-ı münteşir bir mektuptan)[/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Risale-i Nur Düsturları
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst