Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risale-i Nur ile Sadeleştirilmiş arasındaki fark..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 411509" data-attributes="member: 27"><p><strong>Cevap: Orjinal Risale-i Nur ile sadenin arasındaki fark..</strong></p><p></p><p><strong>Asıl: <span style="color: #008000">“Elhasıl: Mâdem insan, mahiyetinin câmiiyeti itibariyle sıtmadan müteellim olduğu gibi, arzın zelzele ve ihtizazatından ve kâinatın kıyamet hengâmında zelzele-i kübrasından müteellim oluyor. Ve nasılki hurdebînî bir mikrobdan korkar; ecram-ı ulviyeden zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar. Hem nasılki hanesini sever, koca dünyayı da öyle sever. Hem nasılki küçük bahçesini sever, öyle de hadsiz ebedî Cennet’i dahi müştakane sever. Elbette böyle bir insanın Mabudu, Rabbi, melcei, halaskârı, maksudu öyle bir zât olabilir ki, umum kâinat onun kabza-i tasarrufunda, zerrat ve seyyarat dahi taht-ı emrindedir. Elbette öyle bir insan daima Yunusvari (A.S.)(…..) demeye muhtaçtır.</span></strong><span style="color: #008000"></span></p><p><span style="color: #008000"></span></p><p> </p><p><strong>Sadeleştirilmiş: <span style="color: #ff0000"> “Kısacası: Mâdem insan, mahiyetinin kuşatıcılığı itibarı ile sıtmadan elem duyduğu gibi yeryüzündeki depremlerden, sarsıntılardan ve kâinatın kıyamet anındaki büyük zelzelesinden de endişe eder. Gözle görülmeyecek kadar küçük bir mikroptan korktuğu gibi, büyük gökcisimleri arasında görünen bir kuyruklu yıldızdan da korkar. Evini sevdiği gibi koca dünyayı da sever. Küçük bahçesini nasıl severse ebedi cenneti de öyle arzuyla sever. Elbette, mahiyeti böyle olan insanın Mâbudu, Rabbi, sığınağı, kurtarıcısı, maksudu ancak bütün kâinatı idaresinde tutan, zerreleri ve gezegenleri emir altında bulunduran bir Zât olabilir. Şu halde insan daima Hazreti Yunus (aleyhisselam) gibi (…..) demeye muhtaçtır.”</span></strong></p><p></p><p> </p><p>Demek onca çetin mefhumu bilen gençleriniz “<strong><em>Elhasıl</em></strong>“da boğulurlar endişesi ile “<strong><em>Kısacası</em></strong>” diye sadeleştirdiniz, öyle mi? Göz yaşartıcı bir merhamet, yüksek bir âlicenablık bu!..</p><p></p><p></p><p>Nihâyet sadeleştirme hamlesini taçlandıran elîm noktalardan birine daha geldik: “<strong><em>Ecram-ı ulviyeden, zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar.</em></strong>” İfâdesini hadi gençleriniz için ben anlayabilecekleri kelimelere aktarayım: “<strong><em>Büyük cirimlerden kuyruklu yıldızın görünmesinden (görünecek kadar yaklaşmasından) dahi korkar…</em></strong>” Peki siz gençlerinize nasıl rehberlik yapmışsınız? Görelim mi?:</p><p> </p><p></p><p><strong>“Büyük gökcisimleri arasında görünen bir kuyruklu yıldızdan da korkar.”</strong></p><p> </p><p>El insaf be kardeşim, el insaf… Üstad’ın “<strong><em>ecramı ulviyeden</em></strong>” dediği, kuyruklu yıldızın ta kendisi. Yâni kuyruklu yıldız da ecram-ı ulviyeden biri olarak zikrediliyor. Siz ne diyorsunuz kuyruklu yıldız için? “<strong><em>Büyük gökcisimleri arasında görünen..</em></strong>” “<strong><em>Görünen</em></strong>” ile “<strong><em>sayılan</em></strong>” demek istemiş olsanız, “<strong><em>zuhur</em></strong>”u ne yaptınız?.. Hani “<strong><em>arasında</em></strong>” kelimesini kullanmamış olsanız “<strong><em>görünen</em></strong>”in belki tevile bir parça mecali olurdu, ama maalesef ona da imkân bırakmamışsınız. Kısacası anlamaya bile muvaffak olamadığınız bir metni sadeleştirmek için yola çıkmışsınız. Heyhat!..</p><p></p><p></p><p>Sonra, yardımına çalıştığnız gençler “<strong><em>Mâbud</em></strong>”, “<strong><em>Rab</em></strong>” ve “<strong><em>maksud</em></strong>”u hergün konuştukları için biliyorlar ama “<em><strong>melce</strong></em>” ve “<strong><em>halaskâr</em></strong>”ı asla bilemezler, öyle mi?!</p><p> </p><p>Hulâsa, ya iyi niyetle hareket etmemişsiniz ki, bu kadar tahribkârlığa imza atmışsınız. Ya da Nurlar bir hıfz altında ki, onlara uzandığınız için maskara durumuna düşürülmüşsünüz.</p><p></p><p> </p><p>Netice-i kelâm: Bu mukayeseli tahlil ve tenkid işine teşebbüs ederken hiç değilse bir kaç Lem’a üzerinde çalışma niyetinde idim. Ne var ki, Lem’alar’ın en sâde ve en basiti olan Birinci Lem’a’da sadeleştiricilerin yaşadıkları hüsrânı görünce gerisine ihtiyaç kalmadı. Halbuki işin tabiatı icabı başlangıç çok mükemmel olmalı idi. Yaptıkları işin en mükemmeli bu ise, gerisini takdir edersiniz.</p><p></p><p></p><p>Allah, bu kardeşlerimiz ve onları bu yolda teşvik edenlere şuur, iz’an ve ferâset versin! Bizlere de Nurlar’ın diline sahip çıkma şuuru ve yaşatma gayreti ihsan etsin!..</p><p></p><p></p><p>Hüseyin YILMAZ </p><p></p><p></p><p>Amin...</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 411509, member: 27"] [b]Cevap: Orjinal Risale-i Nur ile sadenin arasındaki fark..[/b] [B]Asıl: [COLOR=#008000]“Elhasıl: Mâdem insan, mahiyetinin câmiiyeti itibariyle sıtmadan müteellim olduğu gibi, arzın zelzele ve ihtizazatından ve kâinatın kıyamet hengâmında zelzele-i kübrasından müteellim oluyor. Ve nasılki hurdebînî bir mikrobdan korkar; ecram-ı ulviyeden zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar. Hem nasılki hanesini sever, koca dünyayı da öyle sever. Hem nasılki küçük bahçesini sever, öyle de hadsiz ebedî Cennet’i dahi müştakane sever. Elbette böyle bir insanın Mabudu, Rabbi, melcei, halaskârı, maksudu öyle bir zât olabilir ki, umum kâinat onun kabza-i tasarrufunda, zerrat ve seyyarat dahi taht-ı emrindedir. Elbette öyle bir insan daima Yunusvari (A.S.)(…..) demeye muhtaçtır.[/COLOR][/B][COLOR=#008000] [/COLOR] [COLOR=#008000] [/COLOR] [B]Sadeleştirilmiş: [COLOR=#ff0000] “Kısacası: Mâdem insan, mahiyetinin kuşatıcılığı itibarı ile sıtmadan elem duyduğu gibi yeryüzündeki depremlerden, sarsıntılardan ve kâinatın kıyamet anındaki büyük zelzelesinden de endişe eder. Gözle görülmeyecek kadar küçük bir mikroptan korktuğu gibi, büyük gökcisimleri arasında görünen bir kuyruklu yıldızdan da korkar. Evini sevdiği gibi koca dünyayı da sever. Küçük bahçesini nasıl severse ebedi cenneti de öyle arzuyla sever. Elbette, mahiyeti böyle olan insanın Mâbudu, Rabbi, sığınağı, kurtarıcısı, maksudu ancak bütün kâinatı idaresinde tutan, zerreleri ve gezegenleri emir altında bulunduran bir Zât olabilir. Şu halde insan daima Hazreti Yunus (aleyhisselam) gibi (…..) demeye muhtaçtır.”[/COLOR][/B] Demek onca çetin mefhumu bilen gençleriniz “[B][I]Elhasıl[/I][/B]“da boğulurlar endişesi ile “[B][I]Kısacası[/I][/B]” diye sadeleştirdiniz, öyle mi? Göz yaşartıcı bir merhamet, yüksek bir âlicenablık bu!.. Nihâyet sadeleştirme hamlesini taçlandıran elîm noktalardan birine daha geldik: “[B][I]Ecram-ı ulviyeden, zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar.[/I][/B]” İfâdesini hadi gençleriniz için ben anlayabilecekleri kelimelere aktarayım: “[B][I]Büyük cirimlerden kuyruklu yıldızın görünmesinden (görünecek kadar yaklaşmasından) dahi korkar…[/I][/B]” Peki siz gençlerinize nasıl rehberlik yapmışsınız? Görelim mi?: [B]“Büyük gökcisimleri arasında görünen bir kuyruklu yıldızdan da korkar.”[/B] El insaf be kardeşim, el insaf… Üstad’ın “[B][I]ecramı ulviyeden[/I][/B]” dediği, kuyruklu yıldızın ta kendisi. Yâni kuyruklu yıldız da ecram-ı ulviyeden biri olarak zikrediliyor. Siz ne diyorsunuz kuyruklu yıldız için? “[B][I]Büyük gökcisimleri arasında görünen..[/I][/B]” “[B][I]Görünen[/I][/B]” ile “[B][I]sayılan[/I][/B]” demek istemiş olsanız, “[B][I]zuhur[/I][/B]”u ne yaptınız?.. Hani “[B][I]arasında[/I][/B]” kelimesini kullanmamış olsanız “[B][I]görünen[/I][/B]”in belki tevile bir parça mecali olurdu, ama maalesef ona da imkân bırakmamışsınız. Kısacası anlamaya bile muvaffak olamadığınız bir metni sadeleştirmek için yola çıkmışsınız. Heyhat!.. Sonra, yardımına çalıştığnız gençler “[B][I]Mâbud[/I][/B]”, “[B][I]Rab[/I][/B]” ve “[B][I]maksud[/I][/B]”u hergün konuştukları için biliyorlar ama “[I][B]melce[/B][/I]” ve “[B][I]halaskâr[/I][/B]”ı asla bilemezler, öyle mi?! Hulâsa, ya iyi niyetle hareket etmemişsiniz ki, bu kadar tahribkârlığa imza atmışsınız. Ya da Nurlar bir hıfz altında ki, onlara uzandığınız için maskara durumuna düşürülmüşsünüz. Netice-i kelâm: Bu mukayeseli tahlil ve tenkid işine teşebbüs ederken hiç değilse bir kaç Lem’a üzerinde çalışma niyetinde idim. Ne var ki, Lem’alar’ın en sâde ve en basiti olan Birinci Lem’a’da sadeleştiricilerin yaşadıkları hüsrânı görünce gerisine ihtiyaç kalmadı. Halbuki işin tabiatı icabı başlangıç çok mükemmel olmalı idi. Yaptıkları işin en mükemmeli bu ise, gerisini takdir edersiniz. Allah, bu kardeşlerimiz ve onları bu yolda teşvik edenlere şuur, iz’an ve ferâset versin! Bizlere de Nurlar’ın diline sahip çıkma şuuru ve yaşatma gayreti ihsan etsin!.. Hüseyin YILMAZ Amin... [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risale-i Nur ile Sadeleştirilmiş arasındaki fark..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst