Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i nur işiğinda günahlarimiz ve tevbe
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 112211" data-attributes="member: 656"><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Her Müslüman bu dünya hayatında günahlardan çok sakınmalı, Rabbimizi razı etmenin yollarını birlikte aramalıdır. Hemen herkes nelerin günah nelerin sevap olduğunu gayet iyi bilmektedir. Ancak, çare bunları ciddiye alıp, hayatımıza düzen vermekte yatmaktadır.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Genel olarak insan başkalarının günah ve ayıplarını arayıp görmede çok istekli olup, iş kendine geldiğinde nefsin avukatlığına soyunmaktadır.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">GÜNAHLARIN MAHİYETİ </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Günahların adım, adım bizi nasıl küfre, felâkete doğru götürdüğünü Bediüzzaman hazretlerinin Mesnevi’sinden öğrendikçe ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini anlarız; “İ'lem eyyühe'l-aziz! Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">1- Çünkü, o mâsiyete devam eden, ülfet peyda eder,</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">2- Sonra ona âşık ve müptelâ olur. Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">3-Sonra o mâsiyetinin ikaba mûcip olmadığını temenniye başlar. Bu hal böylece devam ettikçe, küfür tohumu yeşillenmeye başlar.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">4- En nihayet, gerek ikabı ve gerek dârü'l-ikabı inkâra sebep olur.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">5- Ve keza, mâsiyete terettüp eden hacâletten dolayı, o mâsiyetin mâsiyet olmadığını iddia etmekle, o mâsiyete muttali olan melekleri bile inkâr eder.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">6-Hattâ şiddet-i hacâletten, yevm-i hesabın gelmeyeceğini temenni eder.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">7- Şayet yevm-i hesabı nefyeden ednâ bir vehmi bulursa, o vehmi kocaman bir burhan addeder. En nihayet nedâmet edip terk etmeyenlerin kalbi küsufa tutulur, mahvolur, gider. El-iyâzü Billâh!(RNK: 1329)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Bu metni okuyunca mahiyeti anlaşılan ve manevi dünyamızı sinsice yok etmeye çalışan günahlarımızın bize nasıl yaklaştığını da görmeliyiz;</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">GÜNAHLARINI SAKIN KÜÇÜK GÖRME !</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“Binaenaleyh, cisminin küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük zannetme. Çünkü, kalbin kasâvetinden bir zerre, senin şahsî âleminin bütün yıldızlarını küsufa tutturur. (age:1326)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Evet kardeşlerim, insan günahlarını küçük görmemelidir. Hesabımız dehşetlidir. Ciddiyetimize göre ceza ve mükâfatımız olacaktır. Bakınız Lasiyyemalar’da nelere dikkat çekiliyor;</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“Ve keza O Sultan’ın (CC);</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Emir ve nehiylerini kıymetsiz görüp;</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">-Îman ile imtisal etmeyenler,</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">-İbadetle kendilerini sevdirmeyenler,</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">-Şükran ile hürmette bulunmayanlar için,</span></em></strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">RUBUBİYETİN EBEDÎ KARARGÂHINDA, ELBETTE, Bir dar-ı mükâfat(cennet) ve mücazat(cehennem)OLACAKTIR.”(age:1292)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Bu ifadeler bizi titretmeli ve daima uyanık tutmalıdır. İçinde bulunduğumuz asrın medeniyetinin faydalı kısımlarını bırakıp, sefahatine de dalmamalıyız;</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">MEDENİYET-İ SEFİHE</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“ İ'lem eyyühe'l-aziz! Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefiheyle gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Tâdili, büyük bir himmete muhtaçtır. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Ve keza, beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır Bunların kapatılması, ancak Allah'ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur. (Age:1328)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“İ'lem eyyühe'l-aziz!</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Fısk çamuruyla mülevves olan medeniyet, insanları da o çamurla telvis ediyor. Ezcümle: Riyâya şan ve şeref namını vermiş; insanları da o pis ahlâka sevk ediyor. Hakikaten insanlar o riyâya öyle alışmışlar ki, şahıslara yaptıkları gibi, milletlere, hattâ unsurlara bile yapıyorlar.</span></em></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Gazeteleri o riyâya dellâl, tarihleri de alkışçı yapmışlardır. Bu yüzden şahsî hayatlar "hamiyet-i cahiliye" ünvanı altında unsurî hayatlara fedâ edilmektedir.1342</span></em></strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Gençliğimiz de, dikkat edilmez ve iyi kullanılmaz ise bize verilmiş büyük bir nîmet iken, duygularımızın galeyanda olduğu bir dönemde olduğu için, aklımızı dinlemez bizi felâkete sürükleyebilir. Bediüzzaman hazretlerinin bu konudaki ifadeleri de bizim için çok dikkat çekicidir; </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">GENÇLİK ÇAĞIMIZ </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“İ'lem eyyühe'l-aziz!</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Geceye benzeyen gençliğim zamanında gözlerim uyumuştu. Ancak ihtiyarlık sabahıyla uyandım" mealinde olan şiirin şümulüne dahilim. Çünkü gençliğimde en yüksek bir intibah şahikasına çıktığımı sanıyordum. Şimdi anlıyorum ki, o intibah, intibah değilmiş. Ancak, uykunun en derin kuyusunda bulunmaktan ibaretmiş. Binaenaleyh, medenîlerin iftiharla dem vurdukları tenevvür-ü intibahları, benim gençlik zamanımdaki intibah kabilinden olsa gerektir.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Onların misali, rüyasında güya uyanıp, rüyasını halka hikâye eden nâim meselidir.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Halbuki, rüyasında onun o intibahı uykunun hafif perdesinden derin ve kalın bir perdeye intikal ettiğine işarettir. Böyle bir nâim ölü gibidir; yarı buçuk uykuda bulunan insanları nasıl ikaz edebilir?</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz. (Age: 1329)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Dünya hayatının gerçek yüzü bilinmezse yine büyük bir tehlike var demektir. Öyle ise işi ehlinden dinleyelim;</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">DÜNYA HAYATI</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">1. Dünyanın ömrü kısa olup, sür'atle zeval ve guruba gider. Zevalin elemiyle, visalin lezzeti zeval buluyor.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">2. Dünyanın lezâizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">3. Seni intizar etmekte ve senin de sür'atle ona doğru gitmekte olduğun kabir, dünyanın ziynetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen şey, orada çirkindir.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">4. Düşmanlar ve haşerat-ı muzırra arasında bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde senelerce durmak arasındaki muvazene, kabirle dünya arasındaki aynı muvazenedir. Maahaza, Cenab-ı Hak da bir saatlik lezzeti terk etmeye davet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyleyse, kayıtlı ve kelepçeli olarak sevk edilmezden evvel, Allah'ın davetine icabet et.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Fesübhanallah, Cenab-ı Hakkın insanlara fazl ve keremi o kadar büyüktür ki, insana vedia olarak verdiği malı, büyük bir semeni ile insandan satın alır, ibka ve himaye eder. Eğer insan o malı temellük edip Allah'a satmazsa, büyük bir belâya düşer. Çünkü o malı uhdesine almış oluyor. Halbuki kudreti taahhüde kâfi gelmiyor. Çünkü, arkasına alırsa, beli kırılır, eliyle tutarsa, kaçar, tutulmaz. En nihayet meccânen fena olur gider, yalnız günahları miras kalır. (Age:1329)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">DÜNYANIN SEFAHATİNİ TERK ETMEK</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“İ'lem eyyühe'l-aziz! Yarın seni zillet ve rezaletlere mâruz bırakmakla terk edecek olan dünyanın sefahetini bugün kemal-i izzet ve şerefle terk edersen, pek aziz ve yüksek olursun. Çünkü, o seni terk etmeden evvel sen onu terk edersen, hayrını alır, şerrinden kurtulursun. Fakat vaziyet mâkûse olursa, kaziye de mâkûse olur. (Age:1342)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Bütün hedefimiz Rabbimizin rızasını kazanmak olmalıdır;</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">HALIKIMIZI RAZI ETMEK</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“İ'lem eyyühe'l-aziz! </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Ey nefis! Eğer takvâ ve amel-i salihle Hâlıkını razı ettiysen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur; o kâfidir. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Eğer halk da Allah'ın hesabına rıza ve muhabbet gösterirlerse, iyidir. Şayet onlarınki dünya hesabına olursa, kıymeti yoktur. Çünkü onlar da senin gibi âciz kullardır.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Maahaza, ikinci şıkkı takip etmekte şirk-i hafî olduğu gibi, tahsili de mümkün değildir. Evet, bir maslahat için sultana müracaat eden adam sultanı irzâ etmişse, o iş görülür. Etmemişse, halkın iltimasıyla çok zahmet olur. Maamâfih, yine sultanın izni lâzımdır. İzni de rızasına mütevakkıftır. (Age:1341)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Değerli kardeşlerim, şimdi de Rabbimizi razı edecek tevbe ve duamızı birlikte yapmalıyız;</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">TEVBE -DUA</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“İlâhî! Günahlar beni lâl etti. İsyanımın çokluğu yüzünden mahcubum. Gafletin şiddeti ise sesimi kıstı. İşte, ben de, seyyidim ve senedim Şeyh Abdülkadir Geylânî'nin sesiyle Senin dergâh-ı rahmetinin kapısını çalıyor ve onun, kapıcıya âşinâ nidasıyla Senin mağfiret kapında nida ediyorum: Ey rahmeti her şeyi kuşatan ve ey her şeyin melekûtu elinde bulunan Zat, Ey hiçbir şey kendisine zarar veya fayda veremeyen Zat, Ey hiçbir şey Ona galebe edemeyen ve hiçbir şey Ondan kaçıp gizlenemeyen, hiçbir şey Ona ağır gelmeyen ve hiçbir şeyin yardımına muhtaç olmayan, hiçbir şey Onu bir başka işten alıkoyamayan, hiçbir şey Ona benzemeyen, ve hiçbir şey Onu hiçbir şeyden âciz bırakamayan Zat, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde herşeyimi bağışla. Ey herşeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve herşeyin anahtarları elinde bulunan Zat, Ey herşeyden önce var olan Evvel, herşeyden sonra bâki kalan Âhir, herşeyin fevkinde olan Zâhir, herşeyin dûnuna nüfuz eden Bâtın, kudret ve galebesi herşeyin fevkinde bulunan Kahir, Benim herşeyimi bağışla. Şüphesiz Senin herşeye kudretin yeter. Ey herşeyi her haliyle bilen Alîm ve herşeyi kuşatan Muhît ve herşeyi hakkıyla gören Basîr, Ey herşey her an Onun nazar-ı şuhudunda olan Şehîd ve herşeyi görüp gözeten Rakîb ve ilmi herşeyin bütün inceliklerine nüfuz eden Lâtif ve herşeyden hakkıyla haberdar olan Habîr, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde, günah ve hatâ olarak her neyim varsa hepsini bağışla. Hiç şüphesiz, Senin herşeye kudretin yeter.Allahım,Gafletten ve kötü arzularımdan Senin izzet-i celâline ve celâl-i izzetine, Senin kudret-i saltanatına ve saltanat-ı kudretine sığınırım.Ey kurtuluş isteyenlerin tahassungâhı olan Allahım,Beni şeytanî şehvetlerden kurtar; beşeriyetin kazuratından temizle; Nebîn olan Muhammed'i (s.a.v.) sıddıkiyet muhabbetiyle bana sevdirmek suretiyle beni gaflet paslarından ve cehalet vehimlerinden ter temiz kıl-öyle ki, enaniyet fena bulsun ve Allah'ın minnet bahrinde Allah'ın nimetlerine gark olmuş, Allah'tan alıkoyan her meşgaleye karşı Allah'ın kılıcıyla mansur, Allah'ın inayetiyle mahzuz ve Allah'ın himayesiyle mahfuz olarak herşey Allah için, Allah ile, Allah'a ve Allah'tan olsun.Ey Nurların Nuru, ey bütün sırların Âlimi, ey gecenin ve gündüzün Müdebbiri, ey Melik, ey Azîz, ey Kahhâr, ey Rahîm, ey Vedûd, ey Gaffâr, ey gayb âlemlerini her haliyle bilen, kalbleri ve gözleri dilediği gibi halden hale çeviren, ey ayıpları örten ve ey günahları bağışlayan,Günahlarımı bağışla; esbabın tazyikatına mâruz ve bütün kapılar yüzüne kapanmış ve doğru yolda gidenlerin tarikine sülûk etmek ona zorlaşmış ve bir kazanç elde edemeden ömrünü ve nefsini gaflet ve mâsiyet meydanlarında bâd-ı hava harcamış olan kuluna merhamet et.Ey dua edildiğinde cevap veren, ey hesapları sür'atle gören, ey Kerîm, ey Vehhâb,Hastalığı büyük ve şifası zor, çaresi zayıf ve belâsı kuvvetli olan ve Senden başka melce ve ümidi bulunmayan kuluna merhamet et. İlâhî,Derdimi, üzüntümü ve şikâyetimi Sana arz ediyorum. İlâhî, Senin dergâhında hüccetim, hacetimdir; azığım ise fakrım ve çaresizliğimdir. İlâhî, Senin cûd bahirlerinden bir katre bana yeter; Senin af nehirlerinden bir zerre bana kâfi gelir, ey Vedûd, ey Vedûd, ey Vedûd, ey şan ve şerefi herşeyden yüce olan Arş-ı Mecîd Sahibi, ey Mübdi', ey Muîd, ey herşeyi dilediği gibi yapan Fa'âlün limâ Yürîd! Arşının rükünlerini kaplayan nur-u veçhin hürmetine, bütün mahlûkatını hükmüne râm ettiğin kudretin hürmetine ve herşeyi kuşatan rahmetin hürmetine Senden istiyorum. Senden başka ilâh yoktur, ey Muğîs, bize imdad et. Ve bütün ömrüm boyunca işlediğim bütün günahları ve lisanımın hatâlarını rahmetinle bağışla, ey Erhamü'r-Râhimîn. Âmin. Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (age:1349)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">NİYAZ</span></em></strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim! Benim sû-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalâlet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ve hacâletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum. Bilmüşahede, göre göre, gayet sür'atle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbap ve akran ve akaribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">O kabir, bu dâr-i fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü'l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Ve bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünya da, kat'î bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider ve fânidir ölür. Ve bilmüşahede, içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur. Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim! 2 sırrıyla ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda, ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Kabrime teveccüh edip giderken, Senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kàliyle bağırarak derim: "El-aman, el-aman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!"</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">İşte kabrimin başına ulaştım, boynuma kefenimi takıp kabrimin başında uzanan cismimin üzerine durdum. Başımı dergâh-ı rahmetine kaldırıp bütün kuvvetimle feryad edip nidâ ediyorum: "El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!"</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">İşte, kabrime girdim, kefenime sarıldım. Teşyîciler beni bırakıp gittiler. Senin af ve rahmetini intizar ediyorum. Ve bilmüşahede gördüm ki, Senden başka melce ve mence yok. Günahların çirkin yüzünden ve mâsiyetin vahşî şeklinden ve o mekânın darlığından, bütün kuvvetimle nidâ edip diyorum:</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">"El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li'l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">"Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim! Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi', hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş,651 17 .lem’a</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Sana tazarru ve niyaz eder. Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin." (Age:652)</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Dualarımızın kabul olmasını ALLAH(CC) dan niyaz ediyorum. Allah’a emanet olunuz. 05/03 /2009 </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">HİLMİ ARKIN </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">NOT; Sayfa numaraları iki ciltlik Külliyat(Nesil Yayınları) dikkate alınarak yazılmıştır. </span></em></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Hilmi Arkın </span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 112211, member: 656"] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Her Müslüman bu dünya hayatında günahlardan çok sakınmalı, Rabbimizi razı etmenin yollarını birlikte aramalıdır. Hemen herkes nelerin günah nelerin sevap olduğunu gayet iyi bilmektedir. Ancak, çare bunları ciddiye alıp, hayatımıza düzen vermekte yatmaktadır.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Genel olarak insan başkalarının günah ve ayıplarını arayıp görmede çok istekli olup, iş kendine geldiğinde nefsin avukatlığına soyunmaktadır.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]GÜNAHLARIN MAHİYETİ [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Günahların adım, adım bizi nasıl küfre, felâkete doğru götürdüğünü Bediüzzaman hazretlerinin Mesnevi’sinden öğrendikçe ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini anlarız; “İ'lem eyyühe'l-aziz! Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]1- Çünkü, o mâsiyete devam eden, ülfet peyda eder,[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]2- Sonra ona âşık ve müptelâ olur. Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]3-Sonra o mâsiyetinin ikaba mûcip olmadığını temenniye başlar. Bu hal böylece devam ettikçe, küfür tohumu yeşillenmeye başlar.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]4- En nihayet, gerek ikabı ve gerek dârü'l-ikabı inkâra sebep olur.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]5- Ve keza, mâsiyete terettüp eden hacâletten dolayı, o mâsiyetin mâsiyet olmadığını iddia etmekle, o mâsiyete muttali olan melekleri bile inkâr eder.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]6-Hattâ şiddet-i hacâletten, yevm-i hesabın gelmeyeceğini temenni eder.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]7- Şayet yevm-i hesabı nefyeden ednâ bir vehmi bulursa, o vehmi kocaman bir burhan addeder. En nihayet nedâmet edip terk etmeyenlerin kalbi küsufa tutulur, mahvolur, gider. El-iyâzü Billâh!(RNK: 1329)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Bu metni okuyunca mahiyeti anlaşılan ve manevi dünyamızı sinsice yok etmeye çalışan günahlarımızın bize nasıl yaklaştığını da görmeliyiz;[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]GÜNAHLARINI SAKIN KÜÇÜK GÖRME ![/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“Binaenaleyh, cisminin küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük zannetme. Çünkü, kalbin kasâvetinden bir zerre, senin şahsî âleminin bütün yıldızlarını küsufa tutturur. (age:1326)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Evet kardeşlerim, insan günahlarını küçük görmemelidir. Hesabımız dehşetlidir. Ciddiyetimize göre ceza ve mükâfatımız olacaktır. Bakınız Lasiyyemalar’da nelere dikkat çekiliyor;[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“Ve keza O Sultan’ın (CC);[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Emir ve nehiylerini kıymetsiz görüp;[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]-Îman ile imtisal etmeyenler,[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]-İbadetle kendilerini sevdirmeyenler,[/COLOR][/I][/B][/FONT] [B][I][COLOR=darkslategray]-Şükran ile hürmette bulunmayanlar için,[/COLOR][/I][/B] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]RUBUBİYETİN EBEDÎ KARARGÂHINDA, ELBETTE, Bir dar-ı mükâfat(cennet) ve mücazat(cehennem)OLACAKTIR.”(age:1292)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Bu ifadeler bizi titretmeli ve daima uyanık tutmalıdır. İçinde bulunduğumuz asrın medeniyetinin faydalı kısımlarını bırakıp, sefahatine de dalmamalıyız;[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]MEDENİYET-İ SEFİHE[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“ İ'lem eyyühe'l-aziz! Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefiheyle gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Tâdili, büyük bir himmete muhtaçtır. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Ve keza, beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır Bunların kapatılması, ancak Allah'ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur. (Age:1328)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“İ'lem eyyühe'l-aziz![/COLOR][/I][/B][/FONT] [B][I][COLOR=darkslategray]Fısk çamuruyla mülevves olan medeniyet, insanları da o çamurla telvis ediyor. Ezcümle: Riyâya şan ve şeref namını vermiş; insanları da o pis ahlâka sevk ediyor. Hakikaten insanlar o riyâya öyle alışmışlar ki, şahıslara yaptıkları gibi, milletlere, hattâ unsurlara bile yapıyorlar.[/COLOR][/I][/B] [B][I][COLOR=darkslategray]Gazeteleri o riyâya dellâl, tarihleri de alkışçı yapmışlardır. Bu yüzden şahsî hayatlar "hamiyet-i cahiliye" ünvanı altında unsurî hayatlara fedâ edilmektedir.1342[/COLOR][/I][/B] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Gençliğimiz de, dikkat edilmez ve iyi kullanılmaz ise bize verilmiş büyük bir nîmet iken, duygularımızın galeyanda olduğu bir dönemde olduğu için, aklımızı dinlemez bizi felâkete sürükleyebilir. Bediüzzaman hazretlerinin bu konudaki ifadeleri de bizim için çok dikkat çekicidir; [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]GENÇLİK ÇAĞIMIZ [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“İ'lem eyyühe'l-aziz![/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Geceye benzeyen gençliğim zamanında gözlerim uyumuştu. Ancak ihtiyarlık sabahıyla uyandım" mealinde olan şiirin şümulüne dahilim. Çünkü gençliğimde en yüksek bir intibah şahikasına çıktığımı sanıyordum. Şimdi anlıyorum ki, o intibah, intibah değilmiş. Ancak, uykunun en derin kuyusunda bulunmaktan ibaretmiş. Binaenaleyh, medenîlerin iftiharla dem vurdukları tenevvür-ü intibahları, benim gençlik zamanımdaki intibah kabilinden olsa gerektir.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Onların misali, rüyasında güya uyanıp, rüyasını halka hikâye eden nâim meselidir.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Halbuki, rüyasında onun o intibahı uykunun hafif perdesinden derin ve kalın bir perdeye intikal ettiğine işarettir. Böyle bir nâim ölü gibidir; yarı buçuk uykuda bulunan insanları nasıl ikaz edebilir?[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz. (Age: 1329)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Dünya hayatının gerçek yüzü bilinmezse yine büyük bir tehlike var demektir. Öyle ise işi ehlinden dinleyelim;[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]DÜNYA HAYATI[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]1. Dünyanın ömrü kısa olup, sür'atle zeval ve guruba gider. Zevalin elemiyle, visalin lezzeti zeval buluyor.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]2. Dünyanın lezâizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]3. Seni intizar etmekte ve senin de sür'atle ona doğru gitmekte olduğun kabir, dünyanın ziynetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen şey, orada çirkindir.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]4. Düşmanlar ve haşerat-ı muzırra arasında bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde senelerce durmak arasındaki muvazene, kabirle dünya arasındaki aynı muvazenedir. Maahaza, Cenab-ı Hak da bir saatlik lezzeti terk etmeye davet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyleyse, kayıtlı ve kelepçeli olarak sevk edilmezden evvel, Allah'ın davetine icabet et.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Fesübhanallah, Cenab-ı Hakkın insanlara fazl ve keremi o kadar büyüktür ki, insana vedia olarak verdiği malı, büyük bir semeni ile insandan satın alır, ibka ve himaye eder. Eğer insan o malı temellük edip Allah'a satmazsa, büyük bir belâya düşer. Çünkü o malı uhdesine almış oluyor. Halbuki kudreti taahhüde kâfi gelmiyor. Çünkü, arkasına alırsa, beli kırılır, eliyle tutarsa, kaçar, tutulmaz. En nihayet meccânen fena olur gider, yalnız günahları miras kalır. (Age:1329)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]DÜNYANIN SEFAHATİNİ TERK ETMEK[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“İ'lem eyyühe'l-aziz! Yarın seni zillet ve rezaletlere mâruz bırakmakla terk edecek olan dünyanın sefahetini bugün kemal-i izzet ve şerefle terk edersen, pek aziz ve yüksek olursun. Çünkü, o seni terk etmeden evvel sen onu terk edersen, hayrını alır, şerrinden kurtulursun. Fakat vaziyet mâkûse olursa, kaziye de mâkûse olur. (Age:1342)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Bütün hedefimiz Rabbimizin rızasını kazanmak olmalıdır;[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]HALIKIMIZI RAZI ETMEK[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“İ'lem eyyühe'l-aziz! [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Ey nefis! Eğer takvâ ve amel-i salihle Hâlıkını razı ettiysen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur; o kâfidir. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Eğer halk da Allah'ın hesabına rıza ve muhabbet gösterirlerse, iyidir. Şayet onlarınki dünya hesabına olursa, kıymeti yoktur. Çünkü onlar da senin gibi âciz kullardır.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Maahaza, ikinci şıkkı takip etmekte şirk-i hafî olduğu gibi, tahsili de mümkün değildir. Evet, bir maslahat için sultana müracaat eden adam sultanı irzâ etmişse, o iş görülür. Etmemişse, halkın iltimasıyla çok zahmet olur. Maamâfih, yine sultanın izni lâzımdır. İzni de rızasına mütevakkıftır. (Age:1341)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Değerli kardeşlerim, şimdi de Rabbimizi razı edecek tevbe ve duamızı birlikte yapmalıyız;[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]TEVBE -DUA[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“İlâhî! Günahlar beni lâl etti. İsyanımın çokluğu yüzünden mahcubum. Gafletin şiddeti ise sesimi kıstı. İşte, ben de, seyyidim ve senedim Şeyh Abdülkadir Geylânî'nin sesiyle Senin dergâh-ı rahmetinin kapısını çalıyor ve onun, kapıcıya âşinâ nidasıyla Senin mağfiret kapında nida ediyorum: Ey rahmeti her şeyi kuşatan ve ey her şeyin melekûtu elinde bulunan Zat, Ey hiçbir şey kendisine zarar veya fayda veremeyen Zat, Ey hiçbir şey Ona galebe edemeyen ve hiçbir şey Ondan kaçıp gizlenemeyen, hiçbir şey Ona ağır gelmeyen ve hiçbir şeyin yardımına muhtaç olmayan, hiçbir şey Onu bir başka işten alıkoyamayan, hiçbir şey Ona benzemeyen, ve hiçbir şey Onu hiçbir şeyden âciz bırakamayan Zat, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde herşeyimi bağışla. Ey herşeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve herşeyin anahtarları elinde bulunan Zat, Ey herşeyden önce var olan Evvel, herşeyden sonra bâki kalan Âhir, herşeyin fevkinde olan Zâhir, herşeyin dûnuna nüfuz eden Bâtın, kudret ve galebesi herşeyin fevkinde bulunan Kahir, Benim herşeyimi bağışla. Şüphesiz Senin herşeye kudretin yeter. Ey herşeyi her haliyle bilen Alîm ve herşeyi kuşatan Muhît ve herşeyi hakkıyla gören Basîr, Ey herşey her an Onun nazar-ı şuhudunda olan Şehîd ve herşeyi görüp gözeten Rakîb ve ilmi herşeyin bütün inceliklerine nüfuz eden Lâtif ve herşeyden hakkıyla haberdar olan Habîr, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde, günah ve hatâ olarak her neyim varsa hepsini bağışla. Hiç şüphesiz, Senin herşeye kudretin yeter.Allahım,Gafletten ve kötü arzularımdan Senin izzet-i celâline ve celâl-i izzetine, Senin kudret-i saltanatına ve saltanat-ı kudretine sığınırım.Ey kurtuluş isteyenlerin tahassungâhı olan Allahım,Beni şeytanî şehvetlerden kurtar; beşeriyetin kazuratından temizle; Nebîn olan Muhammed'i (s.a.v.) sıddıkiyet muhabbetiyle bana sevdirmek suretiyle beni gaflet paslarından ve cehalet vehimlerinden ter temiz kıl-öyle ki, enaniyet fena bulsun ve Allah'ın minnet bahrinde Allah'ın nimetlerine gark olmuş, Allah'tan alıkoyan her meşgaleye karşı Allah'ın kılıcıyla mansur, Allah'ın inayetiyle mahzuz ve Allah'ın himayesiyle mahfuz olarak herşey Allah için, Allah ile, Allah'a ve Allah'tan olsun.Ey Nurların Nuru, ey bütün sırların Âlimi, ey gecenin ve gündüzün Müdebbiri, ey Melik, ey Azîz, ey Kahhâr, ey Rahîm, ey Vedûd, ey Gaffâr, ey gayb âlemlerini her haliyle bilen, kalbleri ve gözleri dilediği gibi halden hale çeviren, ey ayıpları örten ve ey günahları bağışlayan,Günahlarımı bağışla; esbabın tazyikatına mâruz ve bütün kapılar yüzüne kapanmış ve doğru yolda gidenlerin tarikine sülûk etmek ona zorlaşmış ve bir kazanç elde edemeden ömrünü ve nefsini gaflet ve mâsiyet meydanlarında bâd-ı hava harcamış olan kuluna merhamet et.Ey dua edildiğinde cevap veren, ey hesapları sür'atle gören, ey Kerîm, ey Vehhâb,Hastalığı büyük ve şifası zor, çaresi zayıf ve belâsı kuvvetli olan ve Senden başka melce ve ümidi bulunmayan kuluna merhamet et. İlâhî,Derdimi, üzüntümü ve şikâyetimi Sana arz ediyorum. İlâhî, Senin dergâhında hüccetim, hacetimdir; azığım ise fakrım ve çaresizliğimdir. İlâhî, Senin cûd bahirlerinden bir katre bana yeter; Senin af nehirlerinden bir zerre bana kâfi gelir, ey Vedûd, ey Vedûd, ey Vedûd, ey şan ve şerefi herşeyden yüce olan Arş-ı Mecîd Sahibi, ey Mübdi', ey Muîd, ey herşeyi dilediği gibi yapan Fa'âlün limâ Yürîd! Arşının rükünlerini kaplayan nur-u veçhin hürmetine, bütün mahlûkatını hükmüne râm ettiğin kudretin hürmetine ve herşeyi kuşatan rahmetin hürmetine Senden istiyorum. Senden başka ilâh yoktur, ey Muğîs, bize imdad et. Ve bütün ömrüm boyunca işlediğim bütün günahları ve lisanımın hatâlarını rahmetinle bağışla, ey Erhamü'r-Râhimîn. Âmin. Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (age:1349)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [B][I][COLOR=darkslategray]NİYAZ[/COLOR][/I][/B] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim! Benim sû-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalâlet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ve hacâletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum. Bilmüşahede, göre göre, gayet sür'atle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbap ve akran ve akaribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]O kabir, bu dâr-i fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü'l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Ve bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünya da, kat'î bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider ve fânidir ölür. Ve bilmüşahede, içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur. Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim! 2 sırrıyla ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda, ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Kabrime teveccüh edip giderken, Senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kàliyle bağırarak derim: "El-aman, el-aman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!"[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]İşte kabrimin başına ulaştım, boynuma kefenimi takıp kabrimin başında uzanan cismimin üzerine durdum. Başımı dergâh-ı rahmetine kaldırıp bütün kuvvetimle feryad edip nidâ ediyorum: "El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!"[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]İşte, kabrime girdim, kefenime sarıldım. Teşyîciler beni bırakıp gittiler. Senin af ve rahmetini intizar ediyorum. Ve bilmüşahede gördüm ki, Senden başka melce ve mence yok. Günahların çirkin yüzünden ve mâsiyetin vahşî şeklinden ve o mekânın darlığından, bütün kuvvetimle nidâ edip diyorum:[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]"El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li'l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]"Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim! Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi', hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş,651 17 .lem’a[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Sana tazarru ve niyaz eder. Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin." (Age:652)[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Dualarımızın kabul olmasını ALLAH(CC) dan niyaz ediyorum. Allah’a emanet olunuz. 05/03 /2009 [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]HİLMİ ARKIN [/COLOR][/I][/B][/FONT] [B][I][COLOR=darkslategray]NOT; Sayfa numaraları iki ciltlik Külliyat(Nesil Yayınları) dikkate alınarak yazılmıştır. [/COLOR][/I][/B] [B][I][COLOR=darkslategray]Hilmi Arkın [/COLOR][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i nur işiğinda günahlarimiz ve tevbe
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst