Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur Külliyat’ında Âhirzaman Alametleri ve Fitneleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 241421" data-attributes="member: 1013691"><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: red">İSLÂM TARİHİNDE OLAN HÂDİSELERE NASIL BAKILMALI</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000"><strong>Âhirzaman fitnesinde, gizli münafık cereyan geçmiş zamanda müslümanlar arasında vuku bulmuş ihtilafları hatırlatmakla yeniden canlandırmak ister. Buna karşı Bediüzzaman Hazretleri, geçmişteki fitneleri medar-ı münakaşa etmekten kaçmayı düstur edinip şöyle der</strong>:</span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">«Madem bu zamanda zendeka ve ehl-i dalâlet ihtilaftan istifade edip, ehl-i imanı şaşırtıp ve şeairi bozarak, Kur’an ve iman aleyhinde kuvvetli cereyanları var; elbette bu müdhiş düşmana karşı cüz’î teferruata dair medar-ı ihtilaf münakaşaların kapısını açmamak gerektir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">Hem ölmüş insanları zemmetmek, hiç lüzumu yok. Onlar dâr-ı âhirete, mahall-i cezaya gitmişler. Lüzumsuz, zararlı, onların kusurlarını beyan etmek, emrolunan muhabbet-i Âl-i Beytin muktezası değildir ve lâzım da değildir, diye Ehl-i Sünnet Velcemaat, sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı men’etmişler. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><strong>Çünki Vakıa-i Cemel’de Aşere-i Mübeşşere’den Zübeyr ve Talha ve Aişe-i Sıddıka (R.A.) bulunmasıyla Ehl-i Sünnet Velcemaat o harbi içtihad neticesi deyip; Hazret-i Ali (R.A.); haklı, öteki taraf haksız fakat içtihad neticesi olduğu cihetle affedilir. Hem Vehhabîlik damarı, hem müfrit Râfizîlerin mezhebleri İslâmiyet’e zarar vermesin diye Sıffîn Harbi’ndeki bâgîlerden de bahis açmayı zararlı görüyorlar.» (Emirdağ Lâhikası-I sh: 204)</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000">«Sahabelerin bir kısmı, o harblerde adalet-i izafiye ve nisbiye ve ruhsat-ı şer’iyeyi düşünüp tabi olarak, Hazret-i Ali’nin (R.A.) takib ettiği adalet-i hakikiye ve azimet-i şer’iye ile beraber zâhidane, müstağniyane, muktesidane mesleğini terkedip muhalif tarafa bu içtihad neticesinde girdiklerini, hattâ İmam-ı Ali’nin (R.A.) kardeşi Ukayl ve “Habr-ül Ümme” ünvanını alan Abdullah İbn-i Abbas dahi bir vakit muhalif tarafında bulunduklarından, hakiki Ehl-i Sünnet Velcemaat, ‘min mehasiniş şeriati seddü ebvabil fiten’ bir düstur-u esasiye-i şer’iyeye binaen ‘tahherallahü eydiyena fenütahhirü elsinetena’ diyerek o fitnelerin kapısını açmak, bahsetmek caiz görmüyorlar.</span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">Çünki itiraza müstehak birkaç tane varsa, tarafgirlik damarıyla büyük sahabelere, hattâ muhalif tarafında bulunan Âl-i Beytin bir kısmına ve Talha ve Zübeyr (R.A.);</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">gibi Aşere-i Mübeşşere’den büyük zatlara itiraza başlar, zemm ve adavet meyli uyanır diye, Ehl-i Sünnet o kapıyı kapamak tarafdarıdır. Hattâ Ehl-i Sünnet’in ve İlm-i Kelâm’ın azîm imamlarından meşhur Sa’deddin-i Taftazanî, Yezid ve Velid hakkında tel’in ve tadlile cevaz vermesine mukabil, Seyyid Şerif-i Cürcanî gibi Ehl-i Sünnet Velcemaat’in allâmeleri demişler:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000"><strong>“Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve fâcirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybîdir. Ve kat’î bir derecede bilinmediği için, o şahısların nass-ı kat’î ve delil-i kat’î bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tevbe etmek ihtimali olduğundan, öyle hususî şahsa lânet edilmez.</strong></span></span></span><span style="color: olive"> </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 241421, member: 1013691"] [SIZE="3"][FONT="Arial Narrow"][B][COLOR="red"]İSLÂM TARİHİNDE OLAN HÂDİSELERE NASIL BAKILMALI[/COLOR][/B] [COLOR="olive"][COLOR="#8b0000"][B]Âhirzaman fitnesinde, gizli münafık cereyan geçmiş zamanda müslümanlar arasında vuku bulmuş ihtilafları hatırlatmakla yeniden canlandırmak ister. Buna karşı Bediüzzaman Hazretleri, geçmişteki fitneleri medar-ı münakaşa etmekten kaçmayı düstur edinip şöyle der[/B]:[/COLOR] «Madem bu zamanda zendeka ve ehl-i dalâlet ihtilaftan istifade edip, ehl-i imanı şaşırtıp ve şeairi bozarak, Kur’an ve iman aleyhinde kuvvetli cereyanları var; elbette bu müdhiş düşmana karşı cüz’î teferruata dair medar-ı ihtilaf münakaşaların kapısını açmamak gerektir. Hem ölmüş insanları zemmetmek, hiç lüzumu yok. Onlar dâr-ı âhirete, mahall-i cezaya gitmişler. Lüzumsuz, zararlı, onların kusurlarını beyan etmek, emrolunan muhabbet-i Âl-i Beytin muktezası değildir ve lâzım da değildir, diye Ehl-i Sünnet Velcemaat, sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı men’etmişler. [B]Çünki Vakıa-i Cemel’de Aşere-i Mübeşşere’den Zübeyr ve Talha ve Aişe-i Sıddıka (R.A.) bulunmasıyla Ehl-i Sünnet Velcemaat o harbi içtihad neticesi deyip; Hazret-i Ali (R.A.); haklı, öteki taraf haksız fakat içtihad neticesi olduğu cihetle affedilir. Hem Vehhabîlik damarı, hem müfrit Râfizîlerin mezhebleri İslâmiyet’e zarar vermesin diye Sıffîn Harbi’ndeki bâgîlerden de bahis açmayı zararlı görüyorlar.» (Emirdağ Lâhikası-I sh: 204) [/B] [COLOR="#8b0000"]«Sahabelerin bir kısmı, o harblerde adalet-i izafiye ve nisbiye ve ruhsat-ı şer’iyeyi düşünüp tabi olarak, Hazret-i Ali’nin (R.A.) takib ettiği adalet-i hakikiye ve azimet-i şer’iye ile beraber zâhidane, müstağniyane, muktesidane mesleğini terkedip muhalif tarafa bu içtihad neticesinde girdiklerini, hattâ İmam-ı Ali’nin (R.A.) kardeşi Ukayl ve “Habr-ül Ümme” ünvanını alan Abdullah İbn-i Abbas dahi bir vakit muhalif tarafında bulunduklarından, hakiki Ehl-i Sünnet Velcemaat, ‘min mehasiniş şeriati seddü ebvabil fiten’ bir düstur-u esasiye-i şer’iyeye binaen ‘tahherallahü eydiyena fenütahhirü elsinetena’ diyerek o fitnelerin kapısını açmak, bahsetmek caiz görmüyorlar.[/COLOR] Çünki itiraza müstehak birkaç tane varsa, tarafgirlik damarıyla büyük sahabelere, hattâ muhalif tarafında bulunan Âl-i Beytin bir kısmına ve Talha ve Zübeyr (R.A.); gibi Aşere-i Mübeşşere’den büyük zatlara itiraza başlar, zemm ve adavet meyli uyanır diye, Ehl-i Sünnet o kapıyı kapamak tarafdarıdır. Hattâ Ehl-i Sünnet’in ve İlm-i Kelâm’ın azîm imamlarından meşhur Sa’deddin-i Taftazanî, Yezid ve Velid hakkında tel’in ve tadlile cevaz vermesine mukabil, Seyyid Şerif-i Cürcanî gibi Ehl-i Sünnet Velcemaat’in allâmeleri demişler: [COLOR="#8b0000"][B]“Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve fâcirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybîdir. Ve kat’î bir derecede bilinmediği için, o şahısların nass-ı kat’î ve delil-i kat’î bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tevbe etmek ihtimali olduğundan, öyle hususî şahsa lânet edilmez.[/B][/COLOR][/COLOR][/FONT][COLOR="olive"] [/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur Külliyat’ında Âhirzaman Alametleri ve Fitneleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst