Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur Mesleği ve İman Hizmeti { "ESASAT-I NURİYE" }
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 241589" data-attributes="member: 1013691"><p><strong>Cevap: Risale-i Nur Mesleği ve İman Hizmeti ESASAT-I NURİYE</strong></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: red"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: red"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: red">SADAKAT’IN TAM OLABİLMESİ İÇİN ÂZAMÎ FEDAKÂRLIK GEREKİR</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>Din yolunda ve dine hizmet için azamî fedakârlık göstermek sadakatin şartlarındandır. Yani lüzumunda din için mal, aile ve hayat gibi meşru haklardan vazgeçip feda etmektir. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000">Aynı zamanda dava arkadaşları arasında şahsî hukukta anlaşmazlık çıkarsa, hizmetin selâmeti için kendi hakkından vazgeçmek, keza din yolunda mahrumiyet ve maddî imkânsızlıklara veya din düşmanlarının zulümlerine maruz kalınmasına rağmen sabr u sebat etmek, büyük bir fedakârlıktır. İşte Nurculukta bu mânâda azamî fedakârlık bir esastır.</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>28- «Evet, kardeşlerim, bu zamanda öyle dehşetli cereyanlar ve hayat ve cihanı sarsacak hadiseler içinde hadsiz bir metanet ve itidal-i dem ve nihayetsiz bir fedakârlık taşımak gerektir.» (Kastamonu Lâhikası sh: 197)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000">29- «Nur şakirdlerinden çokları hem malını, hem istirahatini, hem dünya zevklerini, hem lüzum olsa hayatını Nurun hizmetinde feda ediyorlar. Sen, ey nefsim neden fedakârlıkta en geri kalmak istersin?» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 200)</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>30- «Hakikî ihlâslı Nurcular, menfaat-i maddiyeye ehemmiyet vermedikleri gibi, bir kısmı, âzamî iktisat ve kanaatle ve fakirü’l-hal olmalarıyla beraber, sabır ve insanlardan istiğna ile ve hizmet-i Kur’âniyede hakikî bir ihlâs ve fedakârlıkla ve çok kesretli ve şiddetli ehl-i dalâlete karşı mağlûp olmamak için ve muhtaçları hakikate ve ihlâsa dâvet etmekte bir şüphe bırakmamak için ve rızâ-yı İlâhîden başka o hizmet-i kudsiyeyi hiçbirşeye âlet etmemek için, bir cihette hayat-ı içtimaiye faydalarından çekiniyorlar.» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 170)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000">31- «Üstadın hayatı, küllî hizmeti noktasından topluca iki büyük safha arz etmektedir...</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>İkincisi: Van’da inzivada iken garba nefyedilip Isparta’nın Barla nahiyesinde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki, Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıdır. Âzamî ihlâs, âzamî fedakârlık, âzamî sadakat, metanet ve dikkat ve iktisat içinde Risale-i Nur’la giriştiği hizmet-i imaniye ve mânevî cihad-ı diniyedir.» (T. H. s: 27)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000">32- «Bu dehşetli dinsizlik komiteleri öyle dehşetli hücumları ve desiseleri yapıyorlardı ki, bunlara karşı gelmek için âzamî fedakârlık yapmak ve harekât-ı dîniyesini rızâ-i İlâhîden başka hiç bir şeye âlet yapmamak lâzım geliyordu.» (Hanımlar Rehberi sh: 26)</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>33- «Din derslerini kaldırıp Ezan-ı Muhammedîyi kaldırmak gibi dehşetli hücumlara karşı, âzamî fedakârlık ve âzamî sebat ve metanet ve herşeyden istiğna etmek lüzumu karşısında ben bir sünnet-i seniyye olan evlenmek âdetini terk ettim ki, tâ çok haramlara girmeyeyim. Ve çok vacipleri ve farzları yapabileyim.» (Hanımlar Rehberi sh: 27)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>34- «Çok bîçarelerin saadet-i bâkıyeleri için ve dalâlete düşmemeleri ve îmânlarını takviye edip kurtarmaları için ve hakikat-ı Kur’âniye ve îmâniyeye tam hizmet etmek ve hariçten gelen, dahilde çıkan dinsizlere karşı dayanmak için, zail ve fânî dünyasını terk etmek, elbette sünnet-i seniyeye muhalefet değil belki hakikat-ı sünnete mutabakattır. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000">Ve Sıddîk-ı Ekber’in: “Cehennemde vücudum büyüsün, tâ ehl-i îmâna yer bulunmasın” diye fedakârlıkta âzamî sadakatın bir zerresini kazanmak fikriyle, bîçare Said bütün ömründe tecerrüdü, istiğnayı ihtiyar etmiş.» (Hanımlar Rehberi sh: 29)</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>35- «Bediüzzaman, Kur’ân, imân, İslâmiyet hizmeti için, dünyevî rahatlıklarını fedâ etmiş dünyevî, şahsî servetler edinmemiş, zühd ve takvâ ve riyâzet, iktisad ve kanaatla ömür geçirerek dünya ile alâkasını kesmiştir.» (Sözler sh: 757)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000">36- «Amansız din düşmanlarının plânlarıyla mahkemelere sürüklenen Risale-i Nur talebelerinin müdafaaları ve bu talebelerin İslâmiyete hizmetleri esnasında, gizli İslâmiyet düşmanı, insafsız, cebbar zâlimlerin entrikalariyle maruz kaldıkları işkencelerden yılmamak, şahıslarını düşünmeden, yani, şahsî refahlarını İslâmın refah ve saadeti için fedâ ederek, sıddıkıyetle sebat etmeleri ve eşedd-i zulme mukavemet etmeleri, âşikâr bir delil teşkil etmektedir.» (Sözler sh: 766)</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>37- «“Yüzer milyon başların feda oldukları bir kudsî hakikate başımız dahi feda olsun. Dünyayı başımıza ateş yapsanız, hakikat-i Kur’âniyeye feda olan başlar, zındıkaya teslim-i silâh etmeyecek ve vazife-i kudsiyesinden vazgeçmeyecekler inşaallah!”» (Lem’alar sh: 262)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: red">38- «Eğer başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa, hergün biri kesilse, hakikat-i Kur’âniyeye feda olan bu başı zındıkaya ve küfr-ü mutlaka eğmem ve bu hizmet-i imaniye ve nuriyeden vazgeçmem ve geçemem.» (Şualar sh: 351)</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>39- «Mülhidleri kat’î bir surette iskât etmek, bilfiil, maddeten öyle fedakârlar lâzım ki, dünyanın en mühim meşgaleleri, belki büyük zararları onların hakaik-i imaniye ihtiyaçlarını susturmuyor.» (Kastamonu Lâhikası sh: 230)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000">40- «Bu ikinci nefs-i emmârede şuursuz kör hissiyat bulunduğu için, akıl ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor ki onlarla ıslah olsun ve kusurunu anlasın. Yalnız tokatlar ve elemlerle nefret edip, veya tam bir fedailiğe her hissini maksadına feda etsin. Ve Risale-i Nur’un erkânları gibi, herşeyini, enaniyetini bıraksın.» (Kastamonu Lâhikası sh: 233)</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #8b0000"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>41- «Nefis ve şeytan, sizi, kardeşinize karşı itiraza ve haklı olarak tenkide sevk ettiği vakit, deyiniz ki: “Biz, değil böyle cüz’î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi Risale-i Nur’un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice itibarıyla dünyaya, enaniyete ait herşeyi feda etmek vazifemizdir” deyip nefsinizi susturunuz.» (Kastamonu Lâhikası sh: 234)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: #a0522d">42- «Münafıkların mezkûr plânlarının inadına, rağmına dünyayı terk edip kendini Risale-i Nur’a vakfediyor ve Üstadımızın dediği gibi diyorlar: “Zaman, İslâmiyet fedaisi olmak zamanıdır.”» (Tarihçe-i Hayat sh: 691)</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>Nümune olarak ve kısmen nakledilen mezkûr ifadelerde görüldüğü üzere Risale-i Nurun hizmet hayatında “fedakârlık” keyfiyeti teşkil eden meziyetlerden değişmez bir esastır. Hizmet hayatında rahatını, menfaatini düşünen ve hizmetin maslahatına göre değil, kendi isteklerine göre hizmete bakanların fedakârlığı ciddiyet kazanamaz ve kendini hizmete değil, hizmeti kendine tabi yapmış olur.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: red">İşte yukarıda tesbit edilen beyan ve sarih ifadeler, sadakat ve fedakârlığın değişmez bir düstur ve esas olduğunu gösteriyor.</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong><span style="color: red"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong></strong></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 241589, member: 1013691"] [b]Cevap: Risale-i Nur Mesleği ve İman Hizmeti ESASAT-I NURİYE[/b] [SIZE="3"][FONT="Arial Narrow"][B][COLOR="red"] SADAKAT’IN TAM OLABİLMESİ İÇİN ÂZAMÎ FEDAKÂRLIK GEREKİR[/COLOR] Din yolunda ve dine hizmet için azamî fedakârlık göstermek sadakatin şartlarındandır. Yani lüzumunda din için mal, aile ve hayat gibi meşru haklardan vazgeçip feda etmektir. [COLOR="#8b0000"]Aynı zamanda dava arkadaşları arasında şahsî hukukta anlaşmazlık çıkarsa, hizmetin selâmeti için kendi hakkından vazgeçmek, keza din yolunda mahrumiyet ve maddî imkânsızlıklara veya din düşmanlarının zulümlerine maruz kalınmasına rağmen sabr u sebat etmek, büyük bir fedakârlıktır. İşte Nurculukta bu mânâda azamî fedakârlık bir esastır.[/COLOR] 28- «Evet, kardeşlerim, bu zamanda öyle dehşetli cereyanlar ve hayat ve cihanı sarsacak hadiseler içinde hadsiz bir metanet ve itidal-i dem ve nihayetsiz bir fedakârlık taşımak gerektir.» (Kastamonu Lâhikası sh: 197) [COLOR="#8b0000"]29- «Nur şakirdlerinden çokları hem malını, hem istirahatini, hem dünya zevklerini, hem lüzum olsa hayatını Nurun hizmetinde feda ediyorlar. Sen, ey nefsim neden fedakârlıkta en geri kalmak istersin?» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 200)[/COLOR] 30- «Hakikî ihlâslı Nurcular, menfaat-i maddiyeye ehemmiyet vermedikleri gibi, bir kısmı, âzamî iktisat ve kanaatle ve fakirü’l-hal olmalarıyla beraber, sabır ve insanlardan istiğna ile ve hizmet-i Kur’âniyede hakikî bir ihlâs ve fedakârlıkla ve çok kesretli ve şiddetli ehl-i dalâlete karşı mağlûp olmamak için ve muhtaçları hakikate ve ihlâsa dâvet etmekte bir şüphe bırakmamak için ve rızâ-yı İlâhîden başka o hizmet-i kudsiyeyi hiçbirşeye âlet etmemek için, bir cihette hayat-ı içtimaiye faydalarından çekiniyorlar.» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 170) [COLOR="#8b0000"]31- «Üstadın hayatı, küllî hizmeti noktasından topluca iki büyük safha arz etmektedir... [/COLOR] İkincisi: Van’da inzivada iken garba nefyedilip Isparta’nın Barla nahiyesinde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki, Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıdır. Âzamî ihlâs, âzamî fedakârlık, âzamî sadakat, metanet ve dikkat ve iktisat içinde Risale-i Nur’la giriştiği hizmet-i imaniye ve mânevî cihad-ı diniyedir.» (T. H. s: 27) [COLOR="#8b0000"]32- «Bu dehşetli dinsizlik komiteleri öyle dehşetli hücumları ve desiseleri yapıyorlardı ki, bunlara karşı gelmek için âzamî fedakârlık yapmak ve harekât-ı dîniyesini rızâ-i İlâhîden başka hiç bir şeye âlet yapmamak lâzım geliyordu.» (Hanımlar Rehberi sh: 26)[/COLOR] 33- «Din derslerini kaldırıp Ezan-ı Muhammedîyi kaldırmak gibi dehşetli hücumlara karşı, âzamî fedakârlık ve âzamî sebat ve metanet ve herşeyden istiğna etmek lüzumu karşısında ben bir sünnet-i seniyye olan evlenmek âdetini terk ettim ki, tâ çok haramlara girmeyeyim. Ve çok vacipleri ve farzları yapabileyim.» (Hanımlar Rehberi sh: 27) 34- «Çok bîçarelerin saadet-i bâkıyeleri için ve dalâlete düşmemeleri ve îmânlarını takviye edip kurtarmaları için ve hakikat-ı Kur’âniye ve îmâniyeye tam hizmet etmek ve hariçten gelen, dahilde çıkan dinsizlere karşı dayanmak için, zail ve fânî dünyasını terk etmek, elbette sünnet-i seniyeye muhalefet değil belki hakikat-ı sünnete mutabakattır. [COLOR="#8b0000"]Ve Sıddîk-ı Ekber’in: “Cehennemde vücudum büyüsün, tâ ehl-i îmâna yer bulunmasın” diye fedakârlıkta âzamî sadakatın bir zerresini kazanmak fikriyle, bîçare Said bütün ömründe tecerrüdü, istiğnayı ihtiyar etmiş.» (Hanımlar Rehberi sh: 29) [/COLOR] 35- «Bediüzzaman, Kur’ân, imân, İslâmiyet hizmeti için, dünyevî rahatlıklarını fedâ etmiş dünyevî, şahsî servetler edinmemiş, zühd ve takvâ ve riyâzet, iktisad ve kanaatla ömür geçirerek dünya ile alâkasını kesmiştir.» (Sözler sh: 757) [COLOR="#8b0000"]36- «Amansız din düşmanlarının plânlarıyla mahkemelere sürüklenen Risale-i Nur talebelerinin müdafaaları ve bu talebelerin İslâmiyete hizmetleri esnasında, gizli İslâmiyet düşmanı, insafsız, cebbar zâlimlerin entrikalariyle maruz kaldıkları işkencelerden yılmamak, şahıslarını düşünmeden, yani, şahsî refahlarını İslâmın refah ve saadeti için fedâ ederek, sıddıkıyetle sebat etmeleri ve eşedd-i zulme mukavemet etmeleri, âşikâr bir delil teşkil etmektedir.» (Sözler sh: 766)[/COLOR] 37- «“Yüzer milyon başların feda oldukları bir kudsî hakikate başımız dahi feda olsun. Dünyayı başımıza ateş yapsanız, hakikat-i Kur’âniyeye feda olan başlar, zındıkaya teslim-i silâh etmeyecek ve vazife-i kudsiyesinden vazgeçmeyecekler inşaallah!”» (Lem’alar sh: 262) [COLOR="red"]38- «Eğer başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa, hergün biri kesilse, hakikat-i Kur’âniyeye feda olan bu başı zındıkaya ve küfr-ü mutlaka eğmem ve bu hizmet-i imaniye ve nuriyeden vazgeçmem ve geçemem.» (Şualar sh: 351)[/COLOR] 39- «Mülhidleri kat’î bir surette iskât etmek, bilfiil, maddeten öyle fedakârlar lâzım ki, dünyanın en mühim meşgaleleri, belki büyük zararları onların hakaik-i imaniye ihtiyaçlarını susturmuyor.» (Kastamonu Lâhikası sh: 230) [COLOR="#8b0000"]40- «Bu ikinci nefs-i emmârede şuursuz kör hissiyat bulunduğu için, akıl ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor ki onlarla ıslah olsun ve kusurunu anlasın. Yalnız tokatlar ve elemlerle nefret edip, veya tam bir fedailiğe her hissini maksadına feda etsin. Ve Risale-i Nur’un erkânları gibi, herşeyini, enaniyetini bıraksın.» (Kastamonu Lâhikası sh: 233) [/COLOR] 41- «Nefis ve şeytan, sizi, kardeşinize karşı itiraza ve haklı olarak tenkide sevk ettiği vakit, deyiniz ki: “Biz, değil böyle cüz’î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi Risale-i Nur’un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice itibarıyla dünyaya, enaniyete ait herşeyi feda etmek vazifemizdir” deyip nefsinizi susturunuz.» (Kastamonu Lâhikası sh: 234) [COLOR="#a0522d"]42- «Münafıkların mezkûr plânlarının inadına, rağmına dünyayı terk edip kendini Risale-i Nur’a vakfediyor ve Üstadımızın dediği gibi diyorlar: “Zaman, İslâmiyet fedaisi olmak zamanıdır.”» (Tarihçe-i Hayat sh: 691)[/COLOR] Nümune olarak ve kısmen nakledilen mezkûr ifadelerde görüldüğü üzere Risale-i Nurun hizmet hayatında “fedakârlık” keyfiyeti teşkil eden meziyetlerden değişmez bir esastır. Hizmet hayatında rahatını, menfaatini düşünen ve hizmetin maslahatına göre değil, kendi isteklerine göre hizmete bakanların fedakârlığı ciddiyet kazanamaz ve kendini hizmete değil, hizmeti kendine tabi yapmış olur. [COLOR="red"]İşte yukarıda tesbit edilen beyan ve sarih ifadeler, sadakat ve fedakârlığın değişmez bir düstur ve esas olduğunu gösteriyor. [/COLOR] [/B][/FONT] [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur Mesleği ve İman Hizmeti { "ESASAT-I NURİYE" }
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst