Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur Mesleği ve İman Hizmeti { "ESASAT-I NURİYE" }
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 241731" data-attributes="member: 1013691"><p><strong>Cevap: Risale-i Nur Mesleği ve İman Hizmeti { ESASAT-I NURİYE }</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">26- «Isparta ve havalisindeki Risale-i Nur şakirdlerinde fevkalâde bir sadakat ve sebat ve uhuvvet ve ihlâs ve kahramanlık var ki, bu acip zamanda binler esbab-ı fesat ve ifsat içinde vahdetlerini ve ittifaklarını ve hizmette ciddiyetlerini muhafaza ediyorlar.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong>Bu kadar fırtınalı hadiseler içinde Risale-i Nur’u muattal bırakmadınız, söndürmediniz belki öyle parlattınız ki, bizi de ışıklandırıp gayrete getirdiniz.» (Kastamonu Lâhikası sh: 243)</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">27- «Bu şuhur-u selâse-i mübarekenizi tebrik ediyoruz. Sizin kalemlerinizin yadigârları ve Risale-i Nur’dan ayrılmamak ve sebat etmek senetleri olan yazılarınızı ve dininizi dünyanın çok fevkinde tutmanıza işaret veren dünya sureti üstündeki çizgilerinizi ve iman hizmetinde daima sebat etmenize, vesikalar hükmündeki imzalarınızı, kemâl-i memnuniyetle aldık, kabul ettik. Cenab-ı Hak sizlere, hazine-i rahmetinden onların hurufatı adedince defter-i a’mâlinize haseneler yazsın. Âmin.» (Kastamonu Lâhikası sh: 246)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000">28- «Hasan Âtıf’ın mektubunda, cesur ve sebatkâr zâtlardan—ki “efeler” tâbir ediyor—bahis var. Biz, o cesur, sebatkâr yeni kardeşlerimizi ruh u canla kabul ediyoruz. Fakat Risale-i Nur dairesine girenler, şahsî cesaretlerini kıymetleştirmek için, sarsılmaz bir sebat ve metanete ve ihvanlarının tesanüdüne cidden çalışmaya sarf edip, o cam parçası hükmünde şahsî cesaretini, hakikatperestlik sıddıkiyetindeki fedakârlık elmasına çevirmek gerektir.</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Evet, mesleğimizde, ihlâs-ı tâmmeden sonra en büyük esas, sebat ve metanettir. Ve o metanet cihetiyle şimdiye kadar çok vukuat var ki, öyleler, herbiri yüze mukabil bu hizmet-i Nuriyede muvaffak olmuş âdi bir adam ve yirmi otuz yaşında iken, altmış yetmiş yaşındaki velîlere tefevvuk etmişler var.» (Kastamonu Lâhikası sh: 248)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong>29- «İmam-ı Ali’nin üç keramet-i gaybiyesiyle Risale-i Nur’dan haber vermesine dairdir.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong>Bu sekiz parçayı Ankara ehl-i vukufu tetkik etmiş, itiraz etmemişler. Yalnız demişler: “Bu yazılmamalıydı. Keramet sahibi, kerametini yazamaz.”</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Ben de onlara cevap verdim ki:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><span style="color: red"><span style="font-size: 15px">“Bu, benim değil, Risale-i Nur’un kerametidir. Risale-i Nur ise, Kur’ân’ın malıdır ve tefsiridir” dedim. Onlar sustular, demek kabul ettiler. Gerçi bu çeşit ikramlar yazılmasaydı daha münasipti, fakat bu kadar hadsiz muarızlar ve çok kuvvetli ve kesretli düşmanlar karşısında az ve fakir ve zayıf olan bizlere kuvve-i mâneviye ve gaybî imdat ve teşcî ve sebat ve metanet vermek için mecburiyet‑i kat’iye oldu, ben de yazdım.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 13)</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">30- «Bu yaz mevsimi, gaflet zamanı ve derd-i maişet meşgalesi hengâmı ve şuhûr-u selâsenin çok sevaplı ibadet vakti ve zemin yüzündeki fırtınaların silâhla değil, diplomatlıkla çarpışmaları zamanı olduğu cihetle, gayet kuvvetli bir metanet ve vazife-i nuriye-i kudsiyede bir sebat olmazsa, Risale‑i Nur’un hizmeti zararına bir atâlet, bir fütur ve tevakkuf başlar.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 43)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong>31- «Kemiyet keyfiyete nisbeten ehemmiyetsiz olduğundan, hâlis bir hâdim olarak, hakikat-i ihlâs ile, herşeyin fevkinde hakaik-i imaniyeyi on adama ders vermek, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşad etmekten daha ehemmiyetli görüyorum.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Çünkü o on adam, tam o hakikati herşeyin fevkinde gördüklerinden, sebat edip, o çekirdekler hükmünde olan kalbleri, birer ağaç olabilirler.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 75)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000">32- «Bize ezâ ve cefâ edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale-i Nur’a sadakat ve sebatla çalışmalarını tavsiye ederim.» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 81)</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000"></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Sebat edip etmeme cihetinde kaderin imtihanı:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">33- «İşte bu meselemizde elmaslar şişelerden, sıddık fedakârlar mütereddit sebatsızlardan ve hâlis muhlisler, benlik ve menfaatini bırakmayanlardan ayrılmak için bu şiddetli imtihana girmemizin iki sebebi var:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Birisi: Ehl-i dünya ve siyasetin evhamlarına dokunan kuvvetli bir tesanüd ve ihlâsla fevkalâde hizmet-i diniyedir. Zulm-ü beşer buna baktı.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">İkincisi: Herkes kendi başına bu kudsî hizmete tam ihlâs ve tam tesanüdle tam liyakat göstermediğimizden, kader dahi buna baktı.» (Şualar sh: 300)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Sebatkârları dağıtmak için münafıkların planları:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><span style="color: #a0522d"><strong>34- «O plânların en mühim bir esası, has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak, fütur vermek, mümkünse Risale-i Nur’dan vazgeçirmektir. Bu noktada o kadar acip yalanları ve desiseleri istimal ediyorlar ki, Isparta ve havalisi, Gül ve Nur fabrikasının kahraman şakirdleri gibi, çelik ve demir gibi bir sebat ve sadakat ve metanet lâzım ki dayanabilsin. Bazı da dost suretinde hulûl edip, korkutmak mümkünse, habbeyi kubbe edip evham veriyorlar.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">“Aman, aman Said’e yanaşmayınız! Hükûmet tâkip ediyor” diye zayıfları vazgeçirmeye çalışıyorlar. Hattâ bazı genç talebelere, hevesatlarını tahrik için, bazı genç kızları musallat ediyorlar. Hattâ Risale-i Nur erkânlarına karşı da, benim şahsımın kusurâtını, çürüklüğünü gösterip, zahiren dindar ehl-i bid’adan bazı şöhretli zatları gösterip, “Biz de Müslümanız, din yalnız Said’in mesleğine mahsus değil” deyip, bize karşı perde altında cephe alan zındıklara ve anarşilik hesabına o safdil ehl-i diyanet ve hocaları âlet edip istimal ediyorlar. İnşaallah bunların bu plânları da akîm kalacak.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 125)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">35- «Mücmel bir mânevî ihtar ile bir meseleyi kalbe geldiği gibi beyan edeceğim. Altı makamata giden ve galebe eden müdafaatın cevabı gelmiş ve bize tecavüze çare bulamamışlar. Yalnız bir makamın, gizli bir iş’ar ile, benim fedakâr kardeşlerimi benden soğutmak ve şiddetli alâkalarını gevşetmek planı var. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Zaten çoktan beri, beni ihanetlerle ve iftiralarla ve tecritlerle, bu kudsî ve uhrevî ve imanî alâkayı bozmaya çalıştılar, muvaffak olamadılar. Şimdi Nurcuları ürkütmek, zayıf bir damar bulup nazarlarını başka tarafa çevirmeye bazı bahaneleri buluyorlar. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong>İnşaallah, demir gibi metin Nurcuların kahramanane sebatları ve tahammülleri ve mücahid-i ekber olan Nurun hakikatleri, onun elinde birer elmas kılıç bulunan şakirdlerin şahs-ı mânevîsinin pek harika fedakârlığı, onların bu plânını da akîm bırakacak. Evet, Cennet ucuz olmadığı gibi, Cehennem dahi lüzumsuz değil. Sizlere tekrarla beyan edilmiş:</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Eski zamanın kahraman mücahidlerine nispeten en az zahmet, ağır şerait ve bu zamanın şiddet-i ihtiyaç cihetiyle çok sevap kazanan, inşaallah halis Nurculardır. Ve boş boşuna, bâd-ı hevâ, belki günahlı, zararlı giden birkaç sene ömrünü, böyle kudsî bir hizmet-i imaniye ve Kur’âniyeye sarf eden ve onunla ebedî bir ömrü kazanan, Nur talebeleridir. Ben, kendi hisseme düşen bütün bu hücumlarına karşı, pek çok zaafiyetimle beraber tahammüle karar verdim.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong>İnşaallah, kuvvetli, fedakâr, genç, kahraman kardeşlerim benden geri kalmaz ve kaçmazlar ve kaçanları da geri çevirmeye, şimdiye kadar çalıştıkları gibi çalışacaklar.» (Tarihçe-i Hayat sh: 596)</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><span style="color: #a0522d"><strong>36- «Sizin fevkalâde sebat ve ihlâsınızın galebesi ve o musibeti def’inden sonra, ehl-i dünya cepheyi değiştirdi. Zındıkanın desiseleriyle, bu havalide bizlere karşı perde altında maddî ve manevî tahşidatı başlamış gayet dikkatle ve şeytancasına şakirdlerin hakikî kuvvetleri olan tesanüdü bozmaya çalışıyorlar. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Sizlere risaleleri iade ettikleri halde, kurnazcasına dolaplar çevriliyor. Biz, sizin bir şubeniz hükmünde olduğumuz halde, bizi asıl ve merkez telâkki ettiklerinden, daha ziyade desiseleri bize karşı istimal ediyorlar. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Hâfız-ı Hakikî Cenab-ı Haktır. İnşaallah hiçbir zarar edemeyecekler. Fakat bu şuhur-u mübârekenin eyyam ve leyâli-i mübarekesinde hâlis dualarınızla bize yardım ediniz. Birşey yok fakat mümkün oldukça ihtiyatlı ve dikkatli olunuz. Hazret-i Ali Radıyallahü Anh ve Gavs-ı Geylânî Kuddise Sirruhu gibi kahramanların mânevî teminatı ve hitapları, bize her vakit cesaret ve kuvve‑i mânevî veriyor.» (Kastamonu Lâhikası sh: 152)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">Düşmanların taarruzundan kurtulmak için hizmetten çekilmek daha ziyade ezilmeye ve büyük mesuliyete sebebiyet verir:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">37- «Bu Cuma gününde mühim bir hizb okurken siz hatıra geldiniz. “Bu musibetten kurtulmak için ne yapacağız?” lisan-ı hâl ile dediniz. Benim kalbime bu geldi: Sıkı bir tesanüdle, el ele, omuz omuza veriniz.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong>Çünkü, birbirinden ve Risale-i Nur’dan ve benden çekinmek ve inkâr etmek ve bizi ezmek isteyen gizli kuvvete dalkavukluk etmek gibi tedbirleri yapanların zarardan başka hiçbir menfaatleri yoktur. Sizi temin ederim, eğer bilseydim ki benden teberri etmekle kurtulacaksınız, beni tahkir ve ihanet ve gıybet etmeye izin verip helâl ederdim. Fakat, bizi ezmek isteyen gizli kuvvet sizi biliyor, aldanmıyor za’fınızdan, teberrînizden cesaret alır, daha ziyade ezer.» (Tarihçe-i Hayat sh: 431)</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive">38- «Aleyhimize çevrilen dolaptan kurtulmak imkânı bulmadık. Ben hissetmiştim, fakat çare yoktu. Bîçare merhum Şeyh Abdülhakîm, Şeyh Abdülbâki kurtulamadılar. Demek bu musibette biz birbirimizden şekvâ etmek hem haksız, hem mânâsız, hem zararlı, hem Risale-i Nur’dan bir nevi küsmektir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: olive"><strong>Sakın, sakın, has rükünlerin gösterdikleri faaliyeti bu musibete bir sebep görüp onlardan gücenmek ise, Risale-i Nur’dan çekilmek ve hakaik-i imaniyeyi öğrenmeden pişman olmaktır. Bu ise, maddî musibetten daha büyük bir mânevî musibettir.» </strong>(Şualar sh: 322)</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 241731, member: 1013691"] [b]Cevap: Risale-i Nur Mesleği ve İman Hizmeti { ESASAT-I NURİYE }[/b] [FONT="Arial Narrow"][SIZE="3"][COLOR="olive"]26- «Isparta ve havalisindeki Risale-i Nur şakirdlerinde fevkalâde bir sadakat ve sebat ve uhuvvet ve ihlâs ve kahramanlık var ki, bu acip zamanda binler esbab-ı fesat ve ifsat içinde vahdetlerini ve ittifaklarını ve hizmette ciddiyetlerini muhafaza ediyorlar. [B]Bu kadar fırtınalı hadiseler içinde Risale-i Nur’u muattal bırakmadınız, söndürmediniz belki öyle parlattınız ki, bizi de ışıklandırıp gayrete getirdiniz.» (Kastamonu Lâhikası sh: 243)[/B] 27- «Bu şuhur-u selâse-i mübarekenizi tebrik ediyoruz. Sizin kalemlerinizin yadigârları ve Risale-i Nur’dan ayrılmamak ve sebat etmek senetleri olan yazılarınızı ve dininizi dünyanın çok fevkinde tutmanıza işaret veren dünya sureti üstündeki çizgilerinizi ve iman hizmetinde daima sebat etmenize, vesikalar hükmündeki imzalarınızı, kemâl-i memnuniyetle aldık, kabul ettik. Cenab-ı Hak sizlere, hazine-i rahmetinden onların hurufatı adedince defter-i a’mâlinize haseneler yazsın. Âmin.» (Kastamonu Lâhikası sh: 246) [COLOR="#8b0000"]28- «Hasan Âtıf’ın mektubunda, cesur ve sebatkâr zâtlardan—ki “efeler” tâbir ediyor—bahis var. Biz, o cesur, sebatkâr yeni kardeşlerimizi ruh u canla kabul ediyoruz. Fakat Risale-i Nur dairesine girenler, şahsî cesaretlerini kıymetleştirmek için, sarsılmaz bir sebat ve metanete ve ihvanlarının tesanüdüne cidden çalışmaya sarf edip, o cam parçası hükmünde şahsî cesaretini, hakikatperestlik sıddıkiyetindeki fedakârlık elmasına çevirmek gerektir.[/COLOR] Evet, mesleğimizde, ihlâs-ı tâmmeden sonra en büyük esas, sebat ve metanettir. Ve o metanet cihetiyle şimdiye kadar çok vukuat var ki, öyleler, herbiri yüze mukabil bu hizmet-i Nuriyede muvaffak olmuş âdi bir adam ve yirmi otuz yaşında iken, altmış yetmiş yaşındaki velîlere tefevvuk etmişler var.» (Kastamonu Lâhikası sh: 248) [B]29- «İmam-ı Ali’nin üç keramet-i gaybiyesiyle Risale-i Nur’dan haber vermesine dairdir. Bu sekiz parçayı Ankara ehl-i vukufu tetkik etmiş, itiraz etmemişler. Yalnız demişler: “Bu yazılmamalıydı. Keramet sahibi, kerametini yazamaz.” [/B] Ben de onlara cevap verdim ki: [COLOR="red"][SIZE="4"]“Bu, benim değil, Risale-i Nur’un kerametidir. Risale-i Nur ise, Kur’ân’ın malıdır ve tefsiridir” dedim. Onlar sustular, demek kabul ettiler. Gerçi bu çeşit ikramlar yazılmasaydı daha münasipti, fakat bu kadar hadsiz muarızlar ve çok kuvvetli ve kesretli düşmanlar karşısında az ve fakir ve zayıf olan bizlere kuvve-i mâneviye ve gaybî imdat ve teşcî ve sebat ve metanet vermek için mecburiyet‑i kat’iye oldu, ben de yazdım.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 13)[/SIZE][/COLOR] 30- «Bu yaz mevsimi, gaflet zamanı ve derd-i maişet meşgalesi hengâmı ve şuhûr-u selâsenin çok sevaplı ibadet vakti ve zemin yüzündeki fırtınaların silâhla değil, diplomatlıkla çarpışmaları zamanı olduğu cihetle, gayet kuvvetli bir metanet ve vazife-i nuriye-i kudsiyede bir sebat olmazsa, Risale‑i Nur’un hizmeti zararına bir atâlet, bir fütur ve tevakkuf başlar.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 43) [B]31- «Kemiyet keyfiyete nisbeten ehemmiyetsiz olduğundan, hâlis bir hâdim olarak, hakikat-i ihlâs ile, herşeyin fevkinde hakaik-i imaniyeyi on adama ders vermek, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşad etmekten daha ehemmiyetli görüyorum.[/B] Çünkü o on adam, tam o hakikati herşeyin fevkinde gördüklerinden, sebat edip, o çekirdekler hükmünde olan kalbleri, birer ağaç olabilirler.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 75) [COLOR="#8b0000"]32- «Bize ezâ ve cefâ edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale-i Nur’a sadakat ve sebatla çalışmalarını tavsiye ederim.» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 81) [/COLOR] Sebat edip etmeme cihetinde kaderin imtihanı: 33- «İşte bu meselemizde elmaslar şişelerden, sıddık fedakârlar mütereddit sebatsızlardan ve hâlis muhlisler, benlik ve menfaatini bırakmayanlardan ayrılmak için bu şiddetli imtihana girmemizin iki sebebi var: Birisi: Ehl-i dünya ve siyasetin evhamlarına dokunan kuvvetli bir tesanüd ve ihlâsla fevkalâde hizmet-i diniyedir. Zulm-ü beşer buna baktı. İkincisi: Herkes kendi başına bu kudsî hizmete tam ihlâs ve tam tesanüdle tam liyakat göstermediğimizden, kader dahi buna baktı.» (Şualar sh: 300) Sebatkârları dağıtmak için münafıkların planları: [COLOR="#a0522d"][B]34- «O plânların en mühim bir esası, has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak, fütur vermek, mümkünse Risale-i Nur’dan vazgeçirmektir. Bu noktada o kadar acip yalanları ve desiseleri istimal ediyorlar ki, Isparta ve havalisi, Gül ve Nur fabrikasının kahraman şakirdleri gibi, çelik ve demir gibi bir sebat ve sadakat ve metanet lâzım ki dayanabilsin. Bazı da dost suretinde hulûl edip, korkutmak mümkünse, habbeyi kubbe edip evham veriyorlar.[/B][/COLOR] “Aman, aman Said’e yanaşmayınız! Hükûmet tâkip ediyor” diye zayıfları vazgeçirmeye çalışıyorlar. Hattâ bazı genç talebelere, hevesatlarını tahrik için, bazı genç kızları musallat ediyorlar. Hattâ Risale-i Nur erkânlarına karşı da, benim şahsımın kusurâtını, çürüklüğünü gösterip, zahiren dindar ehl-i bid’adan bazı şöhretli zatları gösterip, “Biz de Müslümanız, din yalnız Said’in mesleğine mahsus değil” deyip, bize karşı perde altında cephe alan zındıklara ve anarşilik hesabına o safdil ehl-i diyanet ve hocaları âlet edip istimal ediyorlar. İnşaallah bunların bu plânları da akîm kalacak.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 125) 35- «Mücmel bir mânevî ihtar ile bir meseleyi kalbe geldiği gibi beyan edeceğim. Altı makamata giden ve galebe eden müdafaatın cevabı gelmiş ve bize tecavüze çare bulamamışlar. Yalnız bir makamın, gizli bir iş’ar ile, benim fedakâr kardeşlerimi benden soğutmak ve şiddetli alâkalarını gevşetmek planı var. Zaten çoktan beri, beni ihanetlerle ve iftiralarla ve tecritlerle, bu kudsî ve uhrevî ve imanî alâkayı bozmaya çalıştılar, muvaffak olamadılar. Şimdi Nurcuları ürkütmek, zayıf bir damar bulup nazarlarını başka tarafa çevirmeye bazı bahaneleri buluyorlar. [B]İnşaallah, demir gibi metin Nurcuların kahramanane sebatları ve tahammülleri ve mücahid-i ekber olan Nurun hakikatleri, onun elinde birer elmas kılıç bulunan şakirdlerin şahs-ı mânevîsinin pek harika fedakârlığı, onların bu plânını da akîm bırakacak. Evet, Cennet ucuz olmadığı gibi, Cehennem dahi lüzumsuz değil. Sizlere tekrarla beyan edilmiş:[/B] Eski zamanın kahraman mücahidlerine nispeten en az zahmet, ağır şerait ve bu zamanın şiddet-i ihtiyaç cihetiyle çok sevap kazanan, inşaallah halis Nurculardır. Ve boş boşuna, bâd-ı hevâ, belki günahlı, zararlı giden birkaç sene ömrünü, böyle kudsî bir hizmet-i imaniye ve Kur’âniyeye sarf eden ve onunla ebedî bir ömrü kazanan, Nur talebeleridir. Ben, kendi hisseme düşen bütün bu hücumlarına karşı, pek çok zaafiyetimle beraber tahammüle karar verdim. [B] İnşaallah, kuvvetli, fedakâr, genç, kahraman kardeşlerim benden geri kalmaz ve kaçmazlar ve kaçanları da geri çevirmeye, şimdiye kadar çalıştıkları gibi çalışacaklar.» (Tarihçe-i Hayat sh: 596)[/B] [COLOR="#a0522d"][B]36- «Sizin fevkalâde sebat ve ihlâsınızın galebesi ve o musibeti def’inden sonra, ehl-i dünya cepheyi değiştirdi. Zındıkanın desiseleriyle, bu havalide bizlere karşı perde altında maddî ve manevî tahşidatı başlamış gayet dikkatle ve şeytancasına şakirdlerin hakikî kuvvetleri olan tesanüdü bozmaya çalışıyorlar. [/B][/COLOR] Sizlere risaleleri iade ettikleri halde, kurnazcasına dolaplar çevriliyor. Biz, sizin bir şubeniz hükmünde olduğumuz halde, bizi asıl ve merkez telâkki ettiklerinden, daha ziyade desiseleri bize karşı istimal ediyorlar. Hâfız-ı Hakikî Cenab-ı Haktır. İnşaallah hiçbir zarar edemeyecekler. Fakat bu şuhur-u mübârekenin eyyam ve leyâli-i mübarekesinde hâlis dualarınızla bize yardım ediniz. Birşey yok fakat mümkün oldukça ihtiyatlı ve dikkatli olunuz. Hazret-i Ali Radıyallahü Anh ve Gavs-ı Geylânî Kuddise Sirruhu gibi kahramanların mânevî teminatı ve hitapları, bize her vakit cesaret ve kuvve‑i mânevî veriyor.» (Kastamonu Lâhikası sh: 152) Düşmanların taarruzundan kurtulmak için hizmetten çekilmek daha ziyade ezilmeye ve büyük mesuliyete sebebiyet verir: 37- «Bu Cuma gününde mühim bir hizb okurken siz hatıra geldiniz. “Bu musibetten kurtulmak için ne yapacağız?” lisan-ı hâl ile dediniz. Benim kalbime bu geldi: Sıkı bir tesanüdle, el ele, omuz omuza veriniz. [B]Çünkü, birbirinden ve Risale-i Nur’dan ve benden çekinmek ve inkâr etmek ve bizi ezmek isteyen gizli kuvvete dalkavukluk etmek gibi tedbirleri yapanların zarardan başka hiçbir menfaatleri yoktur. Sizi temin ederim, eğer bilseydim ki benden teberri etmekle kurtulacaksınız, beni tahkir ve ihanet ve gıybet etmeye izin verip helâl ederdim. Fakat, bizi ezmek isteyen gizli kuvvet sizi biliyor, aldanmıyor za’fınızdan, teberrînizden cesaret alır, daha ziyade ezer.» (Tarihçe-i Hayat sh: 431)[/B] 38- «Aleyhimize çevrilen dolaptan kurtulmak imkânı bulmadık. Ben hissetmiştim, fakat çare yoktu. Bîçare merhum Şeyh Abdülhakîm, Şeyh Abdülbâki kurtulamadılar. Demek bu musibette biz birbirimizden şekvâ etmek hem haksız, hem mânâsız, hem zararlı, hem Risale-i Nur’dan bir nevi küsmektir. [B]Sakın, sakın, has rükünlerin gösterdikleri faaliyeti bu musibete bir sebep görüp onlardan gücenmek ise, Risale-i Nur’dan çekilmek ve hakaik-i imaniyeyi öğrenmeden pişman olmaktır. Bu ise, maddî musibetten daha büyük bir mânevî musibettir.» [/B](Şualar sh: 322)[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur Mesleği ve İman Hizmeti { "ESASAT-I NURİYE" }
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst