Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
''Risale-i Nur Müşteri Aramaz'' sözü ne demektir? Nasıl anlamalıyız?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ukbaa" data-source="post: 194149" data-attributes="member: 15165"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: red"><em><strong>‘Risâle-i Nur müşteri aramaz’ sözü ne demektir? </strong></em></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><span style="font-size: 18px"><span style="color: red"><strong>Tebliğ vazifesini dikkate aldığımızda bu sözü nasıl anlayacağız?”</strong> </span></span></span></em></span><span style="font-size: 15px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><em><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong>Hakkı ve hakikati tebliğ etmek, Kur’ân’ın önemli emirlerindendir. Fakat vazifenin tebliğ ile sınırlı olduğu; tebliğde ısrar edilmemesi gerektiği ve tebliğ edildikten sonra hidayet verme işinin bizzat Allah’a ait olduğu da, Kur’ân’ın önemli hatırlatmalarındandır.</strong></span></em></span></p><p> <span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><em><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">Kur’ân’a göre, tebliğ etme ile hidayet etme arasında, yaratılan ile Yaratıcı arasındaki mesafe kadar sonsuz bir mesafe bulunuyor. Nitekim tebliğ etme bizim fiilimiz iken, hidayet etme yalnız Allah’a ait bir fiildir. Bu hususu belgeleyen âyetlerden sadece birkaçı şöyledir: </span></strong></em></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: red">“Peygambere düşen ancak tebliğ etmektir!”</span> 1 </strong></span></em></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: red">“Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir.”</span> 2 </strong></span></em></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: red">“Sen sevdiğine hidayet veremezsin. Lâkin Allah, dilediğine hidayet verir.” </span>3</strong></span></em></span></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Tebliğ etmek bize düşen önemli bir vazife iken; tebliğde ısrarcı olmayı, bir müstağniye (dine ihtiyaç duymadığını düşünen birine) tebliğ edeceğim diye kendini parçalamayı ve bunun için bir müşteriyi (dine müşteri olan ve bir şeyler öğrenmek isteyen birisini) ihmal etmeyi Kur’ân makbul saymaz. Allah (cc), bu hususta Sevgili Resûlünü bile (asm) ikaz ediyor.</span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="color: blue">Abese Sûresinin nüzul sebebi şöyle bir vakıadır: </span></span></span></strong></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong>Resulullah Efendimiz (asm) azılı müşriklerden Utbe bin Rabia, Ümeyye bin Halef ve Ebu Cehil bin Hişam ile konuşuyor, onları Allah’ın dinine dâvet ediyordu. Onlar da dinlemiyorlar, lâf anlamıyorlar, hatta alay ediyorlardı. </strong></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong>Peygamber Efendimiz (asm) ise dâvetini yaymakla haşir neşir olmuş, bir kişiyi olsun imana getirebilmek için çabalıyor; bu zor insanların imana gelmesinin bir çok insan üzerinde etkili olacağı düşüncesiyle–tâbir caizse- kendini yıpratırcasına dâvetini anlatıyordu. </strong></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong>Bu sırada kör bir mü’min olan Ümmü Mektum Hazretleri tutunarak ve yedekleyerek Resûlullah Efendimizin (asm) yanına kadar geldi ve <span style="color: royalblue">“Ya Resulallah! Allah’ın sana indirdiği Kur’ân’dan bana öğret! Beni irşad buyur!”</span>dedi. Peygamber Efendimiz (asm) Ümmü Mektum’a cevap vermedi. Ümmü Mektum (ra), Peygamber Efendimizden (asm) yüz bulamayınca sözünü tekrarlayıp durdu.</strong></span></em></span></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">İşte tam bu sırada, Peygamber Efendimiz (asm) henüz oracıktayken, henüz azılı ve zor müşriklerle görüşme yaparken Abese Sûresi nazil oldu. </span></span></strong></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue"><strong>Sûrenin ilk on iki âyeti meâlen aynen şöyledir: </strong></span></span></em></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: red">“Yüzünü ekşitti ve döndü. Kendisine âmâ geldi diye. Ne bilirsin, belki o temizlenecek? Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek. Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun temizlenmemesinden sana ne? Ama sana can atarak gelen, Allah’tan korkarak gelmişken, Sen onunla ilgilenmiyorsun. Hayır; hayır; sakın! Çünkü o Kur’ân bir öğüttür. Artık dileyen onu düşünür.”</span>4</strong></span></em></span></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Peygamber Efendimiz (asm) aslında Ümmü Mektum’u aydınlatmaktan uzak duruyor değildi. Bu durum onun masumiyeti ile de çelişmiyor. Bilâkis dâvâsına sadakatini, dâvetini yayma çabasını ve tebliğ görevinde başarısını gösteriyor.</span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Risâle-i Nur, asrımızın tebliğ kitabıdır. Ama müstağnî olanlar ona ulaşamazlar! Müşteri olmayanlar onu bulamazlar! Onu hor görenler onun hakikatlerine erişemezler! Ona gururla bakanlar onun gölgesine yaklaşamazlar! Böylelerine karşı ısrarla Nur hakikatlerini satmaya kalkmak abesle iştigaldir. </span></span></strong></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong>Tebliğin hakkı hürmetine bir defa uyarılsa kâfidir. Kabul etmezse ısrar etmemelidir. ‘Makamı mevkii var, kabul ederse büyük etki yapar’ gibi hususları düşünmemeli; müşteri olmayan birisine Nur hakikatlerini tebliğde ısrarcı olmamalıdır.</strong></span></em></span></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bedîüzzaman Hazretleri bir Amerikan sefiri eliyle Amerika’ya risâle göndermek isteyen talebelerini, sefirin siyasî bir kişi olması hasebiyle Risâle-i Nur’u takdir edemeyeceğini, Risâle-i Nur’u takdir etmeyen bir ele ise Risâle-i Nur vermenin makbul olmadığını ifadeyle şöyle uyarıyor: </span></span></strong></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: green">“İstanbul’daki Amerika Sefiri vasıtasıyla Amerika’daki Müslüman heyetine Zülfikar’ı ve bir Asa-yı Musa’yı göndermesini isteyen o dostumuz ve kardeşimize deyiniz ki: Sefirlerin kafası siyasetle meşgul olduğundan ve Risâle-i Nur, siyasetle alâkası olmadığından, siyasî bir kafa çabuk takdir edemiyor. Hem Risâle-i Nur, müşterileri aramaz; müşteriler onu aramalı, yalvarmalı. Amerika, buranın en küçük bir havadisini merakla takip ettiği halde, buranın en büyük bir hadisesi olan Risâle-i Nur’u elbette arayacaktır.”</span>5</strong></span></em></span></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Burada Bedîüzzaman Hazretleri tebliğ yapmamayı değil; tebliğde ısrarcı olmamayı ve müşteri olmayanlarla kafamızı fazla meşgul etmemeyi; tebliği mütezellilâne değil, izzet-i diniyeyi muhafaza ederek yapmayı hatırlatıyor. </span></span></strong></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong>Nitekim diyor ki: </strong></span></em></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><em><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: green">“Kur’ân-ı Hakîmin sadık bir hizmetkârı, ne kadar âdi olursa olsun, Kur’ân namına, en büyük insanlara emirlerini çekinmeyerek tebliğ eder ve en zengin ruhlu olanlara Kur’ân’ın âli elmaslarını, yalvararak, mütezellilâne değil, belki müftehirâne ve müstağniyâne satar. Onlar ne kadar büyük olursa olsun, o âdi hizmetkâra, vazife başında iken tekebbür edemezler.”</span>6</strong></span></em></span></p><p> </p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="color: indigo">“Cenâb-ı Hak, bize, nur ve nuranî vazifeyi vermiş; onlara da zulümlü zulümatlı oyunları vermiş. Onlar bizden istiğna edip yardım etmedikleri ve elimizdeki kudsî nurlara müşteri olmadıkları halde, biz onların karanlıklı oyunlarına vazifemizin zararına bakmaya tenezzül etmek hatadır.”</span>7</span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong>Dipnotlar:</strong></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'">1- Maide S: 99; Nur S: 54; Ankebut S: 18; Tegabun S: 12;</span></span></em></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><em>2- Al-i İmran: 20;</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><em>3- Kasas Sûresi: 56;</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><em>4- Abese Sûresi: 1-12;</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><em>5- Emirdağ Lâhikası: 194, 195;</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><em>6- Mektubat: 338;</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><em>7- Kastamonu Lâhikası: 85.</em></span></span></p><p></p><p style="margin-left: 20px"></p><p style="text-align: right"><em><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Süleyman KÖSMENE</span></span></em></p></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ukbaa, post: 194149, member: 15165"] [CENTER][FONT=Times New Roman][SIZE=5][COLOR=red][I][B]‘Risâle-i Nur müşteri aramaz’ sözü ne demektir? [/B][/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][SIZE=5][COLOR=red][B]Tebliğ vazifesini dikkate aldığımızda bu sözü nasıl anlayacağız?”[/B] [/COLOR][/SIZE][/SIZE][/I][/FONT][SIZE=4] [/SIZE][/CENTER][SIZE=4] [I][FONT=Times New Roman][B]Hakkı ve hakikati tebliğ etmek, Kur’ân’ın önemli emirlerindendir. Fakat vazifenin tebliğ ile sınırlı olduğu; tebliğde ısrar edilmemesi gerektiği ve tebliğ edildikten sonra hidayet verme işinin bizzat Allah’a ait olduğu da, Kur’ân’ın önemli hatırlatmalarındandır.[/B][/FONT][/I] [I][B][FONT=Times New Roman]Kur’ân’a göre, tebliğ etme ile hidayet etme arasında, yaratılan ile Yaratıcı arasındaki mesafe kadar sonsuz bir mesafe bulunuyor. Nitekim tebliğ etme bizim fiilimiz iken, hidayet etme yalnız Allah’a ait bir fiildir. Bu hususu belgeleyen âyetlerden sadece birkaçı şöyledir: [/FONT][/B][/I] [/SIZE] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B][COLOR=red]“Peygambere düşen ancak tebliğ etmektir!”[/COLOR] 1 [/B][/SIZE][/I][/FONT] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B][COLOR=red]“Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir.”[/COLOR] 2 [/B][/SIZE][/I][/FONT] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B][COLOR=red]“Sen sevdiğine hidayet veremezsin. Lâkin Allah, dilediğine hidayet verir.” [/COLOR]3[/B][/SIZE][/I][/FONT] [I][B][SIZE=4][FONT=Times New Roman]Tebliğ etmek bize düşen önemli bir vazife iken; tebliğde ısrarcı olmayı, bir müstağniye (dine ihtiyaç duymadığını düşünen birine) tebliğ edeceğim diye kendini parçalamayı ve bunun için bir müşteriyi (dine müşteri olan ve bir şeyler öğrenmek isteyen birisini) ihmal etmeyi Kur’ân makbul saymaz. Allah (cc), bu hususta Sevgili Resûlünü bile (asm) ikaz ediyor.[/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Times New Roman][COLOR=blue]Abese Sûresinin nüzul sebebi şöyle bir vakıadır: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B]Resulullah Efendimiz (asm) azılı müşriklerden Utbe bin Rabia, Ümeyye bin Halef ve Ebu Cehil bin Hişam ile konuşuyor, onları Allah’ın dinine dâvet ediyordu. Onlar da dinlemiyorlar, lâf anlamıyorlar, hatta alay ediyorlardı. [/B][/SIZE][/I][/FONT] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B]Peygamber Efendimiz (asm) ise dâvetini yaymakla haşir neşir olmuş, bir kişiyi olsun imana getirebilmek için çabalıyor; bu zor insanların imana gelmesinin bir çok insan üzerinde etkili olacağı düşüncesiyle–tâbir caizse- kendini yıpratırcasına dâvetini anlatıyordu. [/B][/SIZE][/I][/FONT] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B]Bu sırada kör bir mü’min olan Ümmü Mektum Hazretleri tutunarak ve yedekleyerek Resûlullah Efendimizin (asm) yanına kadar geldi ve [COLOR=royalblue]“Ya Resulallah! Allah’ın sana indirdiği Kur’ân’dan bana öğret! Beni irşad buyur!”[/COLOR]dedi. Peygamber Efendimiz (asm) Ümmü Mektum’a cevap vermedi. Ümmü Mektum (ra), Peygamber Efendimizden (asm) yüz bulamayınca sözünü tekrarlayıp durdu.[/B][/SIZE][/I][/FONT] [I][B][SIZE=4][FONT=Times New Roman]İşte tam bu sırada, Peygamber Efendimiz (asm) henüz oracıktayken, henüz azılı ve zor müşriklerle görüşme yaparken Abese Sûresi nazil oldu. [/FONT][/SIZE][/B][/I] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][COLOR=blue][B]Sûrenin ilk on iki âyeti meâlen aynen şöyledir: [/B][/COLOR][/SIZE][/I][/FONT] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B][COLOR=red]“Yüzünü ekşitti ve döndü. Kendisine âmâ geldi diye. Ne bilirsin, belki o temizlenecek? Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek. Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun temizlenmemesinden sana ne? Ama sana can atarak gelen, Allah’tan korkarak gelmişken, Sen onunla ilgilenmiyorsun. Hayır; hayır; sakın! Çünkü o Kur’ân bir öğüttür. Artık dileyen onu düşünür.”[/COLOR]4[/B][/SIZE][/I][/FONT] [I][B][SIZE=4][FONT=Times New Roman]Peygamber Efendimiz (asm) aslında Ümmü Mektum’u aydınlatmaktan uzak duruyor değildi. Bu durum onun masumiyeti ile de çelişmiyor. Bilâkis dâvâsına sadakatini, dâvetini yayma çabasını ve tebliğ görevinde başarısını gösteriyor.[/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=4][FONT=Times New Roman]Risâle-i Nur, asrımızın tebliğ kitabıdır. Ama müstağnî olanlar ona ulaşamazlar! Müşteri olmayanlar onu bulamazlar! Onu hor görenler onun hakikatlerine erişemezler! Ona gururla bakanlar onun gölgesine yaklaşamazlar! Böylelerine karşı ısrarla Nur hakikatlerini satmaya kalkmak abesle iştigaldir. [/FONT][/SIZE][/B][/I] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B]Tebliğin hakkı hürmetine bir defa uyarılsa kâfidir. Kabul etmezse ısrar etmemelidir. ‘Makamı mevkii var, kabul ederse büyük etki yapar’ gibi hususları düşünmemeli; müşteri olmayan birisine Nur hakikatlerini tebliğde ısrarcı olmamalıdır.[/B][/SIZE][/I][/FONT] [I][B][SIZE=4][FONT=Times New Roman]Bedîüzzaman Hazretleri bir Amerikan sefiri eliyle Amerika’ya risâle göndermek isteyen talebelerini, sefirin siyasî bir kişi olması hasebiyle Risâle-i Nur’u takdir edemeyeceğini, Risâle-i Nur’u takdir etmeyen bir ele ise Risâle-i Nur vermenin makbul olmadığını ifadeyle şöyle uyarıyor: [/FONT][/SIZE][/B][/I] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B][COLOR=green]“İstanbul’daki Amerika Sefiri vasıtasıyla Amerika’daki Müslüman heyetine Zülfikar’ı ve bir Asa-yı Musa’yı göndermesini isteyen o dostumuz ve kardeşimize deyiniz ki: Sefirlerin kafası siyasetle meşgul olduğundan ve Risâle-i Nur, siyasetle alâkası olmadığından, siyasî bir kafa çabuk takdir edemiyor. Hem Risâle-i Nur, müşterileri aramaz; müşteriler onu aramalı, yalvarmalı. Amerika, buranın en küçük bir havadisini merakla takip ettiği halde, buranın en büyük bir hadisesi olan Risâle-i Nur’u elbette arayacaktır.”[/COLOR]5[/B][/SIZE][/I][/FONT] [I][B][SIZE=4][FONT=Times New Roman]Burada Bedîüzzaman Hazretleri tebliğ yapmamayı değil; tebliğde ısrarcı olmamayı ve müşteri olmayanlarla kafamızı fazla meşgul etmemeyi; tebliği mütezellilâne değil, izzet-i diniyeyi muhafaza ederek yapmayı hatırlatıyor. [/FONT][/SIZE][/B][/I] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B]Nitekim diyor ki: [/B][/SIZE][/I][/FONT] [FONT=Times New Roman][I][SIZE=4][B][COLOR=green]“Kur’ân-ı Hakîmin sadık bir hizmetkârı, ne kadar âdi olursa olsun, Kur’ân namına, en büyük insanlara emirlerini çekinmeyerek tebliğ eder ve en zengin ruhlu olanlara Kur’ân’ın âli elmaslarını, yalvararak, mütezellilâne değil, belki müftehirâne ve müstağniyâne satar. Onlar ne kadar büyük olursa olsun, o âdi hizmetkâra, vazife başında iken tekebbür edemezler.”[/COLOR]6[/B][/SIZE][/I][/FONT] [I][B][SIZE=4][FONT=Times New Roman][COLOR=indigo]“Cenâb-ı Hak, bize, nur ve nuranî vazifeyi vermiş; onlara da zulümlü zulümatlı oyunları vermiş. Onlar bizden istiğna edip yardım etmedikleri ve elimizdeki kudsî nurlara müşteri olmadıkları halde, biz onların karanlıklı oyunlarına vazifemizin zararına bakmaya tenezzül etmek hatadır.”[/COLOR]7[/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][SIZE=4][FONT=Times New Roman][B]Dipnotlar:[/B][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=4][FONT=Times New Roman]1- Maide S: 99; Nur S: 54; Ankebut S: 18; Tegabun S: 12;[/FONT][/SIZE][/I] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][I]2- Al-i İmran: 20;[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][I]3- Kasas Sûresi: 56;[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][I]4- Abese Sûresi: 1-12;[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][I]5- Emirdağ Lâhikası: 194, 195;[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][I]6- Mektubat: 338;[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][I]7- Kastamonu Lâhikası: 85.[/I][/SIZE][/FONT] [INDENT] [RIGHT][I][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Süleyman KÖSMENE[/SIZE][/FONT][/I][/RIGHT] [/INDENT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
''Risale-i Nur Müşteri Aramaz'' sözü ne demektir? Nasıl anlamalıyız?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst