Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Soru Cevap
Risale-i Nur Soru Cevap 1 : Ülfet
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 261526" data-attributes="member: 27"><p><strong>Cevap: Risale-i Nur soru - cevap (ÜLFET)</strong></p><p></p><p><strong><span style="color: #a52a2a"></span></strong></p><p><strong><span style="color: #a52a2a">İnsanları fikren dalalete atan sebeblerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir. Yani melufları olan (önceden beri alışageldikleri) şeyleri kendilerince malûm bilirler. Hattâ ülfet dolayısıyla âdiyata (sıradan zannettikleri şeylere) teemmül edip (dikkatle düşünüp) ehemmiyet vermezler.</span></strong></p><p><strong><span style="color: #a52a2a"></span></strong></p><p><strong><span style="color: #a52a2a"></span></strong><span style="color: #000000">İlim durağan bir şey değildir. Allah'ın isimleri ve isimlerinin tecellileri sonsuzdur. Kainattaski bütün isimler Allah'ın cc. sıfat ve isimlerinin tecellilerinden meydana geliyor. Bu tecelliler sonsuz olunca, ilminde bir yerde bitmiş olması mümkün değildir. İmam-ı Azam gibi bir mezheb aliminin söylediği şu söz </span><strong><span style="color: #000000">"</span></strong><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 10px"><strong>Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi." </strong>ilmin ne derece sonsuz olduğunu anlamaya kafidir. Bildiğini zananedip onunla yetinmek cahilliğin ta kendisidir. </span></span></span><strong><span style="color: #a52a2a"></span></strong></p><p><strong><span style="color: #a52a2a"></span></strong></p><p><strong><span style="color: #a52a2a">Halbuki ülfetlerinden dolayı malûm zannettikleri o âdi şeyler, birer hârika ve birer mu'cize-i kudret oldukları halde, ülfet saikasıyla (yönlendirmesiyle) onları teemmüle, dikkate almıyorlar; tâ onların fevkinde (üstünde) olan tecelliyat-ı seyyaleye (akıp duran tecellilere) im'an-ı nazar edebilsinler (dikkatle bakabilsinler).</span></strong></p><p><strong><span style="color: #a52a2a"></span></strong></p><p><strong><span style="color: #a52a2a"></span><span style="color: #000000">Ülfet </span>Alışma, alışkanlık; birisiyle münâsebette bulunmak, ünsiyet, ahbaplık, dostluk, huy etme, görüşme, konuşma</strong> gibi manalara geliyor. Yukarıdaki alıntıda kullanılan manası, daha çok <strong>huy edinme</strong>ye karşılık geliyor. Yani ömrünün herhangi bir devresinde öğrenilmiş olan ilmi yeterli görme, bunun ilerisine ihtiyaç duymama gibi bir anlam çıkıyor. Mesela tıb bir ilimdir. O ilmin içinde daha bir çok ilim vardır. Dahiliye, ortopedi, beyin cerrahi gibi. Her geçen gün tıbtaki gelişmeler, bulunan yenilikler, o ilmin asırlardır bitmemiş olması, daha da her geçen gün hayret edilecek gelişmelerin olması; ülfetin, bildiğini ilim zannetmenin ne kadar yersiz olduğunu gösteriyor. Bir insan ömrünü harcayıp Allahın yaratmış olduğu sadece bir cildi araştırıp inceleyerek, profesör vs. olup, onun sadece hastalıklarına müdahelede bulunabiliyor. O cildi yapmaya ilmi yetmiyor. Bütün tıb ilimlerini sonra diğer ilimleri de buna kıyas ettiğimizde ilmin ne derece bir umman olduğunu idrak edebiliriz. Allah'ın kainattaki tecellileri ve faaliyetleri aralıks<span style="color: #000000">ız </span> <span style="color: #000000">devam ediyor. Devam eden bu tecelliler de ilmin daimi oluşuna işarettir. Tükenmeyen bir hazine olduğunu gösterir.</span><span style="color: #a52a2a"></span></p><p><span style="color: #a52a2a"></span> <span style="color: #a52a2a"></span></p><p><span style="color: #a52a2a"><strong>Bunların meseli (hâli) deniz kenarında durup, denizin içerisindeki hayvanata ve sair garib hâlâtına (hallerine) bakmayarak, yalnız rüzgâr ile husule gelen (oluşan) dalgalara ve şemsin şuaatından (güneşin ışıklarından) peyda olan parıltısına dikkat etmekle Mâlik-ül Bihar (denizlerin sahibi) olan Allah'ın azametine (büyüklüğüne) delil getiren adamın meseli (hâli) gibidir." (Mesnevî-i Nuriye)</strong></span></p><p><span style="color: #a52a2a"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a52a2a"><strong></strong></span><span style="color: #000000">Deniz bakıldığında mavi, üzeri dalgalı ve güneş veya ayın ışığını yansıtan bir su birikintisi gibi görünür. İnsan sadece denizin bu görüntüsüne bakıp ben denizi biliyorum derse, bu o ilimde ülfet etmektir. Onun haricine kendini kapamış ki ben denizi biliyorum diyor. Bildiğini zannetmek, bilmediğine delildir. Halbuki denizin içinde denizin kendisinden daha büyük kitapları içine alacak ilimler var. Denizler mürekkep, ormanlardaki ağaçlar kağıt olsa o ilimleri yazmak için yetmez. Denizin içindeki canlılar, onların denize uygun şekilde yaratılması, içindekilerin rızıklandırılması, neye ihtiyaç duydukları, herbir ihtiyaçlarının gözetiliyor olmaları, denizin taşmaması için kainattaki diğer cisimlerle irtibatı gibi sayısız ilimler içinde vardır. Denizin dalgasından, üzerindeki parıltılardan Allaha yol bulmak, Allaha delil getirmek için yeterli olabilir. Burda herkes denizin içindeki ilmi bilecek denmiyor. Benim anladığım hayatta öğreneceğimiz herşeyin, denizin içinde ancak bir damla hükmünde olabileceği.</span><span style="color: #a52a2a"></span></p><p> <span style="color: #a52a2a"></span></p><p><span style="color: #a52a2a"></span><strong><span style="color: #b22222">İnsanların arza (dünyaya) ait malûmat ve müsellemat-ı bedihiyatları (çok açık zannettikleri şeyler) ülfete mebnîdir (alışkanlık üzerine kurulmuştur).</span></strong></p><p><strong><span style="color: #b22222"></span></strong></p><p><strong><span style="color: #b22222">Ülfet ise, cehl-i mürekkeb (bilmediği halde bildiğini zannetmek) üstüne serilmiş bir perdedir. Hakikate bakılırsa zannettikleri ilim, cehildir. Bu sırra binaendir ki, Kur'an âyetleriyle insanların nazarını melufatları olan (alışık oldukları) şeylere çeviriyor. Âyetler, necimler (yıldızlar) gibi ülfet perdesini deler atar. İnsanın kulağından tutar, başını eğdirir. O ülfetin altındaki havarik-ul âdât (adetleri yırtan) mu'cizeleri o âdiyat (sıradan şeyler) içerisinde gösterir." (Mesnevî-i Nuriye)</span></strong></p><p><strong><span style="color: #b22222"></span></strong><span style="color: #006400"></span></p><p><span style="color: #006400"></span><span style="color: #000000">Allah en ülfet ettiğimiz şeylere, yani bunun ne önemi var diye kendi kendimize bilmişlik yaptığımız şeylere dikkatimizi çekiyor ayetleriyle. Bir sineği misal veriyor. Halbuki sinek hergün gözümüzün önünde, onu bildiğimizi zannediyoruz. Oysa sinekte ne ilimler var, ondan alınacak ne dersler var. İlimde ülfet etmeyenlerden olmak temennisiyle, amin.</span><span style="color: #006400"></span></p><p><span style="color: #006400"></span></p><p><span style="color: #006400"></span><span style="color: #ff0000"></span></p><p><span style="color: #ff0000"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 261526, member: 27"] [b]Cevap: Risale-i Nur soru - cevap (ÜLFET)[/b] [B][COLOR=#a52a2a] İnsanları fikren dalalete atan sebeblerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir. Yani melufları olan (önceden beri alışageldikleri) şeyleri kendilerince malûm bilirler. Hattâ ülfet dolayısıyla âdiyata (sıradan zannettikleri şeylere) teemmül edip (dikkatle düşünüp) ehemmiyet vermezler. [/COLOR][/B][COLOR=#000000]İlim durağan bir şey değildir. Allah'ın isimleri ve isimlerinin tecellileri sonsuzdur. Kainattaski bütün isimler Allah'ın cc. sıfat ve isimlerinin tecellilerinden meydana geliyor. Bu tecelliler sonsuz olunca, ilminde bir yerde bitmiş olması mümkün değildir. İmam-ı Azam gibi bir mezheb aliminin söylediği şu söz [/COLOR][B][COLOR=#000000]"[/COLOR][/B][COLOR=#000000][FONT=verdana][SIZE=2][B]Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi." [/B]ilmin ne derece sonsuz olduğunu anlamaya kafidir. Bildiğini zananedip onunla yetinmek cahilliğin ta kendisidir. [/SIZE][/FONT][/COLOR][B][COLOR=#a52a2a] Halbuki ülfetlerinden dolayı malûm zannettikleri o âdi şeyler, birer hârika ve birer mu'cize-i kudret oldukları halde, ülfet saikasıyla (yönlendirmesiyle) onları teemmüle, dikkate almıyorlar; tâ onların fevkinde (üstünde) olan tecelliyat-ı seyyaleye (akıp duran tecellilere) im'an-ı nazar edebilsinler (dikkatle bakabilsinler). [/COLOR][COLOR=#000000]Ülfet [/COLOR]Alışma, alışkanlık; birisiyle münâsebette bulunmak, ünsiyet, ahbaplık, dostluk, huy etme, görüşme, konuşma[/B] gibi manalara geliyor. Yukarıdaki alıntıda kullanılan manası, daha çok [B]huy edinme[/B]ye karşılık geliyor. Yani ömrünün herhangi bir devresinde öğrenilmiş olan ilmi yeterli görme, bunun ilerisine ihtiyaç duymama gibi bir anlam çıkıyor. Mesela tıb bir ilimdir. O ilmin içinde daha bir çok ilim vardır. Dahiliye, ortopedi, beyin cerrahi gibi. Her geçen gün tıbtaki gelişmeler, bulunan yenilikler, o ilmin asırlardır bitmemiş olması, daha da her geçen gün hayret edilecek gelişmelerin olması; ülfetin, bildiğini ilim zannetmenin ne kadar yersiz olduğunu gösteriyor. Bir insan ömrünü harcayıp Allahın yaratmış olduğu sadece bir cildi araştırıp inceleyerek, profesör vs. olup, onun sadece hastalıklarına müdahelede bulunabiliyor. O cildi yapmaya ilmi yetmiyor. Bütün tıb ilimlerini sonra diğer ilimleri de buna kıyas ettiğimizde ilmin ne derece bir umman olduğunu idrak edebiliriz. Allah'ın kainattaki tecellileri ve faaliyetleri aralıks[COLOR=#000000]ız [/COLOR] [COLOR=#000000]devam ediyor. Devam eden bu tecelliler de ilmin daimi oluşuna işarettir. Tükenmeyen bir hazine olduğunu gösterir.[/COLOR][COLOR=#a52a2a] [/COLOR] [COLOR=#a52a2a] [B]Bunların meseli (hâli) deniz kenarında durup, denizin içerisindeki hayvanata ve sair garib hâlâtına (hallerine) bakmayarak, yalnız rüzgâr ile husule gelen (oluşan) dalgalara ve şemsin şuaatından (güneşin ışıklarından) peyda olan parıltısına dikkat etmekle Mâlik-ül Bihar (denizlerin sahibi) olan Allah'ın azametine (büyüklüğüne) delil getiren adamın meseli (hâli) gibidir." (Mesnevî-i Nuriye) [/B][/COLOR][COLOR=#000000]Deniz bakıldığında mavi, üzeri dalgalı ve güneş veya ayın ışığını yansıtan bir su birikintisi gibi görünür. İnsan sadece denizin bu görüntüsüne bakıp ben denizi biliyorum derse, bu o ilimde ülfet etmektir. Onun haricine kendini kapamış ki ben denizi biliyorum diyor. Bildiğini zannetmek, bilmediğine delildir. Halbuki denizin içinde denizin kendisinden daha büyük kitapları içine alacak ilimler var. Denizler mürekkep, ormanlardaki ağaçlar kağıt olsa o ilimleri yazmak için yetmez. Denizin içindeki canlılar, onların denize uygun şekilde yaratılması, içindekilerin rızıklandırılması, neye ihtiyaç duydukları, herbir ihtiyaçlarının gözetiliyor olmaları, denizin taşmaması için kainattaki diğer cisimlerle irtibatı gibi sayısız ilimler içinde vardır. Denizin dalgasından, üzerindeki parıltılardan Allaha yol bulmak, Allaha delil getirmek için yeterli olabilir. Burda herkes denizin içindeki ilmi bilecek denmiyor. Benim anladığım hayatta öğreneceğimiz herşeyin, denizin içinde ancak bir damla hükmünde olabileceği.[/COLOR][COLOR=#a52a2a] [/COLOR][B][COLOR=#b22222]İnsanların arza (dünyaya) ait malûmat ve müsellemat-ı bedihiyatları (çok açık zannettikleri şeyler) ülfete mebnîdir (alışkanlık üzerine kurulmuştur). Ülfet ise, cehl-i mürekkeb (bilmediği halde bildiğini zannetmek) üstüne serilmiş bir perdedir. Hakikate bakılırsa zannettikleri ilim, cehildir. Bu sırra binaendir ki, Kur'an âyetleriyle insanların nazarını melufatları olan (alışık oldukları) şeylere çeviriyor. Âyetler, necimler (yıldızlar) gibi ülfet perdesini deler atar. İnsanın kulağından tutar, başını eğdirir. O ülfetin altındaki havarik-ul âdât (adetleri yırtan) mu'cizeleri o âdiyat (sıradan şeyler) içerisinde gösterir." (Mesnevî-i Nuriye) [/COLOR][/B][COLOR=#006400] [/COLOR][COLOR=#000000]Allah en ülfet ettiğimiz şeylere, yani bunun ne önemi var diye kendi kendimize bilmişlik yaptığımız şeylere dikkatimizi çekiyor ayetleriyle. Bir sineği misal veriyor. Halbuki sinek hergün gözümüzün önünde, onu bildiğimizi zannediyoruz. Oysa sinekte ne ilimler var, ondan alınacak ne dersler var. İlimde ülfet etmeyenlerden olmak temennisiyle, amin.[/COLOR][COLOR=#006400] [/COLOR][COLOR=#ff0000] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Soru Cevap
Risale-i Nur Soru Cevap 1 : Ülfet
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst