Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Soru Cevap
Risale-i Nur Soru Cevap 12: İkinci Lem'a (İkinci Bölüm)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 290196" data-attributes="member: 27"><p>Yeknesak istirahat döşeğindeki hayatı; monoton, sorunsuz, her istediğine ulaşabilecek rahatlıkta bir hayat tarzı olarak anlıyorum. Rahat bir hayat insanı gaflete düşürür. Bir hastalık, musibet olmazsa Rabbi Rahiminden istemeyi unutur. Allah insanı ihtiyaçlar içinde yaratmış ve bu ihtiyaçlarını giderebilmesi için ona vücud vermiş, güç kuvvet vermiş. Bir şeyi elde edebildiğimiz sürece ona olan ihtiyacımızı tam hissedemiyoruz. Mesela su gibi bir nimet her daim yanımızda olduğundan, her zaman suya rahatça ulaşabiliyor olmamız, ona olan ihtiyacımızı tam anlamıyla hissettirmediği gibi, suyu sahiplenme gibi bir yanılgıya da düşürüyor. Halbuki o nimet her halikarda Allahın verdiği bir nimettir. Bir vesileyle onu elimizden alabilir. İşte o zaman, ihtiyacımızın şiddetlendiği anda suyun gerçek sahibini düşünmeye başlıyoruz. Düşünmek, tefekkür etmek ve o anki acizliğimiz netice itibariyle Mün'imi Hakikiden istemeye vesile oluyor. Çünkü bütün vesileler, sebepler devre dışı kalmış, mülk sahibi istemezse bir damlasına da ulaşamıyoruz. </p><p></p><p>Dualarımız, mülkü mülk sahibinden isteyişimiz Allah'ın rahmetinin celbine vesile oluyor. Duamıza ehemmiyet veriyor. Birçok hikmetler sebebiyle istediğimizi vermediği zaman bile, istememizden razı oluyor. İhtiyaçlar, musibetler, acizliklerimiz ve fakirliklerimiz duaya, ibadete vesile oluyor. Bu da insanın manen terakkisini ve hayr-ı mahz (mutlak hayır) olan vücudu netice veriyor. Aksi halde nisyan çöküyor, unutuyoruz, gaflet ediyoruz. Unuttuğumuz bile aklımıza gelmiyor. Bu da şerr-i mahz (mutlak şer) olan ademe, yokluğa, şiddetli azaba doğru yakınlaştırıyor. Allah muhafaza. </p><p></p><p>Vücudumuz, maddi manevi sahip olduğumuz herşeyi, sorunsuz kullanabildikçe kendimizin zannediyoruz. Ta ki bir musibet onu elimizden alana kadar. Bir musibet Allah'a yakınlaşmaya vesile oluyor ise sabretmek, mümkün ise şükretmek gerekir. Allah'tan uzaklaştıran yani dine gelen musibetten Allah cc. cümlemizi muhafaza eylesin, amin.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 290196, member: 27"] Yeknesak istirahat döşeğindeki hayatı; monoton, sorunsuz, her istediğine ulaşabilecek rahatlıkta bir hayat tarzı olarak anlıyorum. Rahat bir hayat insanı gaflete düşürür. Bir hastalık, musibet olmazsa Rabbi Rahiminden istemeyi unutur. Allah insanı ihtiyaçlar içinde yaratmış ve bu ihtiyaçlarını giderebilmesi için ona vücud vermiş, güç kuvvet vermiş. Bir şeyi elde edebildiğimiz sürece ona olan ihtiyacımızı tam hissedemiyoruz. Mesela su gibi bir nimet her daim yanımızda olduğundan, her zaman suya rahatça ulaşabiliyor olmamız, ona olan ihtiyacımızı tam anlamıyla hissettirmediği gibi, suyu sahiplenme gibi bir yanılgıya da düşürüyor. Halbuki o nimet her halikarda Allahın verdiği bir nimettir. Bir vesileyle onu elimizden alabilir. İşte o zaman, ihtiyacımızın şiddetlendiği anda suyun gerçek sahibini düşünmeye başlıyoruz. Düşünmek, tefekkür etmek ve o anki acizliğimiz netice itibariyle Mün'imi Hakikiden istemeye vesile oluyor. Çünkü bütün vesileler, sebepler devre dışı kalmış, mülk sahibi istemezse bir damlasına da ulaşamıyoruz. Dualarımız, mülkü mülk sahibinden isteyişimiz Allah'ın rahmetinin celbine vesile oluyor. Duamıza ehemmiyet veriyor. Birçok hikmetler sebebiyle istediğimizi vermediği zaman bile, istememizden razı oluyor. İhtiyaçlar, musibetler, acizliklerimiz ve fakirliklerimiz duaya, ibadete vesile oluyor. Bu da insanın manen terakkisini ve hayr-ı mahz (mutlak hayır) olan vücudu netice veriyor. Aksi halde nisyan çöküyor, unutuyoruz, gaflet ediyoruz. Unuttuğumuz bile aklımıza gelmiyor. Bu da şerr-i mahz (mutlak şer) olan ademe, yokluğa, şiddetli azaba doğru yakınlaştırıyor. Allah muhafaza. Vücudumuz, maddi manevi sahip olduğumuz herşeyi, sorunsuz kullanabildikçe kendimizin zannediyoruz. Ta ki bir musibet onu elimizden alana kadar. Bir musibet Allah'a yakınlaşmaya vesile oluyor ise sabretmek, mümkün ise şükretmek gerekir. Allah'tan uzaklaştıran yani dine gelen musibetten Allah cc. cümlemizi muhafaza eylesin, amin. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Soru Cevap
Risale-i Nur Soru Cevap 12: İkinci Lem'a (İkinci Bölüm)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst