Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Soru Cevap
Risale-i Nur Soru Cevap 14 : İkinci Lem'a (Dördüncü Bölüm)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ukbaa" data-source="post: 303253" data-attributes="member: 15165"><p>Bismillahirrahmanirrahim</p><p></p><p>Kaldığımız yerden devam ediyoruz..</p><p></p><p></p><p>[BILGI]<p style="text-align: center"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong>DÖRDÜNCÜ NÜKTE</strong></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Yirmi Birinci Sözün Birinci Makamında beyan edildiği gibi, Cenâb-ı Hakkın insana verdiği sabır kuvvetini evham yolunda dağıtmazsa, her musibete karşı kâfi gelebilir. Fakat vehmin tahakkümüyle ve insanın gafletiyle ve fâni hayatı bâki tevehhüm etmesiyle, sabır kuvvetini mazi ve müstakbele dağıtıp, halihazırdaki musibete karşı sabrı kâfi gelmez, şekvâya başlar. Adeta -hâşâ- Cenâb-ı Hakkı insanlara şekvâ eder. Hem çok haksız bir surette ve divanecesine şekvâ edip sabırsızlık gösterir.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Çünkü, geçmiş herbir gün, musibet ise zahmeti gitmiş, rahatı kalmış; elemi gitmiş, zevâlindeki lezzet kalmış; sıkıntısı geçmiş, sevabı kalmış. Bundan şekvâ değil, belki mütelezzizâne şükretmek lâzım gelir. Onlara küsmek değil, bilâkis muhabbet etmek gerektir. Onun o geçmiş fâni ömrü, musibet vasıtasıyla bâki ve mes’ut bir nevi ömür hükmüne geçer. Onlardaki âlâmı vehimle düşünüp bir kısım sabrını onlara karşı dağıtmak divaneliktir.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Amma gelecek günler ise, madem daha gelmemişler, içlerinde çekeceği hastalık veya musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekvâ etmek, ahmaklıktır. “Yarın, öbür gün aç olacağım, susuz olacağım” diye bugün mütemadiyen su içmek, ekmek yemek ne kadar ahmakçasına bir divaneliktir. Öyle de, gelecek günlerdeki, şimdi adem olan musibet ve hastalıkları düşünüp, şimdiden onlardan müteellim olmak, sabırsızlık göstermek, hiçbir mecburiyet olmadan kendi kendine zulmetmek öyle bir belâhettir ki, hakkında şefkat ve merhamet liyakatini selb ediyor.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Elhasıl, nasıl şükür nimeti ziyadeleştiriyor;<strong> 1</strong> öyle de, şekvâ musibeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyakati selb eder.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Birinci Harb-i Umumînin birinci senesinde, Erzurum’da mübarek bir zat müthiş bir hastalığa giriftar olmuştu. Yanına gittim. Bana dedi: “Yüz gecedir ben başımı yastığa koyup yatamadım” diye acı bir şikâyet etti. Ben çok acıdım. Birden hatırıma geldi ve dedim:</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">“Kardeşim, geçmiş sıkıntılı yüz günün, şimdi sürurlu yüz gün hükmündedir. Onları düşünüp şekvâ etme. Onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler; Rabbin olan Rahmânü’r-Rahîmin rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücut rengi verme. Bu saati düşün. Sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. Divane bir kumandan gibi yapma ki, sol cenah düşman kuvveti onun sağ cenahına iltihak edip ona taze bir kuvvet olduğu halde, sol cenahındaki düşmanın sağ cenahı daha gelmediği vakitte, o tutar, merkez kuvvetini sağa sola dağıtıp, merkezi zayıf bırakıp, düşman ednâ bir kuvvetle merkezi harap eder.”</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Dedim: “Kardeşim, sen bunun gibi yapma. Bütün kuvvetini bu saate karşı tahşid et. Rahmet-i İlâhiyeyi ve mükâfât-ı uhreviyeyi ve fâni ve kısa ömrünü uzun ve bâki bir surete çevirdiğini düşün. Bu acı şekvâ yerinde ferahlı bir şükret.” O da tamamıyla bir ferah alarak, “Elhamdü lillâh,” dedi, “hastalığım ondan bire indi.”</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Dipnot-1 : bk. İbrahim Sûresi, 14:7.</span>[/BILGI]<span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">[DIKKAT]<span style="color: #ff0000"><strong>Soru 1 :</strong></span> Sabır kuvveti kelimesinden ne anlıyoruz ? Sabır musibetler karşısında nasıl kuvvet olur ?</span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 2 :</strong></span> Sabır kuvvetimizi dağıtmamıza sebep olan haller, durumlar nelerdir ?</span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: #ff0000">Soru 3 :</span></strong> <strong>''Adeta -hâşâ- Cenâb-ı Hakkı insanlara şekvâ eder.''</strong> sözünden ne anlıyoruz ? Bu nasıl olur ?</span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 4 :</strong></span> Sabır geçmişe ve geleceğe nasıl dağıtılır ?</span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: #ff0000">Soru 5 :</span> ''Elhasıl, nasıl şükür nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de, şekvâ musibeti ziyadeleştirir.''</strong> ifadesini açıklayıp örnek verebilir misiniz ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 6 :</strong></span> Niçin musibetlere karşı şekva eden insan merhamete ve şefkate layık değildir ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: #ff0000">Soru 7 :</span></strong> Misaldeki sağ ve sol cenah hakikatte neyi temsil ediyor ? Bu temsildeki olayların hakikatını açıklayabilir misiniz ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 8 :</strong></span> Musibetlere karşı şükredilir mi ?[/DIKKAT]</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ukbaa, post: 303253, member: 15165"] Bismillahirrahmanirrahim Kaldığımız yerden devam ediyoruz.. [BILGI][CENTER][FONT=tahoma][SIZE=3][B]DÖRDÜNCÜ NÜKTE[/B][/SIZE] [/FONT][/CENTER] [FONT=tahoma] Yirmi Birinci Sözün Birinci Makamında beyan edildiği gibi, Cenâb-ı Hakkın insana verdiği sabır kuvvetini evham yolunda dağıtmazsa, her musibete karşı kâfi gelebilir. Fakat vehmin tahakkümüyle ve insanın gafletiyle ve fâni hayatı bâki tevehhüm etmesiyle, sabır kuvvetini mazi ve müstakbele dağıtıp, halihazırdaki musibete karşı sabrı kâfi gelmez, şekvâya başlar. Adeta -hâşâ- Cenâb-ı Hakkı insanlara şekvâ eder. Hem çok haksız bir surette ve divanecesine şekvâ edip sabırsızlık gösterir. Çünkü, geçmiş herbir gün, musibet ise zahmeti gitmiş, rahatı kalmış; elemi gitmiş, zevâlindeki lezzet kalmış; sıkıntısı geçmiş, sevabı kalmış. Bundan şekvâ değil, belki mütelezzizâne şükretmek lâzım gelir. Onlara küsmek değil, bilâkis muhabbet etmek gerektir. Onun o geçmiş fâni ömrü, musibet vasıtasıyla bâki ve mes’ut bir nevi ömür hükmüne geçer. Onlardaki âlâmı vehimle düşünüp bir kısım sabrını onlara karşı dağıtmak divaneliktir. Amma gelecek günler ise, madem daha gelmemişler, içlerinde çekeceği hastalık veya musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekvâ etmek, ahmaklıktır. “Yarın, öbür gün aç olacağım, susuz olacağım” diye bugün mütemadiyen su içmek, ekmek yemek ne kadar ahmakçasına bir divaneliktir. Öyle de, gelecek günlerdeki, şimdi adem olan musibet ve hastalıkları düşünüp, şimdiden onlardan müteellim olmak, sabırsızlık göstermek, hiçbir mecburiyet olmadan kendi kendine zulmetmek öyle bir belâhettir ki, hakkında şefkat ve merhamet liyakatini selb ediyor. Elhasıl, nasıl şükür nimeti ziyadeleştiriyor;[B] 1[/B] öyle de, şekvâ musibeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyakati selb eder. Birinci Harb-i Umumînin birinci senesinde, Erzurum’da mübarek bir zat müthiş bir hastalığa giriftar olmuştu. Yanına gittim. Bana dedi: “Yüz gecedir ben başımı yastığa koyup yatamadım” diye acı bir şikâyet etti. Ben çok acıdım. Birden hatırıma geldi ve dedim: “Kardeşim, geçmiş sıkıntılı yüz günün, şimdi sürurlu yüz gün hükmündedir. Onları düşünüp şekvâ etme. Onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler; Rabbin olan Rahmânü’r-Rahîmin rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücut rengi verme. Bu saati düşün. Sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. Divane bir kumandan gibi yapma ki, sol cenah düşman kuvveti onun sağ cenahına iltihak edip ona taze bir kuvvet olduğu halde, sol cenahındaki düşmanın sağ cenahı daha gelmediği vakitte, o tutar, merkez kuvvetini sağa sola dağıtıp, merkezi zayıf bırakıp, düşman ednâ bir kuvvetle merkezi harap eder.” Dedim: “Kardeşim, sen bunun gibi yapma. Bütün kuvvetini bu saate karşı tahşid et. Rahmet-i İlâhiyeyi ve mükâfât-ı uhreviyeyi ve fâni ve kısa ömrünü uzun ve bâki bir surete çevirdiğini düşün. Bu acı şekvâ yerinde ferahlı bir şükret.” O da tamamıyla bir ferah alarak, “Elhamdü lillâh,” dedi, “hastalığım ondan bire indi.” Dipnot-1 : bk. İbrahim Sûresi, 14:7.[/FONT][/BILGI][FONT=tahoma] [DIKKAT][COLOR=#ff0000][B]Soru 1 :[/B][/COLOR] Sabır kuvveti kelimesinden ne anlıyoruz ? Sabır musibetler karşısında nasıl kuvvet olur ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 2 :[/B][/COLOR] Sabır kuvvetimizi dağıtmamıza sebep olan haller, durumlar nelerdir ? [B][COLOR=#ff0000]Soru 3 :[/COLOR][/B] [B]''Adeta -hâşâ- Cenâb-ı Hakkı insanlara şekvâ eder.''[/B] sözünden ne anlıyoruz ? Bu nasıl olur ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 4 :[/B][/COLOR] Sabır geçmişe ve geleceğe nasıl dağıtılır ? [B][COLOR=#ff0000]Soru 5 :[/COLOR] ''Elhasıl, nasıl şükür nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de, şekvâ musibeti ziyadeleştirir.''[/B] ifadesini açıklayıp örnek verebilir misiniz ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 6 :[/B][/COLOR] Niçin musibetlere karşı şekva eden insan merhamete ve şefkate layık değildir ? [B][COLOR=#ff0000]Soru 7 :[/COLOR][/B] Misaldeki sağ ve sol cenah hakikatte neyi temsil ediyor ? Bu temsildeki olayların hakikatını açıklayabilir misiniz ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 8 :[/B][/COLOR] Musibetlere karşı şükredilir mi ?[/DIKKAT] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Soru Cevap
Risale-i Nur Soru Cevap 14 : İkinci Lem'a (Dördüncü Bölüm)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst