Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Soru Cevap
Risale-i Nur Soru Cevap 15 : İkinci Lem'a (Beşinci Bölüm)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ukbaa" data-source="post: 307545" data-attributes="member: 15165"><p>Bismillahirrahmanirrahim</p><p></p><p>Kaldığımız yerden devam ediyoruz.</p><p></p><p>Katılımlarınızı bekliyoruz. Buyrun sorularımıza beraber cevap bulalım...</p><p></p><p>[BILGI]<p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><strong>BEŞİNCİ NÜKTE</strong></span></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Üç Meseledir.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>BİRİNCİ MESELE:</strong> Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip feryad etmek gerektir.<strong> <u>1</u></strong></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bir kısmı ihtar-ı Rahmânîdir. Nasıl ki çoban, gayrın tarlasına tecavüz eden koyunlarına taş atıp, onlar o taştan hissederler ki, zararlı işten kurtarmak için bir ihtardır, memnunâne dönerler.<strong> <u>2</u></strong> Öyle de, çok zâhirî musibetler var ki, İlâhî birer ihtar, birer ikazdır. Ve bir kısmı keffâretü’z-zünubdur. <strong><u>3</u></strong> Ve bir kısmı, gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve zaafını bildirerek bir nevi huzur vermektir. Musibetin hastalık olan nev’i, sabıkan geçtiği gibi, o kısım, musibet değil, belki bir iltifat-ı Rabbânîdir, bir tathirdir.<strong> <u>4</u></strong></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Rivayette vardır ki, “Ermiş bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor; sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor.”<strong> <u>5</u></strong></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Hazret-i Eyyub Aleyhisselâm, münâcâtında, istirahat-i nefis için dua etmemiş. Belki zikr-i lisanî ve tefekkür-ü kalbîye mâni olduğu zaman, ubudiyet için şifa talep eylemiş. Biz, o münâcatla birinci maksadımız, günahlardan gelen mânevî, ruhî yaralarımızın şifasını niyet etmeliyiz. Maddî hastalıklar için, ubudiyete mâni olduğu zaman iltica edebiliriz. Fakat muterizâne, müştekiyâne bir surette değil, belki mütezellilâne ve istimdatkârâne iltica edilmeli. Madem Onun rububiyetine razıyız; o rububiyeti noktasında verdiği şeye rıza lâzım. Kazâ ve kaderine itirazı işmam eder bir tarzda ah, of edip şekvâ etmek, bir nevi kaderi tenkittir, rahîmiyetini ittihamdır. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmeti ittiham eden, rahmetten mahrum kalır. Kırılmış elle intikam almak için o eli istimal etmek nasıl kırılmasını tezyid ediyor; öyle de, musibete giriftar olan adam, itirazkârâne şekvâ ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.</span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>İKİNCİ MESELE: </strong>Maddî musibetleri büyük gördükçe büyür, küçük gördükçe küçülür. Meselâ, gecelerde insanın gözüne bir hayal ilişir. Ona ehemmiyet verdikçe şişer, ehemmiyet verilmezse kaybolur. Hücum eden arılara iliştikçe fazla tehacüm göstermeleri, lâkayt kaldıkça dağılmaları gibi, maddî musibetlere de büyük nazarıyla, ehemmiyetle baktıkça büyür. Merak vasıtasıyla o musibet cesetten geçerek kalbde de kökleşir, bir mânevî musibeti dahi netice verir, ona istinad eder, devam eder. Ne vakit o merakı, kazâya rıza ve tevekkül vasıtasıyla izale etse, bir ağacın kökü kesilmesi gibi, maddî musibet hafifleşe hafifleşe, kökü kesilmiş ağaç gibi kurur, gider. Bu hakikati ifade için bir vakit böyle demiştim: </span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><em>Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül,</em></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><em>Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil.</em></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><em>Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil.</em></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><em>Eğer bulmazsan, bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil.</em></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><em>Cihan</em><em> dolu belâ başında varken, ne bağırırsın küçük bir belâdan? Gel, tevekkül kıl.</em></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><em>Tevekkül</em><em>le belâ yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.</em></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Nasıl ki mübarezede müthiş bir hasma karşı gülmekle, adâvet musalâhaya, husumet şakaya döner, adâvet küçülür, mahvolur, <strong><u>6</u></strong> tevekkül ile musibete karşı çıkmak dahi öyledir.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ÜÇÜNCÜ MESELE:</strong> Her zamanın bir hükmü var.<strong> <u>7</u></strong> Şu gaflet zamanında musibet şeklini değiştirmiş. Bazı zamanda ve bazı eşhasta belâ, belâ değil, belki bir lûtf-u İlâhîdir. Ben şu zamandaki hastalıklı sair musibetzedeleri—fakat musibet dine dokunmamak şartıyla—bahtiyar gördüğümden, hastalık ve musibet aleyhtarı bulunmak hususunda bana bir fikir vermiyor. Ve bana, onlara acımak hissini iras etmiyor. Çünkü, hangi bir genç hasta yanıma gelmişse, görüyorum, emsallerine nisbeten bir derece vazife-i diniyeye ve âhirete karşı merbutiyeti var. Ondan anlıyorum ki, öyleler hakkında o nevi hastalıklar musibet değil, bir nevi nimet-i İlâhiyedir. Çünkü, çendan o hastalık onun dünyevî, fâni, kısacık hayatına bir zahmet iras ediyor, fakat onun ebedî hayatına faydası dokunuyor. Bir nevi ibadet hükmüne geçiyor. Eğer sıhhat bulsa, gençlik sarhoşluğuyla ve zamanın sefahetiyle, elbette hastalık hâletini muhafaza edemeyecek, belki sefahete atılacak.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">Dipnot-1</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">bk. <em>Tirmizî</em>, Deavât: 79; <em>Nesâi</em>, es-Sünenü’l-Kübrâ: 6:106.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">Dipnot-2</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">bk. <em>Buhâri</em>, Îman: 39, Büyû’: 2; <em>Müslim</em>, Müsâkât: 107; Ebu Nuaym, <em>Hilyetü’l-Evliyâ</em>: 1:11.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">Dipnot-3</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">bk. <em>Tirmizî</em>, Tefsîr-u Sûre: 4:24; <em>Müsned</em>, 2:303, 335, 402.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">Dipnot-4</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">bk. <em>Müslim</em>, Birr: 52; <em>Ebû Dâvud</em>, Cenâiz: 1; ed-Deylemî, <em>el-Müsned</em>: 1:123; el-Hakîm et-Tirmizî, <em>Nevâdiru’l-Usûl</em>: 1:286.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">Dipnot-5</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000"><em>Buharî,</em> Merdâ: 3, 13, 16; <em>Müslim, </em>Birr: 45; <em>İbni Mâce,</em> Edeb: 56; <em>Dârimî,</em> Rikâk: 57; <em>Müsned,</em> 1:381, 441, 455, 3:152.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">Dipnot-6</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">bk. Fussilet Sûresi, 41:34.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">Dipnot-7</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000">bk. Beyhâkî, <em>Şuabü’l-Îmân</em>: 4:263; Hâtîb el-Bağdâdî, <em>el-Cami’ li Ahlâki’r-Râvî ve Âdâbi’s-Sâmî’</em>: 1:212, 407.</span></span></p><p>[/BILGI]</p><p></p><p></p><p></p><p>[DIKKAT]<span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 1 :</strong></span> <strong>''Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir.''</strong> ifadesinden ne anlıyorsunuz ? Dine gelen musibet ne demektir ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: #ff0000">Soru 2 :</span></strong> Dini olmayan musibetler, ifadesini nasıl anlamamız lazımdır ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: #ff0000">Soru 3 :</span></strong> Musibetler günahların bağışlanmasına bir vesile midir ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 4 : </strong></span>Gelen musibetlere karşı izlememiz gereken yol nasıl olmalıdır ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 5 : </strong></span>Maddî hastalıklar için, sadece ubudiyete mâni olduğu zaman mı iltica edilir ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 6 :</strong></span> <strong>''Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar.'' </strong>vecizesini açıklar mısınız ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 7 :</strong></span> Merak musibetin kökleşmesine, büyümesine nasıl sebep olur ? İzalesi nasıldır ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 8 :</strong></span> <strong>''Her zamanın bir hükmü vardır.''</strong> ifadesini nasıl anlamamız gerekir ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 9 :</strong></span> Hastalıklar, musibetler nasıl Nimet-i İlahiye suretine girer ?</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #ff0000"><strong>Soru 10 :</strong></span> <strong>''Rahmeti ittiham eden, rahmetten mahrum kalır.'' </strong>cümlesini açıklar mısınız ?</span></p><p>[/DIKKAT]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ukbaa, post: 307545, member: 15165"] Bismillahirrahmanirrahim Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Katılımlarınızı bekliyoruz. Buyrun sorularımıza beraber cevap bulalım... [BILGI][CENTER][SIZE=3][B] BEŞİNCİ NÜKTE[/B][/SIZE] [/CENTER] [FONT=tahoma]Üç Meseledir. [B]BİRİNCİ MESELE:[/B] Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip feryad etmek gerektir.[B] [U]1[/U][/B] Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bir kısmı ihtar-ı Rahmânîdir. Nasıl ki çoban, gayrın tarlasına tecavüz eden koyunlarına taş atıp, onlar o taştan hissederler ki, zararlı işten kurtarmak için bir ihtardır, memnunâne dönerler.[B] [U]2[/U][/B] Öyle de, çok zâhirî musibetler var ki, İlâhî birer ihtar, birer ikazdır. Ve bir kısmı keffâretü’z-zünubdur. [B][U]3[/U][/B] Ve bir kısmı, gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve zaafını bildirerek bir nevi huzur vermektir. Musibetin hastalık olan nev’i, sabıkan geçtiği gibi, o kısım, musibet değil, belki bir iltifat-ı Rabbânîdir, bir tathirdir.[B] [U]4[/U][/B] Rivayette vardır ki, “Ermiş bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor; sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor.”[B] [U]5[/U][/B] Hazret-i Eyyub Aleyhisselâm, münâcâtında, istirahat-i nefis için dua etmemiş. Belki zikr-i lisanî ve tefekkür-ü kalbîye mâni olduğu zaman, ubudiyet için şifa talep eylemiş. Biz, o münâcatla birinci maksadımız, günahlardan gelen mânevî, ruhî yaralarımızın şifasını niyet etmeliyiz. Maddî hastalıklar için, ubudiyete mâni olduğu zaman iltica edebiliriz. Fakat muterizâne, müştekiyâne bir surette değil, belki mütezellilâne ve istimdatkârâne iltica edilmeli. Madem Onun rububiyetine razıyız; o rububiyeti noktasında verdiği şeye rıza lâzım. Kazâ ve kaderine itirazı işmam eder bir tarzda ah, of edip şekvâ etmek, bir nevi kaderi tenkittir, rahîmiyetini ittihamdır. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmeti ittiham eden, rahmetten mahrum kalır. Kırılmış elle intikam almak için o eli istimal etmek nasıl kırılmasını tezyid ediyor; öyle de, musibete giriftar olan adam, itirazkârâne şekvâ ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor. [B]İKİNCİ MESELE: [/B]Maddî musibetleri büyük gördükçe büyür, küçük gördükçe küçülür. Meselâ, gecelerde insanın gözüne bir hayal ilişir. Ona ehemmiyet verdikçe şişer, ehemmiyet verilmezse kaybolur. Hücum eden arılara iliştikçe fazla tehacüm göstermeleri, lâkayt kaldıkça dağılmaları gibi, maddî musibetlere de büyük nazarıyla, ehemmiyetle baktıkça büyür. Merak vasıtasıyla o musibet cesetten geçerek kalbde de kökleşir, bir mânevî musibeti dahi netice verir, ona istinad eder, devam eder. Ne vakit o merakı, kazâya rıza ve tevekkül vasıtasıyla izale etse, bir ağacın kökü kesilmesi gibi, maddî musibet hafifleşe hafifleşe, kökü kesilmiş ağaç gibi kurur, gider. Bu hakikati ifade için bir vakit böyle demiştim: [I]Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül,[/I] [I]Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil.[/I] [I]Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil.[/I] [I]Eğer bulmazsan, bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil.[/I] [I]Cihan[/I][I] dolu belâ başında varken, ne bağırırsın küçük bir belâdan? Gel, tevekkül kıl.[/I] [I]Tevekkül[/I][I]le belâ yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.[/I] Nasıl ki mübarezede müthiş bir hasma karşı gülmekle, adâvet musalâhaya, husumet şakaya döner, adâvet küçülür, mahvolur, [B][U]6[/U][/B] tevekkül ile musibete karşı çıkmak dahi öyledir. [B]ÜÇÜNCÜ MESELE:[/B] Her zamanın bir hükmü var.[B] [U]7[/U][/B] Şu gaflet zamanında musibet şeklini değiştirmiş. Bazı zamanda ve bazı eşhasta belâ, belâ değil, belki bir lûtf-u İlâhîdir. Ben şu zamandaki hastalıklı sair musibetzedeleri—fakat musibet dine dokunmamak şartıyla—bahtiyar gördüğümden, hastalık ve musibet aleyhtarı bulunmak hususunda bana bir fikir vermiyor. Ve bana, onlara acımak hissini iras etmiyor. Çünkü, hangi bir genç hasta yanıma gelmişse, görüyorum, emsallerine nisbeten bir derece vazife-i diniyeye ve âhirete karşı merbutiyeti var. Ondan anlıyorum ki, öyleler hakkında o nevi hastalıklar musibet değil, bir nevi nimet-i İlâhiyedir. Çünkü, çendan o hastalık onun dünyevî, fâni, kısacık hayatına bir zahmet iras ediyor, fakat onun ebedî hayatına faydası dokunuyor. Bir nevi ibadet hükmüne geçiyor. Eğer sıhhat bulsa, gençlik sarhoşluğuyla ve zamanın sefahetiyle, elbette hastalık hâletini muhafaza edemeyecek, belki sefahete atılacak. [COLOR=#800000]Dipnot-1 bk. [I]Tirmizî[/I], Deavât: 79; [I]Nesâi[/I], es-Sünenü’l-Kübrâ: 6:106. Dipnot-2 bk. [I]Buhâri[/I], Îman: 39, Büyû’: 2; [I]Müslim[/I], Müsâkât: 107; Ebu Nuaym, [I]Hilyetü’l-Evliyâ[/I]: 1:11. Dipnot-3 bk. [I]Tirmizî[/I], Tefsîr-u Sûre: 4:24; [I]Müsned[/I], 2:303, 335, 402. Dipnot-4 bk. [I]Müslim[/I], Birr: 52; [I]Ebû Dâvud[/I], Cenâiz: 1; ed-Deylemî, [I]el-Müsned[/I]: 1:123; el-Hakîm et-Tirmizî, [I]Nevâdiru’l-Usûl[/I]: 1:286. Dipnot-5 [I]Buharî,[/I] Merdâ: 3, 13, 16; [I]Müslim, [/I]Birr: 45; [I]İbni Mâce,[/I] Edeb: 56; [I]Dârimî,[/I] Rikâk: 57; [I]Müsned,[/I] 1:381, 441, 455, 3:152. Dipnot-6 bk. Fussilet Sûresi, 41:34. Dipnot-7 bk. Beyhâkî, [I]Şuabü’l-Îmân[/I]: 4:263; Hâtîb el-Bağdâdî, [I]el-Cami’ li Ahlâki’r-Râvî ve Âdâbi’s-Sâmî’[/I]: 1:212, 407.[/COLOR][/FONT] [/BILGI] [DIKKAT][FONT=tahoma][COLOR=#ff0000][B]Soru 1 :[/B][/COLOR] [B]''Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir.''[/B] ifadesinden ne anlıyorsunuz ? Dine gelen musibet ne demektir ? [B][COLOR=#ff0000]Soru 2 :[/COLOR][/B] Dini olmayan musibetler, ifadesini nasıl anlamamız lazımdır ? [B][COLOR=#ff0000]Soru 3 :[/COLOR][/B] Musibetler günahların bağışlanmasına bir vesile midir ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 4 : [/B][/COLOR]Gelen musibetlere karşı izlememiz gereken yol nasıl olmalıdır ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 5 : [/B][/COLOR]Maddî hastalıklar için, sadece ubudiyete mâni olduğu zaman mı iltica edilir ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 6 :[/B][/COLOR] [B]''Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar.'' [/B]vecizesini açıklar mısınız ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 7 :[/B][/COLOR] Merak musibetin kökleşmesine, büyümesine nasıl sebep olur ? İzalesi nasıldır ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 8 :[/B][/COLOR] [B]''Her zamanın bir hükmü vardır.''[/B] ifadesini nasıl anlamamız gerekir ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 9 :[/B][/COLOR] Hastalıklar, musibetler nasıl Nimet-i İlahiye suretine girer ? [COLOR=#ff0000][B]Soru 10 :[/B][/COLOR] [B]''Rahmeti ittiham eden, rahmetten mahrum kalır.'' [/B]cümlesini açıklar mısınız ?[/FONT] [/DIKKAT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Risale Soru Cevap
Risale-i Nur Soru Cevap 15 : İkinci Lem'a (Beşinci Bölüm)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst