Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Risale-i Nur'da Kelami Çizgi (Kur'ani Kelam Metodu)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Sergerdan" data-source="post: 103230" data-attributes="member: 2492"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Klasik Kelâm ile Kur’anî yol arasındaki fark </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman Said Nursî, böyle daha kısa ve emniyetli bir yolu kelâm, tasavvuf ve felsefenin ortaya koymuş olduğu yollara tercih etmiştir. O, özellikle kelâm ilmini zikrederek kelâm ile Kur’an yolunun arasındaki farkı şu misalle anlatmaktadır: <strong>“Bazı Sözlerde, ulemâ-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhâc-ı hakikînin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki, meselâ: Bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir. Bir kısmı da her yerde kuyu kazar, su çıkarır. Birinci kısım çok zahmetlidir. Tıkanır, kesilir. Fakat her yerde kuyular kazıp su çıkarmaya ehil olanlar; zahmetsiz, her bir yerde suyu buldukları gibi... Aynen öyle de: Ulemâ-i ilm-i kelâm, esbabı, nihâyet-i âlemde teselsül ve devrin muhaliyeti ile kesip, sonra Vâcibü’l-Vücûd’un vücûdunu onunla ispat ediyorlar. Uzun bir yolda gidiliyor. Amma Kur’an-ı Hakîm’in minhâc-ı hakikîsi ise; her yerde suyu buluyor, çıkarıyor. Her bir âyeti, birer âsâ-yı Musa gibi, nereye vursa âb-ı hayat fışkırtıyor.” </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Risale-i Nur, ne bazı kelâmcılar gibi yalnız aklı kullanmış, ne de tasavvufçular gibi yalnız kalbin keşif ve zevkiyle hareket etmiştir. O, imanın sadece ilimden ibaret olmayıp, insanın akıl, ruh, kalb gibi seziş ve algılayışlarının da derecelerine göre imanda hisseleri bulunduğu gerçeğinden hareketle, aklı, kalbi, ruhu ve insanın diğer melekelerini dikkate alarak hareket etmiş; akıldan kalbe, kalbden akla geçerek örneklerle açıklamalarda bulunan yepyeni bir yol takip etmiş ve bu şekilde iman hakikatlerini açık bir şekilde göstermiştir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Akıldan hareketle yola çıkan ve Eski Yunan düşüncesinin tesirinde kalan bilhassa Müslüman Meşşai filozoflara karşılık Bediüzzaman, Kur’an’ı kendisine rehber edinmiştir. Bediüzzaman’a göre Kur’an, küllî (bütüncül) bir yaklaşıma sahip olduğu için, başta “tevhid” gibi bütün iman hakikatları konusunda kısır yaklaşımların göremediği, kavrayamadığı ve anlayamadığı hakikatleri apaçık ortaya koymaktadır. Ayrıca Kur’an, tevhidi anlatırken bütün yüce İlâhî hakikatlerin mahiyetine uygun bir üslup kullanmıştır. Aynı şekilde bütün “Esmâ-i Hüsna”nın iktiza ettikleri hakikatleri, neticeleri, Esma-i Hüsna’nın tecellilerini bünyesinde toplamış ve bunlar arasındaki tenasübü muhazafa etmiştir. Bediüzzaman’a göre böyle bir yöntem, hiçbir beşerin eserinde mevcut değildir.<strong> Kelâmcıların, mutasavvıfların ve felsefecilerin usulleri, bu küllî yöntemin sadece bir yanını görebilmekte ve bunlar, meşreplerini bu tek yan üzerine bina etmektedirler. Bu ise, neticede ifrat ve tefritlere, dolayısıyla, bir hakikatten de yola çıksalar, bir takım bid’at, hattâ dalâlet fırkalarının doğmasına yol açabilmektedir. </strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Sergerdan, post: 103230, member: 2492"] [SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B] Klasik Kelâm ile Kur’anî yol arasındaki fark [/B] Bediüzzaman Said Nursî, böyle daha kısa ve emniyetli bir yolu kelâm, tasavvuf ve felsefenin ortaya koymuş olduğu yollara tercih etmiştir. O, özellikle kelâm ilmini zikrederek kelâm ile Kur’an yolunun arasındaki farkı şu misalle anlatmaktadır: [B]“Bazı Sözlerde, ulemâ-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhâc-ı hakikînin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki, meselâ: Bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir. Bir kısmı da her yerde kuyu kazar, su çıkarır. Birinci kısım çok zahmetlidir. Tıkanır, kesilir. Fakat her yerde kuyular kazıp su çıkarmaya ehil olanlar; zahmetsiz, her bir yerde suyu buldukları gibi... Aynen öyle de: Ulemâ-i ilm-i kelâm, esbabı, nihâyet-i âlemde teselsül ve devrin muhaliyeti ile kesip, sonra Vâcibü’l-Vücûd’un vücûdunu onunla ispat ediyorlar. Uzun bir yolda gidiliyor. Amma Kur’an-ı Hakîm’in minhâc-ı hakikîsi ise; her yerde suyu buluyor, çıkarıyor. Her bir âyeti, birer âsâ-yı Musa gibi, nereye vursa âb-ı hayat fışkırtıyor.” [/B] Risale-i Nur, ne bazı kelâmcılar gibi yalnız aklı kullanmış, ne de tasavvufçular gibi yalnız kalbin keşif ve zevkiyle hareket etmiştir. O, imanın sadece ilimden ibaret olmayıp, insanın akıl, ruh, kalb gibi seziş ve algılayışlarının da derecelerine göre imanda hisseleri bulunduğu gerçeğinden hareketle, aklı, kalbi, ruhu ve insanın diğer melekelerini dikkate alarak hareket etmiş; akıldan kalbe, kalbden akla geçerek örneklerle açıklamalarda bulunan yepyeni bir yol takip etmiş ve bu şekilde iman hakikatlerini açık bir şekilde göstermiştir. Akıldan hareketle yola çıkan ve Eski Yunan düşüncesinin tesirinde kalan bilhassa Müslüman Meşşai filozoflara karşılık Bediüzzaman, Kur’an’ı kendisine rehber edinmiştir. Bediüzzaman’a göre Kur’an, küllî (bütüncül) bir yaklaşıma sahip olduğu için, başta “tevhid” gibi bütün iman hakikatları konusunda kısır yaklaşımların göremediği, kavrayamadığı ve anlayamadığı hakikatleri apaçık ortaya koymaktadır. Ayrıca Kur’an, tevhidi anlatırken bütün yüce İlâhî hakikatlerin mahiyetine uygun bir üslup kullanmıştır. Aynı şekilde bütün “Esmâ-i Hüsna”nın iktiza ettikleri hakikatleri, neticeleri, Esma-i Hüsna’nın tecellilerini bünyesinde toplamış ve bunlar arasındaki tenasübü muhazafa etmiştir. Bediüzzaman’a göre böyle bir yöntem, hiçbir beşerin eserinde mevcut değildir.[B] Kelâmcıların, mutasavvıfların ve felsefecilerin usulleri, bu küllî yöntemin sadece bir yanını görebilmekte ve bunlar, meşreplerini bu tek yan üzerine bina etmektedirler. Bu ise, neticede ifrat ve tefritlere, dolayısıyla, bir hakikatten de yola çıksalar, bir takım bid’at, hattâ dalâlet fırkalarının doğmasına yol açabilmektedir. [/B][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Risale-i Nur'da Kelami Çizgi (Kur'ani Kelam Metodu)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst