Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risâle-i Nûr'da Nefs-i İnsâniye
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 218149" data-attributes="member: 27"><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: red">Risâle-i Nûr'da Nefs-i İnsâniye </span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de Yusuf (a.s)'ın dilinden nefsin kötülükleri işlemeyi, hevâ ve hevesi doğrultusunda Allah'ın emirlerine muhalefet etmeyi arzuladığını ve sahibini buna yönelmek için zorladığını bildirmektedir:” (Yusuf), nefsimi temize çıkaramam. Çünkü Rabbimin acıyıp koruduğu hariç, nefis aşırı şekilde kötülüğü emredicidir..." (Yusuf 12/53). Nefs, mahiyet bakımından maddi bedene muhalif, ama gül suyunun gülde, zeytinyağının zeytinde yayılması gibi bedene yayılan nurani, yüce, diri ve hareketli bir mahlûktur.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">Nefs, Risâle-i Nûrlarda da etraflıca işlenmiş bir konudur. “… Hem kesafetli olan nefs-i insaniye; sırr-ı câmiiyet itibariyle, tezekki etmek şartıyla bütün letâif-i insâniyenin fevkine çıktığı gibi…(Sözler,2004,s:808)” izahı ile de nefs-i insaniyenin kesif ve yoğun bir halde iken, pek çok mânâ ve şeyleri içine almadaki maksat sırrı itibariyle, mânevi temizlenme ve ahlâken yükselme ile insanda bulunan bütün mânevî duyguların üzerine çıkabilmektedir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">Öyleyse bütün letâif-i insaniyenin fevkine çıkabilme kabiliyeti olan nefs-i insâniyenin özelliklerini tanımak ve tezekki etmemiş halini öğrenmek için Risâle-i Nûr külliyatında izahı yapılmış olan nefsin mâhiyetine ve hallerine bakalım. Üstad Bedîüzzamân bizim izah yapmamıza ihtiyaç bırakmayacak şekliyle nefs-i insâniyeyi açıkladığından sözü O’na bırakalım istiyoruz. İşte <strong><span style="color: red">Risâle-i Nûr’da nefs-i insaniye.</span></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Bütün lezzetlerin mahzeni nefistir. Vücudun merkezi ve menfaatin madeni nefistir. İnsana en karib(yakın) nefistir. (Mesnevî-i Nuriye-s:18)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Hem insanda madem nefis, hevâ ve vehim ve şeytan hükmediyorlar; çok vakit imanını rencide etmek için, gafletinden istifade ederek, çok hileleri ederler, şüphe ve vesveselerle iman nurunu kaparlar.(Yirmi Altıncı Mektup)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, zıtları birbirinden tevlid eder(doğurur, netice verir). Nefiste öyle dehşetli bir nokta ve açılmaz bir ukde var ki zıtları birbirinden meydana çıkarır. İyiliklere sahip çıkar, kusurları üzerine almaz.( Mesnevî-i Nuriye - Katre)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, aleyhte olan herbirşeyi lehte zanneder.( Mesnevî-i Nuriye - Katre)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, mükâfatı gördüğü zaman "Keşke ben de öyle yapaydım, böyle olaydım" der. Mücâzâtın şiddetini de gördüğü vakit, teâmî (görmezden gelerek) ve inkârla kendisini tesellî eder. (Mesnevî-i Nuriye - Katre)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, tembellik saikasıyla vazife-i ubudiyetini terk ettiğinden, tesettür etmek istiyor. Yani, onu görecek bir rakibin gözü altında bulunmasını istemiyor. Bunun için bir Hâlıkın, bir Mâlikin bulunmamasını temennî eder. Sonra mülâhaza eder. Sonra tasavvur eder. Nihayet, ademini, yok olduğunu itikad etmekle dinden çıkar.( Mesnevî-i Nuriye-s:70)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük vücudunda zerre-miskal kaldıkça, hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicap olur. (Mesnevî-i Nuriye- Katre: s:71)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, kendisini kader ve sıfât-ı İlâhiyenin tecelliyat dairesinden hariç addeder.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, devekuşu gibidir. Şeytan Sofestâî, hevâ da Bektâşîdir.( Mesnevî-i Nuriye s:154)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefs-i emmâre, devekuşu gibi aleyhine olan şeyi lehine zanneder. Veya Sofestâî gibi münakaşa edenleridir ki, vekilleri birbirini reddeder. Teâruzan(Birbirine zıt, muâraza), tesâkutan (ardı ardına düşmek) kabilinden, "Hiçbirisi de hak değildir" diye hükmeder.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Gafil nefis, âhireti dünyanın bitişiğinde ve dünyayla bağlı bir menzil zannediyor. Bu itibarla nefsin elinde iki silâh vardır. Dünyanın zeval ve fenasının eleminden kurtulmak için âhireti düşünmekle ümitvar olur. Âhiret için lâzım olan a'mâl külfetine gelince, gaflet veya tegafül ile(anlamamazlıktan gelerek) ondan da kendisini kurtarır. (Mesnevî-i Nuriye -s:154-55)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefs-i nâtıkanın en yüksek matlubu devam ve bekadır. Hattâ vehmî bir devamla kendisini aldatmazsa hiçbir lezzet alamaz. (Mesnevî-i Nuriye -s:115)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, Rabbisini tanımak istemiyor; firavunâne kendi rububiyet istiyor.(Mektubat-s:393)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, ve hevâ, kuvve-i şeheviye ve gadabiye, bir kapıcı ve it hükmündedirler. (Yirmi Üçüncü Söz)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf ettirmemektir-tâ ki istiğfar ve istiâze yolunu kapasın. Hem nefs-i insaniyenin enâniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta taksirattan takdis etsin.(On Üçüncü Lem'a)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, kendini serbest ve müstakil ve bizzat mevcut bilir. Ondan, bir nevi rububiyet dâvâ eder; mâbuduna karşı adâvetkârâne bir isyanı taşır.(Yirmi Dokuzuncu Mektup-s:443)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, Vâcibü'l-Vücudun ef'âlini fiillerine benzetemiyor. Hakikatini fehmetmekte akıl mütehayyir kalıyor. Fiili fâilsiz zannediyor.(Mesnevî-i Nuriye – Zerre-s:156-57)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, kendisini, yaptığı fiillerinde fiil içinde müstetir (gizlenmiş) Hû gibi görüyor. Tecelliyâtın genişliğini imtinâa, büyüklüğünü ademe hamletmekle, şeytanı bile yaptığı mugalâtadan utandırıyor.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, daima ıztıraplar, kalâklar içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. Hükm-ü kadere razı olmuyor.( Mesnevî-i Nuriye – Habbe-s:103)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Evet, insanı dünyaya çağıran ve sevk eden esbab çoktur. Başta nefis ve hevâsı ve ihtiyaç ve havassı ve duyguları ve şeytanı ve dünyanın surî tatlılığı ve senin gibi kötü arkadaşları gibi çok dâileri var.(On Yedinci Lem’a-7.Nota)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Mâlik-i Hakikîden gaflet, nefsin firavunluğuna sebep olur.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, nefsine mâlik olmadığı gibi, cismine de mâlik değildir.( Mesnevî-i Nuriye-s:58)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Hissiyat-ı nefsiye damarlara ilişir, bir derece hükmünü kalb, akıl ve ruhun rağmına olarak icra eder.( Yirmi Birinci Lem'a)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis ve hevâ ve his ve vehim bazan aldatıyorlar.(Yirmi Birinci Lem'a)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, mütekebbir, mütemerrid serkeş, müftehir, mağrur, ucüblü, riyakârdır.( Mesnevî-i Nuriye – Hubâb)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, şu dünya hayatına müştak ve mevtten kaçar.( Yirmi Altıncı Söz)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefis, kendinde gördüğü nimet-i İlâhiyeyi kendi malı tevehhüm ederek gurura, iftihâra, temeddühe başlar.( Yirmi Sekizinci Lem'a)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Nefs-i emmâre, tahrip ve şer cihetinde nihayetsiz cinayet işleyebilir. Fakat icad ve hayırda iktidarı pek azdır ve cüz'îdir.( Yirmi Üçüncü Söz)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: navy">• Şeytanın talebesi olan Nefs-i emâre cismin küçüklüğünü san'atın küçüklüğüne atfetmekle, esbabdan sudûrunu tecviz ediyor. (Mesnevî- Nuriye - Onuncu Risale)</span></span><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><u><strong>islamgezginleri.com</strong></u></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 218149, member: 27"] [FONT=Verdana][B][COLOR=red]Risâle-i Nûr'da Nefs-i İnsâniye [/COLOR][/B] [/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=navy]Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de Yusuf (a.s)'ın dilinden nefsin kötülükleri işlemeyi, hevâ ve hevesi doğrultusunda Allah'ın emirlerine muhalefet etmeyi arzuladığını ve sahibini buna yönelmek için zorladığını bildirmektedir:” (Yusuf), nefsimi temize çıkaramam. Çünkü Rabbimin acıyıp koruduğu hariç, nefis aşırı şekilde kötülüğü emredicidir..." (Yusuf 12/53). Nefs, mahiyet bakımından maddi bedene muhalif, ama gül suyunun gülde, zeytinyağının zeytinde yayılması gibi bedene yayılan nurani, yüce, diri ve hareketli bir mahlûktur. Nefs, Risâle-i Nûrlarda da etraflıca işlenmiş bir konudur. “… Hem kesafetli olan nefs-i insaniye; sırr-ı câmiiyet itibariyle, tezekki etmek şartıyla bütün letâif-i insâniyenin fevkine çıktığı gibi…(Sözler,2004,s:808)” izahı ile de nefs-i insaniyenin kesif ve yoğun bir halde iken, pek çok mânâ ve şeyleri içine almadaki maksat sırrı itibariyle, mânevi temizlenme ve ahlâken yükselme ile insanda bulunan bütün mânevî duyguların üzerine çıkabilmektedir. Öyleyse bütün letâif-i insaniyenin fevkine çıkabilme kabiliyeti olan nefs-i insâniyenin özelliklerini tanımak ve tezekki etmemiş halini öğrenmek için Risâle-i Nûr külliyatında izahı yapılmış olan nefsin mâhiyetine ve hallerine bakalım. Üstad Bedîüzzamân bizim izah yapmamıza ihtiyaç bırakmayacak şekliyle nefs-i insâniyeyi açıkladığından sözü O’na bırakalım istiyoruz. İşte [B][COLOR=red]Risâle-i Nûr’da nefs-i insaniye.[/COLOR][/B] • Bütün lezzetlerin mahzeni nefistir. Vücudun merkezi ve menfaatin madeni nefistir. İnsana en karib(yakın) nefistir. (Mesnevî-i Nuriye-s:18) • Hem insanda madem nefis, hevâ ve vehim ve şeytan hükmediyorlar; çok vakit imanını rencide etmek için, gafletinden istifade ederek, çok hileleri ederler, şüphe ve vesveselerle iman nurunu kaparlar.(Yirmi Altıncı Mektup) • Nefis, zıtları birbirinden tevlid eder(doğurur, netice verir). Nefiste öyle dehşetli bir nokta ve açılmaz bir ukde var ki zıtları birbirinden meydana çıkarır. İyiliklere sahip çıkar, kusurları üzerine almaz.( Mesnevî-i Nuriye - Katre) • Nefis, aleyhte olan herbirşeyi lehte zanneder.( Mesnevî-i Nuriye - Katre) • Nefis, mükâfatı gördüğü zaman "Keşke ben de öyle yapaydım, böyle olaydım" der. Mücâzâtın şiddetini de gördüğü vakit, teâmî (görmezden gelerek) ve inkârla kendisini tesellî eder. (Mesnevî-i Nuriye - Katre) • Nefis, tembellik saikasıyla vazife-i ubudiyetini terk ettiğinden, tesettür etmek istiyor. Yani, onu görecek bir rakibin gözü altında bulunmasını istemiyor. Bunun için bir Hâlıkın, bir Mâlikin bulunmamasını temennî eder. Sonra mülâhaza eder. Sonra tasavvur eder. Nihayet, ademini, yok olduğunu itikad etmekle dinden çıkar.( Mesnevî-i Nuriye-s:70) • Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük vücudunda zerre-miskal kaldıkça, hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicap olur. (Mesnevî-i Nuriye- Katre: s:71) • Nefis, kendisini kader ve sıfât-ı İlâhiyenin tecelliyat dairesinden hariç addeder. • Nefis, devekuşu gibidir. Şeytan Sofestâî, hevâ da Bektâşîdir.( Mesnevî-i Nuriye s:154) • Nefs-i emmâre, devekuşu gibi aleyhine olan şeyi lehine zanneder. Veya Sofestâî gibi münakaşa edenleridir ki, vekilleri birbirini reddeder. Teâruzan(Birbirine zıt, muâraza), tesâkutan (ardı ardına düşmek) kabilinden, "Hiçbirisi de hak değildir" diye hükmeder. • Gafil nefis, âhireti dünyanın bitişiğinde ve dünyayla bağlı bir menzil zannediyor. Bu itibarla nefsin elinde iki silâh vardır. Dünyanın zeval ve fenasının eleminden kurtulmak için âhireti düşünmekle ümitvar olur. Âhiret için lâzım olan a'mâl külfetine gelince, gaflet veya tegafül ile(anlamamazlıktan gelerek) ondan da kendisini kurtarır. (Mesnevî-i Nuriye -s:154-55) • Nefs-i nâtıkanın en yüksek matlubu devam ve bekadır. Hattâ vehmî bir devamla kendisini aldatmazsa hiçbir lezzet alamaz. (Mesnevî-i Nuriye -s:115) • Nefis, Rabbisini tanımak istemiyor; firavunâne kendi rububiyet istiyor.(Mektubat-s:393) • Nefis, ve hevâ, kuvve-i şeheviye ve gadabiye, bir kapıcı ve it hükmündedirler. (Yirmi Üçüncü Söz) • Şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf ettirmemektir-tâ ki istiğfar ve istiâze yolunu kapasın. Hem nefs-i insaniyenin enâniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta taksirattan takdis etsin.(On Üçüncü Lem'a) • Nefis, kendini serbest ve müstakil ve bizzat mevcut bilir. Ondan, bir nevi rububiyet dâvâ eder; mâbuduna karşı adâvetkârâne bir isyanı taşır.(Yirmi Dokuzuncu Mektup-s:443) • Nefis, Vâcibü'l-Vücudun ef'âlini fiillerine benzetemiyor. Hakikatini fehmetmekte akıl mütehayyir kalıyor. Fiili fâilsiz zannediyor.(Mesnevî-i Nuriye – Zerre-s:156-57) • Nefis, kendisini, yaptığı fiillerinde fiil içinde müstetir (gizlenmiş) Hû gibi görüyor. Tecelliyâtın genişliğini imtinâa, büyüklüğünü ademe hamletmekle, şeytanı bile yaptığı mugalâtadan utandırıyor. • Nefis, daima ıztıraplar, kalâklar içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. Hükm-ü kadere razı olmuyor.( Mesnevî-i Nuriye – Habbe-s:103) • Evet, insanı dünyaya çağıran ve sevk eden esbab çoktur. Başta nefis ve hevâsı ve ihtiyaç ve havassı ve duyguları ve şeytanı ve dünyanın surî tatlılığı ve senin gibi kötü arkadaşları gibi çok dâileri var.(On Yedinci Lem’a-7.Nota) • Mâlik-i Hakikîden gaflet, nefsin firavunluğuna sebep olur. • Nefis, nefsine mâlik olmadığı gibi, cismine de mâlik değildir.( Mesnevî-i Nuriye-s:58) • Hissiyat-ı nefsiye damarlara ilişir, bir derece hükmünü kalb, akıl ve ruhun rağmına olarak icra eder.( Yirmi Birinci Lem'a) • Nefis ve hevâ ve his ve vehim bazan aldatıyorlar.(Yirmi Birinci Lem'a) • Nefis, mütekebbir, mütemerrid serkeş, müftehir, mağrur, ucüblü, riyakârdır.( Mesnevî-i Nuriye – Hubâb) • Nefis, şu dünya hayatına müştak ve mevtten kaçar.( Yirmi Altıncı Söz) • Nefis, kendinde gördüğü nimet-i İlâhiyeyi kendi malı tevehhüm ederek gurura, iftihâra, temeddühe başlar.( Yirmi Sekizinci Lem'a) • Nefs-i emmâre, tahrip ve şer cihetinde nihayetsiz cinayet işleyebilir. Fakat icad ve hayırda iktidarı pek azdır ve cüz'îdir.( Yirmi Üçüncü Söz) • Şeytanın talebesi olan Nefs-i emâre cismin küçüklüğünü san'atın küçüklüğüne atfetmekle, esbabdan sudûrunu tecviz ediyor. (Mesnevî- Nuriye - Onuncu Risale)[/COLOR][/FONT][FONT=Verdana] [COLOR=red][U][B]islamgezginleri.com[/B][/U][/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risâle-i Nûr'da Nefs-i İnsâniye
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst