Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risâle-i Nur’da ruh
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 186324" data-attributes="member: 12884"><p><strong><span style="font-size: 12px">B- RUHUN TANIMI: </span></strong></p><p><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman ruhu tarif ederken, ‘haricî vücut giydirilmiş şuurlu bir kanun’ olarak belirtir. Diğer sabit ve daimî olan fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi emir âleminden, irade sıfatından gelmiştir. Ruhu, Ezelî Kudretin, kıymetli bir mücevher kutusu gibi, hisseden ve algılayan çok güzel bir vücut giydirdiği, bir yerde duramayan, akıcı, şeffaf ve hoş bir cevher 2 olarak tanımlar. </span></p><p><span style="font-size: 12px">İmam Gazali ruh için; </span></p><p><span style="font-size: 12px">“Ruh cisim dahi değildir. Suyun kaba girmesi gibi bedene dışarıdan girmiş değildir! Cisim bölünebilir. Ruh ise cisim olmadığı gibi bölünebilir bir şey de değildir. Eğer ruh bölünebilseydi, onun bir parçasının bir şeyi bilip diğerinin bilmemesi mümkündü... Tek yerde iki zıddın olması çelişik bir fikirdir. Cüz kelimesi ruh için uygun değildir. Çünkü, cüz kül’e izâfet demek olup, bu hususta ise ne kül, ne de cüz vardır. Ruh bölünmez bir yapıdır. Ve yer de tutmaz”3 şeklinde bir tarif getirmektedir. </span></p><p><span style="font-size: 12px">Mehmet Kırkıncı da kitabında özet olarak; ruh maddeden mücerred bir cevher veya bir lâtife-i Rabbaniye olduğundan, onun mahiyetini idrak etmenin insanlar için mümkün olmadığına vurgu yaparak; ruhun tesir altına girme ve eşyayı tesir altına alma olarak iki cephesi olduğunu, insan ruhunun hem şu görünen âlemle, hem de gayb âlemiyle devamlı münasebet halinde olduğunu, gayb âleminden sürekli feyz aldığını, şehadet âlemine ise ilim ve irfanıyla tesir ettiğini, ruhun bizatihi kaim, fakat hâdis ve mahlûk olduğunu, zâtıyla idrak eden, aza ve hisler vasıtasıyla bedende tasarrufta bulunan ruhun, hâkim bir cevher-i mücerred ve bir lâtife-i Rabbaniye olduğunu, ebedî fakat ezelî olmadığını, ruhun görünen âlemdeki varlıkları hissedip anlamak için her zaman vücuttaki organları kullanmaya muhtaç olmadığını, görülmemekle beraber, ruhun varlığı beden ülkesindeki fiil ve hareketleriyle bilindiğini, ruhun bedenin bütün hücrelerinde hazır ve nazır olduğunu, Hakîm-i Kerîm’in her bir nev’î hayvanın ruhuna onlara en münasip ve istifadelerine en müsait cesetler giydirdiğini, arslanın haşin ruhu ile kuvvetli bedeni ve keskin dişleri arasında tam bir münasebet olduğu gibi, bülbülün hassas ruhuyla nazik bedeni, narin tüyleri, tatlı sesi arasında yine tam bir münasebetin olduğunu, ruhun bedene dâhil olmadığı gibi hariç de olmadığını, bitişik olmadığı gibi ayrı da olmadığını, ruhun bedenin tamamını idare ettiğini, bedenin her yerinde mevcut, bölünmez ve parçalanmaz olduğunu, ruhun, his, idrak, ihtisas ve irade üzerinde hâkimiyet kurduğunu, ruhun tek ve basit olduğunu, terkip olmadığını, terkip olmadığı için de zaman, mekân ve harici hadiselerin onu çözüp dağıtamadığını, eskitip yıpratamadığını ifade etmektedir.</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 186324, member: 12884"] [B][SIZE=3]B- RUHUN TANIMI: [/SIZE][/B] [SIZE=3]Bediüzzaman ruhu tarif ederken, ‘haricî vücut giydirilmiş şuurlu bir kanun’ olarak belirtir. Diğer sabit ve daimî olan fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi emir âleminden, irade sıfatından gelmiştir. Ruhu, Ezelî Kudretin, kıymetli bir mücevher kutusu gibi, hisseden ve algılayan çok güzel bir vücut giydirdiği, bir yerde duramayan, akıcı, şeffaf ve hoş bir cevher 2 olarak tanımlar. [/SIZE] [SIZE=3]İmam Gazali ruh için; [/SIZE] [SIZE=3]“Ruh cisim dahi değildir. Suyun kaba girmesi gibi bedene dışarıdan girmiş değildir! Cisim bölünebilir. Ruh ise cisim olmadığı gibi bölünebilir bir şey de değildir. Eğer ruh bölünebilseydi, onun bir parçasının bir şeyi bilip diğerinin bilmemesi mümkündü... Tek yerde iki zıddın olması çelişik bir fikirdir. Cüz kelimesi ruh için uygun değildir. Çünkü, cüz kül’e izâfet demek olup, bu hususta ise ne kül, ne de cüz vardır. Ruh bölünmez bir yapıdır. Ve yer de tutmaz”3 şeklinde bir tarif getirmektedir. [/SIZE] [SIZE=3]Mehmet Kırkıncı da kitabında özet olarak; ruh maddeden mücerred bir cevher veya bir lâtife-i Rabbaniye olduğundan, onun mahiyetini idrak etmenin insanlar için mümkün olmadığına vurgu yaparak; ruhun tesir altına girme ve eşyayı tesir altına alma olarak iki cephesi olduğunu, insan ruhunun hem şu görünen âlemle, hem de gayb âlemiyle devamlı münasebet halinde olduğunu, gayb âleminden sürekli feyz aldığını, şehadet âlemine ise ilim ve irfanıyla tesir ettiğini, ruhun bizatihi kaim, fakat hâdis ve mahlûk olduğunu, zâtıyla idrak eden, aza ve hisler vasıtasıyla bedende tasarrufta bulunan ruhun, hâkim bir cevher-i mücerred ve bir lâtife-i Rabbaniye olduğunu, ebedî fakat ezelî olmadığını, ruhun görünen âlemdeki varlıkları hissedip anlamak için her zaman vücuttaki organları kullanmaya muhtaç olmadığını, görülmemekle beraber, ruhun varlığı beden ülkesindeki fiil ve hareketleriyle bilindiğini, ruhun bedenin bütün hücrelerinde hazır ve nazır olduğunu, Hakîm-i Kerîm’in her bir nev’î hayvanın ruhuna onlara en münasip ve istifadelerine en müsait cesetler giydirdiğini, arslanın haşin ruhu ile kuvvetli bedeni ve keskin dişleri arasında tam bir münasebet olduğu gibi, bülbülün hassas ruhuyla nazik bedeni, narin tüyleri, tatlı sesi arasında yine tam bir münasebetin olduğunu, ruhun bedene dâhil olmadığı gibi hariç de olmadığını, bitişik olmadığı gibi ayrı da olmadığını, ruhun bedenin tamamını idare ettiğini, bedenin her yerinde mevcut, bölünmez ve parçalanmaz olduğunu, ruhun, his, idrak, ihtisas ve irade üzerinde hâkimiyet kurduğunu, ruhun tek ve basit olduğunu, terkip olmadığını, terkip olmadığı için de zaman, mekân ve harici hadiselerin onu çözüp dağıtamadığını, eskitip yıpratamadığını ifade etmektedir.[/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risâle-i Nur’da ruh
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst