Cevap: Şeker mektubunda Üstad ne demek istemiş ?
ahmed aydemir(aytimur) ağbey ustad dan bir hatıra naklediyor şöyleki :
biz üstadımıza sormuştuk niçin risaleinurlar için latinceye müsade verdiniz
üstadımız bize cevabında gayri müslim çocukları istifadesiz kalmasınlar şeklinde cevab vermiştir
mevlam yazan ve yazdığının şuurunda nurculuğu en iyi şekli ile yapanlardan eylesin cümlemizi amin
Kaynağı ile beraber verirmisiniz ? Çünkü sözünüz damara dokunduruyor. Ve bir risale-i nur talebesine yaısır bir üslub ile davranmıyorsunuz. İlk mesajda kardeşimizin biri demiş yazmıyorlar ise tahammulsuzluk ile hareket edilmemeli belki yazmaları için dua edilmeli denmiş. ancak siz farklı mecraya geciyorsunuz hic hoş olmuyor.. Saniyen Sergerdan arkadaşımız kaynağı ile birlikde sözünüze cevap vermiş..
yazan yazdıran nur talebesi olur diyerek tersten okursan yazmayan yazdırmayan da nurcu olamaz ifadesi anlaşılır zaten yıllardan beri okuyucu yazıcı meşrebleri böle çıkmıyormu biz diyoruz yazmak gerekli siz diyorsunuz yazmak şart değil her ne ise biz böle anlıyor böle amel ediyoruz sizde öle anlıyor öle amel ediyorsunuz ham ifadenizde tarihcei hayattaki tashihden bahsetmişsiniz
Güzel kardeşim Ustadımızı güzel anlamalısınız bir şeye bakrak yargı vermeniz ne Ustadı nede risaleyi anlıyamazsınız. Naslı ki Kurani kerim bir bütündür ve ayet ayet olarak ele alınmaz işde ölede Kuranın bir reşhası bir leması bir şulesi olan Risale-i Nurda cümlelerden ibaret değildir. Eğer Ustadımız sair bir yerde zıttını sölemiş ise o cümleleri zıttı ile ele alabilirsiniz. aksi takdirde olmıyanı var gibi göstermek doğru olmaz.
Tarihce-i hayattaki tashih bana değil Ustadıma aittir ve Risale-i Nurdaki yapılan butun tashihşler yapılan arastırma sonucunda Ustad Bediüzzaman tarafından yapıldığı ortaya cıkmısdır . Abdulkardir badıllı ağabeyin asarı bedi'ye isimli eserine bu konuda bakabilirsinişz. Ustadımızdan sonra risale-i nurda bir tashih konusu değildir.. Ayrıntılı bilgi için bakınız :
Nur İklimi » HAZRET-İ ÜSTAD'IN TASHİH VE TASARRUFLARI HAKKINDA
Envar neşriyatın yeni baskılarında (2004) Emirdağ L.1.cilt 63. sahifedeki mektubda
“Risale-i Nur'un mesleği, sair tarîkatlar, meslekler gibi mağlub olmayarak belki galebe ederek pek çok muannidleri imana getirmesi; pek çok hâdisatın şehadetiyle, bu asırda bir mu'cize-i maneviye-i Kur'aniye olduğunu isbat eder. O dairenin haricinde, ekseriyetle bu memlekette bu hususî ve cüz'î ve yalnız şahsî hizmet; veya mağlubane perde altında veya bid'alara müsamaha suretinde ve tev’ilat ile bir nevi tahrifat içinde hizmet-i diniye tam olamaz diye, hâdisat bize kanaat vermiş.”
Olan parağraf değiştirilip “bir nevi” kelimesi “bin nevi” ile, “hizmet-i diniye tam olamaz”cümlesi ise “hizmet-i diniye edilebilir” diye değiştirilmiş. Tamamen parağraftaki manaya zıd bir mananın çıktığı bu parağrafı, Envarın niçin değiştirdiğini soruşturabilirmisiniz.Bu bir sehiv olamaz zira yıllarca hep ilk tarzı ile basılmış diğer neşriyatlar da mesela Sözler yayınevi,İhlas nur neşriyat,Yeni asya neşriyat,söz basım vs yayınevlerinin baskıları da hep Envar’ın eski baskıları ile aynı.Envar 2004 baskılarında hem Latin harfleri hem de Osmanlıca baskılarını böyle değiştirmiş.Hüsnü zan etmek istiyorum fakat akla başka şeyler geliyor.Biz Envar’a itibar ederdik zira kurucularının kimler olduğunu bildiğimizden.Lakin geniş daire hizmetlerine fetva çıkmasına sebep olacak şekilde böyle bir değişikliğin sebebini anlamış değilim.Böyle kalem karıştırma hakkını nerden bulabiliyorlar,nasıl titremiyorlar bilemiyorum ama bunu insanlara nasıl izah ederler, “R.Nur tahrif edilmiştir” diye iddia edenlere ne cevap verecekler diye merak ediyorum
Güzel kardeşim birinci bahsini ettiğiniz mevzu Sahife 63 değil Envar Neşriyatta sahife sahife 52 ve 53 de gecmekde ve bahsini etmiş olduğunuz gibi bir değişme söz konusu değil. İki farklı neşriyata bakıldı. Saidnur.Com 2002 yılında hayata girdi . sorularlarisale-inur ve iceriğindeki risale-i nur külliyatı içinde bulunduğumuz 2008 yılında güncellendi..
Mektup 34 :
Nur İklimi » Sorularla Risale-i Nur, Bediüzzaman Said Nursi, Nur Cemaati
Sayfa 52 :
EMİRDAĞ LÂHİKASI - I
Ayrıca yine yeni baskı Tarihçe-i Hayatta, Tahliller başlıklı yazılardan Eşref Edip’in yazısındaki “…25 milyon Türk cemiyeti namına bir Said değil bin Said feda olsun ilaahir..Cümlesine ilave yapılarak “…25 milyon Türk cemiyeti değil milyonlarca Müslüman cemiyeti namına bir Said değil bin Said feda olsun…” şeklinde değiştirilmiş.
Bu da rahatsızlık verici, zira yıllarca insanlara hassaten Şarktaki insanlara bu cümlenin ilk halini anlatmak için o kadar güçlük çektiğimiz halde şimdi bu tarzı nasıl onlara kabul ettiririz .Sormazlar mı insana madem böylesi doğru idiyse neden yıllarca bize illa sadece Türklerin nazara verildiği tarzı öğretip kabul ettirdiniz,yok o ifadeler doğru ise şimdi ne odlu da değiştirdiniz ve buna hakkınız var mı?Yoksa o zaman birilerinin baskısıyla mı yaptınız,başkalarının parmağı mı var?Hem bu ifade Hz.Üstadın ifadesine benzememektedir.Zira külliyat-ı Nurda ekseriya “350 milyon Müslümanların..” ifadesi geçer Envar ise “yüz milyonlarca Müslümanların…” diye değiştirmiş bu bile yapma ve sonradan değiştirildiğinin delilidir.
Değerli Kardeşimiz;
Üstadımız, risale-i nur külliyatını kendileri hayatta iken tashih ederek son şeklini vermiştir. Hatta kendi hayatında Latince olarak matbaalarda bastırmıştır. Şimdi elimizde üstadımızın hayatında tashihinden geçmiş Latince baskılar mevcuttur.
Dolayısıyla üstadımızın son şeklini verdiği külliyat bizim için esastır. İzahlarımız ve değerlendirmelerimiz buna göre olmalıdır.
Bu eserlerde geçen tahlillerdeki cümle “25 milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir said değil bin Said feda olsun” ifadesidir.
“25 milyon Türk cemiyeti” ifadesinin, hikmetleri çoktur.
1- Burada ırkçılık söz konusu olamaz. Zira ırkçılığın dehşetini muazzez üstadımız mektubatta anlatmaktadır.
2- Türk milletinin, islamiyete ettiği hizmete ve kur-an’ın senasına mazhariyeti noktasında üstadımız, bu milleti takdir etmiştir.
3- Sahabeden sonra, en fazla islamiyete hizmet eden “necip kavim” ifadesiyle de üstadımız bu milleti yine takdir etmiştir.
4- Nur hizmetinin bu milletin içerisinden çıkıp ve inkişaf edeceğini bildiğinden Türk milletini nazara vermektedir.
5- Şark’taki muhtemel sıkıntı ve karışıklık bu millette olmayacağını hissetmesi.
6- 25 milyon Türk cemiyeti, ifadesi, Osmanlının sonu ve İslam aleminin kıvamı yani mayası olması hasebiyle kullanılmıştır.
7- Ayrıca, risale-i nurun Türk milletinin lisanıyla, dine hizmeti de ayrıca bir takdir meselesidir.
8- İstikbalde, yine bu milletin uyanacağını eski asaletini muhafaza edip İslam alemine ve dünyaya güzel bir misal olacağını ifade etmesi.
9- Türk milleti yıllarca dine hizmet ettiğinden İslamiyet’le özdeşleşmiştir. Her milletin müslimi ve gayr-ı müslimi vardır. Fakat bu kaide Türkler için geçerli değildir. Yani nerede Türk var ise müslümandır. İşte bu vesileyle de, muazzez üstadımız Türk milletini takdir etmektedir.
10- İdare ve akıl cihetiyle Türklerin ayrı bir özelliğini muazzez üstadımız nazara vermektedir.
Kürtlere; “Türkler bizim aklımız biz ise onların kuvvetiyiz.” Demektedir. Ve Türkleri “adil pederler” olarak vasıflandırmaktadır.
11- Üstadımız Bitlis’te doğmuş , ancak ömrü ve hayatı Türklerin içerisinde cereyan etmiştir. Ve bu millet, üstada hizmet ederken, doğduğu yer ve mekanı problem etmeden gayretle çalışmıştır. Bu da takdire şayan bir özellik olarak nazara verilmektedir.
12- Irkçılığa şiddetle karşı olan üstadımız, tahlillerde “25 milyon Türk cemiyeti” tabirinde bir mahzur görmemiştir ve kullanmıştır. Dolayısıyla yukarıdaki maddeler açısından da meseleye bakılır ise; Türk milletine ve cemiyetine, bu ilgi, alaka ve tebrik manasız değildir, çok hikmetleri ve sebepleri vardır. Hele hele ırkçılık açısından bakmak, hem üstada hem de külliyata itiraz olur ki, bizlerin edep ve terbiye hudutlarına sığmaz..
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale-i Nur Editör
Size hiçbirşey rahatsızlık vermesin guzel kardeşim. siz okuyunuz yazınız. aklınıza takılanlar oldukca gelin buıraya kaynağı ile beraber biz size yardımcı oluruz..