Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risale-i Nur'dan Esma Parıltıları
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 256891" data-attributes="member: 1003203"><p><img src="http://www.nurmektebi.net/cache/multithumb_thumbs/b_360_0_0_00___files_images_content_resized-1896-1310897640.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Esma-i Hüsnâ’nın, varlıklar üzerindeki muhteşem tecellilerini okumaya başladığımız zaman, bu dünyaya gönderiliş sırrını anlamış ve bu şirin gezegen üzerinden kâinat kitabının sayfalarını okuyan aziz bir misafir olarak Rabbimizi tanımaya, marifetullah ve muhabbetullah deryalarında kulaçatmaya başlamışız demektir.</span></span> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>1. Neden Esmâ</strong> </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Âyet-i kerîmede, bütün Güzel İsimlerin (Esmâ-i Hüsnâ) Allah’a âit olduğu beyan buyurulur.2 Bir başka âyet-i kerîmede, “Onun isimleriyle adlandırılabilecek başka birisini bilir misin?”3 buyurularak bu mânâteyid edilir. Daha başka bir âyet-i kerîmede de, Allah’a ortak koşanlar, ilâhlarına isim takmaya çağrılır,4 yani, “Allah’ın güzel isimleri gibi bir ismi, taptığınız varlıklara yakıştırabilecek misiniz?”şeklindeki bir meydan okuma ile karşıkarşıya bırakılır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bir hadîs-i şerifte ise, Allah’ın doksan dokuz ismi bulunduğu bildirilmişve bu isimleri sayanlar Cennetle müjdelenmiştir.5 Ancak âlimler, Allah’ın isimlerinin 99 sayısıile sınırlıolmadığını, hadisteki murâdın, “en faziletli 99 isim”olarak anlaşılmasıgerektiğini belirtmişlerdir. Nitekim Resulullah (a.s.m.) Efendimize vahiyle gelen Cevşenü’l-Kebîr’de, Allah’ın bin kadar ismi sayılmaktadır. Büyük Müfessir Fahreddin Razîise, Allah’ın isimlerinin sonsuz olduğunu Tefsîr-i Kebîr’inde bildirir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Kur’ân ve hadîsin bizi Allah’ın isimlerini öğrenmeye teşvik etmesi, sadece bir liste ezberletmek gayesine münhasır olamaz. Bu teşvikler, bize yaratılışsırrımızıaçıklayan “Ben insanlarıve cinleri, ancak Bana ibâdet etsinler diye yarattım”6 meâlindeki âyet-i kerimenin ışığında değerlendirilmelidir. Bu âyet-i kerîmeyi, Bediüzzaman Âyetü’l-Kübrâ’nın Mukaddimesinde şöyle özetler: </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi Hâlık-ıKâinatıtanımak ve Ona îmân edip ibâdet etmektir. Ve o insanın vazife-i fıtratıve fariza-i zimmeti, mârifetullah ve îmân-ıbillâhtır ve iz’ân ve yakîn ile vücudunu ve vahdetini tasdik etmektir.7 </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bu açıklamalar bizi, Allah’a îmân ile beraber gelen “mârifetullah”bahsine getirmekte ve bunu, yaratılışve bu dünyada bulunuş sebebimiz olarak önümüze koymaktadır. Gerçekten de, insanın dünyaya ayak basışından bu yana gelip geçen bütün peygamberlerin ve indirilen kitapların “Allah’a îmân edin”çağrısına karşılık, beşer aklında ilk olarak uyanan şöyle bir sorudur.</span></span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Peki, kimdir o Allah? Nasıl bir zâttır? Onu nasıl tanıyacağız?</span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">İşte, Kur’ân’da ve hadîste geçen Allah’ın isimleri, yani Esmâ-i Hüsnâ, bu soruyu cevaplandırmaktadır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Şöyle düşünelim: İnsan, bütün sevdikleriyle beraber darağacıönünde idam sırasınıbeklemekte iken, âniden meçhul bir kimsenin lûtfuyla hepsinin birden hayatının bağışlandığını öğrenecek olsa, o târif edilmez sevinçle beraber kalbinde ilk olarak uyanacak duygu, ona ve sevdiklerine bu lûtfu yapanıtanımak iştiyâkıolacaktır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">İşte, bu kararsız dünyada ne aradığını bilemeyen, bütün sevdikleri göz önünde birer birer yok olup giden, kendisi de onlarla beraber ebedîbir yokluğun pençesine düşmek üzere bulunan insan, ebedîbir hayat ve ebedîbir saâdet müjdesini aldığızaman, kendisine bu müjdeyi göndereni mutlaka tanımak ister. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"> Kur’ân ise, ilk sûresinin başındaki besmeleden, son sûresine kadar, insana Rabbini güzel isimleriyle tanıtır. İnsana düşen, artık bu isimleri okumak, öğrenmek, mânâlarını keşfetmek, o isimlerin târif ve tavsiflerindeki mertebelerde dolaşmak, böylece bütün varlığını dolduran şükran hislerini sunabileceği bir yer bulmuş olmanın sevinciyle Rabbi hakkındaki bilgisini ve mârifetini arttırarak, O'nu sevmek ve kendini O'na sevdirmeye çalışmaktır. </span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong>2. Esmâyı okutan anahtar</strong> </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"> Bir kuşa ilk baktığınızda, onun uçmak için yaratıldığınıanlarsınız. Balığın yüzmek, koyunun süt vermek, devenin susuz çöllerde kumlara batmadan günlerce yol almak üzere yaratılmış ve bu gayelere uygun âlet ve cihazlarla donatılmış olduğu da ilk bakışta hemen anlaşılır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">İnsanın duygu ve kabiliyetleri ise, bütünüyle yukarıda zikredilen âyet-i kerîmeyi tefsir eder mâhiyettedir. Eğer bu dünyaya, “kâinattan Yaratıcısını sormak ve öğrenmek üzere” bir varlık gönderilecekse, bu mutlaka insan olacaktır. Çünkü böyle bir vazife için neye ihtiyacı varsa, hepsi, sonsuza varan bir kabiliyetle ona verilmişve öylece gönderilmiştir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bunlardan akıl, beş duyu, konuşma ve anlama kabiliyeti gibi ilk hatıra gelenlerin yanısıra, ülfet perdesi altında gözümüzden kaçan çok önemli bir unsuru, Bediüzzaman Otuzuncu Sözde derinlemesine inceler. Hattâ bu unsuru, <strong>“Biz emâneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik; hepsi de yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular. İnsan ise onu yüklendi”</strong>8 meâlindeki âyet-i kerîmede geçen emânet deyiminin bir vechi olarak tefsir eder. Bu, ene adıyla bilinen “benlik”duygusundan başka birşey değildir: </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">“Sâni-i Hakîm, insanın eline emânet olarak, rubûbiyetinin sıfât ve şuûnâtının hakikatlerini gösterecek, tanıttıracak işârât ve nümuneleri câmi bir ene vermiştir-tâki o ene, bir vâhid-i kıyâsî olup evsâf-ı rubûbiyet ve şuûnât-ı ulûhiyet bilinsin. Fakat vâhid-i kıyâsî, bir mevcud-u hakikî olmak lâzım değil. Belki hendesedeki farazî hatlar gibi, farz ve tevehhümle bir vâhid-i kıyâsî teşkil edebilir. İlim ve tahakkukla hakikî vücudu lâzım değildir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bu tefekkürü yakalayabilmek, elbette ki kolay değil; sürekli bir ilim tahsiline ve hergün, her vakit tekrarlanacak egzersizere ihtiyaç gösterir. “Bir gün çalışmazsam aradaki farkıben anlarım; iki gün çalışmazsam orkestra şefi anlar; üçgün çalışmazsam dinleyici anlar”diye virtüözün sanatındaki hassasiyeti, Rabbini tanımaya müştak bir kul da mârifetullah sahasında göstermek zorundadır. Fakat bu zorluğun yanında, Cennetin mânevî lezzetleri de vardır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Ümit Şimşek</span></span> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">2. En’am Sûresi, 180; Kehf Sûresi, 110; TâhâSûresi, 8; Haşir Sûresi, 24.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">3. Meryem Sûresi, 65.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">4. Ra’d Sûresi, 33.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">5. Tirmizî, Daavât: 83.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">6. Zâriyât Sûresi, 56.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">7. Bediüzzaman Said Nursî. Şualar, s. 84.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">8. Ahzâb Sûresi, 72. </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 256891, member: 1003203"] [IMG]http://www.nurmektebi.net/cache/multithumb_thumbs/b_360_0_0_00___files_images_content_resized-1896-1310897640.jpg[/IMG] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Esma-i Hüsnâ’nın, varlıklar üzerindeki muhteşem tecellilerini okumaya başladığımız zaman, bu dünyaya gönderiliş sırrını anlamış ve bu şirin gezegen üzerinden kâinat kitabının sayfalarını okuyan aziz bir misafir olarak Rabbimizi tanımaya, marifetullah ve muhabbetullah deryalarında kulaçatmaya başlamışız demektir.[/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]1. Neden Esmâ[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Âyet-i kerîmede, bütün Güzel İsimlerin (Esmâ-i Hüsnâ) Allah’a âit olduğu beyan buyurulur.2 Bir başka âyet-i kerîmede, “Onun isimleriyle adlandırılabilecek başka birisini bilir misin?”3 buyurularak bu mânâteyid edilir. Daha başka bir âyet-i kerîmede de, Allah’a ortak koşanlar, ilâhlarına isim takmaya çağrılır,4 yani, “Allah’ın güzel isimleri gibi bir ismi, taptığınız varlıklara yakıştırabilecek misiniz?”şeklindeki bir meydan okuma ile karşıkarşıya bırakılır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bir hadîs-i şerifte ise, Allah’ın doksan dokuz ismi bulunduğu bildirilmişve bu isimleri sayanlar Cennetle müjdelenmiştir.5 Ancak âlimler, Allah’ın isimlerinin 99 sayısıile sınırlıolmadığını, hadisteki murâdın, “en faziletli 99 isim”olarak anlaşılmasıgerektiğini belirtmişlerdir. Nitekim Resulullah (a.s.m.) Efendimize vahiyle gelen Cevşenü’l-Kebîr’de, Allah’ın bin kadar ismi sayılmaktadır. Büyük Müfessir Fahreddin Razîise, Allah’ın isimlerinin sonsuz olduğunu Tefsîr-i Kebîr’inde bildirir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Kur’ân ve hadîsin bizi Allah’ın isimlerini öğrenmeye teşvik etmesi, sadece bir liste ezberletmek gayesine münhasır olamaz. Bu teşvikler, bize yaratılışsırrımızıaçıklayan “Ben insanlarıve cinleri, ancak Bana ibâdet etsinler diye yarattım”6 meâlindeki âyet-i kerimenin ışığında değerlendirilmelidir. Bu âyet-i kerîmeyi, Bediüzzaman Âyetü’l-Kübrâ’nın Mukaddimesinde şöyle özetler: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi Hâlık-ıKâinatıtanımak ve Ona îmân edip ibâdet etmektir. Ve o insanın vazife-i fıtratıve fariza-i zimmeti, mârifetullah ve îmân-ıbillâhtır ve iz’ân ve yakîn ile vücudunu ve vahdetini tasdik etmektir.7 [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bu açıklamalar bizi, Allah’a îmân ile beraber gelen “mârifetullah”bahsine getirmekte ve bunu, yaratılışve bu dünyada bulunuş sebebimiz olarak önümüze koymaktadır. Gerçekten de, insanın dünyaya ayak basışından bu yana gelip geçen bütün peygamberlerin ve indirilen kitapların “Allah’a îmân edin”çağrısına karşılık, beşer aklında ilk olarak uyanan şöyle bir sorudur.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Peki, kimdir o Allah? Nasıl bir zâttır? Onu nasıl tanıyacağız? İşte, Kur’ân’da ve hadîste geçen Allah’ın isimleri, yani Esmâ-i Hüsnâ, bu soruyu cevaplandırmaktadır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Şöyle düşünelim: İnsan, bütün sevdikleriyle beraber darağacıönünde idam sırasınıbeklemekte iken, âniden meçhul bir kimsenin lûtfuyla hepsinin birden hayatının bağışlandığını öğrenecek olsa, o târif edilmez sevinçle beraber kalbinde ilk olarak uyanacak duygu, ona ve sevdiklerine bu lûtfu yapanıtanımak iştiyâkıolacaktır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]İşte, bu kararsız dünyada ne aradığını bilemeyen, bütün sevdikleri göz önünde birer birer yok olup giden, kendisi de onlarla beraber ebedîbir yokluğun pençesine düşmek üzere bulunan insan, ebedîbir hayat ve ebedîbir saâdet müjdesini aldığızaman, kendisine bu müjdeyi göndereni mutlaka tanımak ister. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] Kur’ân ise, ilk sûresinin başındaki besmeleden, son sûresine kadar, insana Rabbini güzel isimleriyle tanıtır. İnsana düşen, artık bu isimleri okumak, öğrenmek, mânâlarını keşfetmek, o isimlerin târif ve tavsiflerindeki mertebelerde dolaşmak, böylece bütün varlığını dolduran şükran hislerini sunabileceği bir yer bulmuş olmanın sevinciyle Rabbi hakkındaki bilgisini ve mârifetini arttırarak, O'nu sevmek ve kendini O'na sevdirmeye çalışmaktır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B]2. Esmâyı okutan anahtar[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] Bir kuşa ilk baktığınızda, onun uçmak için yaratıldığınıanlarsınız. Balığın yüzmek, koyunun süt vermek, devenin susuz çöllerde kumlara batmadan günlerce yol almak üzere yaratılmış ve bu gayelere uygun âlet ve cihazlarla donatılmış olduğu da ilk bakışta hemen anlaşılır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]İnsanın duygu ve kabiliyetleri ise, bütünüyle yukarıda zikredilen âyet-i kerîmeyi tefsir eder mâhiyettedir. Eğer bu dünyaya, “kâinattan Yaratıcısını sormak ve öğrenmek üzere” bir varlık gönderilecekse, bu mutlaka insan olacaktır. Çünkü böyle bir vazife için neye ihtiyacı varsa, hepsi, sonsuza varan bir kabiliyetle ona verilmişve öylece gönderilmiştir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bunlardan akıl, beş duyu, konuşma ve anlama kabiliyeti gibi ilk hatıra gelenlerin yanısıra, ülfet perdesi altında gözümüzden kaçan çok önemli bir unsuru, Bediüzzaman Otuzuncu Sözde derinlemesine inceler. Hattâ bu unsuru, [B]“Biz emâneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik; hepsi de yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular. İnsan ise onu yüklendi”[/B]8 meâlindeki âyet-i kerîmede geçen emânet deyiminin bir vechi olarak tefsir eder. Bu, ene adıyla bilinen “benlik”duygusundan başka birşey değildir: [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]“Sâni-i Hakîm, insanın eline emânet olarak, rubûbiyetinin sıfât ve şuûnâtının hakikatlerini gösterecek, tanıttıracak işârât ve nümuneleri câmi bir ene vermiştir-tâki o ene, bir vâhid-i kıyâsî olup evsâf-ı rubûbiyet ve şuûnât-ı ulûhiyet bilinsin. Fakat vâhid-i kıyâsî, bir mevcud-u hakikî olmak lâzım değil. Belki hendesedeki farazî hatlar gibi, farz ve tevehhümle bir vâhid-i kıyâsî teşkil edebilir. İlim ve tahakkukla hakikî vücudu lâzım değildir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bu tefekkürü yakalayabilmek, elbette ki kolay değil; sürekli bir ilim tahsiline ve hergün, her vakit tekrarlanacak egzersizere ihtiyaç gösterir. “Bir gün çalışmazsam aradaki farkıben anlarım; iki gün çalışmazsam orkestra şefi anlar; üçgün çalışmazsam dinleyici anlar”diye virtüözün sanatındaki hassasiyeti, Rabbini tanımaya müştak bir kul da mârifetullah sahasında göstermek zorundadır. Fakat bu zorluğun yanında, Cennetin mânevî lezzetleri de vardır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Ümit Şimşek[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]2. En’am Sûresi, 180; Kehf Sûresi, 110; TâhâSûresi, 8; Haşir Sûresi, 24. 3. Meryem Sûresi, 65. 4. Ra’d Sûresi, 33. 5. Tirmizî, Daavât: 83. 6. Zâriyât Sûresi, 56. 7. Bediüzzaman Said Nursî. Şualar, s. 84. 8. Ahzâb Sûresi, 72. [/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Risale-i Nur'dan Esma Parıltıları
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst