Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Risale-i Nurdan Temsiller,Menkıbeler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Sergerdan" data-source="post: 52973" data-attributes="member: 2492"><p><strong><span style="color: #ff1d00"></span></strong></p><p><strong><span style="color: #ff1d00"><span style="color: DarkSlateGray">1-Tevazuya,kanaate ve onların mükafatına dair menkıbe</span></span></strong></p><p><span style="color: DarkSlateGray"></span></p><p><span style="color: DarkSlateGray"></span> <span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">iki şahsa benzer ki, büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. Birisi kalbinden der: "Beni yalnız kabul etsin; dışarıdaki soğuktan kurtulsam bana kâfidir. En aşağıdaki iskemleyi de bana verseler, lütuftur."</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">İkinci adam, güya bir hakkı varmış gibi ve herkes ona hürmet etmeye mecburmuş gibi, mağrurâne der ki: "Bana en yukarı iskemleyi vermeli." O hırsla girer, gözünü yukarı mevkilere diker, onlara gitmek ister. Fakat divanhane sahibi onu geri döndürüp aşağı oturtur. Ona teşekkür lâzımken, teşekküre bedel kalbinden kızıyor. Teşekkür değil, bilâkis hane sahibini tenkit ediyor. Hane sahibi de ondan istiskal ediyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Birinci adam mütevaziâne giriyor, en aşağıdaki iskemleye oturmak istiyor. Onun o kanaati, divanhane sahibinin hoşuna gidiyor. "Daha yukarı iskemleye buyurun" der. O da gittikçe teşekkürâtını ziyadeleştirir; memnuniyeti tezayüd eder</span></span></p><p></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">İşte, dünya bir divanhane-i Rahmân'dır. Zemin yüzü bir sofra-i rahmettir. Derecât-ı erzak ve merâtib-i nimet dahi iskemleler hükmündedir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">Madem öyledir. Eğer malı çok seversen, hırsla değil, belki kanaatle malı talep et, tâ çok gelsin.</span></strong> </p><p></p><p></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"><strong>2-Orucun nefsin rububiyetini kırması,insanda acz fakra vesile olmasına dair menkıbe</strong></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"></span></p><p><span style="color: DarkOliveGreen"></span> <span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen">Hadisin rivayetlerinde vardır ki: 1 Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: "Ben neyim, sen nesin?" </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen">Nefis demiş: "Ben benim, Sen sensin." </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen">Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: "Ene ene, ente ente." Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten vazgeçmemiş.Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen">"Men ene? Ve mâ ente?" </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen">Nefis demiş: "Ente Rabbiye'r-Rahîm., Ve ene abdüke'l-âciz." Yani, "Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim. </span></span> <span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkOliveGreen"></span></span></p><p></p><p></p><p><img src="http://img508.imageshack.us/img508/943/imagesesq2.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p><span style="color: DimGray"><strong>3-Müstagni olmak,dünyaya el açmamak,madden kendini zengin bilmeye dair menkıbe</strong></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray">İktisat, sebeb-i izzet ve kemal olduğuna delâlet eden bir vakıa: </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray">Bir zaman, dünyaca sehâvetle meşhur Hâtem-i Tâî, mühim bir ziyafet veriyor. Misafirlerine gayet fazla hediyeler verdiği vakit, çölde gezmeye çıkıyor. Bakar ki, bir ihtiyar fakir adam, bir yük dikenli çalı ve gevenleri beline yüklemiş, cesedine batıyor, kanatıyor. Hâtem ona dedi: </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray">"Hâtem-i Tâî, hediyelerle beraber mühim bir ziyafet veriyor. Sen de oraya git; beş kuruşluk çalı yüküne bedel beş yüz kuruş alırsın." </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray">O muktesit ihtiyar demiş ki: "Ben bu dikenli yükümü izzetimle çekerim, kaldırırım; Hâtem-i Tâî'nin minnetini almam." </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray">Sonra Hâtem-i Tâî'den sormuşlar: "Sen kendinden daha civanmert, aziz kimi bulmuşsun?" </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray">Demiş: "İşte o sahrâda rast geldiğim o muktesit ihtiyarı benden daha aziz, daha yüksek, daha civanmert gördüm." </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Sergerdan, post: 52973, member: 2492"] [B][COLOR=#ff1d00] [COLOR=DarkSlateGray]1-Tevazuya,kanaate ve onların mükafatına dair menkıbe[/COLOR][/COLOR][/B] [COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR] [SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]iki şahsa benzer ki, büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. Birisi kalbinden der: "Beni yalnız kabul etsin; dışarıdaki soğuktan kurtulsam bana kâfidir. En aşağıdaki iskemleyi de bana verseler, lütuftur." İkinci adam, güya bir hakkı varmış gibi ve herkes ona hürmet etmeye mecburmuş gibi, mağrurâne der ki: "Bana en yukarı iskemleyi vermeli." O hırsla girer, gözünü yukarı mevkilere diker, onlara gitmek ister. Fakat divanhane sahibi onu geri döndürüp aşağı oturtur. Ona teşekkür lâzımken, teşekküre bedel kalbinden kızıyor. Teşekkür değil, bilâkis hane sahibini tenkit ediyor. Hane sahibi de ondan istiskal ediyor. Birinci adam mütevaziâne giriyor, en aşağıdaki iskemleye oturmak istiyor. Onun o kanaati, divanhane sahibinin hoşuna gidiyor. "Daha yukarı iskemleye buyurun" der. O da gittikçe teşekkürâtını ziyadeleştirir; memnuniyeti tezayüd eder[/COLOR][/SIZE] [B][COLOR=DarkSlateGray]İşte, dünya bir divanhane-i Rahmân'dır. Zemin yüzü bir sofra-i rahmettir. Derecât-ı erzak ve merâtib-i nimet dahi iskemleler hükmündedir. Madem öyledir. Eğer malı çok seversen, hırsla değil, belki kanaatle malı talep et, tâ çok gelsin.[/COLOR][/B] [COLOR=DarkOliveGreen][B]2-Orucun nefsin rububiyetini kırması,insanda acz fakra vesile olmasına dair menkıbe[/B] [/COLOR] [SIZE=3][COLOR=DarkOliveGreen]Hadisin rivayetlerinde vardır ki: 1 Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: "Ben neyim, sen nesin?" Nefis demiş: "Ben benim, Sen sensin." Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: "Ene ene, ente ente." Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten vazgeçmemiş.Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: "Men ene? Ve mâ ente?" Nefis demiş: "Ente Rabbiye'r-Rahîm., Ve ene abdüke'l-âciz." Yani, "Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=DarkOliveGreen] [/COLOR][/SIZE] [IMG]http://img508.imageshack.us/img508/943/imagesesq2.jpg[/IMG] [COLOR=DimGray][B]3-Müstagni olmak,dünyaya el açmamak,madden kendini zengin bilmeye dair menkıbe[/B][/COLOR] [SIZE=3][COLOR=DimGray]İktisat, sebeb-i izzet ve kemal olduğuna delâlet eden bir vakıa: Bir zaman, dünyaca sehâvetle meşhur Hâtem-i Tâî, mühim bir ziyafet veriyor. Misafirlerine gayet fazla hediyeler verdiği vakit, çölde gezmeye çıkıyor. Bakar ki, bir ihtiyar fakir adam, bir yük dikenli çalı ve gevenleri beline yüklemiş, cesedine batıyor, kanatıyor. Hâtem ona dedi: "Hâtem-i Tâî, hediyelerle beraber mühim bir ziyafet veriyor. Sen de oraya git; beş kuruşluk çalı yüküne bedel beş yüz kuruş alırsın." O muktesit ihtiyar demiş ki: "Ben bu dikenli yükümü izzetimle çekerim, kaldırırım; Hâtem-i Tâî'nin minnetini almam." Sonra Hâtem-i Tâî'den sormuşlar: "Sen kendinden daha civanmert, aziz kimi bulmuşsun?" Demiş: "İşte o sahrâda rast geldiğim o muktesit ihtiyarı benden daha aziz, daha yüksek, daha civanmert gördüm." [/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Risale-i Nurdan Temsiller,Menkıbeler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst