Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i nurdan vecizeler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="cetinsolhanli77" data-source="post: 252637"><p><strong>Cevap: Risale-i Nurdan Vecizeler</strong></p><p></p><p>Dünya mağazasından nasıl alıyorsunuz?</p><p> 05 Haziran 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi</p><p> </p><p> <em><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></em></p><p> <strong>İ’lem eyyühe’l-aziz! </strong></p><p> Küre-i arz mağazasından me’kûlât ve meşrûbat ve libas ve sair ihtiyaçlarınızı temin ediyorsunuz. Parasız aldığınız bu malları İlâhî hazineden almayıp birer birer esbaba yaptıracak olursanız, acaba bir nar tanesini ne kadar zamanlarda elde edip ne kadar pahalı alacaksınız? Çünkü o nar, bütün eşya ile alâkadardır. Az bir zamanda, az bir kıymetle husule gelmesi imkân haricidir. Ve aynı zamanda, ondaki ziynet, intizam, san’at, râyiha, tat ve koku gibi lâtif şeylerden anlaşılıyor ki, o nar tanesi öyle bir Saniin masnûudur ki, icadında külfet ve mübaşeret yoktur.</p><p> Mesele böyle olduğu halde, haşeratın zevk ve heveslerini tatmin için herbir noktasında bin türlü i’câz nükteleri bulunan o küre-i arz mağazasındaki eşyanın Sânii ya şuursuz, hissiz, iradesiz, ilimsiz, ihtiyarsız, kemâlsizdir ki, bu kadar bol zîkıymet antika eşyayı parasız dağıtıyor. Bu bâtıl ihtimal, isbata muhtaç olmayan bedihî bir hakikattir. Veya o hazine sâhibi, o hazineyi, âhirete gitmek üzere gelip muvakkaten kalan insanlara, İlâhî ve Rahmânî bir sofra olarak yaratmıştır. O hazine-i gaybda eşyanın icadı “Kün” emriyle bağlıdır. Ve bütün eşyanın melekûtiyetleri, santral gibi, Hakîm, Kadîr, Mürîd, Alîm bir Vâcibü’l-Vücudun yed-i kudretindedir.</p><p> Maahaza, o İlâhî sofradaki eşya yalnız insan ve hayvanların lezzet ve zevklerini tatmin için değildir. Herbir ferd-i müstehlikte zevilhayata âit cüz’î faidelerden başka esmâ-i İlâhiyenin tecelliyatına ve faaliyetteki esrar ve şuûnâtına ait gayr-ı mütenâhi hikmetler, gayeler vardır. Öyle ise, bu ziyafet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neş’et etmesi ve bu eşyanın semeratı sel gibi akıp ittifakı ve tesadüfün eline havalesi muhaldir. Çünkü, o eşyanın intizamlı hakîmâne teşahhusatı ve şuurkârâne muhkem hususiyatı, kör tesadüf ve ittifakı reddediyor. Öyle de, o sofra-i rahmetteki ucuzluk ve kolaylık ve çokluk o eşyanın bir Cevad-ı Mutlakdan, bir Hakîm-i Mutlaktan, bir Kadîr-i Mutlakdan geldiğini gösteren şahitlerdir. (Mesnevi-i Nuriye, Zeylû'l-Hubâb)</p><p> <strong>Bediüzzaman Said Nursi</strong></p><p> <u><strong>SÖZLÜK:</strong></u></p><p><u><strong> </strong></u>âhiret : öldükten sonra yaşanılacak olan sonsuz hayat</p><p> alâkadar : alâkalı, ilgili</p><p> Alîm : küçük büyük, görünen görünmeyen, gelmiş ve gelecek herşeyi hakkıyla bilen ve ilmi herşeyi kuşatan Allah</p><p> antika : eski ve kıymetli san’at eseri</p><p> bâtıl : doğru olmayan, yalan, yanlış</p><p> bedihî : açık, aşikâr</p><p> cüz’î : az, sınırlı, ferdî, bireysel</p><p> esbab : sebepler</p><p> esmâ-i İlâhiye : Allah’ın isimleri</p><p> esrar : sırlar</p><p> eşya : şeyler; varlıklar</p><p> ferd-i müstehlik : tüketen, tüketici kişi</p><p> gayr-i mütenâhi : sonsuz</p><p> hakikat : gerçek</p><p> Hakîm : herşeyi hikmetle belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah</p><p> haşerat : küçük zararlı hayvanlar</p><p> hazine-i gayb : görünmeyen hazine</p><p> heves : nefsin arzu ve isteği</p><p> hikmet : gaye, fayda, anlam, sır</p><p> husule gelme : meydana gelme</p><p> i’câz : mu’cize oluş; bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstülük</p><p> i’lem eyyühe’l-aziz : “Bil ey aziz, saygıdeğer kardeşim!” mânâsında muhatabı uyarmak ve dikkatini çekmek için kullanılan bir söz</p><p> icad : var etme, yaratma</p><p> ihtiyar : dileme, seçme, tercih etme</p><p> İlâhî : Allah tarafından olan</p><p> imkân harici : imkânsız, imkân dışı</p><p> intizam : disiplin, düzen</p><p> irade : dileme, tercih, seçme gücü</p><p> Kadîr : herşeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah</p><p> kemâlsiz : mükemmellikten uzak, noksan</p><p> külfet : güçlük, zorluk</p><p> kün emri : Arapça “kün = كُنْ”, yani “Ol” emri</p><p> küre-i arz : yerküre, yeryüzü</p><p> lâtif : şirin, güzel, hoş</p><p> libas : elbise</p><p> maahaza : bununla beraber</p><p> masnû : san’atlı şekilde yaratılmış varlık</p><p> me’kûlât : yiyecekler</p><p> melekûtiyet : bir şeyin görünmeyen iç yüzü, aslı, hakikati</p><p> meşrûbat : içecekler</p><p> muvakkaten : geçici olarak</p><p> mübaşeret : doğrudan temas</p><p> Mürîd : her şeyi istediği gibi, istediği zamanda ve keyfiyette yapan ve bir anda sonsuz şeyleri dilemekten âciz olmayan Allah</p><p> nükte : ince mânâ</p><p> Rahmânî : rahmeti sonsuz, yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah’a âit</p><p> râyiha : güzel koku</p><p> sair : diğer</p><p> Sâni : herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah</p><p> şuûnât : hâller, durumlar, vaziyetler</p><p> tatmin : doyurma</p><p> tecelliyat : tecellîler; yansımalar</p><p> temin etmek : sağlamak</p><p> Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah</p><p> yed-i kudret : Allah’ın kudret eli</p><p> zevilhayat : canlılar</p><p> zîkıymet : kıymetli</p><p> ziyafet-i âmme : umumî, herkesi içine alan ziyafet</p><p> ziynet : süs</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="cetinsolhanli77, post: 252637"] [b]Cevap: Risale-i Nurdan Vecizeler[/b] Dünya mağazasından nasıl alıyorsunuz? 05 Haziran 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi [I][B]Bismillahirrahmanirrahim[/B][/I] [B]İ’lem eyyühe’l-aziz! [/B] Küre-i arz mağazasından me’kûlât ve meşrûbat ve libas ve sair ihtiyaçlarınızı temin ediyorsunuz. Parasız aldığınız bu malları İlâhî hazineden almayıp birer birer esbaba yaptıracak olursanız, acaba bir nar tanesini ne kadar zamanlarda elde edip ne kadar pahalı alacaksınız? Çünkü o nar, bütün eşya ile alâkadardır. Az bir zamanda, az bir kıymetle husule gelmesi imkân haricidir. Ve aynı zamanda, ondaki ziynet, intizam, san’at, râyiha, tat ve koku gibi lâtif şeylerden anlaşılıyor ki, o nar tanesi öyle bir Saniin masnûudur ki, icadında külfet ve mübaşeret yoktur. Mesele böyle olduğu halde, haşeratın zevk ve heveslerini tatmin için herbir noktasında bin türlü i’câz nükteleri bulunan o küre-i arz mağazasındaki eşyanın Sânii ya şuursuz, hissiz, iradesiz, ilimsiz, ihtiyarsız, kemâlsizdir ki, bu kadar bol zîkıymet antika eşyayı parasız dağıtıyor. Bu bâtıl ihtimal, isbata muhtaç olmayan bedihî bir hakikattir. Veya o hazine sâhibi, o hazineyi, âhirete gitmek üzere gelip muvakkaten kalan insanlara, İlâhî ve Rahmânî bir sofra olarak yaratmıştır. O hazine-i gaybda eşyanın icadı “Kün” emriyle bağlıdır. Ve bütün eşyanın melekûtiyetleri, santral gibi, Hakîm, Kadîr, Mürîd, Alîm bir Vâcibü’l-Vücudun yed-i kudretindedir. Maahaza, o İlâhî sofradaki eşya yalnız insan ve hayvanların lezzet ve zevklerini tatmin için değildir. Herbir ferd-i müstehlikte zevilhayata âit cüz’î faidelerden başka esmâ-i İlâhiyenin tecelliyatına ve faaliyetteki esrar ve şuûnâtına ait gayr-ı mütenâhi hikmetler, gayeler vardır. Öyle ise, bu ziyafet-i âmme ve bu feyz-i âmmın bir kör kuvvetten neş’et etmesi ve bu eşyanın semeratı sel gibi akıp ittifakı ve tesadüfün eline havalesi muhaldir. Çünkü, o eşyanın intizamlı hakîmâne teşahhusatı ve şuurkârâne muhkem hususiyatı, kör tesadüf ve ittifakı reddediyor. Öyle de, o sofra-i rahmetteki ucuzluk ve kolaylık ve çokluk o eşyanın bir Cevad-ı Mutlakdan, bir Hakîm-i Mutlaktan, bir Kadîr-i Mutlakdan geldiğini gösteren şahitlerdir. (Mesnevi-i Nuriye, Zeylû'l-Hubâb) [B]Bediüzzaman Said Nursi[/B] [U][B]SÖZLÜK: [/B][/U]âhiret : öldükten sonra yaşanılacak olan sonsuz hayat alâkadar : alâkalı, ilgili Alîm : küçük büyük, görünen görünmeyen, gelmiş ve gelecek herşeyi hakkıyla bilen ve ilmi herşeyi kuşatan Allah antika : eski ve kıymetli san’at eseri bâtıl : doğru olmayan, yalan, yanlış bedihî : açık, aşikâr cüz’î : az, sınırlı, ferdî, bireysel esbab : sebepler esmâ-i İlâhiye : Allah’ın isimleri esrar : sırlar eşya : şeyler; varlıklar ferd-i müstehlik : tüketen, tüketici kişi gayr-i mütenâhi : sonsuz hakikat : gerçek Hakîm : herşeyi hikmetle belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah haşerat : küçük zararlı hayvanlar hazine-i gayb : görünmeyen hazine heves : nefsin arzu ve isteği hikmet : gaye, fayda, anlam, sır husule gelme : meydana gelme i’câz : mu’cize oluş; bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstülük i’lem eyyühe’l-aziz : “Bil ey aziz, saygıdeğer kardeşim!” mânâsında muhatabı uyarmak ve dikkatini çekmek için kullanılan bir söz icad : var etme, yaratma ihtiyar : dileme, seçme, tercih etme İlâhî : Allah tarafından olan imkân harici : imkânsız, imkân dışı intizam : disiplin, düzen irade : dileme, tercih, seçme gücü Kadîr : herşeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah kemâlsiz : mükemmellikten uzak, noksan külfet : güçlük, zorluk kün emri : Arapça “kün = كُنْ”, yani “Ol” emri küre-i arz : yerküre, yeryüzü lâtif : şirin, güzel, hoş libas : elbise maahaza : bununla beraber masnû : san’atlı şekilde yaratılmış varlık me’kûlât : yiyecekler melekûtiyet : bir şeyin görünmeyen iç yüzü, aslı, hakikati meşrûbat : içecekler muvakkaten : geçici olarak mübaşeret : doğrudan temas Mürîd : her şeyi istediği gibi, istediği zamanda ve keyfiyette yapan ve bir anda sonsuz şeyleri dilemekten âciz olmayan Allah nükte : ince mânâ Rahmânî : rahmeti sonsuz, yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah’a âit râyiha : güzel koku sair : diğer Sâni : herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah şuûnât : hâller, durumlar, vaziyetler tatmin : doyurma tecelliyat : tecellîler; yansımalar temin etmek : sağlamak Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah yed-i kudret : Allah’ın kudret eli zevilhayat : canlılar zîkıymet : kıymetli ziyafet-i âmme : umumî, herkesi içine alan ziyafet ziynet : süs [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i nurdan vecizeler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst