Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Hizmet Rehberi
Risale-i Nur’la meşgulken vefât eden, şehadet makámı kazanır
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="FaKiR" data-source="post: 8991" data-attributes="member: 10"><p style="text-align: center"><span style="color: red"><u><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Risale-i Nur’la meşgulken vefât eden, şehadet makámı kazanır </strong></span></span></u></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: #000000">Azîz, sıddık kardeşlerim, </span></strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #000000">Cenab-ı Erhamü’r-Rahimîne hadsiz şükür olsun ki, bu acîb zamanda ve garip yerde, talebe-i ulûmun kıymetli şerefini ve ehemmiyetli hizmetlerini kazanmayı sizler vasıtasıyla; bizlere de müyesser eyledi. Ehl-i keşf-i kubûrun müşahedesiyle, müteaddit vakıatla, tahsil-i ulûm anında vefat eden bazı müştak ve ciddî bir talebe-i ulûm, şehitler gibi kendini hayatta ve kendi dersiyle meşgul görüyor. Hatta meşhur bir ehl-i keşfe’l-kubûr, vefat eden ve ilm-i sarf ve nahiv okuyan bir talebenin kabrinde Münker-Nekir’e nasıl cevap verecek diye murakabe etmiş ve müşahede edip işitmiş ki; melek-i sual ondan sordu: "Men Rabbüke" "Senin Rabbin kimdir?" dediği zaman, o nahiv dersiyle iştigal ederken vefat eden talebe, o meleğin cevabında demiş: "Men" müptedadır, "Rabbüke" onun haberidir." Nahiv ilmince cevap vermiş. Kendini medresede zannetmiş. İşte bu vakıaya muvafık olarak ben, merhum Hafız Ali’yi aynen hayattaki gibi Risale-i Nur’la meşgul olarak en yüksek bir ilimde çalışan bir talebe-i </span></span></span></strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong><span style="font-size: 12px">olduklarına dair kuvvetli işârât-ıKur’âniyeyi ve beşâret-i Aleviye ve Gavsiyeyi düşündüm. Kalben dedimki: "Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı bir dil ile nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?" diye mütehayyir kaldım. Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi. ki: Risale-i Nur’un hakîki ve sadık şakirtleri mabeynindeki düstur-u esasî olan iştirak-i a’ma1-i uhreviye kanunuyla ve samîmi ve sadık tesanüd sırrıyla, herbir halis ve hakîki şakirt, bir dil ile değil, belki kardeşleri adedince dilleriyle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara karşı bin dil ile mukabele eder. İhlas ve sadakat ve Sünnet-i Seniyyeye mutabakat ve hizmet derecesine göre o küllî ubûdiyete sahip olur. </span></strong></span></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bu büyük kazancı elden kaçırmamak gerektir. Bazı melaikenin kırk bin dil ile zikrettikleri gibi, halis ve hakîki müttakî bir şakirt dahi kırk bin kardeşinin dilleriyle ibadet eder, necata nıüstehak olur, inşaallah. </span></span></strong></span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #000000"><span style="color: #000000">İkincisi :</span></span></span></span></strong><span style="color: #000000"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong> Eski zamanda on dört yaşımda iken icâzet almanın,alâmeti olan üstad tarafından bir cübbe bana giydirmek vaziyetine manileri bulundu. Yaşımın küçüklüğüyle, memleketimizde büyük hocalara mahsus kisve giymek yakışmadığını; saniyen o zaman büyük alimler bana karşı üstadlık vaziyetini değil, ya rakip veyahut teslimiyet derecesine girdikleri için bana bir cübbe giydirmek ve üstadlık vaziyetini alacak </strong></span></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"></span></p><p><span style="color: #000000"></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">kendilerine güvenenler bulunmadıve evliya-i azîmeden dört beş zatın da vefat etmeleri cihetiyle elli altı senedir icâzetin zâhir alâmeti olan cübbeyi giymek, bir üstadın elini öpmek, üstadlığını kabul etmek hakkımı, bu günlerde yüz senelik bir mesafede Hazret-i Mevlana Zülcenaheyn Halid Ziyaeddin kendi cübbesini pek garip bir tarzda bana giydimıek için gönderdiğini, bazı emarelerle bana kanaat geldi. Ben de o mübarek yüz yaşında </span><span style="color: #000000">HAŞİYE </span></span></strong></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">cübbeyi giyiyorum, Cenab-ı Hakka şükrediyorum. </span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #000000"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #000000"><span style="color: red"><em>Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, s.134. </em></span></span></span></span></strong></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #000000"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="FaKiR, post: 8991, member: 10"] [CENTER][COLOR=red][U][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Risale-i Nur’la meşgulken vefât eden, şehadet makámı kazanır [/B][/SIZE][/FONT][/U][/COLOR] [/CENTER] [LEFT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][B][COLOR=#000000]Azîz, sıddık kardeşlerim, [/COLOR][/B][/SIZE][/FONT] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#000000]Cenab-ı Erhamü’r-Rahimîne hadsiz şükür olsun ki, bu acîb zamanda ve garip yerde, talebe-i ulûmun kıymetli şerefini ve ehemmiyetli hizmetlerini kazanmayı sizler vasıtasıyla; bizlere de müyesser eyledi. Ehl-i keşf-i kubûrun müşahedesiyle, müteaddit vakıatla, tahsil-i ulûm anında vefat eden bazı müştak ve ciddî bir talebe-i ulûm, şehitler gibi kendini hayatta ve kendi dersiyle meşgul görüyor. Hatta meşhur bir ehl-i keşfe’l-kubûr, vefat eden ve ilm-i sarf ve nahiv okuyan bir talebenin kabrinde Münker-Nekir’e nasıl cevap verecek diye murakabe etmiş ve müşahede edip işitmiş ki; melek-i sual ondan sordu: "Men Rabbüke" "Senin Rabbin kimdir?" dediği zaman, o nahiv dersiyle iştigal ederken vefat eden talebe, o meleğin cevabında demiş: "Men" müptedadır, "Rabbüke" onun haberidir." Nahiv ilmince cevap vermiş. Kendini medresede zannetmiş. İşte bu vakıaya muvafık olarak ben, merhum Hafız Ali’yi aynen hayattaki gibi Risale-i Nur’la meşgul olarak en yüksek bir ilimde çalışan bir talebe-i [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][FONT=Comic Sans MS][B][SIZE=3]olduklarına dair kuvvetli işârât-ıKur’âniyeyi ve beşâret-i Aleviye ve Gavsiyeyi düşündüm. Kalben dedimki: "Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı bir dil ile nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?" diye mütehayyir kaldım. Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi. ki: Risale-i Nur’un hakîki ve sadık şakirtleri mabeynindeki düstur-u esasî olan iştirak-i a’ma1-i uhreviye kanunuyla ve samîmi ve sadık tesanüd sırrıyla, herbir halis ve hakîki şakirt, bir dil ile değil, belki kardeşleri adedince dilleriyle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara karşı bin dil ile mukabele eder. İhlas ve sadakat ve Sünnet-i Seniyyeye mutabakat ve hizmet derecesine göre o küllî ubûdiyete sahip olur. [/SIZE][/B][/FONT][/FONT][/SIZE][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS]Bu büyük kazancı elden kaçırmamak gerektir. Bazı melaikenin kırk bin dil ile zikrettikleri gibi, halis ve hakîki müttakî bir şakirt dahi kırk bin kardeşinin dilleriyle ibadet eder, necata nıüstehak olur, inşaallah. [/FONT][/SIZE][/B][/FONT][/SIZE] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#000000][COLOR=#000000]İkincisi :[/COLOR][/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][COLOR=#000000][COLOR=#000000][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][B] Eski zamanda on dört yaşımda iken icâzet almanın,alâmeti olan üstad tarafından bir cübbe bana giydirmek vaziyetine manileri bulundu. Yaşımın küçüklüğüyle, memleketimizde büyük hocalara mahsus kisve giymek yakışmadığını; saniyen o zaman büyük alimler bana karşı üstadlık vaziyetini değil, ya rakip veyahut teslimiyet derecesine girdikleri için bana bir cübbe giydirmek ve üstadlık vaziyetini alacak [/B][/SIZE][/FONT][/COLOR][/COLOR][/LEFT] [COLOR=#000000] [COLOR=#000000][FONT=Comic Sans MS][B][SIZE=3][COLOR=#000000]kendilerine güvenenler bulunmadıve evliya-i azîmeden dört beş zatın da vefat etmeleri cihetiyle elli altı senedir icâzetin zâhir alâmeti olan cübbeyi giymek, bir üstadın elini öpmek, üstadlığını kabul etmek hakkımı, bu günlerde yüz senelik bir mesafede Hazret-i Mevlana Zülcenaheyn Halid Ziyaeddin kendi cübbesini pek garip bir tarzda bana giydimıek için gönderdiğini, bazı emarelerle bana kanaat geldi. Ben de o mübarek yüz yaşında [/COLOR][COLOR=#000000]HAŞİYE [/COLOR][/SIZE][/B][/FONT][FONT=Comic Sans MS][B][SIZE=3][COLOR=#000000]cübbeyi giyiyorum, Cenab-ı Hakka şükrediyorum. [/COLOR][/SIZE][/B][/FONT] [B][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#000000][COLOR=red][I]Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, s.134. [/I][/COLOR][/COLOR][/FONT][/SIZE][/B] [/COLOR][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Hizmet Rehberi
Risale-i Nur’la meşgulken vefât eden, şehadet makámı kazanır
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst