Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nuru Anlamak...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="teblið" data-source="post: 336667" data-attributes="member: 1011058"><p><img src="https://risaleforum.net/images/ilkkalem/sozler.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p style="text-align: center">İlm-i Kelam ve Risale-i Nurlar</p> <p style="text-align: center"></p><p>Risale-i Nur bu yüksek kelamî hakikatlerden bahsederken İlm-i Kelam uleması gibi havassa ve ilim adamlarına değil, bilakis çocuklardan tut, en amî bir insandan en âlî ilimlerde ihtisas sahibi olan ulemaye beraber her okuyana ders vererek Kur’anın bütün insanlığa hitabını tefsirinde en güzel şekilde yansıtmıştır. Anlamıyorum diye okumayanlar okumadıkları için anlamayanlardır.</p><p></p><p></p><p>İlm-i Kelam çıkış itibarıyla “Fıkh-ı Ekber” olarak çıkmıştır. İmam-ı Azam’ın (ra) “Fıkh-ı Ekber” adını verdiği bir risalesi vardır ki Müslümanın inancı ile ilgili konuları özetlemiştir. Mutezile ile akla önem vermiş ve felsefî bir boyut kazanmıştır. Özellikle İmam-ı Gazali’den (ra) sonra akıl ve mantık kurallarını da içine alarak felsefenin faydalı olanını almış, zararlı ve dine aykırı yönünden uzaklşamış ancak avamdan çok havassa hitap eder hale gelmiştir.</p><p></p><p>Kelam’ın son zamanlarda felsefe ile yakınlaşması, daha çok tartışmalı konulara yoğunlaşması onu İslam Akaidinden ayırmış ve yüksek tabakaya hitap eder hale getirmiştir. Bilhassa XVIII ve XIX asırda Materyalizm, Pozitivzm, Darwinizm gibi Felsefî akımların ortaya çıkması ile onlarla mücadeleyi esas alması ile Kelam ilmini halktan daha da uzaklaşmış ve gereksiz tartışmaların içine çekmiştir. Akaid bilgileri de avama hitap eden “İlmihal Bilgileri” içinde çok dar bir sahaya sıkıştırılmıştır. Bu nedenle mekteplerde Felsefe okuyanların kafaları karışmış ve dinden uzaklaşmış, halkın da İlahiyata ve İlm-i Kelama ait yüksek bilgilerden mahrum kalmasına ve taassuba yönelmesine sebep olmuştur.</p><p>Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin yazdığı Risaleler ve bu risaleler içinde ele aldığı konular İlahiyata, Kur’ana, İmana ve Ahirete ait yüksek ilmi hakikatleri ihtiva etmektedir. Böyle olmasına rağmen imana ait meselelerin ele alınış şekli, Kur’ânî metodu ile havas ile avamı, felsefe ile dini, akaid ile kelamı ve kelam ile halkı bir araya getirmiş ve basit bir uslüp ve doğru bir metot ile İlm-i Kelam sahasında büyük bir çığır açmıştır.</p><p></p><p>Risale-i Nur Kur’an tefsiri olmakla beraber bir “İlm-i Kelam” kitabıdır ve Kelam sahasında büyük bir çığır açmıştır. Metot olarak akıl ve kalp beraberliğini, aklı ikna ve kalbi tatmin etme yolunu takip etmiştir. Bediüzzaman her şeyden önce “İnsan/birey” odaklı ve insanın yaratılış amacını açıklamaya yöneliktir. İnsanın yaratılış amacının “Marifetullah” yani Allah’ı bilmek ve tanımak olduğunu belirten Bediüzzaman insanı marifetullahta terakki ettirecek olan dört yol olduğunu belirtir. Bunlar Kelam, Tasavvuf, Felsefe ve Kur’an Yolu… Kelam ve Tasavvuf Kur’an kaynaklı olduğu halde beşerin fikri ve aklî mülâhazalarla başka şekle girmiştir. Sadece akılla hareket eden Felsefe ise şüphe ve tereddütlere sebep olmaktadır. Kur’an yolu ise marifetullahda en kısa ve en sağlam yol olduğunu söylemektedir.</p><p></p><p>Kur’an insanların hem aklına hem de kalbine hitap etmekte ve her şeyden Allah’a giden bir yol olduğunu belirtmekte ve her şeyde Allah’ın varlığını ispat etmektedir. Bediüzzaman Risale-i Nurda yalnız aklı ve kalbi değil, ruhun bütün duygularına hitap eden Kur’anı kendisine rehber edinmiştir.</p><p></p><p>Kur’ân-ı Kerim Tevhidi anlatırken “Esma-i Hüsnayı” esas alır ve her şeyi bu “Esma-i Hüsnânın” tecellisi olarak görür. Risale-i Nur tam bu noktadan yola çıkar. Kur’ân-ı Kerimdeki Esma-i Hüsna’dan yola çıkarak onların kâinattaki tecellilerini nazara verir “Eserden müessire” “sanattan Sania” “isimden müsemmaya” intikal suretiyle her yerde Allahı tanımaya bir yol açar. Her zerrede “Tevhidi” ispat eder. Her şeyden marifetullaha yol açar ki bu kelamcıların eserlerinde ve mutasavvıfların kitap ve yöntemlerinde mevcut değildir.</p><p></p><p><strong>Risale-i Nurun keşfettiği Kur’anın Marifetullahta takip ettiği metot şöyledir:</strong></p><p><strong></strong></p><p>1. Kur’an kâinattan Allah namına onun eseri ve sanatı olarak bahseder. Her şeyi Allah’ı tesbih eden ve varlığına birliğine delil olarak bakar. Risale-i Nur kur’ânın bu yönünü öne çıkarmıştır.</p><p></p><p>2. Kur’an akla hitap eder ve aklı şahit tutar. Allah’ın nimetlerini ve kudret eserlerini sıraladıkatan ve peygamberlere ait kıssaları anlattıktan sonra akla havale eder ve “Düşünüp ibret almaz mısınız?” “Ey akıl sahipleri ibret alınız!” ferman eder. Risale-i Nur Kur’ân-ı Kerimin bu yönünü de öne çıkarmıştır.</p><p></p><p>3. Mahlûkatta tefekkür ile marifetullahta terakki Kur’anın marifetullah metodudur. Risale-i Nur bu “Tefekkür Mesleğini” açmış ve insanlığın önüne Allah’ı tanımaya yani marifetullaha giden geniş Kur’ânî bir cadde açmıştır.</p><p></p><p>4. Kur’ân-ı Kerim insanları inanç bakımından dört aktegoriye ayırır. Mü’minler, kâfirler, münafıklar ve ehl-i kitap olanlar. Bunların vasıflarını sayarak bu vasıflar üzerinden isnanlığa hitap eder. Mesajı evrenseldir. Tüm insanları Hz. Âdem’in çocukları olarak görür ve ve inananları da kardeş ilan eder. Risale-i Nur Kur’ânın bu yönünü de çok güzel bir şekilde yansıtmıştır.</p><p></p><p>5. Kur’an Tevhid, Nübüvvet, Haşir, İbadet ve Adalet olmak üzere dört temel konu üzerinde durmuştur. Bütün bunlar “İtikadî ve Kelâmî” konulardır. Bu nedenle Kur’ân-ı kerimin 6666 ayetinden 6000 adedi İmana ait Tevhid, Nübüvvet ve Haşir konularıdır. Risale-i Nur da aynen bu hususlara aynı oranda yer vererek Tevhit, Nübüvvet ve Haşri aklî ve mantıkî deliller ve ilmî metotlarla ispat ederek tam bir Kur’an tefsiri ve Kelam ilmi olduğunu her okuyana göstermektedir.</p><p></p><p>Risale-i Nur bu yüksek kelamî hakikatlerden bahsederken İlm-i Kelam uleması gibi havassa ve ilim adamlarına değil, bilakis çocuklardan tut, en amî bir insandan en âlî ilimlerde ihtisas sahibi olan ulemaye beraber her okuyana ders vererek Kur’anın bütün insanlığa hitabını tefsirinde en güzel şekilde yansıtmıştır. Anlamıyorum diye okumayanlar okumadıkları için anlamayanlardır.</p><p></p><p>Sonuç olarak Risale-i Nur Kur’anı rehber tutup ilmî ve mantıkî delillerle aklı şahit tutarak Kur’anın ve imanın hakikatlerini izah edebilen ve her tabakaya hitap eden ve samimi olanların itiraz edemeyeceği şekilde ispat eden bir Kur’an tefsiri ve İlm-i Akaid ve Kelam ve Usul-i din kitaplarıdır</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="teblið, post: 336667, member: 1011058"] [IMG]https://risaleforum.net/images/ilkkalem/sozler.png[/IMG] [CENTER]İlm-i Kelam ve Risale-i Nurlar [/CENTER]Risale-i Nur bu yüksek kelamî hakikatlerden bahsederken İlm-i Kelam uleması gibi havassa ve ilim adamlarına değil, bilakis çocuklardan tut, en amî bir insandan en âlî ilimlerde ihtisas sahibi olan ulemaye beraber her okuyana ders vererek Kur’anın bütün insanlığa hitabını tefsirinde en güzel şekilde yansıtmıştır. Anlamıyorum diye okumayanlar okumadıkları için anlamayanlardır. İlm-i Kelam çıkış itibarıyla “Fıkh-ı Ekber” olarak çıkmıştır. İmam-ı Azam’ın (ra) “Fıkh-ı Ekber” adını verdiği bir risalesi vardır ki Müslümanın inancı ile ilgili konuları özetlemiştir. Mutezile ile akla önem vermiş ve felsefî bir boyut kazanmıştır. Özellikle İmam-ı Gazali’den (ra) sonra akıl ve mantık kurallarını da içine alarak felsefenin faydalı olanını almış, zararlı ve dine aykırı yönünden uzaklşamış ancak avamdan çok havassa hitap eder hale gelmiştir. Kelam’ın son zamanlarda felsefe ile yakınlaşması, daha çok tartışmalı konulara yoğunlaşması onu İslam Akaidinden ayırmış ve yüksek tabakaya hitap eder hale getirmiştir. Bilhassa XVIII ve XIX asırda Materyalizm, Pozitivzm, Darwinizm gibi Felsefî akımların ortaya çıkması ile onlarla mücadeleyi esas alması ile Kelam ilmini halktan daha da uzaklaşmış ve gereksiz tartışmaların içine çekmiştir. Akaid bilgileri de avama hitap eden “İlmihal Bilgileri” içinde çok dar bir sahaya sıkıştırılmıştır. Bu nedenle mekteplerde Felsefe okuyanların kafaları karışmış ve dinden uzaklaşmış, halkın da İlahiyata ve İlm-i Kelama ait yüksek bilgilerden mahrum kalmasına ve taassuba yönelmesine sebep olmuştur. Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin yazdığı Risaleler ve bu risaleler içinde ele aldığı konular İlahiyata, Kur’ana, İmana ve Ahirete ait yüksek ilmi hakikatleri ihtiva etmektedir. Böyle olmasına rağmen imana ait meselelerin ele alınış şekli, Kur’ânî metodu ile havas ile avamı, felsefe ile dini, akaid ile kelamı ve kelam ile halkı bir araya getirmiş ve basit bir uslüp ve doğru bir metot ile İlm-i Kelam sahasında büyük bir çığır açmıştır. Risale-i Nur Kur’an tefsiri olmakla beraber bir “İlm-i Kelam” kitabıdır ve Kelam sahasında büyük bir çığır açmıştır. Metot olarak akıl ve kalp beraberliğini, aklı ikna ve kalbi tatmin etme yolunu takip etmiştir. Bediüzzaman her şeyden önce “İnsan/birey” odaklı ve insanın yaratılış amacını açıklamaya yöneliktir. İnsanın yaratılış amacının “Marifetullah” yani Allah’ı bilmek ve tanımak olduğunu belirten Bediüzzaman insanı marifetullahta terakki ettirecek olan dört yol olduğunu belirtir. Bunlar Kelam, Tasavvuf, Felsefe ve Kur’an Yolu… Kelam ve Tasavvuf Kur’an kaynaklı olduğu halde beşerin fikri ve aklî mülâhazalarla başka şekle girmiştir. Sadece akılla hareket eden Felsefe ise şüphe ve tereddütlere sebep olmaktadır. Kur’an yolu ise marifetullahda en kısa ve en sağlam yol olduğunu söylemektedir. Kur’an insanların hem aklına hem de kalbine hitap etmekte ve her şeyden Allah’a giden bir yol olduğunu belirtmekte ve her şeyde Allah’ın varlığını ispat etmektedir. Bediüzzaman Risale-i Nurda yalnız aklı ve kalbi değil, ruhun bütün duygularına hitap eden Kur’anı kendisine rehber edinmiştir. Kur’ân-ı Kerim Tevhidi anlatırken “Esma-i Hüsnayı” esas alır ve her şeyi bu “Esma-i Hüsnânın” tecellisi olarak görür. Risale-i Nur tam bu noktadan yola çıkar. Kur’ân-ı Kerimdeki Esma-i Hüsna’dan yola çıkarak onların kâinattaki tecellilerini nazara verir “Eserden müessire” “sanattan Sania” “isimden müsemmaya” intikal suretiyle her yerde Allahı tanımaya bir yol açar. Her zerrede “Tevhidi” ispat eder. Her şeyden marifetullaha yol açar ki bu kelamcıların eserlerinde ve mutasavvıfların kitap ve yöntemlerinde mevcut değildir. [B]Risale-i Nurun keşfettiği Kur’anın Marifetullahta takip ettiği metot şöyledir: [/B] 1. Kur’an kâinattan Allah namına onun eseri ve sanatı olarak bahseder. Her şeyi Allah’ı tesbih eden ve varlığına birliğine delil olarak bakar. Risale-i Nur kur’ânın bu yönünü öne çıkarmıştır. 2. Kur’an akla hitap eder ve aklı şahit tutar. Allah’ın nimetlerini ve kudret eserlerini sıraladıkatan ve peygamberlere ait kıssaları anlattıktan sonra akla havale eder ve “Düşünüp ibret almaz mısınız?” “Ey akıl sahipleri ibret alınız!” ferman eder. Risale-i Nur Kur’ân-ı Kerimin bu yönünü de öne çıkarmıştır. 3. Mahlûkatta tefekkür ile marifetullahta terakki Kur’anın marifetullah metodudur. Risale-i Nur bu “Tefekkür Mesleğini” açmış ve insanlığın önüne Allah’ı tanımaya yani marifetullaha giden geniş Kur’ânî bir cadde açmıştır. 4. Kur’ân-ı Kerim insanları inanç bakımından dört aktegoriye ayırır. Mü’minler, kâfirler, münafıklar ve ehl-i kitap olanlar. Bunların vasıflarını sayarak bu vasıflar üzerinden isnanlığa hitap eder. Mesajı evrenseldir. Tüm insanları Hz. Âdem’in çocukları olarak görür ve ve inananları da kardeş ilan eder. Risale-i Nur Kur’ânın bu yönünü de çok güzel bir şekilde yansıtmıştır. 5. Kur’an Tevhid, Nübüvvet, Haşir, İbadet ve Adalet olmak üzere dört temel konu üzerinde durmuştur. Bütün bunlar “İtikadî ve Kelâmî” konulardır. Bu nedenle Kur’ân-ı kerimin 6666 ayetinden 6000 adedi İmana ait Tevhid, Nübüvvet ve Haşir konularıdır. Risale-i Nur da aynen bu hususlara aynı oranda yer vererek Tevhit, Nübüvvet ve Haşri aklî ve mantıkî deliller ve ilmî metotlarla ispat ederek tam bir Kur’an tefsiri ve Kelam ilmi olduğunu her okuyana göstermektedir. Risale-i Nur bu yüksek kelamî hakikatlerden bahsederken İlm-i Kelam uleması gibi havassa ve ilim adamlarına değil, bilakis çocuklardan tut, en amî bir insandan en âlî ilimlerde ihtisas sahibi olan ulemaye beraber her okuyana ders vererek Kur’anın bütün insanlığa hitabını tefsirinde en güzel şekilde yansıtmıştır. Anlamıyorum diye okumayanlar okumadıkları için anlamayanlardır. Sonuç olarak Risale-i Nur Kur’anı rehber tutup ilmî ve mantıkî delillerle aklı şahit tutarak Kur’anın ve imanın hakikatlerini izah edebilen ve her tabakaya hitap eden ve samimi olanların itiraz edemeyeceği şekilde ispat eden bir Kur’an tefsiri ve İlm-i Akaid ve Kelam ve Usul-i din kitaplarıdır [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nuru Anlamak...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst