Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risale-i Nur’u sadeleştirmek üzerine..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Kýrýk Testi" data-source="post: 318918" data-attributes="member: 358"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px">1-En başından söyleyeyim, <strong>Risale’nin sadeleştirilmesine karşıyım ama bildiğiniz nedenlerle değil.</strong> Risale-i Nur’un sadeleştirilmesine karşı çıkmaların hepsini Risale-i Nur fanatikliğine yormak insafsızlıktır, had bilmezliktir. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Risale de öyle!</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">2-Hele de <strong>“Risale-i Nur vahiy mi ki, sadeleştirilmesin!” gibi dengesiz bir muhakeme</strong> üzerinden yürümek sağlıklı düşünmeyi hepten sabote eder. Risale-i Nur vahiy değil elbette. Ancak Risale-i Nur’un özel olarak belirlenmiş dili, okuyucusunu vahyin anlam nehrine yakınlaştırır. Bir süre Risale okuyan biri-farkında olsun olmasın-<strong>Kur’an kavramları üzerinde yürüyen ve esmâ-i hüsnâ eksenli bir konuşma dili</strong>ne kavuşur.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">3-“İlham yoluyla” geldiğine ve “vehbî ilim” olduğuna dair kayıtlar üzerinden sadeleştirmeye karşı çıkmak ise acze sarılmak demeye gelir. Metni kutsallaştırma suçlamalarına haklılık kazandırır. Risale metnini, herkesin inanmak zorunda olmadığı kaynağı üzerinden değil de <strong>kendisi üzerinden değerlendirecek kadar açık fikirli olmak gerek.</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">5-“Risale-i Nur’un sadeleştirilmesi” projesinin en sorunlu kısmı bizzat “sadeleştirme” ifadesinde görünüyor. <strong>Risale-i Nur zaten sadedir</strong>; “Eski Said” döneminde Türkçe Muhâkemat ve Arapça İşarâtü’l İ’caz gibi ağır dilli ve akademik eserler veren Said Nursi, “Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız” diye yeni baştan yazıyorsa, okuyucusuna sadelik sunmayı hedefliyor demektir.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">6-Said Nursî’yi yaşadığı dönemin diline mahkûm görmek, onun <strong>Kur’ân talebeliğinin zamanları aşan feraseti</strong>ni gözden kaçırmak demeye gelir. Kur’ân adına konuşan bir adam, döneminin diliyle konuşmaz, bütün dönemleri kapsayan bir dil derdinde olur. O dönemde Osmanlıca konuşulduğu için belirlenmiş değildir <strong>Risale’nin dili; her dönem Kur’ânca konuşulması hedeflenerek </strong>belirlenmiştir.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">7-Risale-i Nur, yazıldığı döneme kıyasla da oldukça sade dille yazılmıştır. Bu konuda sözde ilericiliğin sözcüsü M.Kemal’in lâdini ve laik Nutuk’unun Osmanlıcasıyla kıyaslanabilir. <strong>Sadelikte laik modernistler bile Said Nursî’nin diline yetişemez.</strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span><span style="font-size: 10px">8-Risale-i Nur’un dili, bugünkü konuşma diline göre elbette ki “ağır” durur. Ama bu ağırlık Said Nursî’nin Osmanlıca alışkanlığından kaynaklanmaz. Bu “ağırlık” <strong>Kur’ân kelimelerini ve esmâ-i hüsnâ incelikleri</strong>ni bugünkü konuşma diline taşıma zaruretinden kaynaklanır.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">9-<strong>Başka hiçbir Türkçe eserde esmâ-i hüsna hayata bu kadar canlı olarak katılmış ve aktüel olarak sunulmuş değildir.</strong> Esmâ-i hüsnâ’yı ezberlemeyi değil de yaşamayı kendine dert edinen her insan, Risale’nin ağırlığını omuzlamayı da seve seve göze almalıdır.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">10-<strong>Risale-i Nur, Kur’ân kelimelerini ve esmâ-i hüsnâyı tedavüle sokan, dolaşımda tutan, güncelleyen bir medeniyet dili</strong>ni yaşatmak için yazılmıştır. Risale, okuyucusunun aklını vahyin seslerine aşina ederek doğrudan vahye yakınlaştırır. Vahyi anlamaya yönelik bu “doğrudan”lık eşsiz bir sadelik imkânı sunar Türkçe okuyanlara.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">11-Risale-i Nur’un dili “ağır”sa, sorulması gereken soru şudur: <strong>Her “ağır” şey yolda bırakılır mı, omuzdan atılır mı? Risale-i Nur’un ağırlığı çekilmeye değmez bir ağırlık mı?</strong> Meselâ, canınız ciğeriniz kızınız 15 kg ama işinize yaramayan bir taş 50 gram ise, hangisi daha ağırdır? Risale metni, sizi canınız ciğeriniz olması gereken vahiyle çok kolayca aşina kılıyorsa, neden bu ağırlığı taşımaya değer görmeyesiniz?</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">12-Risale-i Nur’u sadeleştirmek yine de mümkündür. Ama bu Risale’nin ana metniyle oynayarak değil, <strong>Risale talebelerinin yeni kuşağın anlayacağı sade ve bağımsız metinler üretmesiyle gerçekleşir.</strong> Bu kapı alabildiğine açıktır herkese. Çünkü Risale-i Nur müellifi bize balık tutmakla kalmamış olta vermiştir; oltayı adam gibi kullanan yeni kıyılarda yeni kuşaklara çokça balıklar tutabilir.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">13-Risale-i Nur’ u anlamaya değer gören biri, bir yabancı dili öğrenmek için katlanacağı zahmetin çok daha azıyla “ağırlığı” omuzlayabilir. Üstelik böylece Risale ile tanışmakla kalmaz; Geylani’den Mevlana’ya İbni Arabi’den Gazali’ye kadar eşsiz değerdeki klasik metinlere nüfuz edebilecek sağlam bir söz dağarcığı edinir, esaslı bir kavram haritası kazanır. Demek ki <strong>Risale-i Nur kendisini göstermek için var değildir.</strong> Gözün önündeki gözlük gibi, asıl görülmesi gerekenleri daha net görmeyi sağlar.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span><span style="font-size: 10px">14-Hatırlamak gerek ki, Risale-i Nur okumak Risale-i Nur okumak için değildir; <strong>Risale-i Nur Kur’ân’ı okumak, vahiyle tanış olmak için vardır.</strong> Risale-i Nur’un müellifinin en çok şikâyetçi olduğu husus Kur’ân adına yazılan kitapların zaman içinde şeffaflığını kaybetmesi ve matlaşmasıdır. Bu yüzden bu eserlerin çoğu zamanla Kur’ân’ı gösterir olmaktan çıkmış, sadece kendileri görünür hale gelmiştir. Arkasındaki Kur’ân gizlenmiştir. Risale-i Nur’un sade olup olmadığı günümüz Türkçesi’yle kıyaslayarak değil, okuyucusunu Kur’ân’a eriştirmesinin yeterince doğrudan olup olmadığına bakarak değerlendirmek gerekir. Bu açıdan bakılınca, Risale-i Nur’dan daha sadesi yoktur. Risale’nin sadeliğini aslında Risale’yi günümüz diline indirgemek bozabilir, işte o zaman Risale ağırlaşır; taşımaya değer olmaktan çıkar.</span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px">Senai Demirci</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Kýrýk Testi, post: 318918, member: 358"] [CENTER][SIZE=2]1-En başından söyleyeyim, [B]Risale’nin sadeleştirilmesine karşıyım ama bildiğiniz nedenlerle değil.[/B] Risale-i Nur’un sadeleştirilmesine karşı çıkmaların hepsini Risale-i Nur fanatikliğine yormak insafsızlıktır, had bilmezliktir. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Risale de öyle! [/SIZE][SIZE=2]2-Hele de [B]“Risale-i Nur vahiy mi ki, sadeleştirilmesin!” gibi dengesiz bir muhakeme[/B] üzerinden yürümek sağlıklı düşünmeyi hepten sabote eder. Risale-i Nur vahiy değil elbette. Ancak Risale-i Nur’un özel olarak belirlenmiş dili, okuyucusunu vahyin anlam nehrine yakınlaştırır. Bir süre Risale okuyan biri-farkında olsun olmasın-[B]Kur’an kavramları üzerinde yürüyen ve esmâ-i hüsnâ eksenli bir konuşma dili[/B]ne kavuşur. [/SIZE][SIZE=2]3-“İlham yoluyla” geldiğine ve “vehbî ilim” olduğuna dair kayıtlar üzerinden sadeleştirmeye karşı çıkmak ise acze sarılmak demeye gelir. Metni kutsallaştırma suçlamalarına haklılık kazandırır. Risale metnini, herkesin inanmak zorunda olmadığı kaynağı üzerinden değil de [B]kendisi üzerinden değerlendirecek kadar açık fikirli olmak gerek. [/B][/SIZE][SIZE=2] [/SIZE][SIZE=2]5-“Risale-i Nur’un sadeleştirilmesi” projesinin en sorunlu kısmı bizzat “sadeleştirme” ifadesinde görünüyor. [B]Risale-i Nur zaten sadedir[/B]; “Eski Said” döneminde Türkçe Muhâkemat ve Arapça İşarâtü’l İ’caz gibi ağır dilli ve akademik eserler veren Said Nursi, “Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız” diye yeni baştan yazıyorsa, okuyucusuna sadelik sunmayı hedefliyor demektir. [/SIZE][SIZE=2]6-Said Nursî’yi yaşadığı dönemin diline mahkûm görmek, onun [B]Kur’ân talebeliğinin zamanları aşan feraseti[/B]ni gözden kaçırmak demeye gelir. Kur’ân adına konuşan bir adam, döneminin diliyle konuşmaz, bütün dönemleri kapsayan bir dil derdinde olur. O dönemde Osmanlıca konuşulduğu için belirlenmiş değildir [B]Risale’nin dili; her dönem Kur’ânca konuşulması hedeflenerek [/B]belirlenmiştir. [/SIZE][SIZE=2]7-Risale-i Nur, yazıldığı döneme kıyasla da oldukça sade dille yazılmıştır. Bu konuda sözde ilericiliğin sözcüsü M.Kemal’in lâdini ve laik Nutuk’unun Osmanlıcasıyla kıyaslanabilir. [B]Sadelikte laik modernistler bile Said Nursî’nin diline yetişemez. [/B][/SIZE][SIZE=2]8-Risale-i Nur’un dili, bugünkü konuşma diline göre elbette ki “ağır” durur. Ama bu ağırlık Said Nursî’nin Osmanlıca alışkanlığından kaynaklanmaz. Bu “ağırlık” [B]Kur’ân kelimelerini ve esmâ-i hüsnâ incelikleri[/B]ni bugünkü konuşma diline taşıma zaruretinden kaynaklanır. [/SIZE][SIZE=2]9-[B]Başka hiçbir Türkçe eserde esmâ-i hüsna hayata bu kadar canlı olarak katılmış ve aktüel olarak sunulmuş değildir.[/B] Esmâ-i hüsnâ’yı ezberlemeyi değil de yaşamayı kendine dert edinen her insan, Risale’nin ağırlığını omuzlamayı da seve seve göze almalıdır. [/SIZE][SIZE=2]10-[B]Risale-i Nur, Kur’ân kelimelerini ve esmâ-i hüsnâyı tedavüle sokan, dolaşımda tutan, güncelleyen bir medeniyet dili[/B]ni yaşatmak için yazılmıştır. Risale, okuyucusunun aklını vahyin seslerine aşina ederek doğrudan vahye yakınlaştırır. Vahyi anlamaya yönelik bu “doğrudan”lık eşsiz bir sadelik imkânı sunar Türkçe okuyanlara. [/SIZE][SIZE=2]11-Risale-i Nur’un dili “ağır”sa, sorulması gereken soru şudur: [B]Her “ağır” şey yolda bırakılır mı, omuzdan atılır mı? Risale-i Nur’un ağırlığı çekilmeye değmez bir ağırlık mı?[/B] Meselâ, canınız ciğeriniz kızınız 15 kg ama işinize yaramayan bir taş 50 gram ise, hangisi daha ağırdır? Risale metni, sizi canınız ciğeriniz olması gereken vahiyle çok kolayca aşina kılıyorsa, neden bu ağırlığı taşımaya değer görmeyesiniz? [/SIZE][SIZE=2]12-Risale-i Nur’u sadeleştirmek yine de mümkündür. Ama bu Risale’nin ana metniyle oynayarak değil, [B]Risale talebelerinin yeni kuşağın anlayacağı sade ve bağımsız metinler üretmesiyle gerçekleşir.[/B] Bu kapı alabildiğine açıktır herkese. Çünkü Risale-i Nur müellifi bize balık tutmakla kalmamış olta vermiştir; oltayı adam gibi kullanan yeni kıyılarda yeni kuşaklara çokça balıklar tutabilir. [/SIZE][SIZE=2]13-Risale-i Nur’ u anlamaya değer gören biri, bir yabancı dili öğrenmek için katlanacağı zahmetin çok daha azıyla “ağırlığı” omuzlayabilir. Üstelik böylece Risale ile tanışmakla kalmaz; Geylani’den Mevlana’ya İbni Arabi’den Gazali’ye kadar eşsiz değerdeki klasik metinlere nüfuz edebilecek sağlam bir söz dağarcığı edinir, esaslı bir kavram haritası kazanır. Demek ki [B]Risale-i Nur kendisini göstermek için var değildir.[/B] Gözün önündeki gözlük gibi, asıl görülmesi gerekenleri daha net görmeyi sağlar. [/SIZE][SIZE=2]14-Hatırlamak gerek ki, Risale-i Nur okumak Risale-i Nur okumak için değildir; [B]Risale-i Nur Kur’ân’ı okumak, vahiyle tanış olmak için vardır.[/B] Risale-i Nur’un müellifinin en çok şikâyetçi olduğu husus Kur’ân adına yazılan kitapların zaman içinde şeffaflığını kaybetmesi ve matlaşmasıdır. Bu yüzden bu eserlerin çoğu zamanla Kur’ân’ı gösterir olmaktan çıkmış, sadece kendileri görünür hale gelmiştir. Arkasındaki Kur’ân gizlenmiştir. Risale-i Nur’un sade olup olmadığı günümüz Türkçesi’yle kıyaslayarak değil, okuyucusunu Kur’ân’a eriştirmesinin yeterince doğrudan olup olmadığına bakarak değerlendirmek gerekir. Bu açıdan bakılınca, Risale-i Nur’dan daha sadesi yoktur. Risale’nin sadeliğini aslında Risale’yi günümüz diline indirgemek bozabilir, işte o zaman Risale ağırlaşır; taşımaya değer olmaktan çıkar. Senai Demirci[/SIZE][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risale-i Nur’u sadeleştirmek üzerine..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst