Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risale-i Nur'u Sadeleştirmemek İçin Çok Sebep Var..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 340068" data-attributes="member: 27"><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #FF0000"><span style="font-size: 12px">Nurları sıradanlaştırma çabası (1)</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #FF0000"><span style="font-size: 12px"></span></span><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"></span></span></span><strong><span style="font-size: 9px"><span style="color: #ff0000">M. Latif SALİHOĞLU - 04.02.2012</span></span></strong><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"> Risâle–i Nur'un lisânı sadedir. Yani fıtrîdir; katkısız, katışıksızdır. Orijinaldir. Aynı zamanda Kur'ân'ın nuruna istinad ettiği için nurlu, feyizli ve bereketlidir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span><span style="font-family: 'verdana'">İşte, böylesi bir <strong>"nurlu lisân"</strong>a yapılacak herhangi bir müdahale, bütün bu ulvî, kudsî mânâların kesilmesine, en azından perdelenmesine sebebiyet verir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bunda ise, çok ağır bir vebâl vardır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Risâle–i Nur'un lisânına ilişilmesine, başkalaştırılmasına ne müellif–i muhterem Üstad Bediüzzaman'ın, ne hizmetkârlarının, ne Nur'un sâdık talebelerinin rızâsı var.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Nur'un lisânına yönelik bir müdahale, o lisânın asliyetini bozmak, fıtrî karakterini dejenere etmek, sıradan telifat seviyesine ingirgemek hesabına geçer.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Nur–u imân, feyz–i Kur’ân, lütf–u Rahmân'ın inayet, imdat ve medediyle telif edilen Risâle–i Nur'un kendine has lisân ve üslûbunu değiştirme faaliyetini kim ne niyetle yaparsa yapsın, bu yaptığı şey, o nurlu ve feyizli lisâna karşı aynı zamanda bir nevî sûikast hesabına geçer.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Dinin kudsiyeti, o kudsiyetle mütenasip bir dil ile anlatılır. İmân hakikatleri ise, aynı kudsiyete lâfzen ve lisânen de bağlanan nurânî rabıtalarla ve feyizli tâbirat ve tekellümât ile ders verilir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Risâle–i Nur'da geçen ve <strong>"Anlaşılmıyor"</strong>, yahut <strong>"Anlaşılması zor"</strong> diye iddia edilen kelime tâbirlerin hemen tamamı âyet ile, hadis ile ve dinin sâir kudsiyeti ile irtibatımızı sağlayan bağlardır, halatlardır, köprülerdir...</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bunlara müdahale etmek, işte o bağları koparmak ve o köprüleri yıkmak gibi olur.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Zaten, seksen yıl evvel yapılmak istenen de bu idi: Ezanı değiştirmek, Kur'ân'ı değiştirmek; gûyâ anlaşılsın diye Türkçeleştirip asliyetini bozmak...</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bu türden teşebbüs ve faaliyetler, hiç şüphesiz "içerden bozmak" hanesine ve hesabına geçmiştir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Zira, söz konusu olan Kur'ânî üslûp ve lisân, mânâya giydirilen orijinal libâsın ötesinde, adeta bedenin teni, cildi, dokusu, kokusu halini almıştır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Herhangi bir yerde Risâle–i Nur'dan herhangi bir cümle orijinal haliyle aynen okunduğunda, o ifadelerin Bediüzzaman Hazretlerine ait olduğu ve Nur Risâlelerinde geçtiği hemen hissedilip fark edilir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Başkasının müdahalesiyle bu ifade bozulduğunda ise, söz konusu hususiyet de dumura uğrayıp gider.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">* * *</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Nur'un lisânına müdahale edenlerin bir gerekçesi de şudur: Anlamayanlar da okuyup anlasın, istifade etsin diye yapıyoruz bu çalışmayı...</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bediüzzaman Hazretlerinin defaatle <strong>"bir bahçe gibidir"</strong> dediği Risâle–i Nur, doksan yıldır meydanda. Her yerde ve herkes tarafından okunuyor. Hem de ömür boyu...</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Üstelik, bu insanların bir kısmı ümmidir. Sadece dinleyerek istifade ediyor.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Acaba, bunca zamandır sayıları milyonları geçen bütün bu insanlar Risâleleri anlamadan mı okumuşlar?</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Yoksa, o bahçeden kendi ihtiyacının fazlasıyla karşılandığını bilerek ve hissederek, hiç bıkıp usanmadan okumaya, dinlemeye devam mı etmişler?</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Acaba, tekraren okunup dinlendiği halde hiç usandırmamanın esaslı bir sebebi de lisân–ı aslîsindeki belâgat, halâvet, letâfet, tilâvet değil midir?</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">O lisân bozulduğunda, imân dersi veren o eserlerin usandırmadan tekraren okunması hiç mümkün olur mu? Örnek gösterilebilir mi?</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bugün Risâle–i Nur'dan başka hangi eser külliyatı vardır ki, hem ferden, hem de müçtemian tekraren ve ömür boyu okunma hususiyetine sahip olsun?</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Öte yandan <strong>"Canım ne var bunda, Kur'ân'ın bile tercümesi yapılmıyor mu?" </strong> gibisinden serâpa demagoji ve cerbezeâlud görüşler de serd ediliyor.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Oysa, burada söz konusu olan tercüme değil, düpedüz tahrifattır;</strong> Nur'un fıtriliğini bozmak, asliyetini dejenere etmektir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bu tür müdahale çabası, son kırk–elli senedir zaman zaman yoğunluk kazanarak nüksediyor. Bundan sonra da benzer durumların olması kuvvetle muhtemeldir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Zira, artık tehlike içeriden geliyor. Bu sebeple, Nur Talebelerinin daha bir dikkat ve teyakkuz hali içinde bulunmaları iktiza ediyor. Aksi takdirde, "sadeleştirme" adı altında, daha bir sürü tahrifat ile kargaşaya ve kafa karışıklığına mahal verilmiş olur.</strong></span></p><p></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Meselenin kaynağına bakalım</strong></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Evet, eski zamanda en büyük tehlike "hariçten" gelirdi. Onun için, karşı koymak, mukavemet etmek kolaydı. Eski zamanın dahilî en büyük tehlikesi ise, "cehaletten" gelirdi. Onun da izalesi kolaydı. </strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Çağımızdaki durumun büyük çapta değiştiğini kaydeden Bediüzzaman Said Nursî, Sebilürreşad gazetesi sahibi ve başyazarı Eşref Edip Beye 1952'de verdiği mülâkatta<strong> "Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti"</strong> diyor ve şunu ekliyordu: <strong>"Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü, düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ıztırabım, yegâne ıztırabım budur."</strong>1 </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">İman kalesinin bu zamanda tehlike altında olması şimdiki tehlikenin hem içeriden, hem dışardan; imanın âdeta dört koldan taarruza uğramasından kaynaklanmaktadır. Üstelik tehlikenin cehaletten değil de ilim, fen ve felsefe cânibinden geldiği düşünülürse, meselenin önemi daha iyi anlaşılmış olur. </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bediüzzaman'ın bu tehlike karşısındaki can alıcı tesbit ve teklifi şudur: <strong>"Bu zamanda ehl–i İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalâletle, kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare–i yegânesi nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslâh olsun, imanlar kurtulsun."</strong>2 </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Buna göre zamanın en büyük dalâlet tehlikesine karşı galebe çalmanın, bozulan kalpleri ıslâh etmenin ve zedelenen iman kalesini tamir edip kurtarmanın yegâne çaresi Nur'dur, nuru göstermektir. </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bu yazıda ifade etmeye çalıştığımız <strong>"lisân–ı nur" </strong>da, şüphesiz bu hakikate dayanmaktadır. </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #006400"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #006400"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #006400">1) Tarihçe-i Hayat, YAN, İst., 2004, s. 542 </span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #006400">2) Nursî, Said, Lem'alar, YAN, İst., 2004, s. 107</span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #006400"></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #006400"></span></span><strong><span style="color: #800080">http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=5192</span></strong><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 340068, member: 27"] [FONT=verdana] [COLOR=#FF0000][SIZE=3]Nurları sıradanlaştırma çabası (1) [/SIZE][/COLOR][COLOR=#ff0000][SIZE=3] [/SIZE][/COLOR][/FONT][B][SIZE=1][COLOR=#ff0000]M. Latif SALİHOĞLU - 04.02.2012[/COLOR][/SIZE][/B][FONT=verdana] Risâle–i Nur'un lisânı sadedir. Yani fıtrîdir; katkısız, katışıksızdır. Orijinaldir. Aynı zamanda Kur'ân'ın nuruna istinad ettiği için nurlu, feyizli ve bereketlidir. [/FONT][FONT=verdana]İşte, böylesi bir [B]"nurlu lisân"[/B]a yapılacak herhangi bir müdahale, bütün bu ulvî, kudsî mânâların kesilmesine, en azından perdelenmesine sebebiyet verir. Bunda ise, çok ağır bir vebâl vardır. Risâle–i Nur'un lisânına ilişilmesine, başkalaştırılmasına ne müellif–i muhterem Üstad Bediüzzaman'ın, ne hizmetkârlarının, ne Nur'un sâdık talebelerinin rızâsı var. Nur'un lisânına yönelik bir müdahale, o lisânın asliyetini bozmak, fıtrî karakterini dejenere etmek, sıradan telifat seviyesine ingirgemek hesabına geçer. Nur–u imân, feyz–i Kur’ân, lütf–u Rahmân'ın inayet, imdat ve medediyle telif edilen Risâle–i Nur'un kendine has lisân ve üslûbunu değiştirme faaliyetini kim ne niyetle yaparsa yapsın, bu yaptığı şey, o nurlu ve feyizli lisâna karşı aynı zamanda bir nevî sûikast hesabına geçer. Dinin kudsiyeti, o kudsiyetle mütenasip bir dil ile anlatılır. İmân hakikatleri ise, aynı kudsiyete lâfzen ve lisânen de bağlanan nurânî rabıtalarla ve feyizli tâbirat ve tekellümât ile ders verilir. Risâle–i Nur'da geçen ve [B]"Anlaşılmıyor"[/B], yahut [B]"Anlaşılması zor"[/B] diye iddia edilen kelime tâbirlerin hemen tamamı âyet ile, hadis ile ve dinin sâir kudsiyeti ile irtibatımızı sağlayan bağlardır, halatlardır, köprülerdir... Bunlara müdahale etmek, işte o bağları koparmak ve o köprüleri yıkmak gibi olur. Zaten, seksen yıl evvel yapılmak istenen de bu idi: Ezanı değiştirmek, Kur'ân'ı değiştirmek; gûyâ anlaşılsın diye Türkçeleştirip asliyetini bozmak... Bu türden teşebbüs ve faaliyetler, hiç şüphesiz "içerden bozmak" hanesine ve hesabına geçmiştir. Zira, söz konusu olan Kur'ânî üslûp ve lisân, mânâya giydirilen orijinal libâsın ötesinde, adeta bedenin teni, cildi, dokusu, kokusu halini almıştır. Herhangi bir yerde Risâle–i Nur'dan herhangi bir cümle orijinal haliyle aynen okunduğunda, o ifadelerin Bediüzzaman Hazretlerine ait olduğu ve Nur Risâlelerinde geçtiği hemen hissedilip fark edilir. Başkasının müdahalesiyle bu ifade bozulduğunda ise, söz konusu hususiyet de dumura uğrayıp gider. * * * [B]Nur'un lisânına müdahale edenlerin bir gerekçesi de şudur: Anlamayanlar da okuyup anlasın, istifade etsin diye yapıyoruz bu çalışmayı... [/B] Bediüzzaman Hazretlerinin defaatle [B]"bir bahçe gibidir"[/B] dediği Risâle–i Nur, doksan yıldır meydanda. Her yerde ve herkes tarafından okunuyor. Hem de ömür boyu... Üstelik, bu insanların bir kısmı ümmidir. Sadece dinleyerek istifade ediyor. Acaba, bunca zamandır sayıları milyonları geçen bütün bu insanlar Risâleleri anlamadan mı okumuşlar? Yoksa, o bahçeden kendi ihtiyacının fazlasıyla karşılandığını bilerek ve hissederek, hiç bıkıp usanmadan okumaya, dinlemeye devam mı etmişler? Acaba, tekraren okunup dinlendiği halde hiç usandırmamanın esaslı bir sebebi de lisân–ı aslîsindeki belâgat, halâvet, letâfet, tilâvet değil midir? O lisân bozulduğunda, imân dersi veren o eserlerin usandırmadan tekraren okunması hiç mümkün olur mu? Örnek gösterilebilir mi? Bugün Risâle–i Nur'dan başka hangi eser külliyatı vardır ki, hem ferden, hem de müçtemian tekraren ve ömür boyu okunma hususiyetine sahip olsun? Öte yandan [B]"Canım ne var bunda, Kur'ân'ın bile tercümesi yapılmıyor mu?" [/B] gibisinden serâpa demagoji ve cerbezeâlud görüşler de serd ediliyor. [B]Oysa, burada söz konusu olan tercüme değil, düpedüz tahrifattır;[/B] Nur'un fıtriliğini bozmak, asliyetini dejenere etmektir. Bu tür müdahale çabası, son kırk–elli senedir zaman zaman yoğunluk kazanarak nüksediyor. Bundan sonra da benzer durumların olması kuvvetle muhtemeldir. [B]Zira, artık tehlike içeriden geliyor. Bu sebeple, Nur Talebelerinin daha bir dikkat ve teyakkuz hali içinde bulunmaları iktiza ediyor. Aksi takdirde, "sadeleştirme" adı altında, daha bir sürü tahrifat ile kargaşaya ve kafa karışıklığına mahal verilmiş olur.[/B][/FONT] [FONT=verdana][B]Meselenin kaynağına bakalım[/B][/FONT] [FONT=verdana][B]Evet, eski zamanda en büyük tehlike "hariçten" gelirdi. Onun için, karşı koymak, mukavemet etmek kolaydı. Eski zamanın dahilî en büyük tehlikesi ise, "cehaletten" gelirdi. Onun da izalesi kolaydı. [/B] Çağımızdaki durumun büyük çapta değiştiğini kaydeden Bediüzzaman Said Nursî, Sebilürreşad gazetesi sahibi ve başyazarı Eşref Edip Beye 1952'de verdiği mülâkatta[B] "Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti"[/B] diyor ve şunu ekliyordu: [B]"Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü, düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ıztırabım, yegâne ıztırabım budur."[/B]1 İman kalesinin bu zamanda tehlike altında olması şimdiki tehlikenin hem içeriden, hem dışardan; imanın âdeta dört koldan taarruza uğramasından kaynaklanmaktadır. Üstelik tehlikenin cehaletten değil de ilim, fen ve felsefe cânibinden geldiği düşünülürse, meselenin önemi daha iyi anlaşılmış olur. Bediüzzaman'ın bu tehlike karşısındaki can alıcı tesbit ve teklifi şudur: [B]"Bu zamanda ehl–i İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalâletle, kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare–i yegânesi nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslâh olsun, imanlar kurtulsun."[/B]2 Buna göre zamanın en büyük dalâlet tehlikesine karşı galebe çalmanın, bozulan kalpleri ıslâh etmenin ve zedelenen iman kalesini tamir edip kurtarmanın yegâne çaresi Nur'dur, nuru göstermektir. Bu yazıda ifade etmeye çalıştığımız [B]"lisân–ı nur" [/B]da, şüphesiz bu hakikate dayanmaktadır. [/FONT] [FONT=verdana][COLOR=#006400][B]Dipnotlar [/B] 1) Tarihçe-i Hayat, YAN, İst., 2004, s. 542 2) Nursî, Said, Lem'alar, YAN, İst., 2004, s. 107 [/COLOR][/FONT][B][COLOR=#800080]http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=5192[/COLOR][/B][FONT=verdana][/FONT][FONT=verdana] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risale-i Nur'u Sadeleştirmemek İçin Çok Sebep Var..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst