Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risale-i Nur'u Sadeleştirmemek İçin Çok Sebep Var..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 341690" data-attributes="member: 27"><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff0000">Nurları sıradanlaştırma çabası (6)</span></span> </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="font-size: 9px"><span style="color: #ff0000">M. Latif SALİHOĞLU - 10.02.2012</span></span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Nur'un lisânına müdahale,ulvî mânâyı bozar, kudsî tesiri kırar, </strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>tekraren oku<img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite23" alt="(n)" title="Thumbs down (n)" loading="lazy" data-shortname="(n)" />ma ihtiyaç ve arzusunu tarumar eder</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Suâl: Bediüzzaman Hazretleri, henüz hayatta iken Risâle–i Nur'un lisânını değiştirmeye dair niyet ve teşebbüsler hakkında neler söylemiş ve ne gibi tavsiyelerde bulunmuş?</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Cevap: Bu mesele, müstakil kitap hacminde başlı başına bir araştırma konusudur. Biz, bu dizi yazı çerçevesinde kısaca değinmeye çalışalım.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Öncelikle, aynı mânâ ve maksadı ihtiva eden suâllerin bizzat Hz. Bediüzzaman'a tevcih edildiğini en başta hatırlatmış olalım.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Hz. Üstad da, maddî ve mânevî cânipten kendisine tevcih edilen suâllere gayet muknî delillerle cevap verip izâhatta bulunmuştur.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Özetle deniliyor ki:<strong> “Bütün bu Risâlelerde, bütün derin hakaik, temsilât vasıtasıyla en âmi ve ümmî olanlara kadar ders veriliyor."</strong> (Barla Lâhikası, YAN, İst. 2002, s. 16)</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Kezâ, şunlar ifade ediliyor:</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“Risâle–i Nur’un mesâili ilimle, fikirle ve kastî bir ihtiyar ile değil, ekseriyet–i mutlaka ile sünûhat, zuhûrat, ihtarât ile oluyor.”</strong> (Kastamonu Lâhikası, s.163)</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“Hem, telif ihtiyarımız dahilinde değil.” </strong>(Age, s. 105)</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bunlar gibi, Nur Külliyatında yer alan daha pekçok ifade ve ibare vardır ki, Kur'ân'ın feyzinden nebean eden sünûhat, zuhûrat, ilhamât ve ihtarât ile telif edilen Risâle–i Nur'un fıtrî, ulvî lisânına Bediüzzaman Hazretlerinin kendisi dahi kalem karıştırmaktan ve ihtiyarı ile müdahale etmekten şiddetle kaçınmıştır. Aynı şekilde, başkasının kalem karıştırmasına da katiyen razı olmamıştır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bununla beraber, çeşitli tarihlerde bu hususta bazı gelişmeler yaşanmış ve bunlara karşı da aynı tarz üzere gereken izahatta bulunmuşlardır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">İşte, bunlardan birkaç misâl...</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Büyük Doğu'nun tahrifatlı neşriyatı</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bu meyanda en çarpıcı misâllerden biri, <strong>1952’de şair Necip Fazıl</strong>'ın yönetimindeki <strong>Büyük Doğu</strong> mecmuasının yapmış olduğu neşriyattır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Necip Fazıl, Risâle–i Nur’dan bazı metinleri kendi inisiyatifiyle değiştirerek (bir cihette, Bediüzzaman'ın lisânını tezyif ile kendi edebî enaniyetini konuşturarak) mecmuasında neşrediyordu.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bu gelişme üzerine, Üstad Bediüzzaman talebelerini harekete geçirerek yapılan neşriyatı durdurma cihetine gider.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Zira, tâ başından beri beyan edilmiştir ki:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong>* Kemâl–i edeb üzere yazılmış olan Risâle–i Nur, edebiyat satmıyor.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">* Kemâl–i tevâzu ve terk–i enâniyet dersini veren Risâle–i Nur, hiç bir enâniyetin müdahalesini kabul etmiyor.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">* Mânâyı esas alan Risâle–i Nur, edebin değil, fakat edebiyatın kànunlarına yer yer muhalefet ediyor. Nur'daki kudsî, ulvî, sırlı, tılsımlı hakikatler, edebiyatın dar kalıplarına sığmıyor, sığdırılamıyor. Sığdırmaya çalışanlar, ister istemez mânâyı fedâ ediyor. Buna ise, hiç kimsenin hakkı yoktur.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">İşte, bu ve benzeri gerekçelere istinaden harekete geçen Ceylan ve Zübeyir gibi Nur'un has şâkirdleri, yazdıkları nezâket yüklü mektuplarla Necip Fazıl bu teşebbüsünden vazgeçirmeye çalışmışlardır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>İşte, Kahraman Zübeyir'in mektubundan bazı pasajlar:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“Necip Fazıl Bey,</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">"Şu ince noktayı siz gibi tasavvuf ehline arz ederiz ki: Risâle–i Nur, Bediüzzaman Hazretlerinin irade ve ihtiyarı ile telif edilen bir eser değildir. Zaman zaman şedit ihtiyaç sıralarında, ihtar–ı Rabbani ve ilham–ı İlâhî ile yazdırılan Kur’ân–ı Hakîm’in bir mucize–i mâneviyesidir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">"Bu hüccetli ve aşikâr hakikate nazaran, allâme–i cihan bir müellif dahi, Risâle–i Nur’un bir cümlesinde bile değişiklik yapmaya asla cesaret edemez. </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">"Sizin 'İdeolocya Örgüsü' ve diğer yazılarınız da başka muharrirlere benzemiyor. Sizin size has üslûbunuz, okuyucularınız üzerinde bir tesir bırakıyor. Bununla beraber, 'İdeolocya Örgüsü' için de bazı kimseler, <strong>'Muğlak, ağır, anlaşılmıyor...'</strong> derler. Bu deyişler üzerine birisi kalksa da, sizin o yazılarınızı—mânâ bozulmasa dahi—cümlelerde değişiklik ve metin içinde izahata kalkışsa, harika olan üslûbunuzun hassasiyetini büsbütün kaybetmiş olacaktır. Buna kat’iyyen müsaade etmezsiniz ya… Faraza ses çıkarmasanız, o yazılardaki üslûbun ciddiyet ve değeri ile alışkanlık peyda eden bizler hemen itiraz ederiz. </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>"Bir fikr–i beşer yazısındaki değişiklikler üslûbu tamamen bozuyorsa, ilham–ı İlâhî ile telif edilen eserlere beşer fikrinin mahsûlü olan sözler karıştığı zaman, o şâheserlerin ne derece rencide olacağını, iz’an ve idrakinize havale ediyorum.”</strong> (Bkz: Badıllı, Abdülkadir; Sadeleştirme Asrî Bir Tahriftir, s. 18)</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Onlarca sayfayı dolduran izahlar neticesinde, Necip Fazıl, bu teşebbüsünden vazgeçmiştir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>* * *</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Bir diğer misâl şudur:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong>Hz. Üstad'ın<strong> “Nur’un mânevî avukatı”</strong> diye taltif edilen büyük âlim Ahmed Feyzi Efendi, tâ 1949'da Üstad Bediüzzaman’a mektup yazarak Gençlik Rehberini daha iyi anlaşılsın diye <strong>"sadeleştirerek" </strong>yayınlamak arzusunda olduğunu arz eder. Ne var ki, Üstad Bediüzzaman bu işe razı olmadığını beyan ile şu ifadeyi kullanır: <strong>“Ancak, o esere benim imzamı değil, kendi imzanı atarsın.”</strong> (Age, s. 41)</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Üçüncü bir misâl, yine talebelerinden olan Hüsrev Efendinin 1955’te Muhakemat isimli eser üzerinde yapmış olduğu tasarrufla ilgili hatıradır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Muhterem Abdülkadir Badıllı, aynı isimli eserinde neşretmiş olduğu bu hatırayı şu şekilde naklediyor: "Hüsrev Altınbaşak, Bediüzzaman’ın daha önce kendisine iltifaten verilmiş tanzim izinlerine binaen<strong> 'Muhakemat bu haliyle anlaşılmaz'</strong> diyerek sadeleştirerek mumlu kâğıda basıp Bediüzzaman’a gönderir. Muhakemat’ın yeni halini gören Bediüzzaman, Hüsrev Efendiye yeni vazifeler vererek Muhakematın neşrini durdurur. Sonra talebelerini toplayarak, <strong>'Siz hakem olun. Bakın, şurada ben şu mânâyı kastetmiştim; fakat o, bakınız başka şekilde anlamış ve yazmış. O halde bu şekilde Muhakemat olarak neşri caiz midir?'</strong> diye sorar.”</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Görülüyor ki, Üstad Bediüzzaman, herkesin derecesine göre imtihana tabi tutulduğu şu fâni âlemde <strong>"Akla kapı açar; fakat ihtiyar ve iradeyi elden almaz"</strong> düstûruyla hareket ederek, hakikati izah ediyor.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong><a href="http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=5271" target="_blank"><span style="color: #800080">http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=5271</span></a></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong><a href="http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=5271" target="_blank"><span style="color: #800080"></span></a></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong><a href="http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=5271" target="_blank"><span style="color: #800080"></span></a></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 341690, member: 27"] [FONT=verdana] [SIZE=3][COLOR=#ff0000]Nurları sıradanlaştırma çabası (6)[/COLOR][/SIZE] [B][SIZE=1][COLOR=#ff0000]M. Latif SALİHOĞLU - 10.02.2012[/COLOR][/SIZE][/B] [B]Nur'un lisânına müdahale,ulvî mânâyı bozar, kudsî tesiri kırar, tekraren oku(n)ma ihtiyaç ve arzusunu tarumar eder[/B] [/FONT][FONT=verdana][B]Suâl: Bediüzzaman Hazretleri, henüz hayatta iken Risâle–i Nur'un lisânını değiştirmeye dair niyet ve teşebbüsler hakkında neler söylemiş ve ne gibi tavsiyelerde bulunmuş? [/B][/FONT] [FONT=verdana]Cevap: Bu mesele, müstakil kitap hacminde başlı başına bir araştırma konusudur. Biz, bu dizi yazı çerçevesinde kısaca değinmeye çalışalım. Öncelikle, aynı mânâ ve maksadı ihtiva eden suâllerin bizzat Hz. Bediüzzaman'a tevcih edildiğini en başta hatırlatmış olalım. Hz. Üstad da, maddî ve mânevî cânipten kendisine tevcih edilen suâllere gayet muknî delillerle cevap verip izâhatta bulunmuştur. Özetle deniliyor ki:[B] “Bütün bu Risâlelerde, bütün derin hakaik, temsilât vasıtasıyla en âmi ve ümmî olanlara kadar ders veriliyor."[/B] (Barla Lâhikası, YAN, İst. 2002, s. 16) Kezâ, şunlar ifade ediliyor: [B]“Risâle–i Nur’un mesâili ilimle, fikirle ve kastî bir ihtiyar ile değil, ekseriyet–i mutlaka ile sünûhat, zuhûrat, ihtarât ile oluyor.”[/B] (Kastamonu Lâhikası, s.163) [B]“Hem, telif ihtiyarımız dahilinde değil.” [/B](Age, s. 105) Bunlar gibi, Nur Külliyatında yer alan daha pekçok ifade ve ibare vardır ki, Kur'ân'ın feyzinden nebean eden sünûhat, zuhûrat, ilhamât ve ihtarât ile telif edilen Risâle–i Nur'un fıtrî, ulvî lisânına Bediüzzaman Hazretlerinin kendisi dahi kalem karıştırmaktan ve ihtiyarı ile müdahale etmekten şiddetle kaçınmıştır. Aynı şekilde, başkasının kalem karıştırmasına da katiyen razı olmamıştır. Bununla beraber, çeşitli tarihlerde bu hususta bazı gelişmeler yaşanmış ve bunlara karşı da aynı tarz üzere gereken izahatta bulunmuşlardır. İşte, bunlardan birkaç misâl... [/FONT][FONT=verdana][B]Büyük Doğu'nun tahrifatlı neşriyatı[/B] [/FONT] [FONT=verdana]Bu meyanda en çarpıcı misâllerden biri, [B]1952’de şair Necip Fazıl[/B]'ın yönetimindeki [B]Büyük Doğu[/B] mecmuasının yapmış olduğu neşriyattır. Necip Fazıl, Risâle–i Nur’dan bazı metinleri kendi inisiyatifiyle değiştirerek (bir cihette, Bediüzzaman'ın lisânını tezyif ile kendi edebî enaniyetini konuşturarak) mecmuasında neşrediyordu. Bu gelişme üzerine, Üstad Bediüzzaman talebelerini harekete geçirerek yapılan neşriyatı durdurma cihetine gider. [B]Zira, tâ başından beri beyan edilmiştir ki: [/B]* Kemâl–i edeb üzere yazılmış olan Risâle–i Nur, edebiyat satmıyor. * Kemâl–i tevâzu ve terk–i enâniyet dersini veren Risâle–i Nur, hiç bir enâniyetin müdahalesini kabul etmiyor. * Mânâyı esas alan Risâle–i Nur, edebin değil, fakat edebiyatın kànunlarına yer yer muhalefet ediyor. Nur'daki kudsî, ulvî, sırlı, tılsımlı hakikatler, edebiyatın dar kalıplarına sığmıyor, sığdırılamıyor. Sığdırmaya çalışanlar, ister istemez mânâyı fedâ ediyor. Buna ise, hiç kimsenin hakkı yoktur. İşte, bu ve benzeri gerekçelere istinaden harekete geçen Ceylan ve Zübeyir gibi Nur'un has şâkirdleri, yazdıkları nezâket yüklü mektuplarla Necip Fazıl bu teşebbüsünden vazgeçirmeye çalışmışlardır. [B]İşte, Kahraman Zübeyir'in mektubundan bazı pasajlar: “Necip Fazıl Bey,[/B] "Şu ince noktayı siz gibi tasavvuf ehline arz ederiz ki: Risâle–i Nur, Bediüzzaman Hazretlerinin irade ve ihtiyarı ile telif edilen bir eser değildir. Zaman zaman şedit ihtiyaç sıralarında, ihtar–ı Rabbani ve ilham–ı İlâhî ile yazdırılan Kur’ân–ı Hakîm’in bir mucize–i mâneviyesidir. "Bu hüccetli ve aşikâr hakikate nazaran, allâme–i cihan bir müellif dahi, Risâle–i Nur’un bir cümlesinde bile değişiklik yapmaya asla cesaret edemez. "Sizin 'İdeolocya Örgüsü' ve diğer yazılarınız da başka muharrirlere benzemiyor. Sizin size has üslûbunuz, okuyucularınız üzerinde bir tesir bırakıyor. Bununla beraber, 'İdeolocya Örgüsü' için de bazı kimseler, [B]'Muğlak, ağır, anlaşılmıyor...'[/B] derler. Bu deyişler üzerine birisi kalksa da, sizin o yazılarınızı—mânâ bozulmasa dahi—cümlelerde değişiklik ve metin içinde izahata kalkışsa, harika olan üslûbunuzun hassasiyetini büsbütün kaybetmiş olacaktır. Buna kat’iyyen müsaade etmezsiniz ya… Faraza ses çıkarmasanız, o yazılardaki üslûbun ciddiyet ve değeri ile alışkanlık peyda eden bizler hemen itiraz ederiz. [B]"Bir fikr–i beşer yazısındaki değişiklikler üslûbu tamamen bozuyorsa, ilham–ı İlâhî ile telif edilen eserlere beşer fikrinin mahsûlü olan sözler karıştığı zaman, o şâheserlerin ne derece rencide olacağını, iz’an ve idrakinize havale ediyorum.”[/B] (Bkz: Badıllı, Abdülkadir; Sadeleştirme Asrî Bir Tahriftir, s. 18) Onlarca sayfayı dolduran izahlar neticesinde, Necip Fazıl, bu teşebbüsünden vazgeçmiştir. [B]* * * Bir diğer misâl şudur: [/B]Hz. Üstad'ın[B] “Nur’un mânevî avukatı”[/B] diye taltif edilen büyük âlim Ahmed Feyzi Efendi, tâ 1949'da Üstad Bediüzzaman’a mektup yazarak Gençlik Rehberini daha iyi anlaşılsın diye [B]"sadeleştirerek" [/B]yayınlamak arzusunda olduğunu arz eder. Ne var ki, Üstad Bediüzzaman bu işe razı olmadığını beyan ile şu ifadeyi kullanır: [B]“Ancak, o esere benim imzamı değil, kendi imzanı atarsın.”[/B] (Age, s. 41) Üçüncü bir misâl, yine talebelerinden olan Hüsrev Efendinin 1955’te Muhakemat isimli eser üzerinde yapmış olduğu tasarrufla ilgili hatıradır. Muhterem Abdülkadir Badıllı, aynı isimli eserinde neşretmiş olduğu bu hatırayı şu şekilde naklediyor: "Hüsrev Altınbaşak, Bediüzzaman’ın daha önce kendisine iltifaten verilmiş tanzim izinlerine binaen[B] 'Muhakemat bu haliyle anlaşılmaz'[/B] diyerek sadeleştirerek mumlu kâğıda basıp Bediüzzaman’a gönderir. Muhakemat’ın yeni halini gören Bediüzzaman, Hüsrev Efendiye yeni vazifeler vererek Muhakematın neşrini durdurur. Sonra talebelerini toplayarak, [B]'Siz hakem olun. Bakın, şurada ben şu mânâyı kastetmiştim; fakat o, bakınız başka şekilde anlamış ve yazmış. O halde bu şekilde Muhakemat olarak neşri caiz midir?'[/B] diye sorar.” Görülüyor ki, Üstad Bediüzzaman, herkesin derecesine göre imtihana tabi tutulduğu şu fâni âlemde [B]"Akla kapı açar; fakat ihtiyar ve iradeyi elden almaz"[/B] düstûruyla hareket ederek, hakikati izah ediyor. [/FONT] [FONT=verdana][B][URL="http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=5271"][COLOR=#800080]http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=5271 [/COLOR][/URL][/B] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risale-i Nur'u Sadeleştirmemek İçin Çok Sebep Var..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst