Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur'un Neşri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 134899" data-attributes="member: 27"><p><strong><span style="color: DarkRed"><strong><u>Kıbrıs’tan Abdullah Erdur:</u> “Sikke-i Tasdik-i Gaybi’nin 9. sayfasında geçen ‘Ümmetin beklediği, âhirzamanda gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir ve ehl-i imanı dalâletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemâmihâ Risâle-i Nur’da görmüşler. İmam-ı Ali ve Gavs-ı âzam ve Osman-ı Hâlidî gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zatın makamını Risâle-i Nur’un şahs-ı mânevîsinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler. Bazan da o şahs-ı mânevîyi bir hâdimine vermişler, o hâdime mültefitane bakmışlar. Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, Risâle-i Nur’u bir programı olarak neşir ve tatbik edecek’ ifadelerine göre, ‘sonra gelecek o mübarek zat’ kimdir?”</strong></span></strong></p><p> </p><p>Bu cümle gayet açık ve net biçimde âhir zamanda gelecek zatın üç mühim görevi olduğunu, bu üç büyük görevin en büyüğünün imanı “tahkikî” seviyede yaymak ve kalplerde sabitleştirip yerleştirerek iman ehlini yanlış davranışlardan ve batıl fikirlerin saldırılarından kurtarmak olduğunu, bu görevi de kâmil şekilde Risâle-i Nur ve müellifinin yaptığını, Hazret-i Ali (ra) gibi, Hazret-i Abdulkadir Geylâni (ks) gibi, Hazret-i Mevlânâ Halid-i Bağdadî gibi büyük zatların bunu keşfedip gördüklerini bildiriyor.</p><p></p><p>Bu büyük zatlar, âhir zamanda gelecek zatın görevini Risâle-i Nur’un şahs-ı manevisinde görmüşler. Bediüzzaman’ın, “Sonra gelecek o mübarek zat”tan muradı, yukarıda gelen kendi ifadesinden de anlaşılıyor ki, Risâle-i Nur’un şahs-ı manevisinden ibarettir. Çünkü Risâle-i Nur’u bir program yapıp neşretmek ve onu tatbik etmek kıyamete kadar Risâle-i Nur’un şahs-ı manevîsine ait bir görevdir. Bu görev Risâle-i Nur’dan sonra gelecek bir zatta değil; Risâle-i Nur’un şahs-ı manevîsindedir. Bediüzzaman’ın “sonra gelecek” demesi, şahs-ı manevînin kıyamete kadar devam edeceğine işarettir.</p><p></p><p>Burada ayrı ve özellikle bir tek şahıs beklentisi içine girecek hiçbir işaret ve alâmet yoktur.</p><p></p><p><u><span style="color: Navy"><strong>Süleyman KÖSMENE</strong></span></u></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 134899, member: 27"] [B][COLOR=DarkRed][B][U]Kıbrıs’tan Abdullah Erdur:[/U] “Sikke-i Tasdik-i Gaybi’nin 9. sayfasında geçen ‘Ümmetin beklediği, âhirzamanda gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir ve ehl-i imanı dalâletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemâmihâ Risâle-i Nur’da görmüşler. İmam-ı Ali ve Gavs-ı âzam ve Osman-ı Hâlidî gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zatın makamını Risâle-i Nur’un şahs-ı mânevîsinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler. Bazan da o şahs-ı mânevîyi bir hâdimine vermişler, o hâdime mültefitane bakmışlar. Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, Risâle-i Nur’u bir programı olarak neşir ve tatbik edecek’ ifadelerine göre, ‘sonra gelecek o mübarek zat’ kimdir?”[/B][/COLOR][/B] Bu cümle gayet açık ve net biçimde âhir zamanda gelecek zatın üç mühim görevi olduğunu, bu üç büyük görevin en büyüğünün imanı “tahkikî” seviyede yaymak ve kalplerde sabitleştirip yerleştirerek iman ehlini yanlış davranışlardan ve batıl fikirlerin saldırılarından kurtarmak olduğunu, bu görevi de kâmil şekilde Risâle-i Nur ve müellifinin yaptığını, Hazret-i Ali (ra) gibi, Hazret-i Abdulkadir Geylâni (ks) gibi, Hazret-i Mevlânâ Halid-i Bağdadî gibi büyük zatların bunu keşfedip gördüklerini bildiriyor. Bu büyük zatlar, âhir zamanda gelecek zatın görevini Risâle-i Nur’un şahs-ı manevisinde görmüşler. Bediüzzaman’ın, “Sonra gelecek o mübarek zat”tan muradı, yukarıda gelen kendi ifadesinden de anlaşılıyor ki, Risâle-i Nur’un şahs-ı manevisinden ibarettir. Çünkü Risâle-i Nur’u bir program yapıp neşretmek ve onu tatbik etmek kıyamete kadar Risâle-i Nur’un şahs-ı manevîsine ait bir görevdir. Bu görev Risâle-i Nur’dan sonra gelecek bir zatta değil; Risâle-i Nur’un şahs-ı manevîsindedir. Bediüzzaman’ın “sonra gelecek” demesi, şahs-ı manevînin kıyamete kadar devam edeceğine işarettir. Burada ayrı ve özellikle bir tek şahıs beklentisi içine girecek hiçbir işaret ve alâmet yoktur. [U][COLOR=Navy][B]Süleyman KÖSMENE[/B][/COLOR][/U] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Risale-i Nur'un Neşri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst