Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risaleler'in Türkçesi üzerine bir tartışma
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="zuhur" data-source="post: 63432" data-attributes="member: 3258"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #1d0000"><strong>Korku... Elindeki imkanların uçması korkusu.. kendine müracaatın sona erme korkusu.. Kendine ihtiyaç kalmama korkusu.. Bu gün, Bediuzzaman Hazretlerinin eserleri, kendilerine müracaat edilmeden anlaşılmayacağını bilen bir kesim var.. o kesim biziz.. Otuz yıldır bu eserleri tanıdığı halde, otuz günlük bir irfan miktarınca onlardan istifade edemeyen bizler, bizden daha iyi anlayanın çıkmasından korkuyoruz sanki.. Risalelerin bir başkası tarafından bizlere ihtiyaç kalmadan anlaşılmasından mı korkuyoruz acaba?.. Kanaatimce artık aradan çekilme vakti gelmiştir.. Şimdiye kadar bizler konuştuk.. Bediuzzaman hazretlerini en iyi bizler anladık (!).. anladığımız şekilde anlaşılmasını dikte ettirdik.. (bu sözlerimden birilerini itham anlamı çıkarılmamasını hasseten istirham ediyorum.) Müsaade edelim de biraz da Bediuzzaman hazretleri kendisi konuşsun.. Kur"an-i Kerim ve hadisler başta olmak üzere her bir söz, ilk muhataplarının bizzat bulunmadıkları yerde yanlış mı anlaşıldı? Bir hadiste Efendimiz, "nice ikinci muhataplar, siz ilk muhataplardan daha kavrayış sahibi olabilirler, anlamadığınız manaları anlayabilirler" mealindeki hadisinin başında, "sizler, benim dediklerimi aynen nakletmeye bakın.. böyle yapanın yüzünü Allah ak eylesin!" buyurmaktadır. Biz kendimizi gerçekten nefyetmemiz gerekmiyor mu? Aradan çekilelim.. Şimdiye kadar aradaydık, bu görüşler olması gerektiği yerde mi? Bu yüzden aradan hicabı kaldırmak gerekmez mi?.. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #1d0000"><strong>Sen tecelli eylemezsin perdede ben var iken, </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #1d0000"><strong>Şart-ı izhar-ı vücudundur adîm olmak bana...</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #1d0000"><strong>(Gavsî)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #1d0000"><strong>Evet, Kur"an"ın getirdiği mesajı nasıl ki diline feda etmeme sonucunda onu diğer dillere çeviriyorsak, Risale-i Nur"un da diğer dillere tercümesi gibi, yeni Türkçe"ye tercüme (sadeleştirme) etmek gerekmez mi? Bazı metinler için (mana dile feda edilmiş) eleştirisi yapılırken, mananın dile feda edilmediği, ancak zamanın tasarrufu ile dilinin zor anlaşılır olduğu, bu dilin A. Turan beyin ifadesiyle yavaş yavaş "üniversite koridorlarının loş odalarına sığınmış birkaç arkaik diller uzmanının insâfına terkedilmeye" doğru gittiğini neden artık görmüyoruz.. "ihtiyacı olan beri gelsin, defalarca okuduktan, sıdkını ıspat ettikten sonra anlamaya başlar.." demek, defalarca Ebu Cahil"in ayağına gitmek suretiyle mesajını ona iletme tehalükünü gösteren ve bu tehalükü Kur"an"ın "bu söze inanmıyorlar diye, onların ardına düşüp nerdeyse kendi kendini yiyip tüketeceksin!" (Kehf, 18/6) ayetine konu olan Efendimizin mesleğine sizce ters değil midir? Buradan Risale-i Nur"a iltifat etmeyenleri Ebu Cahil"e benzetme gibi kesinlikte bir niyetimizin olmadığını belirtelim. Ancak Risale-i Nur"un, Bediuzzaman hazretlerinin fikirlerini, bu irfanla dolup taşanlarca, ehli olanlarca temsil edilmesinden ve bizlerin geri plana düşmemizden niye korkuyoruz..</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #1d0000"><strong>Şahsen yıllarca Risalelerin diline takılan biri olarak, eserlerin sadeleştirilmiş metinlerden okumak bana da tuhaf geliyor. Hatta merhum Elmalı tefsirini aslından okumak daha fazla hoşuma gidiyor.. Ancak bilmeliyiz ki, hakikata giderken, her insan bazı şeylere takılabiliyor.. Vaktiyle bana biri tarafından 50 lira verilmişti.. Değerli bir paraydı o zamanlar.. Para yeni olmasına rağmen, kenarındaki çamurdan dolayı kabul etmemiştim.. Mahiyetindeki değerli fikirleri idrak ettikten sonra takıldığı şeylerin küçük olduğu farkına varan birileri olarak, bu tip aldanma noktalarından başkalarını kurtarmak gerekmez mi? Bir hikaye anlatılır: vaktiyle iki kişi tartışmaya girerler.. Biri "sıgara içilirken incil okunmaz" derken, diğeri de "okunur" iddiasında bulunur. Bir papaza müracaat ederler.. Her biri ayrı ayrı papazın yanına girer ve sorusunu sorar.. bir cevap alır ve çıkar.. İkisi cevabını aldıktan sonra, sıgara içen içmeyene "sana demedim mi, sıgara içilirken incil okunur diye" diğeri ise tam ters bir cevap almıştır papazdan.. O da "ama papaz efendi, bana incilin okunurken sıgara içilemeyeceğini söyledi" diye ekler.. Sonunda sorularını hangi ifadelerle sordukları dikkatlerini çeker.. Sıgara içen, papaza "sıgara içilirken incil okunur mu?" şeklinde tevcih ettiği sorusuna "evet" cevabını aldığı halde, sıgara içmeyen ancak incil okumaya başlamış diğer şahıs ise "incil okunurken sıgara içilir mi?" şeklindeki sorusuna "hayır" cevabını almıştır.. Papazın niyeti, incili okutmak olunca, şahsın durumuyla mukayyet fetva vermiştir.. Bizler de, Risalelerle aradaki engelleri kaldırmaya çalışırsak, okumaya başlandıktan sonra, bazı hususları hatırlatmak daha etkili olacağı kanaatindeyim. Yani, sadeleştirilmiş metinden okuyup da hayran kalanlara, "hele bir de aslından okusanız, kim bilir nasıl irfanınız artar" diyebiliriz. Üç boyutlu resimleri hiç görmeye muvaffak olmamış, bu zevke varamamış birine, ilk etapta anlaşılmayan bir tablo karşısında saatlerce bekletip de "ha gayret, göreceksin gibi" demek, onu ne kadar orada tutabilir.. Ancak o zevke varan birini, bundan nehyetseniz bile, o, ilk etapta göremezse dahi, tablodaki görüntünüyü görmesi adına harcadığı zamana değeceğine inanır..</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #1d0000"><strong>Bir hususu daha belirtmek isterim ki, hiçbirimiz Risale-i Nur"a Fethullah Gülen Hocaefendi kadar vakıf olduğunu zannetmiyorum.. Ve yine hiçbirimizin bu eserleri ve merhum müellifini onun kadar sevdiğini de düşünemiyorum.. Böyle birinin bu derece sevdiği ve istifade ettiği eserlere, gadretmeyi düşünmesi sizce makul mudur?Nebil.. Allah Razı Olsun..</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="zuhur, post: 63432, member: 3258"] [size=3][color=#1d0000][b]Korku... Elindeki imkanların uçması korkusu.. kendine müracaatın sona erme korkusu.. Kendine ihtiyaç kalmama korkusu.. Bu gün, Bediuzzaman Hazretlerinin eserleri, kendilerine müracaat edilmeden anlaşılmayacağını bilen bir kesim var.. o kesim biziz.. Otuz yıldır bu eserleri tanıdığı halde, otuz günlük bir irfan miktarınca onlardan istifade edemeyen bizler, bizden daha iyi anlayanın çıkmasından korkuyoruz sanki.. Risalelerin bir başkası tarafından bizlere ihtiyaç kalmadan anlaşılmasından mı korkuyoruz acaba?.. Kanaatimce artık aradan çekilme vakti gelmiştir.. Şimdiye kadar bizler konuştuk.. Bediuzzaman hazretlerini en iyi bizler anladık (!).. anladığımız şekilde anlaşılmasını dikte ettirdik.. (bu sözlerimden birilerini itham anlamı çıkarılmamasını hasseten istirham ediyorum.) Müsaade edelim de biraz da Bediuzzaman hazretleri kendisi konuşsun.. Kur"an-i Kerim ve hadisler başta olmak üzere her bir söz, ilk muhataplarının bizzat bulunmadıkları yerde yanlış mı anlaşıldı? Bir hadiste Efendimiz, "nice ikinci muhataplar, siz ilk muhataplardan daha kavrayış sahibi olabilirler, anlamadığınız manaları anlayabilirler" mealindeki hadisinin başında, "sizler, benim dediklerimi aynen nakletmeye bakın.. böyle yapanın yüzünü Allah ak eylesin!" buyurmaktadır. Biz kendimizi gerçekten nefyetmemiz gerekmiyor mu? Aradan çekilelim.. Şimdiye kadar aradaydık, bu görüşler olması gerektiği yerde mi? Bu yüzden aradan hicabı kaldırmak gerekmez mi?.. Sen tecelli eylemezsin perdede ben var iken, Şart-ı izhar-ı vücudundur adîm olmak bana... (Gavsî) Evet, Kur"an"ın getirdiği mesajı nasıl ki diline feda etmeme sonucunda onu diğer dillere çeviriyorsak, Risale-i Nur"un da diğer dillere tercümesi gibi, yeni Türkçe"ye tercüme (sadeleştirme) etmek gerekmez mi? Bazı metinler için (mana dile feda edilmiş) eleştirisi yapılırken, mananın dile feda edilmediği, ancak zamanın tasarrufu ile dilinin zor anlaşılır olduğu, bu dilin A. Turan beyin ifadesiyle yavaş yavaş "üniversite koridorlarının loş odalarına sığınmış birkaç arkaik diller uzmanının insâfına terkedilmeye" doğru gittiğini neden artık görmüyoruz.. "ihtiyacı olan beri gelsin, defalarca okuduktan, sıdkını ıspat ettikten sonra anlamaya başlar.." demek, defalarca Ebu Cahil"in ayağına gitmek suretiyle mesajını ona iletme tehalükünü gösteren ve bu tehalükü Kur"an"ın "bu söze inanmıyorlar diye, onların ardına düşüp nerdeyse kendi kendini yiyip tüketeceksin!" (Kehf, 18/6) ayetine konu olan Efendimizin mesleğine sizce ters değil midir? Buradan Risale-i Nur"a iltifat etmeyenleri Ebu Cahil"e benzetme gibi kesinlikte bir niyetimizin olmadığını belirtelim. Ancak Risale-i Nur"un, Bediuzzaman hazretlerinin fikirlerini, bu irfanla dolup taşanlarca, ehli olanlarca temsil edilmesinden ve bizlerin geri plana düşmemizden niye korkuyoruz.. Şahsen yıllarca Risalelerin diline takılan biri olarak, eserlerin sadeleştirilmiş metinlerden okumak bana da tuhaf geliyor. Hatta merhum Elmalı tefsirini aslından okumak daha fazla hoşuma gidiyor.. Ancak bilmeliyiz ki, hakikata giderken, her insan bazı şeylere takılabiliyor.. Vaktiyle bana biri tarafından 50 lira verilmişti.. Değerli bir paraydı o zamanlar.. Para yeni olmasına rağmen, kenarındaki çamurdan dolayı kabul etmemiştim.. Mahiyetindeki değerli fikirleri idrak ettikten sonra takıldığı şeylerin küçük olduğu farkına varan birileri olarak, bu tip aldanma noktalarından başkalarını kurtarmak gerekmez mi? Bir hikaye anlatılır: vaktiyle iki kişi tartışmaya girerler.. Biri "sıgara içilirken incil okunmaz" derken, diğeri de "okunur" iddiasında bulunur. Bir papaza müracaat ederler.. Her biri ayrı ayrı papazın yanına girer ve sorusunu sorar.. bir cevap alır ve çıkar.. İkisi cevabını aldıktan sonra, sıgara içen içmeyene "sana demedim mi, sıgara içilirken incil okunur diye" diğeri ise tam ters bir cevap almıştır papazdan.. O da "ama papaz efendi, bana incilin okunurken sıgara içilemeyeceğini söyledi" diye ekler.. Sonunda sorularını hangi ifadelerle sordukları dikkatlerini çeker.. Sıgara içen, papaza "sıgara içilirken incil okunur mu?" şeklinde tevcih ettiği sorusuna "evet" cevabını aldığı halde, sıgara içmeyen ancak incil okumaya başlamış diğer şahıs ise "incil okunurken sıgara içilir mi?" şeklindeki sorusuna "hayır" cevabını almıştır.. Papazın niyeti, incili okutmak olunca, şahsın durumuyla mukayyet fetva vermiştir.. Bizler de, Risalelerle aradaki engelleri kaldırmaya çalışırsak, okumaya başlandıktan sonra, bazı hususları hatırlatmak daha etkili olacağı kanaatindeyim. Yani, sadeleştirilmiş metinden okuyup da hayran kalanlara, "hele bir de aslından okusanız, kim bilir nasıl irfanınız artar" diyebiliriz. Üç boyutlu resimleri hiç görmeye muvaffak olmamış, bu zevke varamamış birine, ilk etapta anlaşılmayan bir tablo karşısında saatlerce bekletip de "ha gayret, göreceksin gibi" demek, onu ne kadar orada tutabilir.. Ancak o zevke varan birini, bundan nehyetseniz bile, o, ilk etapta göremezse dahi, tablodaki görüntünüyü görmesi adına harcadığı zamana değeceğine inanır.. Bir hususu daha belirtmek isterim ki, hiçbirimiz Risale-i Nur"a Fethullah Gülen Hocaefendi kadar vakıf olduğunu zannetmiyorum.. Ve yine hiçbirimizin bu eserleri ve merhum müellifini onun kadar sevdiğini de düşünemiyorum.. Böyle birinin bu derece sevdiği ve istifade ettiği eserlere, gadretmeyi düşünmesi sizce makul mudur?Nebil.. Allah Razı Olsun..[/b][/color][/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risaleler'in Türkçesi üzerine bir tartışma
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst