Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risaleler'in Türkçesi üzerine bir tartışma
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Tarihci19" data-source="post: 68274"><p>elbette her eserin orjinali en önemlisidir, hiçbir çeviri veya sadeleştirme orjinalin verdiği derin hazzı ve manayı vermez, zaten M.F. Gülen de bunu söylüyor lakin diğer yanda da bir ihtiyac hasıl olmuş bunu da göz ardı etmemek lazım.</p><p></p><p> bu konuda, sanki risale de yazan cümleler vahymiş, asla ve kata bir harfine bile dokunulamazmış gibi bi anlayışımızın olmaması gerekir olamaz da. ancak sadeleştirilmesini istemeyebiliriz o ayrı.. </p><p></p><p> üstadın talebeleri sadeleştirilmesini istemediler çünkü üstad da vaktinde istememişti, çünkü o zamanlar zaten insanların dili bizimkinden çok daha yakındı üstadın uslubuna. bizim gibi her cümleyi her kelimeyi değil bazı derin mevzuları ve belagaten ince nüsanslı yerleri anlayamıyorlardı, sadece bu kadarı için sadeleştirmek luzumsuz idi.. ancak konjoktur öyle bir haldeki, bir türk evladı risalenin 10 cümlesinin 70 kelimesinden 60 kelimesini anlamıyor, bırakın paragrafın cümlelerin bütünün manasını, keliemelerin manalarını bilmiyor..! o nedenle sadeleştirmek (kasıt kısaltıp basitleştirmek değil) luzumu doğuyor, sadeleştirmekten kasıt "uhuvvet" demek yerine "kardeşlik" yazmak demektir yani cümleleri kısaltıp basitleştirmek manasından uzaklaştırmak demek değildir, yazılmış kelimenin gunumuz karşılığını yazmak demektir. </p><p></p><p> bu konuda bazı çevreleri tek el haline getirmemek lazım, hizmetin ihtiyacları ne yöndeyse o ihtiyacları karşılamak icab eder. bir ortaokul talebesi okuduğu 15 kelimeden 12 sini anlayamıyorsa o 15 kelimenin anlaşılabilir olanlarıyla değiştirilmesi ve çocuğun risaleyi kendi okumasıyla anlayabilir hale gelmesi elzemdir. </p><p></p><p> ancak bu sadeleştirilmişler ilk okumalarda olmalı yani yeni başlayacaklar, anlayamamanın verdiği sıkkınlıkla vazgecmesin diye bu sadeleştirilmişleri okumalı ve anladıktan sonra ısındıktan sonra orjinalleri okumalı ve derinleşmeli.. orjinalleri de olmalı sadeleştirilmiş halleri de olmalı ve herkes anladığını okumalı, sadeleştirilenden okuyup kavrayanlara bu sade halleri yetmediğinde artık lezzet vermediğinde orjinallere gecmeli.. </p><p></p><p> biz diyemeyizki orjinaleden okuyamayan okumasın bıraksın, biz okutabilmek için elden geleni yapmalıyız, diyoruzki cemaatler var evler dersaneler var yardımcı olacak olan çok.. peki yardım almaya müsait olmayanlar okumasınlarmı? yada anlamıyorlar diye vazgecdikleri vakit onları buna terkmi edelim.. veya bazı insanlar dersaneye eve karşı önyargılı gelmiyorlar onlar ne olacak.. insanları okumaya sevketmek buna vesile olmak için her yol denenmeli sadesiyle başlatılıp orjinale gecirilmeli.. kademe kademe.. </p><p></p><p> madem öğrenmek isteyen ille çabalayıp öğreniyor, o zaman neden başka dillere çevirdik risaleyi? öğrenmek isteyen türkçe öğrenir okurdu mu diyelim.. bir avrupalıya risaleyi ingilizce konuşarak anlatsam tahşidat yapsam o da meraklansa okumak istese ben de evvela okumak için türkçe öğren ingilizceye cevirirsek manası daralır mı demeliyim? yoksa al kardeşim sana ingilizce risale buyur oku mu demeliyim.. okumak isteyen cabalar öğrenir diyen kardeşlerim,o adam türkçe de öğrenmezdi okumazdı da, ve mahrum kalırdı, nasılki başka dile cevirdik ve bunca müsbet netice aldık gunumuz insanının anlayacağı kelimelerle de yazılmalı ve insanlar onunla en azından başlatılmalı ısındırılmalı ve orjinallerine gecirilmeli..</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Tarihci19, post: 68274"] elbette her eserin orjinali en önemlisidir, hiçbir çeviri veya sadeleştirme orjinalin verdiği derin hazzı ve manayı vermez, zaten M.F. Gülen de bunu söylüyor lakin diğer yanda da bir ihtiyac hasıl olmuş bunu da göz ardı etmemek lazım. bu konuda, sanki risale de yazan cümleler vahymiş, asla ve kata bir harfine bile dokunulamazmış gibi bi anlayışımızın olmaması gerekir olamaz da. ancak sadeleştirilmesini istemeyebiliriz o ayrı.. üstadın talebeleri sadeleştirilmesini istemediler çünkü üstad da vaktinde istememişti, çünkü o zamanlar zaten insanların dili bizimkinden çok daha yakındı üstadın uslubuna. bizim gibi her cümleyi her kelimeyi değil bazı derin mevzuları ve belagaten ince nüsanslı yerleri anlayamıyorlardı, sadece bu kadarı için sadeleştirmek luzumsuz idi.. ancak konjoktur öyle bir haldeki, bir türk evladı risalenin 10 cümlesinin 70 kelimesinden 60 kelimesini anlamıyor, bırakın paragrafın cümlelerin bütünün manasını, keliemelerin manalarını bilmiyor..! o nedenle sadeleştirmek (kasıt kısaltıp basitleştirmek değil) luzumu doğuyor, sadeleştirmekten kasıt "uhuvvet" demek yerine "kardeşlik" yazmak demektir yani cümleleri kısaltıp basitleştirmek manasından uzaklaştırmak demek değildir, yazılmış kelimenin gunumuz karşılığını yazmak demektir. bu konuda bazı çevreleri tek el haline getirmemek lazım, hizmetin ihtiyacları ne yöndeyse o ihtiyacları karşılamak icab eder. bir ortaokul talebesi okuduğu 15 kelimeden 12 sini anlayamıyorsa o 15 kelimenin anlaşılabilir olanlarıyla değiştirilmesi ve çocuğun risaleyi kendi okumasıyla anlayabilir hale gelmesi elzemdir. ancak bu sadeleştirilmişler ilk okumalarda olmalı yani yeni başlayacaklar, anlayamamanın verdiği sıkkınlıkla vazgecmesin diye bu sadeleştirilmişleri okumalı ve anladıktan sonra ısındıktan sonra orjinalleri okumalı ve derinleşmeli.. orjinalleri de olmalı sadeleştirilmiş halleri de olmalı ve herkes anladığını okumalı, sadeleştirilenden okuyup kavrayanlara bu sade halleri yetmediğinde artık lezzet vermediğinde orjinallere gecmeli.. biz diyemeyizki orjinaleden okuyamayan okumasın bıraksın, biz okutabilmek için elden geleni yapmalıyız, diyoruzki cemaatler var evler dersaneler var yardımcı olacak olan çok.. peki yardım almaya müsait olmayanlar okumasınlarmı? yada anlamıyorlar diye vazgecdikleri vakit onları buna terkmi edelim.. veya bazı insanlar dersaneye eve karşı önyargılı gelmiyorlar onlar ne olacak.. insanları okumaya sevketmek buna vesile olmak için her yol denenmeli sadesiyle başlatılıp orjinale gecirilmeli.. kademe kademe.. madem öğrenmek isteyen ille çabalayıp öğreniyor, o zaman neden başka dillere çevirdik risaleyi? öğrenmek isteyen türkçe öğrenir okurdu mu diyelim.. bir avrupalıya risaleyi ingilizce konuşarak anlatsam tahşidat yapsam o da meraklansa okumak istese ben de evvela okumak için türkçe öğren ingilizceye cevirirsek manası daralır mı demeliyim? yoksa al kardeşim sana ingilizce risale buyur oku mu demeliyim.. okumak isteyen cabalar öğrenir diyen kardeşlerim,o adam türkçe de öğrenmezdi okumazdı da, ve mahrum kalırdı, nasılki başka dile cevirdik ve bunca müsbet netice aldık gunumuz insanının anlayacağı kelimelerle de yazılmalı ve insanlar onunla en azından başlatılmalı ısındırılmalı ve orjinallerine gecirilmeli.. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Risaleler'in Türkçesi üzerine bir tartışma
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst