Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Kişisel Gelişim
Ruh sağlığının şifâsı: Esmâ zikri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GuLSerbeti" data-source="post: 78434" data-attributes="member: 19"><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-size: 18px"><span style="color: darkred">Ruh sağlığının şifâsı: Esmâ zikri</span></span></strong> </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Medyada sağlıklı hayat, kilo kontrolü gibi konularda isim yapmış aile hekimi Dr. Ender Saraç, "Ruhsal Gelişim ve Kader" isimli kitabında bir şifa vesilesi olarak ‘zikir tekniği’ne dikkat çekiyor ve “Allah’ın 99 isminden her biri, bir enerji köküdür. Artık hekimlerin bunlara sahip çıkması gerekir” diyor.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">10 Şubat 2007 tarihli Hürriyet Cumartesi ekinde Ayten Serin imzalı, ‘zikir’le ilgili ilginç bir haber yayınlandı.</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">“Zikir; reiki ve yoga gibi şifa verici teknik”</span> başlığıyla yayınlanan haberde, medyada sağlıklı hayat, kilo kontrolü gibi konularda isim yapmış aile hekimi Ender Saraç’ın “Ruhsal Gelişim ve Kader” isimli kitabı yorumlanıyordu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Ruh sağlığı açısından bir şifa vesilesi olarak gördüğü zikri, ‘ileri bir teknoloji’ olarak niteleyen Dr. Saraç şöyle diyordu:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">“<span style="color: blue">Zikir de meditasyon mantraları, reiki sembolleri gibi bir teknolojidir. Belli sesleri tekrar edip jeneratör gibi enerji üretirsiniz. Kur’ân’da geçen Allah’ın 99 isminden her biri, bir enerji köküdür. (...) Artık hekimlerin bunlara sahip çıkması gerekir.”</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Saraç’ın bu sözleri, inanılsın veya inanılmasın, aslında herşeyin hakikatinin Allah’ın bir ismine dayandığını ve bu isimlerde psikolojik ya da fizyolojik pekçok derdin/hastalığın şifasının gizli olduğu gerçeğini teyid ediyor. </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>ESMA-İ HÜSNA ŞİFA KAYNAĞI</strong></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Esma-i Hüsnâ, gerçekten de şifâ kaynağı. Bediüzzaman Hazretleri de, meselâ Büyük Cevşen’de yer alan ve içerisinde ‘<span style="color: red">İsm-i Âzam’ denilen Allah’ın altı büyük isminin bulunduğu Tahmiye duâsı için “..maddî ve manevî hastalıkların bir nevî şifası..”</span> diyordu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Aslında, Dr. Saraç’ın, <span style="color: blue">şifa veren ‘enerji kökleri’</span> olarak nitelediği Allah’ın isimleri, sadece hastalıkların şifasında değil, hayatın her karesinde sözkonusu idi. Çünkü Bediüzzaman “<span style="color: red">Herbir şeyin hakikati bir isme veyahut çok esmâya istinad eder” diyordu. Yine “İnsan ve insanın hayatı, esmâ-i İlâhiyenin tecelliyâtına bir tarladır</span>” sözü de ona aitti. Yani hayatın türlü halleri, Allah’ın güzel isimlerinin yansımalarından başka bir şey değil. İnsan kederde, sevinçte, hastalıkta, sağlıkta, kısacası hayatının her ânında ve her karesinde—bilinçli ya da bilinçsiz—Allah’ın isimlerini yansıtıyor, adeta hayatını Allah’ın isimlerinin tecellîsine bir ekim-biçim sahası haline getiriyordu. </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>HER İNSANDA ALLAH’IN BİR İSMİ BASKIN</strong></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Bununla beraber her insan, hayatında Allah’ın farklı bir ismini daha baskın şekilde gösterebiliyordu. Bediüzzaman’ın da “<span style="color: red">Her bir insanın hakikati, birer ismin nuruna dayanır ve hakikatine istinat eder</span><span style="color: red">” (Sözler, s. 436)</span> diyerek ifade ettiği bu gerçeği, Dr. Saraç şöyle dillendiriyor:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">“<span style="color: blue">Her insanda Allah’ın 99 isminin belirli açılımları bulunuyor. Ancak bunların bazıları baskın, bazıları dengede, bazıları uyur durumda. Örneğin sürekli her konuda geri kalıyorsanız, El Müzill isminin etkisi kuvvetli demek. El Mukaddim ise tersine, öne geçirici bir etki yapıyor, insan onun etkisini kullanmayı bilirse atak yapabiliyor.</span>”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred"><u>Peki insan, kendisinde Allah’ın hangi isminin daha baskın olarak tecellî ettiğini, ya da hangi isimleri daha çok üzerinde göstermesi gerektiğini nasıl anlayacaktı?</u></span> Çünkü Saraç’a göre, insan hangi alanda sıkıntı yaşıyorsa, Allah’ın o alanla ilgili ismini daha ziyade zikretmeliydi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Saraç’a göre, kişinin bunu tespit etmesinin yollarından biri, kendi içine dönerek, sakin bir şekilde hayatın hangi alanında sıkıntılarının olduğunu tespit etmekten geçiyor. </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>KIRK GÜN RUH TEKÂMÜLÜ</strong></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Dr. Saraç ayrıca, bahsettiği zikir tekniğinden daha fazla verim almak için, zikirden bir gün önce ‘detoks (arınma)’ denilen sebze türü gıdalarla beslenmeyi esas alan bir diyet programına başlamak gerektiğini söylüyor. <span style="color: royalblue"><span style="color: blue">“40 gün boyunca mümkün olduğunca az kırmızı et, sarmısak, soğan, kırmızı pul biber yenmesi gerek</span>”</span> diyen Dr. Saraç, “<span style="color: blue">40 gün hiç yalan söylemeyin, kullanmadığınız eşyaları ihtiyacı olanlara verin, içinde bulunduğunuz ortamı daha pozitif yapmaya çalışın, sık sık doğaya açılmaya, mükemmelliğini fark etmeye çalışın, çocukların başını okşayın, duâ edin</span>” derken de, aslında hep fıtrat dini İslâmın prensiplerine işaret ediyordu. Nitekim Bediüzzaman da, insanın mizaç ve huylarının beslendiği şeyden etkilendiğini söyleyerek, “<span style="color: red">Kırk günde hergün et yiyen kasâvet-i kalbiyeye dûçâr olur</span>” darbımeselini buna delil gösteriyordu. (9. Lem’a, s. 89)</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Öte yandan insanın manevî/ruhsal boyutta derinleşmesi, maddiyâtta sığlaşmasıyla mümkündü. Yani insan maddeden uzaklaşmalıydı ki, mânâda yoğunlaşabilsindi. Bediüzzaman bu gerçeğe “<span style="color: red">Maddiyatta tevaggul eden, mâneviyâtta gabileşir ve sathî olur</span>” sözüyle de işaret etmişti. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">İşte Saraç’ın, 40 gün çalışılması gerekir dediği zikir tekniği için tavsiye ettikleri, aslında her zaman için insanın ruh tekâmülünü sağlayacak İslâmî prensipler. </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>ESMÂ HAZİNESİ: CEVŞEN</strong></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Şifâ kaynağı olarak Allah’ın isimleri zikredilince, Cevşen’den bahsetmemek mümkün değil elbet. Cevşen de, Cebrail’in (as) Peygamberimize (asm) indirdiği ve içerisinde Allah’ın binbir isminin bulunduğu tesirli bir duâdır. Zeyne’l-Âbidin (ra) tarafından rivayet edilen bu zengin duâyı Bediüzzaman da okumuş, hatta birçok sıkıntıdan bu duâ sayesinde kurtulduğunu ifade etmiş, başkalarına da okumasını tavsiye etmiştir. </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>ZİKİR VE DUÂ İBADETTİR; NETİCESİ AHİRETE BAKAR</strong></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Ancak burada küçük bir hatırlatma yapalım. Her ne kadar Dr. Saraç, ortaya koyduğu zikir tekniğinden, Müslüman olmayanlarca da yapılabilen bir teknik olarak söz etse de, en azından Müslüman olanların, mensup oldukları dinlerinin bu konuda koyduğu ölçüyü bilmesi gerekir. Bediüzzaman bu hususu en güzel şekilde izah etmiştir. Şöyle ki:</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: red">Herşeyden önce, duâ bir ibadettir. Allah’ın isimleriyle yapılan zikir de bir ibadettir. Yapılan bu zikir ve duâlar neticesinde dünyada elde edilmek istenen bir takım şeyler ise, yapılan duânın/zikrin vakti olarak algılanmalıdır. Yani elde edilmek istenen neticeler, o zikrin amacı/hedefi haline gelmemelidir. Hedef, bir ibadet şuuruyla Allah’ın rızası olmalıdır. Allah, arzu edilen şeyi dilerse verir, dilerse vermez. Verirse şükredilir, vermezse ilgili duânın/zikrin vaktinin bitmediği düşünülerek, ibadete devam edilmelidir. (Bu hususun detaylı izahı için bkz: Bediüzzaman, Sözler, 23. Söz, 5. Nokta)</span> </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>NAMAZ TESBİHATI GÜNLÜK İHTİYACI KARŞILIYOR</strong></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Allah’a duâ edilmektedir. İnsan ruhunun, günün her vaktinde maddî-manevî pek çok ihtiyacının olduğu dikkate alınırsa, bu esmâ hazinesi tesbihatın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Ki, Bediüzzaman’ın, sırf talebelerinden birinin bu namaz tesbihatında gösterdiği tembellikten dolayı, ‘tesbihatın önemini’ anlatan bir mektup yazması da konunun ehemmiyetini ortaya koymaktadır. </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>MUTLU HAYAT, RUHUN İHTİYACINI TATMİNLE MÜMKÜN</strong></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Aslında bütün bu tesbihatlar, zikirler stres ve depresyon gibi rahatsızlıkları eksik olmayan günümüz insanı için tam bir şifâ kaynağıdır. Zira insanın maddî yapısının yanında bir de manevî yönü vardır. İnsan maddî hayatının sağlığına dikkat ettiği gibi manevî hayatının sağlığını da korumak durumundadır.</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">İşte bu tesbihatlar, duâlar, zikirler, özetle Allah’a iman ve ibadet insanın manevî hayatının sağlıklı bir şekilde devam etmesinin tek çıkar yoludur. Aksi halde bir takım psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Günümüz insanının, özellikle hak dinden uzaklaşarak manevî cephesini ihmal eden Batı insanının, uzak doğu dinlerinin Yoga, Reiki, Meditasyon gibi tekniklerine yönelişi, hep bu manevî alandaki boşluğu doldurmak adınadır. Bugün insanlık bu manevî ihtiyacını tatmin arayışındadır. Komünist Çin’deki dine dönüş haberleri de bunun bir göstergesi. Aslında yaklaşık yarım asır önce, Eşref Edip’in kendisiyle yaptığı röportajda Bediüzzaman’ın ifade ettiği şu satırlar, bunalan insanlık için en doğru çıkış yoluna dikkat çekiyor:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">“<span style="color: red">Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan Garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir vebâ, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sâri illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa, İslâm cemiyetinin ter ü taze îman esaslarıyla mı?..”</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Evet, Dr. Saraç’ın kitabında ortaya koyduğu ‘Allah’ın isimleriyle zikir tekniği’ de, ‘İslâm cemiyetinin ter ü taze esasları’dan başka bir şey değil... </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Dr. Saraç’a göre bazı zikir teknikleri </strong></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">Dr. Ender Saraç’a göre, türlü ihtiyaçların giderilmesine yönelik bazı zikir teknikleri şöyle ifade edilmiş: </span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Sürekli darlık ve sıkıntı çekiyorsanız <strong>Ya Muğni, En Nafi</strong> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* İçiniz sıkılıyor ve göğsünüz daralıyorsa <strong>El Basit </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Bir türlü olayların içinden çıkamıyor ve ne yapacağınızı bilemiyorsanız <strong>El Vekil </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Sürekli başınıza felâketler geliyorsa <strong>El Mani, Es Selam</strong> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Bilginizi arttırmak için gerekli beyin devrelerinin açılmasına yardım için <strong>El Alim </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Kendinizi biraz katı ve merhametsiz hissediyorsanız <strong>Er Rahim, Er Rahman </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Sürekli halsizseniz ve enerjiniz düşükse <strong>El Hayy</strong> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Çok pasif ve korkaksanız <strong>El Kahhar</strong> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Kötü bir yöneticiyseniz veya olayları yönetemiyorsanız <strong>El Vali</strong> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Bir türlü organize olamıyorsanız <strong>El Kayyum</strong> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">*Yaşamda elinizden tutacak kimse yoksa <strong>El Veli </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">* Bir iş kurarken <strong>El Hakim</strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'">Evet, Allah’ın her bir ismi, insanın bir ihtiyacı için şifa kaynağı. Bu hususu Bediüzzaman da vurgulamış ve şöyle demişti: <span style="color: red">“İnsanın mahiyeti ulviye (yüce), fıtratı (yaratılışı) câmia (geniş) olduğundan, binler envâ-ı hâcât (ihtiyaç türleri) ile bin bir esmâ-i İlâhiyeye (Allah’ın isimlerine), herbir ismin çok mertebelerine fıtraten (yaratılışça) muhtaçtır.”</span> (Sözler, s. 586) </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong><em>15/10/2008 </em></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>İsmail TEZER </strong></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'">.</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GuLSerbeti, post: 78434, member: 19"] [LEFT][FONT=Arial][B][SIZE=5][COLOR=darkred]Ruh sağlığının şifâsı: Esmâ zikri[/COLOR][/SIZE][/B] [/FONT][/LEFT] [FONT=Arial][FONT=Arial]Medyada sağlıklı hayat, kilo kontrolü gibi konularda isim yapmış aile hekimi Dr. Ender Saraç, "Ruhsal Gelişim ve Kader" isimli kitabında bir şifa vesilesi olarak ‘zikir tekniği’ne dikkat çekiyor ve “Allah’ın 99 isminden her biri, bir enerji köküdür. Artık hekimlerin bunlara sahip çıkması gerekir” diyor.[/FONT] [FONT=Arial]10 Şubat 2007 tarihli Hürriyet Cumartesi ekinde Ayten Serin imzalı, ‘zikir’le ilgili ilginç bir haber yayınlandı.[/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]“Zikir; reiki ve yoga gibi şifa verici teknik”[/COLOR] başlığıyla yayınlanan haberde, medyada sağlıklı hayat, kilo kontrolü gibi konularda isim yapmış aile hekimi Ender Saraç’ın “Ruhsal Gelişim ve Kader” isimli kitabı yorumlanıyordu.[/FONT] [FONT=Arial]Ruh sağlığı açısından bir şifa vesilesi olarak gördüğü zikri, ‘ileri bir teknoloji’ olarak niteleyen Dr. Saraç şöyle diyordu:[/FONT] [FONT=Arial]“[COLOR=blue]Zikir de meditasyon mantraları, reiki sembolleri gibi bir teknolojidir. Belli sesleri tekrar edip jeneratör gibi enerji üretirsiniz. Kur’ân’da geçen Allah’ın 99 isminden her biri, bir enerji köküdür. (...) Artık hekimlerin bunlara sahip çıkması gerekir.”[/COLOR][/FONT] [FONT=Arial]Saraç’ın bu sözleri, inanılsın veya inanılmasın, aslında herşeyin hakikatinin Allah’ın bir ismine dayandığını ve bu isimlerde psikolojik ya da fizyolojik pekçok derdin/hastalığın şifasının gizli olduğu gerçeğini teyid ediyor. [/FONT] [FONT=Arial][B]ESMA-İ HÜSNA ŞİFA KAYNAĞI[/B][/FONT] [FONT=Arial]Esma-i Hüsnâ, gerçekten de şifâ kaynağı. Bediüzzaman Hazretleri de, meselâ Büyük Cevşen’de yer alan ve içerisinde ‘[COLOR=red]İsm-i Âzam’ denilen Allah’ın altı büyük isminin bulunduğu Tahmiye duâsı için “..maddî ve manevî hastalıkların bir nevî şifası..”[/COLOR] diyordu.[/FONT] [FONT=Arial]Aslında, Dr. Saraç’ın, [COLOR=blue]şifa veren ‘enerji kökleri’[/COLOR] olarak nitelediği Allah’ın isimleri, sadece hastalıkların şifasında değil, hayatın her karesinde sözkonusu idi. Çünkü Bediüzzaman “[COLOR=red]Herbir şeyin hakikati bir isme veyahut çok esmâya istinad eder” diyordu. Yine “İnsan ve insanın hayatı, esmâ-i İlâhiyenin tecelliyâtına bir tarladır[/COLOR]” sözü de ona aitti. Yani hayatın türlü halleri, Allah’ın güzel isimlerinin yansımalarından başka bir şey değil. İnsan kederde, sevinçte, hastalıkta, sağlıkta, kısacası hayatının her ânında ve her karesinde—bilinçli ya da bilinçsiz—Allah’ın isimlerini yansıtıyor, adeta hayatını Allah’ın isimlerinin tecellîsine bir ekim-biçim sahası haline getiriyordu. [/FONT] [FONT=Arial][B]HER İNSANDA ALLAH’IN BİR İSMİ BASKIN[/B][/FONT] [FONT=Arial]Bununla beraber her insan, hayatında Allah’ın farklı bir ismini daha baskın şekilde gösterebiliyordu. Bediüzzaman’ın da “[COLOR=red]Her bir insanın hakikati, birer ismin nuruna dayanır ve hakikatine istinat eder[/COLOR][COLOR=red]” (Sözler, s. 436)[/COLOR] diyerek ifade ettiği bu gerçeği, Dr. Saraç şöyle dillendiriyor:[/FONT] [FONT=Arial]“[COLOR=blue]Her insanda Allah’ın 99 isminin belirli açılımları bulunuyor. Ancak bunların bazıları baskın, bazıları dengede, bazıları uyur durumda. Örneğin sürekli her konuda geri kalıyorsanız, El Müzill isminin etkisi kuvvetli demek. El Mukaddim ise tersine, öne geçirici bir etki yapıyor, insan onun etkisini kullanmayı bilirse atak yapabiliyor.[/COLOR]”[/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred][U]Peki insan, kendisinde Allah’ın hangi isminin daha baskın olarak tecellî ettiğini, ya da hangi isimleri daha çok üzerinde göstermesi gerektiğini nasıl anlayacaktı?[/U][/COLOR] Çünkü Saraç’a göre, insan hangi alanda sıkıntı yaşıyorsa, Allah’ın o alanla ilgili ismini daha ziyade zikretmeliydi. [/FONT] [FONT=Arial]Saraç’a göre, kişinin bunu tespit etmesinin yollarından biri, kendi içine dönerek, sakin bir şekilde hayatın hangi alanında sıkıntılarının olduğunu tespit etmekten geçiyor. [/FONT] [FONT=Arial][B]KIRK GÜN RUH TEKÂMÜLÜ[/B][/FONT] [FONT=Arial]Dr. Saraç ayrıca, bahsettiği zikir tekniğinden daha fazla verim almak için, zikirden bir gün önce ‘detoks (arınma)’ denilen sebze türü gıdalarla beslenmeyi esas alan bir diyet programına başlamak gerektiğini söylüyor. [COLOR=royalblue][COLOR=blue]“40 gün boyunca mümkün olduğunca az kırmızı et, sarmısak, soğan, kırmızı pul biber yenmesi gerek[/COLOR]”[/COLOR] diyen Dr. Saraç, “[COLOR=blue]40 gün hiç yalan söylemeyin, kullanmadığınız eşyaları ihtiyacı olanlara verin, içinde bulunduğunuz ortamı daha pozitif yapmaya çalışın, sık sık doğaya açılmaya, mükemmelliğini fark etmeye çalışın, çocukların başını okşayın, duâ edin[/COLOR]” derken de, aslında hep fıtrat dini İslâmın prensiplerine işaret ediyordu. Nitekim Bediüzzaman da, insanın mizaç ve huylarının beslendiği şeyden etkilendiğini söyleyerek, “[COLOR=red]Kırk günde hergün et yiyen kasâvet-i kalbiyeye dûçâr olur[/COLOR]” darbımeselini buna delil gösteriyordu. (9. Lem’a, s. 89)[/FONT] [FONT=Arial]Öte yandan insanın manevî/ruhsal boyutta derinleşmesi, maddiyâtta sığlaşmasıyla mümkündü. Yani insan maddeden uzaklaşmalıydı ki, mânâda yoğunlaşabilsindi. Bediüzzaman bu gerçeğe “[COLOR=red]Maddiyatta tevaggul eden, mâneviyâtta gabileşir ve sathî olur[/COLOR]” sözüyle de işaret etmişti. [/FONT] [FONT=Arial]İşte Saraç’ın, 40 gün çalışılması gerekir dediği zikir tekniği için tavsiye ettikleri, aslında her zaman için insanın ruh tekâmülünü sağlayacak İslâmî prensipler. [/FONT] [FONT=Arial][B]ESMÂ HAZİNESİ: CEVŞEN[/B][/FONT] [FONT=Arial]Şifâ kaynağı olarak Allah’ın isimleri zikredilince, Cevşen’den bahsetmemek mümkün değil elbet. Cevşen de, Cebrail’in (as) Peygamberimize (asm) indirdiği ve içerisinde Allah’ın binbir isminin bulunduğu tesirli bir duâdır. Zeyne’l-Âbidin (ra) tarafından rivayet edilen bu zengin duâyı Bediüzzaman da okumuş, hatta birçok sıkıntıdan bu duâ sayesinde kurtulduğunu ifade etmiş, başkalarına da okumasını tavsiye etmiştir. [/FONT] [FONT=Arial][B]ZİKİR VE DUÂ İBADETTİR; NETİCESİ AHİRETE BAKAR[/B][/FONT] [FONT=Arial]Ancak burada küçük bir hatırlatma yapalım. Her ne kadar Dr. Saraç, ortaya koyduğu zikir tekniğinden, Müslüman olmayanlarca da yapılabilen bir teknik olarak söz etse de, en azından Müslüman olanların, mensup oldukları dinlerinin bu konuda koyduğu ölçüyü bilmesi gerekir. Bediüzzaman bu hususu en güzel şekilde izah etmiştir. Şöyle ki:[/FONT] [FONT=Arial][COLOR=red]Herşeyden önce, duâ bir ibadettir. Allah’ın isimleriyle yapılan zikir de bir ibadettir. Yapılan bu zikir ve duâlar neticesinde dünyada elde edilmek istenen bir takım şeyler ise, yapılan duânın/zikrin vakti olarak algılanmalıdır. Yani elde edilmek istenen neticeler, o zikrin amacı/hedefi haline gelmemelidir. Hedef, bir ibadet şuuruyla Allah’ın rızası olmalıdır. Allah, arzu edilen şeyi dilerse verir, dilerse vermez. Verirse şükredilir, vermezse ilgili duânın/zikrin vaktinin bitmediği düşünülerek, ibadete devam edilmelidir. (Bu hususun detaylı izahı için bkz: Bediüzzaman, Sözler, 23. Söz, 5. Nokta)[/COLOR] [/FONT] [FONT=Arial][B]NAMAZ TESBİHATI GÜNLÜK İHTİYACI KARŞILIYOR[/B][/FONT] [FONT=Arial]Allah’a duâ edilmektedir. İnsan ruhunun, günün her vaktinde maddî-manevî pek çok ihtiyacının olduğu dikkate alınırsa, bu esmâ hazinesi tesbihatın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Ki, Bediüzzaman’ın, sırf talebelerinden birinin bu namaz tesbihatında gösterdiği tembellikten dolayı, ‘tesbihatın önemini’ anlatan bir mektup yazması da konunun ehemmiyetini ortaya koymaktadır. [/FONT] [FONT=Arial][B]MUTLU HAYAT, RUHUN İHTİYACINI TATMİNLE MÜMKÜN[/B][/FONT] [FONT=Arial]Aslında bütün bu tesbihatlar, zikirler stres ve depresyon gibi rahatsızlıkları eksik olmayan günümüz insanı için tam bir şifâ kaynağıdır. Zira insanın maddî yapısının yanında bir de manevî yönü vardır. İnsan maddî hayatının sağlığına dikkat ettiği gibi manevî hayatının sağlığını da korumak durumundadır.[/FONT] [FONT=Arial]İşte bu tesbihatlar, duâlar, zikirler, özetle Allah’a iman ve ibadet insanın manevî hayatının sağlıklı bir şekilde devam etmesinin tek çıkar yoludur. Aksi halde bir takım psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır.[/FONT] [FONT=Arial]Günümüz insanının, özellikle hak dinden uzaklaşarak manevî cephesini ihmal eden Batı insanının, uzak doğu dinlerinin Yoga, Reiki, Meditasyon gibi tekniklerine yönelişi, hep bu manevî alandaki boşluğu doldurmak adınadır. Bugün insanlık bu manevî ihtiyacını tatmin arayışındadır. Komünist Çin’deki dine dönüş haberleri de bunun bir göstergesi. Aslında yaklaşık yarım asır önce, Eşref Edip’in kendisiyle yaptığı röportajda Bediüzzaman’ın ifade ettiği şu satırlar, bunalan insanlık için en doğru çıkış yoluna dikkat çekiyor:[/FONT] [FONT=Arial]“[COLOR=red]Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan Garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir vebâ, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sâri illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa, İslâm cemiyetinin ter ü taze îman esaslarıyla mı?..”[/COLOR][/FONT] [FONT=Arial]Evet, Dr. Saraç’ın kitabında ortaya koyduğu ‘Allah’ın isimleriyle zikir tekniği’ de, ‘İslâm cemiyetinin ter ü taze esasları’dan başka bir şey değil... [/FONT] [FONT=Arial][B]Dr. Saraç’a göre bazı zikir teknikleri [/B][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]Dr. Ender Saraç’a göre, türlü ihtiyaçların giderilmesine yönelik bazı zikir teknikleri şöyle ifade edilmiş: [/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Sürekli darlık ve sıkıntı çekiyorsanız [B]Ya Muğni, En Nafi[/B] [/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* İçiniz sıkılıyor ve göğsünüz daralıyorsa [B]El Basit [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Bir türlü olayların içinden çıkamıyor ve ne yapacağınızı bilemiyorsanız [B]El Vekil [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Sürekli başınıza felâketler geliyorsa [B]El Mani, Es Selam[/B] [/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Bilginizi arttırmak için gerekli beyin devrelerinin açılmasına yardım için [B]El Alim [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Kendinizi biraz katı ve merhametsiz hissediyorsanız [B]Er Rahim, Er Rahman [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Sürekli halsizseniz ve enerjiniz düşükse [B]El Hayy[/B] [/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Çok pasif ve korkaksanız [B]El Kahhar[/B] [/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Kötü bir yöneticiyseniz veya olayları yönetemiyorsanız [B]El Vali[/B] [/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Bir türlü organize olamıyorsanız [B]El Kayyum[/B] [/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]*Yaşamda elinizden tutacak kimse yoksa [B]El Veli [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=darkred]* Bir iş kurarken [B]El Hakim[/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial]Evet, Allah’ın her bir ismi, insanın bir ihtiyacı için şifa kaynağı. Bu hususu Bediüzzaman da vurgulamış ve şöyle demişti: [COLOR=red]“İnsanın mahiyeti ulviye (yüce), fıtratı (yaratılışı) câmia (geniş) olduğundan, binler envâ-ı hâcât (ihtiyaç türleri) ile bin bir esmâ-i İlâhiyeye (Allah’ın isimlerine), herbir ismin çok mertebelerine fıtraten (yaratılışça) muhtaçtır.”[/COLOR] (Sözler, s. 586) [/FONT] [B][I]15/10/2008 [/I][/B] [B]İsmail TEZER [/B] .[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Kişisel Gelişim
Ruh sağlığının şifâsı: Esmâ zikri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst