Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
RUHA DAİR
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 43878" data-attributes="member: 12"><p>Yüce zatlardan nakledildiğine göre ruhlar, bedenlerden önce yaratıldı. Hem de tam üç dört yıl önce. Fakat o âlemde her yıl, bu âlemin bin yılına tekabül ediyordu. </p><p></p><p>Yüce canlar, bu müddet içinde bedene girmemişlerdi. Sonra hepsini birbirine kattılar, bir safa dizdiler. Derken canların ardından birdenbire bir dünya göründü. Ruhların bir kısmı dünyayı gördü; canı gönülden dünyanın bulunduğu tarafa koşuştular. Yerlerinde kalanlara da sağ taraflarından cennet görünüverdi. Bunlar da cenneti görünce, şaşılacak bir şey ama canlar vererek cehennemden kaçtılar, cennete ulaştılar. Ruhların az bir kısmı yerlerinde kaldı. Onlar hiçbir şeye aldırış etmediler. Ne dünyayı seçtiler ne cenneti ne de cehennemden ürktüler.</p><p></p><p>Derken Allah’tan hitap geldi: </p><p></p><p> </p><p>“A coşkun canlar! Burada ne durursunuz? Ne istersiniz hâlâ? Dünyadan da kurtuldunuz, cennetten de. Cehennemden de bir mihnet yok size. Yola çıkmak için hâlâ ne bekliyorsunuz?... Size bizim kapımız gerek.”</p><p></p><p>Ruhlar, bu hitabı duyunca coştular ve,</p><p></p><p>“Yâ rabbi! Sen bize hitap ettin ya, bu bize yeter, canımız feda sana! Ey arşın, ferşin, kürsünün sahibi yüce Allahımız! Bizim ne istediğimizi sen daha iyi bilirsin, bize ne soruyorsun? Biz, ancak seni isteriz. Başka hiçbir şey istemeyiz. Hakka’l-yakîn sensin, gerisi hiç!” dediler.</p><p></p><p>Allah’tan şöyle hitap geldi: </p><p></p><p>“Eğer beni istiyorsanız, çeşit çeşit belâlar istiyorsunuz demektir. Üstünüze mahlûkatın kılları, çöllerin kumları, yağmurların katreleri, ağaçların yaprakları sayısınca, hatta ondan da fazla mihnet ve belâ yağacak. Ateşten dikenler yaratıp da her an yaralı göğüslerinize koyacağım.”</p><p></p><p>Ruhlar, Allah’ın bu hitabını duyunca neşeyle coştular ve,</p><p></p><p>“Canlarımız feda olsun o belâlara. Bize ne dilersen yap, kabulümüz. Senden gelen belâyı canla başla kabul eder, gerekirse ebediyen o belâya katlanırız” diye bağırdılar. </p><p></p><p>Ey oğul! O’nunla her can arasında bir sır vardır ve her can, kendince bir sırra sahip olduğunu söyler. Fakat O’nun katında bu kapıda sır sahibi yalnızca O’dur. O’ndan başka mârifet sırrını bilen yoktur. </p><p></p><p>Doğrusu, ruhların bildikleri doğrudur. Ancak bütün bu ruhlar arasında o asıl bir ruhu sever. Öbür ruhlar, o ruhun perdesidir. Hepsi de o bir ruh için yaralanmıştır. Onlar, on sekiz bin âlemi aşsalar yine bir arpa boyu yol gidemezler. Bütün ruhlar aynıdır ama asıl maksat, mârifet ehli olan ruhlardır...</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 43878, member: 12"] Yüce zatlardan nakledildiğine göre ruhlar, bedenlerden önce yaratıldı. Hem de tam üç dört yıl önce. Fakat o âlemde her yıl, bu âlemin bin yılına tekabül ediyordu. Yüce canlar, bu müddet içinde bedene girmemişlerdi. Sonra hepsini birbirine kattılar, bir safa dizdiler. Derken canların ardından birdenbire bir dünya göründü. Ruhların bir kısmı dünyayı gördü; canı gönülden dünyanın bulunduğu tarafa koşuştular. Yerlerinde kalanlara da sağ taraflarından cennet görünüverdi. Bunlar da cenneti görünce, şaşılacak bir şey ama canlar vererek cehennemden kaçtılar, cennete ulaştılar. Ruhların az bir kısmı yerlerinde kaldı. Onlar hiçbir şeye aldırış etmediler. Ne dünyayı seçtiler ne cenneti ne de cehennemden ürktüler. Derken Allah’tan hitap geldi: “A coşkun canlar! Burada ne durursunuz? Ne istersiniz hâlâ? Dünyadan da kurtuldunuz, cennetten de. Cehennemden de bir mihnet yok size. Yola çıkmak için hâlâ ne bekliyorsunuz?... Size bizim kapımız gerek.” Ruhlar, bu hitabı duyunca coştular ve, “Yâ rabbi! Sen bize hitap ettin ya, bu bize yeter, canımız feda sana! Ey arşın, ferşin, kürsünün sahibi yüce Allahımız! Bizim ne istediğimizi sen daha iyi bilirsin, bize ne soruyorsun? Biz, ancak seni isteriz. Başka hiçbir şey istemeyiz. Hakka’l-yakîn sensin, gerisi hiç!” dediler. Allah’tan şöyle hitap geldi: “Eğer beni istiyorsanız, çeşit çeşit belâlar istiyorsunuz demektir. Üstünüze mahlûkatın kılları, çöllerin kumları, yağmurların katreleri, ağaçların yaprakları sayısınca, hatta ondan da fazla mihnet ve belâ yağacak. Ateşten dikenler yaratıp da her an yaralı göğüslerinize koyacağım.” Ruhlar, Allah’ın bu hitabını duyunca neşeyle coştular ve, “Canlarımız feda olsun o belâlara. Bize ne dilersen yap, kabulümüz. Senden gelen belâyı canla başla kabul eder, gerekirse ebediyen o belâya katlanırız” diye bağırdılar. Ey oğul! O’nunla her can arasında bir sır vardır ve her can, kendince bir sırra sahip olduğunu söyler. Fakat O’nun katında bu kapıda sır sahibi yalnızca O’dur. O’ndan başka mârifet sırrını bilen yoktur. Doğrusu, ruhların bildikleri doğrudur. Ancak bütün bu ruhlar arasında o asıl bir ruhu sever. Öbür ruhlar, o ruhun perdesidir. Hepsi de o bir ruh için yaralanmıştır. Onlar, on sekiz bin âlemi aşsalar yine bir arpa boyu yol gidemezler. Bütün ruhlar aynıdır ama asıl maksat, mârifet ehli olan ruhlardır... [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
RUHA DAİR
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst