Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Rüşvet, Din, Ahlak ilişkisi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 179080" data-attributes="member: 656"><p><strong><em><span style="color: darkslategray">1- Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye son 20 yılda rüşvet ve yolsuzluktan dolayı 300 Milyar dolar, terörden ise 100 milyar dolar kayba uğradı. Türkiye'nin dış borcunun 120 milyar olduğu hesaba katılacak olursa, size göre bu kadar büyük bir rüşvet ve yolsuzluğun en temel sebebi nedir? </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">2- Ezici çoğunluğu "Rüşveti ve yolsuzluğu" kati haram sayan bir İslam dinine mensup müslümanların oluşturduğu bir ülkede, yolsuzluk ve rüşvetin önüne geçilememesi konusunda problem nereden kaynaklanıyor. Siz bu konunun çözümünü bir ahlak ve inanç sorunu olarak görüyor musunuz? Rüşvet ve yolsuzluğun asgariye indirilebilmesi için çözüm sizce nedir? Sağlam bir inanç ve ahlaktan başka bir çözüm olabilir mi? Olamaz ise bu ahlak ve manevi temel nasıl sağlanabilir?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Dinimizin rüşveti haram kıldığını, rüşvet veren ve alanın Allah tarafından lanetlendiğinin Hz. Peygamber tarafından haber verildiğini biliyoruz. Buna rağmen asırlardan beri niçin İslam ülkelerinde ve müslümanlar arasında da bu kötü uygulama, az çok bulunmuş ve görülmüştür Bu sorunun cevabını birkaç madde içinde özetlemek mümkündür: </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">1. Din ile ahlak arasındaki ilişki eğitim, ahlak, felsefe dallarında tartışılmış, karşıt ve uç görüşler bir yana bırakılırsa dinin ve inancın iyi ahlakı teşvik ettiği, kötülüklerin azalması ve engellenmesi yönünde önemli bir işleve sahip bulunduğu kabul edilmiştir. Dinsiz insanların mutlaka ahlaksız olacaklarını söylemek doğru olmamakla beraber, dindarların ahlaklı davranmak bakımından daha fazla teşvike, motivasyona sahip bulundukları da bir vakadır. </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">2. İnanan insanın hayatında dinin yeri, davranışlarında dinin etkisi otomatik değildir; yani inanmak yapmaya (uygulamaya, amele) eşit değildir, inanmanın arkasından -kendiliğinden- uygulama gelmez. Hem din hem din dışı uygulamalarda inanılan, doğru bulunan birçok şeyin, böyle olduğuna inanan kimseler tarafından uygulanmadığı görülmektedir. Bu yüzdendir ki, İslam alimleri, "amel imanın bir parçası değildir, amelde kusur bulunsa da insanların iman etmiş olmalar mümkündür ve böyle bir iman -iman olarak- geçerlidir" demişlerdir. Dinin insanları dünya ve ahirette mutlu kılacak talimatını (öğretilerini, emir ve yasalarını, irşadını) mümin ile özdeşleştirecek, inancı hayat tarz haline getirecek mekanizmanın ad "eğitim"dir. Eğitim, öğretimi, bilgilendirmeyi ihtiva etmekle beraber onu aşar, bilinenin hayata geçmesi eğitime bağlıdır. İslam'ın güzelliklerinin şu veya bu ölçüde müslümanların hayatında görülememesinin sebebi eğitim eksikliğidir. </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">3. Günümüzde okullarda az çok din bilgisi verilmekle beraber din ve ahlak eğitimi verilmemektedir. Türkiye'deki çarpık, radikal, modası geçmiş laiklik anlayışı, okullarda din ve ahlak eğitimine engel olmaktadır. </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">4. Toplum ve devlet yoksulu doyurmak, giydirmek, barındırmak, tedavi ettirmek hasılı temel ihtiyaçlarını karşılamak mecburiyetindedir. Sosyal devlet kavramı bu amaca yöneliktir. Ama Türkiye'de çok ölçüsüz ve dengesiz bir gelir dağılımı vardır, nüfusun büyük bir kısmı açlık veya yoksulluk sınırları içinde yaşamaktadırlar. Yoksulluk sınırının bir milyar aylığa dayandığı bir ülkede, 300 milyon aylık geliri olanlar aç, bir milyardan az geliri olanlar yoksuldur. Öte yandan din, vicdan ve ahlak tanımayan kapitalizm insanları ayartmakta ve tüketim çılgını haline getirmektedir. Çok sağlam bir eğitime dayanmasa da ahlaklı olan ve mesela rüşvet almayı dine ve ahlaka aykırı bilen, böyle inanan birçok insan, bu çılgınlığa, bu baskıya bir yere kadar dayanabilmekte, oradan sonra ihtiyaç bildiği şeyi başka yoldan gideremediği için rüşvet alma yoluna gitmektedir. </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">5. Hukukun tam işlemediği, haksızlık ve yolsuzlukların büyük çapta ve yaygınlıkta cari olduğu bir toplulukta dürüst (rüşvete karşı) olan insanlar da bazen onu -almamakla beraber- vermek mecburiyetinde kalmaktadırlar. Şöyle ki, fıkıh kitaplarında hakkını (hakkı olmayanı değil, haksız olduğunda değil) başka yoldan alamayan, kurtaramayan müslümanın rüşvet vererek almasına cevaz vermişler; "verene -zaruret yüzünden- caiz, alana ise haramdır" demişlerdir. Bu da rüşvetin daha geniş kesimlerce alınıp verilmesinde bir amil olmaktadır. </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Sonuç: </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Yukarıdaki maddelerde sıralanan gerekçeler doğru ise, rüşvet belasını önlemenin yolu ve çaresi de biliniyor demektir. Bu çareyi "din ve ahlak eğitimine ağırlık vermek, temel ihtiyaçların meşru yollardan karşılanmasını sağlamak, yolsuzluk ve haksızlıkları engellemek, etkili bir denetim mekanizması kurmak" şeklinde özetlemek mümkündür. </span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray"></span></em></strong>Hayrettin KARAMAN</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 179080, member: 656"] [B][I][COLOR=darkslategray]1- Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye son 20 yılda rüşvet ve yolsuzluktan dolayı 300 Milyar dolar, terörden ise 100 milyar dolar kayba uğradı. Türkiye'nin dış borcunun 120 milyar olduğu hesaba katılacak olursa, size göre bu kadar büyük bir rüşvet ve yolsuzluğun en temel sebebi nedir? 2- Ezici çoğunluğu "Rüşveti ve yolsuzluğu" kati haram sayan bir İslam dinine mensup müslümanların oluşturduğu bir ülkede, yolsuzluk ve rüşvetin önüne geçilememesi konusunda problem nereden kaynaklanıyor. Siz bu konunun çözümünü bir ahlak ve inanç sorunu olarak görüyor musunuz? Rüşvet ve yolsuzluğun asgariye indirilebilmesi için çözüm sizce nedir? Sağlam bir inanç ve ahlaktan başka bir çözüm olabilir mi? Olamaz ise bu ahlak ve manevi temel nasıl sağlanabilir?[/COLOR][/I][/B] [B][I][COLOR=darkslategray]Dinimizin rüşveti haram kıldığını, rüşvet veren ve alanın Allah tarafından lanetlendiğinin Hz. Peygamber tarafından haber verildiğini biliyoruz. Buna rağmen asırlardan beri niçin İslam ülkelerinde ve müslümanlar arasında da bu kötü uygulama, az çok bulunmuş ve görülmüştür Bu sorunun cevabını birkaç madde içinde özetlemek mümkündür: 1. Din ile ahlak arasındaki ilişki eğitim, ahlak, felsefe dallarında tartışılmış, karşıt ve uç görüşler bir yana bırakılırsa dinin ve inancın iyi ahlakı teşvik ettiği, kötülüklerin azalması ve engellenmesi yönünde önemli bir işleve sahip bulunduğu kabul edilmiştir. Dinsiz insanların mutlaka ahlaksız olacaklarını söylemek doğru olmamakla beraber, dindarların ahlaklı davranmak bakımından daha fazla teşvike, motivasyona sahip bulundukları da bir vakadır. 2. İnanan insanın hayatında dinin yeri, davranışlarında dinin etkisi otomatik değildir; yani inanmak yapmaya (uygulamaya, amele) eşit değildir, inanmanın arkasından -kendiliğinden- uygulama gelmez. Hem din hem din dışı uygulamalarda inanılan, doğru bulunan birçok şeyin, böyle olduğuna inanan kimseler tarafından uygulanmadığı görülmektedir. Bu yüzdendir ki, İslam alimleri, "amel imanın bir parçası değildir, amelde kusur bulunsa da insanların iman etmiş olmalar mümkündür ve böyle bir iman -iman olarak- geçerlidir" demişlerdir. Dinin insanları dünya ve ahirette mutlu kılacak talimatını (öğretilerini, emir ve yasalarını, irşadını) mümin ile özdeşleştirecek, inancı hayat tarz haline getirecek mekanizmanın ad "eğitim"dir. Eğitim, öğretimi, bilgilendirmeyi ihtiva etmekle beraber onu aşar, bilinenin hayata geçmesi eğitime bağlıdır. İslam'ın güzelliklerinin şu veya bu ölçüde müslümanların hayatında görülememesinin sebebi eğitim eksikliğidir. 3. Günümüzde okullarda az çok din bilgisi verilmekle beraber din ve ahlak eğitimi verilmemektedir. Türkiye'deki çarpık, radikal, modası geçmiş laiklik anlayışı, okullarda din ve ahlak eğitimine engel olmaktadır. 4. Toplum ve devlet yoksulu doyurmak, giydirmek, barındırmak, tedavi ettirmek hasılı temel ihtiyaçlarını karşılamak mecburiyetindedir. Sosyal devlet kavramı bu amaca yöneliktir. Ama Türkiye'de çok ölçüsüz ve dengesiz bir gelir dağılımı vardır, nüfusun büyük bir kısmı açlık veya yoksulluk sınırları içinde yaşamaktadırlar. Yoksulluk sınırının bir milyar aylığa dayandığı bir ülkede, 300 milyon aylık geliri olanlar aç, bir milyardan az geliri olanlar yoksuldur. Öte yandan din, vicdan ve ahlak tanımayan kapitalizm insanları ayartmakta ve tüketim çılgını haline getirmektedir. Çok sağlam bir eğitime dayanmasa da ahlaklı olan ve mesela rüşvet almayı dine ve ahlaka aykırı bilen, böyle inanan birçok insan, bu çılgınlığa, bu baskıya bir yere kadar dayanabilmekte, oradan sonra ihtiyaç bildiği şeyi başka yoldan gideremediği için rüşvet alma yoluna gitmektedir. 5. Hukukun tam işlemediği, haksızlık ve yolsuzlukların büyük çapta ve yaygınlıkta cari olduğu bir toplulukta dürüst (rüşvete karşı) olan insanlar da bazen onu -almamakla beraber- vermek mecburiyetinde kalmaktadırlar. Şöyle ki, fıkıh kitaplarında hakkını (hakkı olmayanı değil, haksız olduğunda değil) başka yoldan alamayan, kurtaramayan müslümanın rüşvet vererek almasına cevaz vermişler; "verene -zaruret yüzünden- caiz, alana ise haramdır" demişlerdir. Bu da rüşvetin daha geniş kesimlerce alınıp verilmesinde bir amil olmaktadır. Sonuç: Yukarıdaki maddelerde sıralanan gerekçeler doğru ise, rüşvet belasını önlemenin yolu ve çaresi de biliniyor demektir. Bu çareyi "din ve ahlak eğitimine ağırlık vermek, temel ihtiyaçların meşru yollardan karşılanmasını sağlamak, yolsuzluk ve haksızlıkları engellemek, etkili bir denetim mekanizması kurmak" şeklinde özetlemek mümkündür. [/COLOR][/I][/B]Hayrettin KARAMAN [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Rüşvet, Din, Ahlak ilişkisi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst