Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Rüya İle Amel Edilir Mi?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 31618" data-attributes="member: 857"><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Söz buraya gelmişken, konuyu ele almamıza vesile olan rüyalarla amel etme, rüyaların dinî hükümlere esas teşkil edip etmemesi meselesine paragraf açalım. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bu meselenin ölçüsünü bize hem Kur’ân veriyor, hem de Efendimizin bizzat kendi uygulamaları öğretiyor. Hz. Yûsuf’un rüyasını hatırlayacak olursak, Hz Yûsuf babasına anlattığı rüyasında onbir yıldızın, ayın ve güneşin kendisine secde ettiğini görmüştür. Babası da rüyayı kardeşlerine anlatmamasını, aksi halde onların kendisine zarar vereceklerini hatırlatır. Yûsuf aleyhisselâm rüyada gördüklerinin başına geleceğini bildiği halde kadere teslim olmuş, sabırla karşılamıştır. Rüyadan sonra kuyuya atılmış, köle olarak satılmış, iftiraya uğramış, zindana konmuş. Bütün bunları rüyanın işaretiyle, rüya tabiri konusunda ilâhî bir mevhibeye ulaşmasıyla ve asıl olarak nübüvvet gözüyle bildiği halde herşeye büyük bir teslimiyetle boyun eğmiştir. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Peygamberimiz Uhud savaşına çıkmadan ve henüz savaşın nasıl ve nerede yapılacağı hususunda bir karar vermeden önce bir rüya görürler ve rüyalarını kendileri bizzat anlatır ve yorumlarlar. Mesele hakkında çok önemli bir ölçü olması bakımından hadisi arzetmek gerekiyor: </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Ben vallahi bir rüya gördüm, hayra yordum. Kendimi sağlam bir zırh içinde gördüm. Kılıcım Zülfikar’ın ağzında bir gedik açıldığını gördüm. Boğazlanmış bir sığır gördüm. Arkasından da bir koç gördüm.” </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Rüyasını bu şekilde anlatan Efendimiz, tabiri de yine kendileri yaparlar: </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Sağlam zırh giymek, Medine’de kalmaya işarettir, orada kalınız. Kılıcımın ağzından bir gedik açıldığını görmem, bir zarara uğrayacağıma işarettir. Boğazlanmış sığır, sahabilerimin şehid olacağına işarettir. Arkasından bir koç görmem ise, askerî bir birliğe işarettir ki, inşaallah onları Allah öldürecektir.” (A. Köksal. Hz. Muhammed ve İslâmiyet, 3:62-63.) </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bu gayet açık ve net olarak gördüğü rüyaya rağmen Resûlullah Efendimiz rüyada gördüklerine göre amel etmemiş, konuyu sahabilerinin istişaresine getirmiş ve kendi fikirlerinin aksine olduğu halde çıkan kararı uygulamıştır, rüyada gördüklerini de teslimiyetle karşılamıştır. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Rüyanın bir müjde ve beşaret olduğunu bildiren hadisler asıl olarak rüyanın mü’minin hayatındaki yerini tesbit ediyor. Bunun için, bir mü’min gördüğü bir rüya sonucu hayatına çekidüzen verebilir, ibadet ve takvasını geliştirebilir. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bir seferinde Abdullah bin Ömer rüyasında iki melek görür ve melekler kendisine, “Namazı da çok kılsan, ne iyi adamsın sen” derler. Bu rüyayı Hz. Abdullah, kızkardeşi ve Efendimizin hanımı Hz. Hafsa’ya anlatır, Hz. Hafsa da Peygamberimize arzeder. Peygamberimiz de “Çokça gece namazı kılsa, Abdullah gerçekten salih bir kuldur” buyururlar. Hz. Abdullah’ın talebesi ve bir hadis deryası olan Hz. Nâfi der ki: “Bundan böyle Abdullah gece namazlarını artırdı.” </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Sahabilerin hayatında bu tarzda uygulamayı görüyoruz. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bir zât Hz. Ömer’e gelir, rüyasında ay ile güneşin birbiriyle savaştıklarını görür. Hz. Ömer, “Sen hangisiyle beraberdin?” diye sorar. Adam, “Ay ile” diye cevap verir. Hz. Ömer, “Sen mahvedilmiş âyetle (ışığı kendinden olmayan bir gökcismi ile) beraberdin; asla bir iş üstlenemezsin” der ve rüyayı gören adamın karakter yapısını dile getirir. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bu hadisi ve rivayeti nakleden İslâm hukuku usulcüsü eş-Şâtibî şu bağlayıcı açıklamayı getirir: </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Bu çeşit rüyalarla amel edilebilmesi için aranan şartlar üzerinde durmak gerekir. Sadece rüya ile değil, keşif ve ilham gibi yolların dikkate alınıp onlarla amel edilebilmesi için mutlak surette dinî bir hükme veya şer’î bir kaideye ters düşmemesi gerekir. Çünkü dinî bir kaide ve hükmü ihlal eden birşey haddizatında hak olan birşey değildir. O ya hayaldir, ya vehimdir veya şeytanın bir telkinidir. Bunlar bazen içlerinde bir hak unsuru taşıyabilir, bazen de haktan hiçbir şey taşımayabilir. </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Bu durumda bunların dikkate alınması doğru değildir. Çünkü dinen sabit olan birşeye ters düşmektedir. Şöyle ki: Hz Peygamberin getirmiş olduğu dinî hükümler geneldir, özel değildir. Onun esasları bozulamaz. Durum böyle olunca, dinin belirlediği esaslara ters düşen herşey sakat ve bâtıldır. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Bu konuya verilecek misallerden biri de İbn Rüşd’e sorulan bir sorudur. Bir hâkim, kendisine gelen bir davada adaletiyle bilinen iki şahidin şahitlikte bulunmasından sonra rüyasında Hz. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Peygamberin kendisine, ‘Bu şahitlikte hüküm verme, çünkü o bâtıldır’ dediğini görür. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Bu durumda ne yapacaktır? İşte böyle bir rüya dinî kaidelerden birisiyle (yani âdil şahidin şehadeti prensibine) ters düşmekte ve dinî bir hükmü ihlal etmektedir.” </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">(Ebû İshak eş-Şâtibî, el-Muvafakat, müt: Doç. Dr. Mehmed Erdoğan, 2:264-268) </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bediüzzaman Said Nursî de, “Hayâlâtlara karşı kapısı açık olan rüyaları tahkiki bir surette mevzubahis etmek, tahkik mesleğine tam uygun gelmez” demekte, bir başka ifadesinde ise “Rüya dahi, hayır iken bazı aks-i hakikatle göründüğü için şer telâkki edilir, ye’se düşürür, kuvve-i maneviyeyi kırar, sû-i zan verir. Çok rüyalar var ki, sûretleri dehşetli, zararlı, mülevves iken, tabiri ve mânâsı güzel oluyor” tesbitinde bulunmaktadır. (bkz. RNK, s 511) Bu arada </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Bediüzzaman “Uykunuzu bir dinlenme vasıtası kıldık” (Nebe’, 78:9) mealindeki âyete “Rüyada ve nevmde (uykuda) perdeli olarak ehemmiyetli hakikatler var olduğunu gösterir” (RNK, s. 511) şeklinde bir açıklama getirir ki, rüyadaki hakikatlerin yoruma, tabire ve tevile müsait olduğunu ifade eder. Cenâb-ı Hakkın, keşfiyatta ve rüya-yı sâdıkada bir kısım gaybî hakikatleri ihsas ettiğini bildiren Bediüzzaman, “O hakikatlerin hususî suretleri vukuundan sonra bilinir” der. (RNK, s. 1653) Sâdık rüyaların hiçbir şekilde ‘delil ve hüccet’ olamayacağına da işaret ederken, rüyaların hadiste bildirildiği üzere birer müjde mahiyetini taşıdığını dile getirir (RNK, s. 2063). Rüyaların dinde, Kur’ân’da ve sünnette, özellikle tasavvufta yeri vardır ve önemlidir, ama dinî bir hüküm içermez, dinî bir meseleyi hükme bağlamaz ve bu mânâda onunla amel de edilmez.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Mehmet Paksu</span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 31618, member: 857"] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Söz buraya gelmişken, konuyu ele almamıza vesile olan rüyalarla amel etme, rüyaların dinî hükümlere esas teşkil edip etmemesi meselesine paragraf açalım. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Bu meselenin ölçüsünü bize hem Kur’ân veriyor, hem de Efendimizin bizzat kendi uygulamaları öğretiyor. Hz. Yûsuf’un rüyasını hatırlayacak olursak, Hz Yûsuf babasına anlattığı rüyasında onbir yıldızın, ayın ve güneşin kendisine secde ettiğini görmüştür. Babası da rüyayı kardeşlerine anlatmamasını, aksi halde onların kendisine zarar vereceklerini hatırlatır. Yûsuf aleyhisselâm rüyada gördüklerinin başına geleceğini bildiği halde kadere teslim olmuş, sabırla karşılamıştır. Rüyadan sonra kuyuya atılmış, köle olarak satılmış, iftiraya uğramış, zindana konmuş. Bütün bunları rüyanın işaretiyle, rüya tabiri konusunda ilâhî bir mevhibeye ulaşmasıyla ve asıl olarak nübüvvet gözüyle bildiği halde herşeye büyük bir teslimiyetle boyun eğmiştir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Peygamberimiz Uhud savaşına çıkmadan ve henüz savaşın nasıl ve nerede yapılacağı hususunda bir karar vermeden önce bir rüya görürler ve rüyalarını kendileri bizzat anlatır ve yorumlarlar. Mesele hakkında çok önemli bir ölçü olması bakımından hadisi arzetmek gerekiyor: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]“Ben vallahi bir rüya gördüm, hayra yordum. Kendimi sağlam bir zırh içinde gördüm. Kılıcım Zülfikar’ın ağzında bir gedik açıldığını gördüm. Boğazlanmış bir sığır gördüm. Arkasından da bir koç gördüm.” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Rüyasını bu şekilde anlatan Efendimiz, tabiri de yine kendileri yaparlar: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]“Sağlam zırh giymek, Medine’de kalmaya işarettir, orada kalınız. Kılıcımın ağzından bir gedik açıldığını görmem, bir zarara uğrayacağıma işarettir. Boğazlanmış sığır, sahabilerimin şehid olacağına işarettir. Arkasından bir koç görmem ise, askerî bir birliğe işarettir ki, inşaallah onları Allah öldürecektir.” (A. Köksal. Hz. Muhammed ve İslâmiyet, 3:62-63.) [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Bu gayet açık ve net olarak gördüğü rüyaya rağmen Resûlullah Efendimiz rüyada gördüklerine göre amel etmemiş, konuyu sahabilerinin istişaresine getirmiş ve kendi fikirlerinin aksine olduğu halde çıkan kararı uygulamıştır, rüyada gördüklerini de teslimiyetle karşılamıştır. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Rüyanın bir müjde ve beşaret olduğunu bildiren hadisler asıl olarak rüyanın mü’minin hayatındaki yerini tesbit ediyor. Bunun için, bir mü’min gördüğü bir rüya sonucu hayatına çekidüzen verebilir, ibadet ve takvasını geliştirebilir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Bir seferinde Abdullah bin Ömer rüyasında iki melek görür ve melekler kendisine, “Namazı da çok kılsan, ne iyi adamsın sen” derler. Bu rüyayı Hz. Abdullah, kızkardeşi ve Efendimizin hanımı Hz. Hafsa’ya anlatır, Hz. Hafsa da Peygamberimize arzeder. Peygamberimiz de “Çokça gece namazı kılsa, Abdullah gerçekten salih bir kuldur” buyururlar. Hz. Abdullah’ın talebesi ve bir hadis deryası olan Hz. Nâfi der ki: “Bundan böyle Abdullah gece namazlarını artırdı.” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Sahabilerin hayatında bu tarzda uygulamayı görüyoruz. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Bir zât Hz. Ömer’e gelir, rüyasında ay ile güneşin birbiriyle savaştıklarını görür. Hz. Ömer, “Sen hangisiyle beraberdin?” diye sorar. Adam, “Ay ile” diye cevap verir. Hz. Ömer, “Sen mahvedilmiş âyetle (ışığı kendinden olmayan bir gökcismi ile) beraberdin; asla bir iş üstlenemezsin” der ve rüyayı gören adamın karakter yapısını dile getirir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Bu hadisi ve rivayeti nakleden İslâm hukuku usulcüsü eş-Şâtibî şu bağlayıcı açıklamayı getirir: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]“Bu çeşit rüyalarla amel edilebilmesi için aranan şartlar üzerinde durmak gerekir. Sadece rüya ile değil, keşif ve ilham gibi yolların dikkate alınıp onlarla amel edilebilmesi için mutlak surette dinî bir hükme veya şer’î bir kaideye ters düşmemesi gerekir. Çünkü dinî bir kaide ve hükmü ihlal eden birşey haddizatında hak olan birşey değildir. O ya hayaldir, ya vehimdir veya şeytanın bir telkinidir. Bunlar bazen içlerinde bir hak unsuru taşıyabilir, bazen de haktan hiçbir şey taşımayabilir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]“Bu durumda bunların dikkate alınması doğru değildir. Çünkü dinen sabit olan birşeye ters düşmektedir. Şöyle ki: Hz Peygamberin getirmiş olduğu dinî hükümler geneldir, özel değildir. Onun esasları bozulamaz. Durum böyle olunca, dinin belirlediği esaslara ters düşen herşey sakat ve bâtıldır. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]“Bu konuya verilecek misallerden biri de İbn Rüşd’e sorulan bir sorudur. Bir hâkim, kendisine gelen bir davada adaletiyle bilinen iki şahidin şahitlikte bulunmasından sonra rüyasında Hz. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Peygamberin kendisine, ‘Bu şahitlikte hüküm verme, çünkü o bâtıldır’ dediğini görür. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]“Bu durumda ne yapacaktır? İşte böyle bir rüya dinî kaidelerden birisiyle (yani âdil şahidin şehadeti prensibine) ters düşmekte ve dinî bir hükmü ihlal etmektedir.” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred](Ebû İshak eş-Şâtibî, el-Muvafakat, müt: Doç. Dr. Mehmed Erdoğan, 2:264-268) [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Bediüzzaman Said Nursî de, “Hayâlâtlara karşı kapısı açık olan rüyaları tahkiki bir surette mevzubahis etmek, tahkik mesleğine tam uygun gelmez” demekte, bir başka ifadesinde ise “Rüya dahi, hayır iken bazı aks-i hakikatle göründüğü için şer telâkki edilir, ye’se düşürür, kuvve-i maneviyeyi kırar, sû-i zan verir. Çok rüyalar var ki, sûretleri dehşetli, zararlı, mülevves iken, tabiri ve mânâsı güzel oluyor” tesbitinde bulunmaktadır. (bkz. RNK, s 511) Bu arada [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Bediüzzaman “Uykunuzu bir dinlenme vasıtası kıldık” (Nebe’, 78:9) mealindeki âyete “Rüyada ve nevmde (uykuda) perdeli olarak ehemmiyetli hakikatler var olduğunu gösterir” (RNK, s. 511) şeklinde bir açıklama getirir ki, rüyadaki hakikatlerin yoruma, tabire ve tevile müsait olduğunu ifade eder. Cenâb-ı Hakkın, keşfiyatta ve rüya-yı sâdıkada bir kısım gaybî hakikatleri ihsas ettiğini bildiren Bediüzzaman, “O hakikatlerin hususî suretleri vukuundan sonra bilinir” der. (RNK, s. 1653) Sâdık rüyaların hiçbir şekilde ‘delil ve hüccet’ olamayacağına da işaret ederken, rüyaların hadiste bildirildiği üzere birer müjde mahiyetini taşıdığını dile getirir (RNK, s. 2063). Rüyaların dinde, Kur’ân’da ve sünnette, özellikle tasavvufta yeri vardır ve önemlidir, ama dinî bir hüküm içermez, dinî bir meseleyi hükme bağlamaz ve bu mânâda onunla amel de edilmez.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Mehmet Paksu[/SIZE][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Rüya İle Amel Edilir Mi?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst