Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Sünneti
Saadete ulaştıran yol; sünneti yaşamak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nevzatt" data-source="post: 39614" data-attributes="member: 1580"><p><img src="http://www.resimload.com/070519/TzO_namex1x.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> <span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Hz. Muhammed (sas)'e ilk ayetin gelmesi ile O'nun peygamberlik vazifesi başlamış oluyordu. Bu anda O'nun tek başına olduğunu görüyoruz. Yani o tarihte dünya üzerinde Müslüman adedi birdir ve İslam toprakları Peygamber'imizin ayağını bastığı yer kadardır.</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>On sene sonrasına göz attığımızda Müslümanların sayısı artmış, İslam toprakları hatırı sayılır derecede genişlemiştir. Şayet her on senenin bir haritasını çizmek gerekirse görülecektir ki, bir asır içinde, bir yandan Müslümanların sayısı artarken, öte taraftan İslam toprakları genişlemiş, devlet hazinesi de o ölçüde dolmuştur.</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Meselenin maddî yönü böyle iken manevî yönüne el atıldığında daha çok dikkatimizi çekecek hallerle karşılaşıyoruz;</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Düşmanların dost, hırsızların doğru, cahillerin âlim, pislerin temiz, kabilelerin devlet, kanunsuzların medenî ve değersiz kimselerin değer buldukları, tarihî bir hakikattir.</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Bana göre çok kısa bir zamanda bir kişinin bu derece muvaffak olmasının sebepleri üzerinde araştırmak, Müslüman'ın vazifesidir.</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Şunu unutmamalı ki; Peygamber'in yaptıklarını yapmak sünnettir. Aynı şartlar insanı aynı sonuca götüreceğine göre, Peygamber'i taklit edenler de Peygamber'in ulaştığı başarılara ulaşacaktır. Peygamber'i taklit etmenin, hele şu devirde zorlaştığı açıktır. Lâkin kıymetli şeylerin zorluklar karşılığı elde edildiği de herkes tarafından bilinmektedir. Cennet kıymetsiz bir şey olmadığı gibi ucuz da değildir.</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Siyer kitaplarını okuyanlar bilirler ki, Resûlullah iki cihan serveri olmasına rağmen, Habibullah olmasına rağmen, pek çok eza ve cefalarla karşılaşmıştır. Zamanında açlık, yoksulluk, devamlı hareket halinde olma, yaralanma, yerinden yurdundan kovulma, ihanetler, suikastlar hepsi hepsi O'nun (sas) başına gelmiştir. O (sas) bütün bu hadiseler karşısında Allah'a güvenmenin ve sığınmanın gayreti içindedir ve devamlı İslam'ı yaşamanın, anlatmanın verdiği vazife şuuruna sıkı sıkıya bağlıdır.</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Peygamberimiz, meseleyi bir noktada düğümlüyor:</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>"Allah birdir, dünya ve ahiret saadeti O'na inanmaya bağlıdır."</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Ben halen kendimi bu tebliğin karşısında hissederim. Allah'tan başka mabud edinmemek ve Allah'a inanmanın sonucu dünya ve ahiret saadetine ulaşmak... Bundan anlıyorum ki, Allah'a inanmakta ve sünnet-i seniyyeye ittiba etmekte, dünya saadeti gizlidir. Bu inanç saadet çekirdeği gibi gönlümüzde yeşermekte, en zor anlarda dahi içimizde bir tûba ağacı meyvelerini vermektedir. Dış dünyamızda kıyametler koparken içimizde hususi bir dünya bulunmaktadır ve biz, içimizdeki dünya hayatında mesut yaşamaktayız.</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Şair diyor ki;</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>"Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde."</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Biz saadetler içinde yüzen bir dünya bulamasak da saadet bizim içimizde.</strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: maroon"><span style="font-size: 10px"><strong>Evet, iman ve sünnet-i seniyye baştan başa dermandır. Bu dermanın hangisi bizim derdimize şifa bilemeyiz.</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nevzatt, post: 39614, member: 1580"] [img]http://www.resimload.com/070519/TzO_namex1x.jpg[/img] [color=maroon][size=2][b]Hz. Muhammed (sas)'e ilk ayetin gelmesi ile O'nun peygamberlik vazifesi başlamış oluyordu. Bu anda O'nun tek başına olduğunu görüyoruz. Yani o tarihte dünya üzerinde Müslüman adedi birdir ve İslam toprakları Peygamber'imizin ayağını bastığı yer kadardır. On sene sonrasına göz attığımızda Müslümanların sayısı artmış, İslam toprakları hatırı sayılır derecede genişlemiştir. Şayet her on senenin bir haritasını çizmek gerekirse görülecektir ki, bir asır içinde, bir yandan Müslümanların sayısı artarken, öte taraftan İslam toprakları genişlemiş, devlet hazinesi de o ölçüde dolmuştur. Meselenin maddî yönü böyle iken manevî yönüne el atıldığında daha çok dikkatimizi çekecek hallerle karşılaşıyoruz; Düşmanların dost, hırsızların doğru, cahillerin âlim, pislerin temiz, kabilelerin devlet, kanunsuzların medenî ve değersiz kimselerin değer buldukları, tarihî bir hakikattir. Bana göre çok kısa bir zamanda bir kişinin bu derece muvaffak olmasının sebepleri üzerinde araştırmak, Müslüman'ın vazifesidir. Şunu unutmamalı ki; Peygamber'in yaptıklarını yapmak sünnettir. Aynı şartlar insanı aynı sonuca götüreceğine göre, Peygamber'i taklit edenler de Peygamber'in ulaştığı başarılara ulaşacaktır. Peygamber'i taklit etmenin, hele şu devirde zorlaştığı açıktır. Lâkin kıymetli şeylerin zorluklar karşılığı elde edildiği de herkes tarafından bilinmektedir. Cennet kıymetsiz bir şey olmadığı gibi ucuz da değildir. Siyer kitaplarını okuyanlar bilirler ki, Resûlullah iki cihan serveri olmasına rağmen, Habibullah olmasına rağmen, pek çok eza ve cefalarla karşılaşmıştır. Zamanında açlık, yoksulluk, devamlı hareket halinde olma, yaralanma, yerinden yurdundan kovulma, ihanetler, suikastlar hepsi hepsi O'nun (sas) başına gelmiştir. O (sas) bütün bu hadiseler karşısında Allah'a güvenmenin ve sığınmanın gayreti içindedir ve devamlı İslam'ı yaşamanın, anlatmanın verdiği vazife şuuruna sıkı sıkıya bağlıdır. Peygamberimiz, meseleyi bir noktada düğümlüyor: "Allah birdir, dünya ve ahiret saadeti O'na inanmaya bağlıdır." Ben halen kendimi bu tebliğin karşısında hissederim. Allah'tan başka mabud edinmemek ve Allah'a inanmanın sonucu dünya ve ahiret saadetine ulaşmak... Bundan anlıyorum ki, Allah'a inanmakta ve sünnet-i seniyyeye ittiba etmekte, dünya saadeti gizlidir. Bu inanç saadet çekirdeği gibi gönlümüzde yeşermekte, en zor anlarda dahi içimizde bir tûba ağacı meyvelerini vermektedir. Dış dünyamızda kıyametler koparken içimizde hususi bir dünya bulunmaktadır ve biz, içimizdeki dünya hayatında mesut yaşamaktayız. Şair diyor ki; "Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde." Biz saadetler içinde yüzen bir dünya bulamasak da saadet bizim içimizde. Evet, iman ve sünnet-i seniyye baştan başa dermandır. Bu dermanın hangisi bizim derdimize şifa bilemeyiz.[/b][/size][/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Sünneti
Saadete ulaştıran yol; sünneti yaşamak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst