Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Sizin Köşeniz
Sadece Bir Saat
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="N&amp;#304;SANUR" data-source="post: 330565" data-attributes="member: 1011595"><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"> Sadece Bir Saat</span></span> </p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Yapma. Ne olur yapma. Öylesine acı ki sözlerin. Kalbini üzüyorsun. İnsanı en çok üzen kendisidir biliyorsun. Bir an dur. Hadi ama. Sadece bir an. Bir an içine bakmadan dışarıya bak şöyle bir. Dışardan kendine bakabilirsin ama. Kendini içinde boğulmaktan kurtulmalısın önce. Benliğin seni boğazlıyor baksana. Kendini benliğin yüceltmesinden kurtaracaksın önce. Nasıl mı? Kendini yüceltmeye çalışan istek ve arzularını, olmasını istediği şeylerin olmamasından kaynaklanan yakınmalarını parantez içine alarak. Olmadı mı? Peki, bir de şöyle denesen. . Bir saatliğine sızlanmaktan vazgeçemez misin? Tamam. Ne demek istediğimi biraz daha açmaya çalışayım. Bugün bir saat ayırıyorsun kendine. Sadece tek bir saat. Tamam kızma. Bir ânı bir saate çıkardığımın farkındayım. İşte bu tek saatte hiç sızlanmıyorsun. Hiç şikâyet etmiyorsun. Hiç mızmızlık etmiyorsun. Hiç tenkit etmiyorsun. Hiç beğenmemezlik etmiyorsun. Hiç ama hiç. Neyi mi? Her şeyi. Kendin dahil her şeyi. Bir saat sadece. Tek bir saat. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Önce kendin çıkıyor karşına. Yoo. Susuyorsun. Benliğinin kalbine sapladığı o incitici sözlere bir saat aldırmıyorsun. Tek bir saat. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Hava çok mu kötü? Bir saat boyunca, hava kötü yerine, hava sadece soğuk, diyemez misin? Ruhuna bir nefes aldıramaz mısın? “Allah’ım yarattığın soğuk havayı da sıcak havayı da seviyorum” diyemez misin? “Çok zor” diyorsun. Kabul ediyorum. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Başın mı ağrıyor? Bir saat için başının ağrısından sızlanmayı kesip şükrediyorsun. Garip mi geliyor bu? Bir denesen. Başının ağrısına tebessüm ediyorsun. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Karnın acıkıyor. Hiç şaşırmadım. Gerilince hep karnın acıkıyordu, değil mi? Hemen sığınmıyorsun yiyeceklerin o cezbedici tadına. Açlığın lezzetini tadıyorsun. Sadece bir saat. Baksana, açlığa şükretmek istiyor ruhun ve kalbin. İnsan olmanın başka bir halini tadıyorsun. Acizliği tadıyorsun. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Üst kattaki ailenin çocuklarının gürültüsü geliyor. Sanki tepene biniyorlar gibi hissediyorsun. “Olsun” diyorsun. “Olsun varsın.” Çocukların ayak sesleri sana küçücük hayatların sesi gibi geliyor bir saat. İki sene sonra bebeğin ağlama sesleri koşarken çıkardığı gürültülere dönüştü, öyle mi? İlginç geliyor bu sana. Bir saat de olsa ilginç geliyor. Balkondaki çiçeklerin değişimi kadar ilginç. Ürkütücü bir sessizlikte yaşamak ister miydin? Bence de istemezdin. Gürültüye bile şükretmen ne güzel. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">“Ama…” </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Amalar yok bir saatin içinde. Varoluşuna sımsıkı sarılıyorsun. Varlığının şimdiki haline. Şikâyet yok. Baksana, on dakikası geçti bile. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Sözler mi? Şuradan buradan, ondan bundan duyduğun seni inciten sözler mi yankılanıyor kalbinin kuytu köşelerinde? Buna rağmen bir saat içinde “Allah’ım, her şey ama her şey için Sana şükrediyorum” demeye mi çalıştın? Bak işte oluyor. Kalbin ne çok sevindi. Ruhuna sanki melekler dokunuyor. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">İşte bak, şimdi sen sen oluyorsun. Sen. Kâinatın gözbebeği. Varoluşun seyircisi. Kâinatın en çok merhamet edilen misafiri. Kalbinden çıkan ses dudaklarında sözcüklerle O’nun arşına yükseliyor: “Allah’ım, Senden sonsuz memnunum. Senden razıyım.” Biraz önce kainatın en önemli cümlelerinden birini kurdun farkında mısın? Kalbin ağladı ağlayacak. Sevinçten. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Yarım saat mi geçti? Tamam. Geçsin. Yeter ki böyle geçsin. Yeter ki O’ndan sonsuz razı olarak geçsin. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Başka amalar mı geliyor zihnine? Hayatta mahrum olduğun şeyler geliyor, değil mi? Ooo. Peki. “Ama”lara teslim olmuyorsun bir saat. Tek bir saati benliğinin arzularından kurtaracaksın. “Şükretmem lazım biliyorum ama…” Hadi ama. Tek bir saat “ama” yok. Sahip olmadıklarını düşüne düşüne, sızlana sızlana kalbini kasvete sürüklediğin tüm yoksunluklarına rağmen “Ben Senden razıyım” diyorsun. Bak, oluyor. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Bir saatte sana verdiklerinden ve vermediklerinden dolayı O’ndan razı olmak ne mi ki? Biliyor musun, bırak tek bir saati, O’ndan bir “an” bile razı olmak sonsuzluk demektir. </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Süre doldu öyle mi? </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">Bir gün de bir melek gelecek ve “süre doldu” diyecek, biliyorsun.</span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px">MUSTAFA ULUSOY </span></span></p><p><span style="color: #B22222"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NİSANUR, post: 330565, member: 1011595"] [COLOR=#B22222][SIZE=3] Sadece Bir Saat[/SIZE][/COLOR][COLOR=#B22222][SIZE=3] [/SIZE][/COLOR] [COLOR=#B22222][SIZE=3]Yapma. Ne olur yapma. Öylesine acı ki sözlerin. Kalbini üzüyorsun. İnsanı en çok üzen kendisidir biliyorsun. Bir an dur. Hadi ama. Sadece bir an. Bir an içine bakmadan dışarıya bak şöyle bir. Dışardan kendine bakabilirsin ama. Kendini içinde boğulmaktan kurtulmalısın önce. Benliğin seni boğazlıyor baksana. Kendini benliğin yüceltmesinden kurtaracaksın önce. Nasıl mı? Kendini yüceltmeye çalışan istek ve arzularını, olmasını istediği şeylerin olmamasından kaynaklanan yakınmalarını parantez içine alarak. Olmadı mı? Peki, bir de şöyle denesen. . Bir saatliğine sızlanmaktan vazgeçemez misin? Tamam. Ne demek istediğimi biraz daha açmaya çalışayım. Bugün bir saat ayırıyorsun kendine. Sadece tek bir saat. Tamam kızma. Bir ânı bir saate çıkardığımın farkındayım. İşte bu tek saatte hiç sızlanmıyorsun. Hiç şikâyet etmiyorsun. Hiç mızmızlık etmiyorsun. Hiç tenkit etmiyorsun. Hiç beğenmemezlik etmiyorsun. Hiç ama hiç. Neyi mi? Her şeyi. Kendin dahil her şeyi. Bir saat sadece. Tek bir saat. Önce kendin çıkıyor karşına. Yoo. Susuyorsun. Benliğinin kalbine sapladığı o incitici sözlere bir saat aldırmıyorsun. Tek bir saat. Hava çok mu kötü? Bir saat boyunca, hava kötü yerine, hava sadece soğuk, diyemez misin? Ruhuna bir nefes aldıramaz mısın? “Allah’ım yarattığın soğuk havayı da sıcak havayı da seviyorum” diyemez misin? “Çok zor” diyorsun. Kabul ediyorum. Başın mı ağrıyor? Bir saat için başının ağrısından sızlanmayı kesip şükrediyorsun. Garip mi geliyor bu? Bir denesen. Başının ağrısına tebessüm ediyorsun. Karnın acıkıyor. Hiç şaşırmadım. Gerilince hep karnın acıkıyordu, değil mi? Hemen sığınmıyorsun yiyeceklerin o cezbedici tadına. Açlığın lezzetini tadıyorsun. Sadece bir saat. Baksana, açlığa şükretmek istiyor ruhun ve kalbin. İnsan olmanın başka bir halini tadıyorsun. Acizliği tadıyorsun. Üst kattaki ailenin çocuklarının gürültüsü geliyor. Sanki tepene biniyorlar gibi hissediyorsun. “Olsun” diyorsun. “Olsun varsın.” Çocukların ayak sesleri sana küçücük hayatların sesi gibi geliyor bir saat. İki sene sonra bebeğin ağlama sesleri koşarken çıkardığı gürültülere dönüştü, öyle mi? İlginç geliyor bu sana. Bir saat de olsa ilginç geliyor. Balkondaki çiçeklerin değişimi kadar ilginç. Ürkütücü bir sessizlikte yaşamak ister miydin? Bence de istemezdin. Gürültüye bile şükretmen ne güzel. “Ama…” Amalar yok bir saatin içinde. Varoluşuna sımsıkı sarılıyorsun. Varlığının şimdiki haline. Şikâyet yok. Baksana, on dakikası geçti bile. Sözler mi? Şuradan buradan, ondan bundan duyduğun seni inciten sözler mi yankılanıyor kalbinin kuytu köşelerinde? Buna rağmen bir saat içinde “Allah’ım, her şey ama her şey için Sana şükrediyorum” demeye mi çalıştın? Bak işte oluyor. Kalbin ne çok sevindi. Ruhuna sanki melekler dokunuyor. İşte bak, şimdi sen sen oluyorsun. Sen. Kâinatın gözbebeği. Varoluşun seyircisi. Kâinatın en çok merhamet edilen misafiri. Kalbinden çıkan ses dudaklarında sözcüklerle O’nun arşına yükseliyor: “Allah’ım, Senden sonsuz memnunum. Senden razıyım.” Biraz önce kainatın en önemli cümlelerinden birini kurdun farkında mısın? Kalbin ağladı ağlayacak. Sevinçten. Yarım saat mi geçti? Tamam. Geçsin. Yeter ki böyle geçsin. Yeter ki O’ndan sonsuz razı olarak geçsin. Başka amalar mı geliyor zihnine? Hayatta mahrum olduğun şeyler geliyor, değil mi? Ooo. Peki. “Ama”lara teslim olmuyorsun bir saat. Tek bir saati benliğinin arzularından kurtaracaksın. “Şükretmem lazım biliyorum ama…” Hadi ama. Tek bir saat “ama” yok. Sahip olmadıklarını düşüne düşüne, sızlana sızlana kalbini kasvete sürüklediğin tüm yoksunluklarına rağmen “Ben Senden razıyım” diyorsun. Bak, oluyor. Bir saatte sana verdiklerinden ve vermediklerinden dolayı O’ndan razı olmak ne mi ki? Biliyor musun, bırak tek bir saati, O’ndan bir “an” bile razı olmak sonsuzluk demektir. Süre doldu öyle mi? Bir gün de bir melek gelecek ve “süre doldu” diyecek, biliyorsun. MUSTAFA ULUSOY [/SIZE][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Sizin Köşeniz
Sadece Bir Saat
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst