Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Sağimda üstad vardi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 113141" data-attributes="member: 656"><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkslategray">27.06.1986 tarihinin bir cumartesi akşamında Simav Fatih Vakfının Sohbet Salonu’nda <strong>Hafız İsmail Kalper</strong> Ağabey, hatıralarını anlatıyordu. Doğu hizmetlerinde çok zaman beraber oldukları <strong>Ali Uçar Ağabey</strong>’den de bir hatıra anlattı:</span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkslategray">Ali Uçar, Van Çoravanis’te on, on beş öğrenciyle okuma programı yapıyordu. Yanına uğrayıp bir iki gün kalayım dedim. Beni görünce çok sevindi. Ancak onu üzüntülü gördüm. Sebebini sordum, o da anlattı:</span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkslategray">Hafız Ağabey, iki gün önce hafızalardan silinemeyecek müthiş bir olay yaşadık. Olayın şokunu hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz. Dün değil evvelki gece kurşun sesleriyle uyandık. Sanki imha edilmek üzere cephede basılmış şehit adayları gibiydik. İnanın İsmail Ağabey, “gibisi” bile fazla. Eğer kaderde yağlı kurşunlarla şehit olmak varsa, o, bu geceden başka zaman olamazdı her halde. <strong>Ölüm, kapıda değil, odanın içinde kol geziyordu</strong>. Duvarlara çarpan kurşunlar, yavaş yavaş yanımıza düşüyordu. Feleğimiz şaşmıştı, ne olduğunu bilememiştik. PKK militanları, bizi yok etmek için yapmışlar bu saldırıyı.</span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkslategray">Bir ara kurşun sesleri kesilince onlar duyacak şekilde bağırdım: “<strong>Buraya kitap okumak için geldik, elimizde silah yok. Yakına gelmeniz, yüz yüze görüşmemiz daha uygun olacak.” </strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkslategray">Silahlı üç kişi, elleri tetikte, namlular bize dönük olarak yavaş yavaş yanımıza geldiler. Her an tetikler çekilebilir, namlular patlayabilirdi. Ben onlara nur talebesi olduğumuzu, buraya kitap okumak için geldiğimizi, <strong>Bediüzzaman</strong>’ın da onların hemşehrisi olduğunu, dinden imandan kimseye zarar gelmeyeceğini, başkasına zarar vermeyeceğimizi anlattım. Bediüzzaman’ın da yaz aylarında gelip burada kitap okuduğunu, bunun için burayı tercih ettiğimizi söyledim. Biz anlatırken biraz uzakta pusuda olan arkadaşları, yanımızdakileri iki de bir çağırıyorlardı. Ben bir an etrafıma baktım, bir de ne göreyim, <strong>Üstad sağımda ayakta duruyor</strong>. Tekrar tekrar baktım, evet üstad sağımda ayakta duruyordu. Aldığım maddi ve manevi kuvvetle konuşmalarıma devam ettim. </span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkslategray">Silahlı üç kişi, çağıran arkadaşlarının yanına gitmedikleri gibi, üstelik mevzideki arkadaşları çıkıp çıkıp bizim yanımıza geliyorlardı. Bu ara mumları yakarak çay suyu koyduk. <strong>Yaklaşık iki saat kadar konuştum</strong>. Onların hepsi de karşıma geçmiş dinliyorlardı. Ben konuşmalarımda, bütün insanlığın, Türkiye’nin ve Doğu’nun nasıl kurtulması gerektiğini, İslam’ın bizi kardeş yaptığını, imanın ne derece büyük bir kuvvet olduğunu anlattım. Çay içerken bile anlatıyordum. Onlar kalkıp gittiğinde vakit sabaha yakındı. </span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkslategray">Dün tekrar gelip bizi yakın köye, yemeğe davet ettiler. İyi ki geldiniz Hafız Ağabey, bu akşam oraya birlikte gideriz. Hem o köyün imamı Ali Hoca, Risale-i Nur’a muhalifmiş, ona da eserleri ve Risale-i Nur davasını anlatırız.” </span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkslategray">Ali Uçar’ın teklifini kabul ettim. Benim için bu teklif, gayet renkli bir hizmet şekliydi. Kendi insanım olan, fıtratını ve mizacını bildiğim bu kimselere üstadımı anlatmak hem büyük bir zevk hem de büyük bir görevdi. Köye vardık. Hocaefendiye bu asrın tefsiri olan Risale-i Nur’un mahiyetini anlattık. Hocaefendi, çok memnun olduğunu ve bir takım yanlış kanaatlerinin izale olduğunu ifade etti. Köy gençlerine de İslam’ın kardeşliğini tarihi misallerle anlatarak onlara faydalı olmaya çalıştık. Onlar da fevkalade memnun kaldıklarını belirttiler. </span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkslategray">Bir gaza dönüşündeki an gibi, kendimizi mutlu ve rahat hissederken <strong>Ali Uçar</strong>’a bir daha, Üstadı sağ tarafında nasıl gördüğünü sordum. O da tekrar anlattı ve ekledi:</span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="color: darkslategray"><strong><span style="font-family: 'Verdana'">“Ben böyle çok defa Üstadı yanımda görüyorum</span></strong><span style="font-family: 'Verdana'">.”</span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="color: darkslategray">İbrahim Köse </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 113141, member: 656"] [FONT=Verdana][COLOR=darkslategray]27.06.1986 tarihinin bir cumartesi akşamında Simav Fatih Vakfının Sohbet Salonu’nda [B]Hafız İsmail Kalper[/B] Ağabey, hatıralarını anlatıyordu. Doğu hizmetlerinde çok zaman beraber oldukları [B]Ali Uçar Ağabey[/B]’den de bir hatıra anlattı:[/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkslategray]Ali Uçar, Van Çoravanis’te on, on beş öğrenciyle okuma programı yapıyordu. Yanına uğrayıp bir iki gün kalayım dedim. Beni görünce çok sevindi. Ancak onu üzüntülü gördüm. Sebebini sordum, o da anlattı:[/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkslategray]Hafız Ağabey, iki gün önce hafızalardan silinemeyecek müthiş bir olay yaşadık. Olayın şokunu hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz. Dün değil evvelki gece kurşun sesleriyle uyandık. Sanki imha edilmek üzere cephede basılmış şehit adayları gibiydik. İnanın İsmail Ağabey, “gibisi” bile fazla. Eğer kaderde yağlı kurşunlarla şehit olmak varsa, o, bu geceden başka zaman olamazdı her halde. [B]Ölüm, kapıda değil, odanın içinde kol geziyordu[/B]. Duvarlara çarpan kurşunlar, yavaş yavaş yanımıza düşüyordu. Feleğimiz şaşmıştı, ne olduğunu bilememiştik. PKK militanları, bizi yok etmek için yapmışlar bu saldırıyı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkslategray]Bir ara kurşun sesleri kesilince onlar duyacak şekilde bağırdım: “[B]Buraya kitap okumak için geldik, elimizde silah yok. Yakına gelmeniz, yüz yüze görüşmemiz daha uygun olacak.” [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkslategray]Silahlı üç kişi, elleri tetikte, namlular bize dönük olarak yavaş yavaş yanımıza geldiler. Her an tetikler çekilebilir, namlular patlayabilirdi. Ben onlara nur talebesi olduğumuzu, buraya kitap okumak için geldiğimizi, [B]Bediüzzaman[/B]’ın da onların hemşehrisi olduğunu, dinden imandan kimseye zarar gelmeyeceğini, başkasına zarar vermeyeceğimizi anlattım. Bediüzzaman’ın da yaz aylarında gelip burada kitap okuduğunu, bunun için burayı tercih ettiğimizi söyledim. Biz anlatırken biraz uzakta pusuda olan arkadaşları, yanımızdakileri iki de bir çağırıyorlardı. Ben bir an etrafıma baktım, bir de ne göreyim, [B]Üstad sağımda ayakta duruyor[/B]. Tekrar tekrar baktım, evet üstad sağımda ayakta duruyordu. Aldığım maddi ve manevi kuvvetle konuşmalarıma devam ettim. [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkslategray]Silahlı üç kişi, çağıran arkadaşlarının yanına gitmedikleri gibi, üstelik mevzideki arkadaşları çıkıp çıkıp bizim yanımıza geliyorlardı. Bu ara mumları yakarak çay suyu koyduk. [B]Yaklaşık iki saat kadar konuştum[/B]. Onların hepsi de karşıma geçmiş dinliyorlardı. Ben konuşmalarımda, bütün insanlığın, Türkiye’nin ve Doğu’nun nasıl kurtulması gerektiğini, İslam’ın bizi kardeş yaptığını, imanın ne derece büyük bir kuvvet olduğunu anlattım. Çay içerken bile anlatıyordum. Onlar kalkıp gittiğinde vakit sabaha yakındı. [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkslategray]Dün tekrar gelip bizi yakın köye, yemeğe davet ettiler. İyi ki geldiniz Hafız Ağabey, bu akşam oraya birlikte gideriz. Hem o köyün imamı Ali Hoca, Risale-i Nur’a muhalifmiş, ona da eserleri ve Risale-i Nur davasını anlatırız.” [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkslategray]Ali Uçar’ın teklifini kabul ettim. Benim için bu teklif, gayet renkli bir hizmet şekliydi. Kendi insanım olan, fıtratını ve mizacını bildiğim bu kimselere üstadımı anlatmak hem büyük bir zevk hem de büyük bir görevdi. Köye vardık. Hocaefendiye bu asrın tefsiri olan Risale-i Nur’un mahiyetini anlattık. Hocaefendi, çok memnun olduğunu ve bir takım yanlış kanaatlerinin izale olduğunu ifade etti. Köy gençlerine de İslam’ın kardeşliğini tarihi misallerle anlatarak onlara faydalı olmaya çalıştık. Onlar da fevkalade memnun kaldıklarını belirttiler. [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkslategray]Bir gaza dönüşündeki an gibi, kendimizi mutlu ve rahat hissederken [B]Ali Uçar[/B]’a bir daha, Üstadı sağ tarafında nasıl gördüğünü sordum. O da tekrar anlattı ve ekledi:[/COLOR][/FONT] [COLOR=darkslategray][B][FONT=Verdana]“Ben böyle çok defa Üstadı yanımda görüyorum[/FONT][/B][FONT=Verdana].”[/FONT][/COLOR] [COLOR=darkslategray]İbrahim Köse [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Sağimda üstad vardi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst