Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
SAHABELERİN HAYATLARINDAN TABLOLAR....
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="KaSýRgA" data-source="post: 35900" data-attributes="member: 1555"><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>İNŞALLAH BU BÖLÜMDE PAYLAŞIMLARIMIZ DEVAM EDER ÜMİDİ İLE KONUYU ACTIM....İLK ÖRNEK TABLODA BİZDEN OLSUN</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>SAID İBNU AMİR EL-CUMAHİ</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Said İbnu Amir el-Cumahî, dünya karşılığında Ahireîi satın almış, Allah ve 6nun Peygamberini her ikisine tercih etmiş kişidir».[1][1]</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Genç Said İbnu Amir, Hz. Evluhammed'in (s.a.v.) Kureyş tarafından yakalanan sahâbisi Hubeyb İbnu Adiyy'in öldürüldüğünü görmek için Kureyş ileri gelenlerinin davetiyle Mekke'nin dışındaki Tenîm'e çıkan binlerce kişiden birisiydi.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Genç oluşu ona; başkaların! kenara iterek Ebu Sufyan İbnu Harb, Safvan İbnu Umeyye ve merasimlerde ön sıralarda yeralması gereken başka kimseler gibi Kureyş büyükleriyle yanyana durma imkânını verdi, </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Bu.Saİd'e Hubeyb'in şahsında Hz. Muhammed'den (s.a.v.) intikam almak ve onu öldürmekle Bedir'deki ölülerinin öcünü almak için, kadın, çocuk ve gençlerin zincire vurulu olarak ölüm alanına götürdükleri Kureyş'in esirini görme imkânını da vermişti..</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Bu insan yığını, öldürmek için hazırladıkları yere esiri getirdiklerinde, genç Said İbnu Amir uzun boyuyla Hubeyb'e yaklaşıp darağa-cının önünde durdu. Kadın ve çocuk çığlıkları arasında onun şöyle dediğini duydu:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— N'olur, bırakın da ölmeden önce iki rek'ât namaz kılayım». Ve onlar isteğini yerine getirdiler...</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Sonra onun Kabe'ye yöneiip iki rek'ât namaz kılışını seyretti. Daha sonra onun Kureyş ileri gelenlerine yaklaşıp:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Vallahi, eğer ölümden korktuğum için namazı uzatmış olduğumu düşünmeseydiniz, daha fazla namaz kılmak isterdim», dediğini duydu.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Böylece o, kendi halkının Hubeyb'i diri diri fırçaladıklarını bizzat gözleriyle görmüştü. Kavmi, Hubeyb'in vücudunu parçalarken şöyle diyordu:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Kendin kurtulup Muhammed'In (s.a.v.) senin yerinde olmasını ister misin?» O da kanlar içinde:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>—Vallahi, Muhammed'e [s.a.v.) bir diken batırılması karşılığında kurtulmayı ve çoluk çocuğumun arasında rahat olmayı istemem», diye cevap veriyordu.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Onun bu cevabı üzerine, halkın elleri havaya kalkar: </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Öldürün onu!.. Öldürün onu!..» sesleri yükselir.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Saîd İbnu Amir- Hubeyb'in darağacından gözünü semâya dikerek şöyle dediğini de, duymuştu:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Allah'ım! Onları unutma, onları yok et ve hiçbirini sağ bırakma». </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Böylece o, yağdırılan mızrak ve savrulan kılıç darbeleri arasında son nefesini verdi.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Kureyş Mekke'ye döndü. Günlük problemleri ve sıkıntıları arasında Hubeyb'i ve onun öldürülüşünü çabucak unuttu. Fakat Hubeyb, genç Saîd'in hatırından bir an bile çıkmadı. Uyuduğunda rüyasında, uyanıkken hayalinde onu görüyordu. O, darağacının önünde iki rek'ât namazını kılıyordu. Onun Kureyş'e ettiği beddua kulaklarımda çınlıyordu. O yüzden, kendisine bir yıldırım çarpmasından veya üzerine gökten bir taş düşmesinden korkuyordu.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Hubeyb, Saîd'e daha önce bilmediği birçok şeyi öğretmişti : Gerçek hayatın bir inanç ve ölünceye kadar bu inanç uğrunda bir mücâdele olduğunu öğretmişti.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Yine ona köklü bir imanın olmazları olur hale getirdiğini öğretmişti.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Ona başka birşeyi daha öğretmişti: Arkadaşlarının tam desteğine sahip tek kişi kendisine yücelerden vahiy eden Hz. Peygamber (s.a.v.) dir.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>İşte böylece, Allah, Saîd Ibnu Amir'in göğsünü İslâm'a açtı. Herkesin içinde kalkıp Kureyş'in işlediği günahlardan uzak kaldığını, onların putlarını kaldırıp attığını ve Allah'ın dinine girdiğini açıkladı.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Saîd İbnu Amir Medine'ye hicret etti. Hayber ve ondan sonralJ savaşlarda Rasûlüllah'la (s.a.v.) beraber oldu.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Rasûlüllah'ın (s.a.v.) vefatından sonra Saîd, Halife Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'in ellerinde, kınından sıyrılmış bir kılıç oldu ve dünya karşılığında ahireti satın alan, Allah'ın rızasını, onun vereceği sevabı nefsin diğer isteklerine ve bedenin arzularına tercih eden mü'minlş-rin biricik ve tek örneği olarak yaşadı.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Rasûlüllah'ın (a.s.v.) bu iki halifesi, Saîd İbnu Amir'in doğruluğunu ve dindarlığını bilirler, onun nasihat ve sözlerini dikkate alırlardı. Halife olduğunda Ömer İbnu'l-Hatîab'm yanına girip şöyle demişti^:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Ey Ömer! Halkın işlerini yaparken Allah'tan korkmanı, Allah'ın emirlerini yerine getirirken insanlardan korkmamanı ve sözünün fiiline aykırı olmamasını tavsiye ederim. Sözün en hayırlısı, fiilin doğruladığıdır.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Ey Ömer! Uzak yakın işlerini üzerine aldığın müslümanfarla îlçi-len. Kendin ve ailen için istediğini onlar için de iste. Kendin ve ailen için istemediğini onlar için de İsteme. Hakkı elde edinceye kadar zorluklara göğüs ger. Allah'ın emirlerini yaparken hiçbir dedikodudan ve kınamadan korkma».</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Ömer :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Buna kimin gücü yeter- ya Saîd?» dedi. Saîd :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>—. Allah'ın, Muhammed (s.a.v.) ümmetinin başına getirdiği</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>kendisiyle Allah arasında hiç kimse olmayan senin gibi birinin buıjıa gücü yeter».</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Bir ara, Hz. Ömer, Saîd'i kendisine yardımcı olmaya çağırarak dedi ki :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Saîd! Biz seni Humus'a vali tayin etmek istiyoruz». Saîd :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Ömer! Allah rızası için, bunu benim başıma belâ etmemeni istiyorum» dedi. Hz. Ömer'in canı sıkıldı ve : </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Yazıklar olsun size! Bu işi (hilâfeti) benim boynuma geçiliyorsunuz, sonra da beni yalnız bırakıyorsunuz. Vallahi seni bırakmarh» dedi. Ve onu Humus'a vali olarak tayin etti. Hz. Ömer :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Sana biraz aylık bağlayayrm mı?» dedi. Saîd: </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>—. Ben onu ne yapacağım! Bana gelenler zaten İhtiyacımdan fazladır» deyip Humus'a gitti.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Bir müddet sonra, Emîr-ül Mü'minîn'e, Humus halkından güvendiği bazı kişiler geldi. Hz. Ömer onlara ; </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«Bana fakirlerinizin isimlerini yazın da ihtiyâçlarını karşılayayım» dedi. Bir mektup gönderdiler. İçinde : Falanca, falanca ve Saîd İbni Amir» yazılıydı. Ömer: </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«Saîd İbni Amir kimdir?» dedi. Onlar: </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«Vaîimizdir» dediler. Hz. Ömer:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«Valiniz fakir mi? » dedi. Onlar: </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«Evet, vallahi o, uzun günlerini evinde hiç ateş yakmadan geçirir. «Hz. Ömer, gözyaşları sakalını islatincaya kadar ağladı. Sonra, ona bin dinar göndermeye karar verdi. Dinarları bir torbaya koydu ve onlara şöyle dedi :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Ona, benden selâm söyleyiniz. Emir-ül Mü'minin. şenin İhtij yâçların için şu parayı gönderdi deyiniz».</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Saîd'e para torbasını getirdiler. Torbanın içine baktı. Bir de ne göı sün dinarlar! Paralan kendisinden uzaklaştırmaya ve :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— İnnâ lillâhî ve innâ ileyhi râcı'ûn (Biz Allah'a aidiz ve elbette ona döneceğiz», demeye başladı. Sanki başına bîr felâket gelmiş veya önemli bir mes'eleyle karşılaşmıştı. Çünkü bu âyet, başa gelen bir musibet anında söylenir. Karısı merakla koşup geldi :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Ne oluyor sana, Saîd! Yoksa Emîr-ül-Mü'minin mi öldü?</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>_Tam tersi, ondan daha büyüğü!</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Müslümanların başına bir iş mi geldi?» </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Yoo, ondan daha büyüğü».</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Neymiş ondan büyüğü?»</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Dünya, âhiretimi bozmak için, benim evime girdi. Fitne be-evime yerleşti».</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>- Öyleyse ondan kurtulmaya bak». — Dinarlardan haberi yoktu —</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Bana bu konuda yardım eder misin?»</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>- Evet».</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Saîd dinarları alıp torbalara koydu ve müslümanların fakirlerine ti.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Kısa bir müddet sonra, Hz. Ömer incelemelerde bulunmak üzere Şam diyarına gitti. Humus'a geldiğinde, halk — valileri şikâyetleri sebebiyle Humus'a "Küçük Küfe" denilird</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Ona «hoş geldin» demeye gitti. Ömer dedi ki : «Valinizi nasıl buluyorsunuz?» Ömer'e valiyi şikâyet edip, birbirinden büyük dört hareketini söylediler.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Hz. Ömer bizzat kendisi anlatmaktadır:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«Saîd'le şikâyetçileri bir araya getirdim ve Allah'a onun hakkında düşüncelerimde yanılmadığımı göstermesi için duâ ettim. Günkü ona büyük güvenim vardı. Hepsi bir aradayken dedim ki :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Valinizden şikâyetiniz nedir?» Onlar:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Gün yükselinceye kadar bizim yanımıza çıkmaz» dediler.. ta</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«—Bu konuda ne diyorsun Saîd» dedim. Biraz sustuktan sot şöyle konuştu :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Vallahi, bunu söylemek istemiyordum. Fakat şimdi mutlaka söylemem gerekiyor. Benim ailemin hizmetçisi yok. Her sabah ben kalkıp, onlara hamur yoğuruyorum. Mayalanmcaya kadar biraz oyalanıyorum. Sonra ekmek yapıyorum. Sonra da abdest alıp halkın arasına çıkıyorum».</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Ömer anlatmaya devam etmektedir: </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Onlara sordum : </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Bundan başka şikâyetiniz nedir?» Dediler ki : </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Geceleyin hiç birimizin işini görmez». </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Bu konuda ne dersin Saîd?» dedim. </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>— Vallahi, bunu da açıklamak istemiyordum. Ben, gündüzü onların işlerine, geceyi de Aziz ve Celîl olan Allah'a ibadete ayırdım» dedi.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«—- Başka şikâyetiniz nedir?» dedim.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Ayda bir gün bizim aramıza çıkmaz» dediler.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Bu nedir Saîd?» dedim.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Ey Mü'minlerin Emîri! Benim hizmetçim yok, üzerimdekînden başka elbisem de yok. Ayda bîr defa, elbisemi yıkarım ve kuruyuncaya kadar beklerim. Akşama doğru onların arasına çıkarım». Sonra yine sordum : </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«—Daha başka şikâyetiniz nedir?» dedim. Dediler k! :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Bazan şuurunu kaybeder ve yanındaki kimselerden haberi olmaz».</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Bu nedir Saîd?» dedim. O da şöyle cevap verdi:</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Ben müşrikken, Hubeyb İbnu Adiyy'in şehîd edilişine şâhid</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>oldum. Kureyşiilerin, onun vücûdunu paramparça ettiklerini gördüm.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Şehîd edilmeden önce. ona şöyle sormuşlardı :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong><— Muhammed'in (s.a.v.) senin yerinde olmasını İster misin?» O da şöyle cevap vermişti :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Vallahi, Muhammed'e [s.a.v.) bir diken batması karşılığında, ailem ve çocuğumla birlikte rahat olmayı istemem...» O güne ait hatırladığım şeyler, Allah'a inanmayan bir müşrik olarak Hubeyb'e o durumda yardım edememem sebepleriyle Allah'ın beni hiç bir zaman af-fetmiyeceği düşüncesine kapıldım. İşte ben bu yüzden ara sıra şuurumu kaybediyorum», dedi. Bunun üzerine, Hz. Ömer şöyle dedi :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Onun hakkındaki görüşlerimde beni yanıltmayan Allah'a hamd olsun». Sonra ona ihtiyâçlarına harcaması için bin dinar gönderdi.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Karısı bin dinarı görünce ona dedi ki :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«—Yaptığın hizmetten dolayı, bizi zenginleştiren Allah'a hamdoi-. Kendimize biraz yiyecek satın al. Bir de hizmetçi tut».</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Kocası da ona :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Sana bundan daha iyisini söyleyeyim mî?» dedi. Karısı : «— O nedir?» dedi, O :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Biz bunları, en çok muhtaç olacağımız anda (Kıyamette) bize verilmek üzere, şimdi bizden daha muhtaç olanlara verelim», dedi. Karısı :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— O nasıl oluyor?» dedi. O da :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Onları Allah'a güzel bir ödünç olarak veririz», dedi. Karısı :</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«— Tamam, Allah sana bunun mükâfatını versin», dedi. Oturdukları yerden kalkınca hemen, dinarları keselere koydu. Ailesinden birine şöyle dedi : Bunları falancanın dullarına, falancanın yetimlerine, falancanın yoksullarına ve falanca ailenin muhtaçlarına götür.»</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Allah, Saîd İbnu Amir'den razı olsun. O, kendileri fakir olsalar bile başkalarını nefislerine tercih eden kimselerdendi.[2][2] </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>[1][1] Tarihçiler</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>[2][2] Saîd İbn Amir el-Cumahî hakkında geniş bilgi için aşağıdaki eserlere bakınız</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>1- Tehzîbu't-tehzîb, İV/51. </strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>2- İbn Asakir, VI/145-147.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>3- Sıfetu's-safve, 1/273.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>4- Hılyetu'l-evliya, 1/244.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>5- Tarihu'l-İslâm, 11/35.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>6- El-İsabe, IH/326.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>7- Nesebu Kureyş, s. 399.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Dr. Abdurrahman Re’fet el-Bâşâ, Sahabe Hayatından Tablolar, Uysal Kitabevi: 1/9-15.</strong></em></span></span></p><p><span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong></em></span></span></p><p> <span style="color: blue"><span style="font-size: 15px"><em><strong></strong> </em> </span> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="KaSýRgA, post: 35900, member: 1555"] [color=blue][size=4][i][b]İNŞALLAH BU BÖLÜMDE PAYLAŞIMLARIMIZ DEVAM EDER ÜMİDİ İLE KONUYU ACTIM....İLK ÖRNEK TABLODA BİZDEN OLSUN SAID İBNU AMİR EL-CUMAHİ Said İbnu Amir el-Cumahî, dünya karşılığında Ahireîi satın almış, Allah ve 6nun Peygamberini her ikisine tercih etmiş kişidir».[1][1] Genç Said İbnu Amir, Hz. Evluhammed'in (s.a.v.) Kureyş tarafından yakalanan sahâbisi Hubeyb İbnu Adiyy'in öldürüldüğünü görmek için Kureyş ileri gelenlerinin davetiyle Mekke'nin dışındaki Tenîm'e çıkan binlerce kişiden birisiydi. Genç oluşu ona; başkaların! kenara iterek Ebu Sufyan İbnu Harb, Safvan İbnu Umeyye ve merasimlerde ön sıralarda yeralması gereken başka kimseler gibi Kureyş büyükleriyle yanyana durma imkânını verdi, Bu.Saİd'e Hubeyb'in şahsında Hz. Muhammed'den (s.a.v.) intikam almak ve onu öldürmekle Bedir'deki ölülerinin öcünü almak için, kadın, çocuk ve gençlerin zincire vurulu olarak ölüm alanına götürdükleri Kureyş'in esirini görme imkânını da vermişti.. Bu insan yığını, öldürmek için hazırladıkları yere esiri getirdiklerinde, genç Said İbnu Amir uzun boyuyla Hubeyb'e yaklaşıp darağa-cının önünde durdu. Kadın ve çocuk çığlıkları arasında onun şöyle dediğini duydu: — N'olur, bırakın da ölmeden önce iki rek'ât namaz kılayım». Ve onlar isteğini yerine getirdiler... Sonra onun Kabe'ye yöneiip iki rek'ât namaz kılışını seyretti. Daha sonra onun Kureyş ileri gelenlerine yaklaşıp: — Vallahi, eğer ölümden korktuğum için namazı uzatmış olduğumu düşünmeseydiniz, daha fazla namaz kılmak isterdim», dediğini duydu. Böylece o, kendi halkının Hubeyb'i diri diri fırçaladıklarını bizzat gözleriyle görmüştü. Kavmi, Hubeyb'in vücudunu parçalarken şöyle diyordu: — Kendin kurtulup Muhammed'In (s.a.v.) senin yerinde olmasını ister misin?» O da kanlar içinde: —Vallahi, Muhammed'e [s.a.v.) bir diken batırılması karşılığında kurtulmayı ve çoluk çocuğumun arasında rahat olmayı istemem», diye cevap veriyordu. Onun bu cevabı üzerine, halkın elleri havaya kalkar: — Öldürün onu!.. Öldürün onu!..» sesleri yükselir. Saîd İbnu Amir- Hubeyb'in darağacından gözünü semâya dikerek şöyle dediğini de, duymuştu: — Allah'ım! Onları unutma, onları yok et ve hiçbirini sağ bırakma». Böylece o, yağdırılan mızrak ve savrulan kılıç darbeleri arasında son nefesini verdi. Kureyş Mekke'ye döndü. Günlük problemleri ve sıkıntıları arasında Hubeyb'i ve onun öldürülüşünü çabucak unuttu. Fakat Hubeyb, genç Saîd'in hatırından bir an bile çıkmadı. Uyuduğunda rüyasında, uyanıkken hayalinde onu görüyordu. O, darağacının önünde iki rek'ât namazını kılıyordu. Onun Kureyş'e ettiği beddua kulaklarımda çınlıyordu. O yüzden, kendisine bir yıldırım çarpmasından veya üzerine gökten bir taş düşmesinden korkuyordu. Hubeyb, Saîd'e daha önce bilmediği birçok şeyi öğretmişti : Gerçek hayatın bir inanç ve ölünceye kadar bu inanç uğrunda bir mücâdele olduğunu öğretmişti. Yine ona köklü bir imanın olmazları olur hale getirdiğini öğretmişti. Ona başka birşeyi daha öğretmişti: Arkadaşlarının tam desteğine sahip tek kişi kendisine yücelerden vahiy eden Hz. Peygamber (s.a.v.) dir. İşte böylece, Allah, Saîd Ibnu Amir'in göğsünü İslâm'a açtı. Herkesin içinde kalkıp Kureyş'in işlediği günahlardan uzak kaldığını, onların putlarını kaldırıp attığını ve Allah'ın dinine girdiğini açıkladı. Saîd İbnu Amir Medine'ye hicret etti. Hayber ve ondan sonralJ savaşlarda Rasûlüllah'la (s.a.v.) beraber oldu. Rasûlüllah'ın (s.a.v.) vefatından sonra Saîd, Halife Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'in ellerinde, kınından sıyrılmış bir kılıç oldu ve dünya karşılığında ahireti satın alan, Allah'ın rızasını, onun vereceği sevabı nefsin diğer isteklerine ve bedenin arzularına tercih eden mü'minlş-rin biricik ve tek örneği olarak yaşadı. Rasûlüllah'ın (a.s.v.) bu iki halifesi, Saîd İbnu Amir'in doğruluğunu ve dindarlığını bilirler, onun nasihat ve sözlerini dikkate alırlardı. Halife olduğunda Ömer İbnu'l-Hatîab'm yanına girip şöyle demişti^: — Ey Ömer! Halkın işlerini yaparken Allah'tan korkmanı, Allah'ın emirlerini yerine getirirken insanlardan korkmamanı ve sözünün fiiline aykırı olmamasını tavsiye ederim. Sözün en hayırlısı, fiilin doğruladığıdır. Ey Ömer! Uzak yakın işlerini üzerine aldığın müslümanfarla îlçi-len. Kendin ve ailen için istediğini onlar için de iste. Kendin ve ailen için istemediğini onlar için de İsteme. Hakkı elde edinceye kadar zorluklara göğüs ger. Allah'ın emirlerini yaparken hiçbir dedikodudan ve kınamadan korkma». Ömer : — Buna kimin gücü yeter- ya Saîd?» dedi. Saîd : —. Allah'ın, Muhammed (s.a.v.) ümmetinin başına getirdiği kendisiyle Allah arasında hiç kimse olmayan senin gibi birinin buıjıa gücü yeter». Bir ara, Hz. Ömer, Saîd'i kendisine yardımcı olmaya çağırarak dedi ki : — Saîd! Biz seni Humus'a vali tayin etmek istiyoruz». Saîd : — Ömer! Allah rızası için, bunu benim başıma belâ etmemeni istiyorum» dedi. Hz. Ömer'in canı sıkıldı ve : — Yazıklar olsun size! Bu işi (hilâfeti) benim boynuma geçiliyorsunuz, sonra da beni yalnız bırakıyorsunuz. Vallahi seni bırakmarh» dedi. Ve onu Humus'a vali olarak tayin etti. Hz. Ömer : — Sana biraz aylık bağlayayrm mı?» dedi. Saîd: —. Ben onu ne yapacağım! Bana gelenler zaten İhtiyacımdan fazladır» deyip Humus'a gitti. Bir müddet sonra, Emîr-ül Mü'minîn'e, Humus halkından güvendiği bazı kişiler geldi. Hz. Ömer onlara ; «Bana fakirlerinizin isimlerini yazın da ihtiyâçlarını karşılayayım» dedi. Bir mektup gönderdiler. İçinde : Falanca, falanca ve Saîd İbni Amir» yazılıydı. Ömer: «Saîd İbni Amir kimdir?» dedi. Onlar: «Vaîimizdir» dediler. Hz. Ömer: «Valiniz fakir mi? » dedi. Onlar: «Evet, vallahi o, uzun günlerini evinde hiç ateş yakmadan geçirir. «Hz. Ömer, gözyaşları sakalını islatincaya kadar ağladı. Sonra, ona bin dinar göndermeye karar verdi. Dinarları bir torbaya koydu ve onlara şöyle dedi : «— Ona, benden selâm söyleyiniz. Emir-ül Mü'minin. şenin İhtij yâçların için şu parayı gönderdi deyiniz». Saîd'e para torbasını getirdiler. Torbanın içine baktı. Bir de ne göı sün dinarlar! Paralan kendisinden uzaklaştırmaya ve : «— İnnâ lillâhî ve innâ ileyhi râcı'ûn (Biz Allah'a aidiz ve elbette ona döneceğiz», demeye başladı. Sanki başına bîr felâket gelmiş veya önemli bir mes'eleyle karşılaşmıştı. Çünkü bu âyet, başa gelen bir musibet anında söylenir. Karısı merakla koşup geldi : «— Ne oluyor sana, Saîd! Yoksa Emîr-ül-Mü'minin mi öldü? _Tam tersi, ondan daha büyüğü! — Müslümanların başına bir iş mi geldi?» — Yoo, ondan daha büyüğü». — Neymiş ondan büyüğü?» — Dünya, âhiretimi bozmak için, benim evime girdi. Fitne be-evime yerleşti». - Öyleyse ondan kurtulmaya bak». — Dinarlardan haberi yoktu — «— Bana bu konuda yardım eder misin?» - Evet». Saîd dinarları alıp torbalara koydu ve müslümanların fakirlerine ti. Kısa bir müddet sonra, Hz. Ömer incelemelerde bulunmak üzere Şam diyarına gitti. Humus'a geldiğinde, halk — valileri şikâyetleri sebebiyle Humus'a "Küçük Küfe" denilird — Ona «hoş geldin» demeye gitti. Ömer dedi ki : «Valinizi nasıl buluyorsunuz?» Ömer'e valiyi şikâyet edip, birbirinden büyük dört hareketini söylediler. Hz. Ömer bizzat kendisi anlatmaktadır: «Saîd'le şikâyetçileri bir araya getirdim ve Allah'a onun hakkında düşüncelerimde yanılmadığımı göstermesi için duâ ettim. Günkü ona büyük güvenim vardı. Hepsi bir aradayken dedim ki : «— Valinizden şikâyetiniz nedir?» Onlar: «— Gün yükselinceye kadar bizim yanımıza çıkmaz» dediler.. ta «—Bu konuda ne diyorsun Saîd» dedim. Biraz sustuktan sot şöyle konuştu : «— Vallahi, bunu söylemek istemiyordum. Fakat şimdi mutlaka söylemem gerekiyor. Benim ailemin hizmetçisi yok. Her sabah ben kalkıp, onlara hamur yoğuruyorum. Mayalanmcaya kadar biraz oyalanıyorum. Sonra ekmek yapıyorum. Sonra da abdest alıp halkın arasına çıkıyorum». Ömer anlatmaya devam etmektedir: Onlara sordum : «— Bundan başka şikâyetiniz nedir?» Dediler ki : «— Geceleyin hiç birimizin işini görmez». «— Bu konuda ne dersin Saîd?» dedim. — Vallahi, bunu da açıklamak istemiyordum. Ben, gündüzü onların işlerine, geceyi de Aziz ve Celîl olan Allah'a ibadete ayırdım» dedi. «—- Başka şikâyetiniz nedir?» dedim. «— Ayda bir gün bizim aramıza çıkmaz» dediler. «— Bu nedir Saîd?» dedim. «— Ey Mü'minlerin Emîri! Benim hizmetçim yok, üzerimdekînden başka elbisem de yok. Ayda bîr defa, elbisemi yıkarım ve kuruyuncaya kadar beklerim. Akşama doğru onların arasına çıkarım». Sonra yine sordum : «—Daha başka şikâyetiniz nedir?» dedim. Dediler k! : «— Bazan şuurunu kaybeder ve yanındaki kimselerden haberi olmaz». «— Bu nedir Saîd?» dedim. O da şöyle cevap verdi: «— Ben müşrikken, Hubeyb İbnu Adiyy'in şehîd edilişine şâhid oldum. Kureyşiilerin, onun vücûdunu paramparça ettiklerini gördüm. Şehîd edilmeden önce. ona şöyle sormuşlardı : <— Muhammed'in (s.a.v.) senin yerinde olmasını İster misin?» O da şöyle cevap vermişti : «— Vallahi, Muhammed'e [s.a.v.) bir diken batması karşılığında, ailem ve çocuğumla birlikte rahat olmayı istemem...» O güne ait hatırladığım şeyler, Allah'a inanmayan bir müşrik olarak Hubeyb'e o durumda yardım edememem sebepleriyle Allah'ın beni hiç bir zaman af-fetmiyeceği düşüncesine kapıldım. İşte ben bu yüzden ara sıra şuurumu kaybediyorum», dedi. Bunun üzerine, Hz. Ömer şöyle dedi : «— Onun hakkındaki görüşlerimde beni yanıltmayan Allah'a hamd olsun». Sonra ona ihtiyâçlarına harcaması için bin dinar gönderdi. Karısı bin dinarı görünce ona dedi ki : «—Yaptığın hizmetten dolayı, bizi zenginleştiren Allah'a hamdoi-. Kendimize biraz yiyecek satın al. Bir de hizmetçi tut». Kocası da ona : «— Sana bundan daha iyisini söyleyeyim mî?» dedi. Karısı : «— O nedir?» dedi, O : «— Biz bunları, en çok muhtaç olacağımız anda (Kıyamette) bize verilmek üzere, şimdi bizden daha muhtaç olanlara verelim», dedi. Karısı : «— O nasıl oluyor?» dedi. O da : «— Onları Allah'a güzel bir ödünç olarak veririz», dedi. Karısı : «— Tamam, Allah sana bunun mükâfatını versin», dedi. Oturdukları yerden kalkınca hemen, dinarları keselere koydu. Ailesinden birine şöyle dedi : Bunları falancanın dullarına, falancanın yetimlerine, falancanın yoksullarına ve falanca ailenin muhtaçlarına götür.» Allah, Saîd İbnu Amir'den razı olsun. O, kendileri fakir olsalar bile başkalarını nefislerine tercih eden kimselerdendi.[2][2] [1][1] Tarihçiler [2][2] Saîd İbn Amir el-Cumahî hakkında geniş bilgi için aşağıdaki eserlere bakınız 1- Tehzîbu't-tehzîb, İV/51. 2- İbn Asakir, VI/145-147. 3- Sıfetu's-safve, 1/273. 4- Hılyetu'l-evliya, 1/244. 5- Tarihu'l-İslâm, 11/35. 6- El-İsabe, IH/326. 7- Nesebu Kureyş, s. 399. Dr. Abdurrahman Re’fet el-Bâşâ, Sahabe Hayatından Tablolar, Uysal Kitabevi: 1/9-15. [/b] [/i] [/size] [/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
SAHABELERİN HAYATLARINDAN TABLOLAR....
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst